Türkistan’ın istiklali için mücadele vermiş ve bu uğurda şehit düşmüş kahraman Osman Batur’un vefatının 66. Yılı dolayısıyla geçtiğimiz cumartesi günü Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı ve Kazak Türkleri Eğitim ve Yardımlaşma Derneği’nin işbirliğinde gerçekleştirilen “Şehadetinin 66. Yılında Osman Batur” başlıklı konferans ile anıldı. 

Katılımın yoğun olduğu organizasyonda MSGSÜ Tarih Bölümü kurucusu Sayın Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu, gazeteci-yazar Sayın Hızırbek Gayretullah ve Kırklareli Öğretim Üyesi Sayın Yrd. Doç. Dr. İbrahim Kalkan birer konuşma yaptılar. Kazakistan İstanbul Başkonsolosu Sayın Yerkebulan Sapıyev ve Osman Batur’un yaşayan torunlarından Sayın Bülbül Avdkyerim’in de bizzat teşrif ettikleri toplantı Osman Batur ile aziz şehitlerimiz için bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasının ardından saat 14.00’da başladı. 

“Yiğitçe Mücadele Verdi”

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Eğitim ve Kültür Müdürü Metin Köse anma toplantısının düzenlenmesinde katkıda bulunan herkese teşekkürlerini sunduktan sonra TDAV tarafından cumartesi günleri düzenlenen Süleymaniye Kürsüsü konuşmalarının bu yıl kahraman, cesur Osman Batur’un vefat yıl dönümüne denk gelmesinin ayrıca önemli olduğunu belirtti. Sözlerinin sonunda 66 yıl önce 29 Nisan 1951 yılında “Kahramanca çarpışarak, yiğitçe hiç boyun eğmeden şehit edilen” Osman Batur’u rahmetle andı. Ardından söz alan Kazak Türkleri Eğitim ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Serkan Dinçtürk Osman Batur’un kutlu mücadelesini saygı ve minnetle andığını belirterek Osman Batur’un bir sözü ile konuşmasına son verdi. “Ben ölebilirim fakat benim halkım mücadelesinden asla vaz geçmeyecektir.” Açılış konuşmalarının ardından konferansa geçildi. 

“Osman Batur’a Karşı Saygı ve Sevgi Çok Büyük”

 Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölümü’nün kurucusu Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu sözlerinin başında “Özgürlük Yolu Nurgocay Batur’un Anılarıyla Osman Batur” isimli eserinin hazırlanma sürecinden bahsederek “Nurgocay Batur anılarını uzun uzun anlatmaya başladı. Kazak lehçesi ve Türkiye Türkçesi karıştırarak konuşuyordu. Ben anlamaya çalışarak kaydediyordum. Sonra onları Türkiye Türkçesine sadeleştirip yazdım. Yaşayanların hatıralarını aldım. Yayınlanmış hatıraları da ele aldım. Sonunda Özgürlük Yolu Osman Batur eseri ortaya çıktı” dedi. 

Sözlerinin devamında Osman Batur’un tarihi kimliğini Osman Batur’un hayatı ve mücadelesinden kısa kesitler ile belirten Sayın Çandarlıoğlu, Osman Batur’un özgürlük ve yiğitlik aşılayan doğal bir coğrafyada yetiştiğinin önemle altını çizdi. Prof. Dr. Çandarlıoğlu ezcümle şunları söyledi: “Osman Batur 1899 yılında Altay İlinin Köktogay ilçesinde dünyaya geldi. Zamanla özgürlük savaşçısı Böke Batur’un yanında yer aldı. Böke Batur’dan sonra artan Çin zulmüne karşı dağa çıktı. Çünkü Çin Türklerin elindeki silahları almaya çalıştı. Osman Batur ve arkadaşları silahlarını vermediler. Çine karşı ilk büyük başkaldırı 1935 tarihinde başladı. 1942’de Altay dağlarında Çinli askerleri pusuya düşürerek onları yenilgiye uğrattı. Osman Batur 1943’de Altay dağlarından uzaklaşmak zorunda kaldı. Altay dağındakiler Osman Batur’u kurtuluş olarak gördüler. Ama zamanın büyük teknolojisine sahip ezici gücü Çin’in bütün güçleriyle Kazaklara karşı başlattığı savaşta sonuna kadar direnmesine rağmen 29 Nisan 1951 yılında Kulca’da işkenceyle şehit edildi ”dedi. Osman Batur hakkında çok sayıda kitap, makale ve filmler yapıldığını belirten Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu “Bu herkese nasip olmaz. Kendisine olan saygının, sevginin göstergesidir” diyerek Osman Batur’u bir kez daha rahmetle anmıştır.

“Kahraman Osman Batur”

Sayın Gülçin Çandarlıoğlu’ndan sonra söz alan Araştırmacı-Gazeteci-Yazar Sayın Hızırbek Gayretullah sözlerinin başında Osman Batur’un kahramanlık vasıflarına değinerek “Eğer ki Osman Batur modern savaş makinalarının değil de savaşların kılıçla meydanlarda hâkim olduğu dönemlerde yaşasaydı tüm dünyayı etkileyip sarsacak bir imparatorluk kurabilirdi” dedi. Sözlerinin devamında Osman Batur ile alakalı çalışmaların odağında kendisinin bizzat bulunduğunu belirtti ve Osman Batur’un nerelerde anıldığı hakkında tarihsel bilgiler veren Gayretullah “İlk anma toplantısı 1951 yılının Mayıs ayında Keşmir’de müritle birlikte anıldı. İkinci anma 28 Nisan 1961 yılında Zeytinburnu’nda Emine İnanç Camiinde okutulan Mevlitte ismi okunmuştur. Üçüncü anma Rasim Cinisli’nin başkanlık yaptığı dönemde MTTB’de anma tertip edilmiştir” dedi. Artık çeşitli derneklerde toplantılar düzenlendiğini belirten Hızırbek Gayretullah “Resmi olarak ilk defa bugün ki toplantıