Karadeniz’de sular ısınıyor

Esra Barık’ın röportajı için tıklayınız...

Karadeniz’de sular ısınıyor

Esra Barık’ın röportajı için tıklayınız...

30 Kasım 2018 Cuma 18:55
87 Okunma
Karadeniz’de sular ısınıyor

Soğuk savaş sonrası dönemin en ciddi gerilimlerinin başına geliyor Rusya & Ukrayna krizi..

RÖPORTAJ: ESRA BARIK

Geçtiğimiz günlerde Kerch Boğazı’nda Rusya’nın Ukrayna donanmasına ait gemilere el koymasının ardından da gerilim iyice arttı, iki ülke de birbirini provokasyon yapmakla suçluyor , son yıllarda ilk kez ordular aleni şekilde karşı karşıya gelmiş durumda. Ukrayna  Devlet Başkanı Poroşenko yaşanan kriz sonrası sıkıyönetim ilan edilmesini öngören kararnameyi imzaladı. Bu kararı mantıklı ve önleyici görenler de var sıkıyönetim gerektirecek hayati bir durumun olmadığını bunu tamamen Poroşenko’nun Mart ayında yapılacak olan seçimleri ertelemek etkilemek lehine çevirmek için bilinçli organize ettiğini düşünenler de..

Zira Kırım’ın ilhak edildiği 2014’te ve 2015’te direnişin zirve yaptığı şiddetli çatışmaların yaşandığı dönem sıkıyönetim ilan edilmeliydi edilecekseydi görüşünde uzmanlar.

Moskova ile Kiev arasındaki anlaşma gereği Kerch Boğazı ile Azak denizi ortak deniz suları, diğer taraftan Nato ve AB’den Rusya’ya Kerch Boğazı’nı açması ve itidalli davranması çağrısı yapılıyor. Peki iki kardeş ülkeyi krizin eşiğine getiren süreçte neler yaşandı, taraflar ne diyor, yaşanan bu gerginlik nelere gebe bölgesel ve küresel anlamda etkileri olası sonuçları ne olur uzman konuğumuz Prof. Dr. İlyas Topsakal ile konuştuk..

Kırım’ın ilhakından bu yana Rusya & Ukrayna ilişkileri oldukça gergin, çatışmalarda neredeyse 10 binden fazla kişi yaşamını yitirdi, son yaşanan krizle birlikte de sular iyice ısındı desek yanlış olmaz sanırım, Ukrayna Azak Denizi’nde limanlar üstündeki kısıtlamaların ekonomisine zarar verdiğini söylüyor, Rusya ise karşı tarafı planlanmış bir provokasyon yapmakla suçluyor. Öncelikle gelinen bu süreçte meseleyi siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ukrayna-Rusya politik krizi son yılın meselesi değil elbette; daha 1989 yılından itibaren Ukrayna’nın Sovyet bloğundan kopup bağımsız olmak istemesi dolayısıyla yavaş yavaş NATO ve AB bloğuna yakınlaşması meselesidir. Bu aslında Doğu Avrupa’da AB’yi dolayısıyla NATO’yu Rusya karşısında tarihinde hiç olmadığı kadar avantajlı hale getirir. Bu avantaj hem ekonomik hem de siyasal alanı kapsar. Ukrayna ve Rusya’nın dünyaya açıldığı kapı olan Azak denizi ekonomik olarak Rusya’dan daha çok Ukrayna’yı ilgilendiriyor, zira lojistiğini buna göre kuran bir ülke olarak karşımızda durur Ukrayna… ancak Rusya’da derinliğine düşünülürse güney ticaretini sadece bu kapıya yönlendirmiş bir ülkedir; Karadeniz’de bir çok alternatif liman olsa da özellikle korunaklılığı bakımından hiç biri Azak denizi limanlarının yerine geçemez. Dolayısıyla ekonomik ve askeri harekât anlamında özellikle deniz kuvvetleri açısından her iki ülkenin vazgeçemeyeceği limanlardan bahsediyoruz Azak deyince… Ukrayna’nın gelecek seçimleri karşıtlık üzerine oturtmak için provokasyon yapma olasılığı elbette göz ardı edilemez ama tarihi olarak vazgeçilemeyecek stratejik öneme sahip alanın her an provokasyona açık olduğu da bilinmelidir.

Mart’ta yeniden seçilemeyeceği gözüyle bakılan Poroşenko’nun iç politika ve dengeler açısından krizi fırsata çevirme çabası içinde olduğu fikrine katılır mısınız, zira bu gerilimin Rusya’nın çıkarına olmadığını söylemek mümkün?

Gerilimin sadece Ukrana’yı siyasal anlamda zinde tuttuğu ve iç politikada Praşenkoya avantaj sağaldığı fikri ne kadara doğru ise; aynı durumun Rusya’daki dengelere etki ettiği de düşünülmeli. Her geçen artan Başkan Putin’in güveninirliği bu olayla yeniden artışa geçebilir, öyle de oluyor. Rusya’ya karşı her harekette bu ister siyasal isterse başka alanda olsun Putin’in karşı hamlesi çok sert ve Rus iç politik unsurları açısından olumlu görünüyor.

Diğer yandan Azak krizinin Türk Akım Projesi’ne bir cevap niteliği taşıdığı görüşünü ileri sürenler de var, krizin Rusya’nın bir başka enerji projesi olan Kuzey Akım’ın hayata geçmesini zorlaştıracağını da aynı şekilde.. Meseleyi bu bağlamda ele alabilir miyiz?

Evet Ukray’na ve dolayısıyla AB Ukrayna üzerinden enerji alımına alternatif olan Türk Akım’dan rahatsızlar ve bu rahatsızlıklarını her platformda dile getiriyorlar. Rusya’nın güneyde Ukrayna’ya alternatif bir çeşitlenme istemiyorlar. Ancak hem Rusya hem de Türkiye bu konuda son 20 yıldır alternatif modeller üretti ve bunu Türk akım adıyla projelendirdiler ve güneyde alternatif bir enerji hattı inşayı bitirmeye yakınlar. Bu rada Almanya’nın da rolünü göz ardı etmemek gerekli, güneydeki hattın çok güçlenmesi Avru’yı Türkiye’ye ve Rusya’ya daha derinden bağlar.

2014’ten bu yana bölgede uluslar arası hukuk rafa kaldırılmış durumda diyebiliriz, bu anlamda Kiev yönetimi karar alma cesareti gösterse de Moskova’nın kaba gücüne karşı direnecek pozisyonda olmadığından Batı’dan destek bekliyor. Bölgedeki  krizin seyrini  Batı, özellikle de NATO’nun tavrı belirleyecek diyebilir miyiz?

Bu soru biraz taraflı diye düşündüm; Türkiye ve Türkiye’deki stratejistler, özellikle Rusya ve Ukrayna meselesine sadece kendi gözleriyle bakmalı, evet AB ve NATO’nun ve dolayısıyla ABD’nin Rusya’ya karşı bir stratejik duruşu vardır, ancak bu Türkiye’yi milli çıkarları açısından ilgilendirir. Eğer bizim çıkarımız bu blokla örtüşürse ortak tavır alınabilir. Yok Rusya ile örtüşüyorsa o zaman bu soruya nasıl cevap vereceksiniz. İki ülkenin politik krizi bizi etkiliyor ancak bu etki sadece Ukrayna açısından değerlendirilmemeli; Rusya ve Türkiye’nin ileride uygulayacağı projeler açısından da yorumlanmalı. Türkiye’nin Kafkaslardaki kırmızı çizgisi ve tarihi ilişkileri de göz önünde bulundurulmalı.

NATO demişken, sıkıyönetim kararıyla birlikte Ukrayna  NATO  üyeliğini güvenlikleştirme amacıyla hareket ediyor, üyelik konusunu ‘güvenlik’ meselesi haline dönüştürmeyi amaçlıyor gibi biraz da aslında, ne dersiniz?

Evet bu konuda ben de aynı düşünüyorum; NATO’nun güvenlik konseptine ihtiyaç duyuyor ve hareket noktası burada. Ancak unutulmamalı ki 2013’ten günümüze Rusya’nın güvenlik konsepti de NATO’ya göre şekilleniyor. Yani bu doğrudan çatışma alnı olma anlamına gelir.

Gerilimin ardından ABD , AB ve Ankara’dan gelen açıklamalar var, büyük resme bakıldığında kriz en çok kimin işine yarıyor? Ve Ankara ne gibi bir arabulucuk üstlenebilir bu süreçte? Eğer birkaç gün içinde olaylar durulmazsa, G20 zirvesinde gerçekleşmesi öngörülen Trump & Putin görüşmesi ne yönde etkilenir?

Trump’ın bu gelişme üzerine Putin’le görüşmesini iptal ettiği haberi sosyal medyadan duyuruldu. İlk etkisini hemen gördük. Demek ki Ukrayna meselesi aslında benin yıllardır ifade ettiğim gibi bugün batıyla Rusya arasındaki en önemli mesele ve düğüm Kafkas ve Hazarın etrafında şekilleniyor. Yani Doğu Akdeniz ve Suriye Rusya için daha öte ve ikincil bir alan bu artık anlaşılmalı. Türkiyr bu konuda asla taraf olamdı ve bence de olmamalı çünkü hem batı hem de rusya ile ilişkilerini dengede tutacak bir lana ihtiyaç var. Evet arabulucu da olabilir. Ancak krizin derin ve çok sıcak olduğu hep hatırlanmalı. 

Son olarak krizin, bölgesel ve küresel anlamda etkileri orta ve uzun vadede olası sonuçları ne olur?

Bu kriz ilk değil bu alan için son da olmayacak, ancak şu an dünyadaki en önemli çatışma alanını doğu Avrupa olduğu unutulmamalı, bunu anlamanın en basit yöntemi en modern silah sistemlerinin konuşlandığı aklanı tespitten geçer. Burada önemli olan çok hassa olan bu noktaya derin analizleri yapabilecek uzman kadroyla bakabilmektir. 

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 30.11.2018 19:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.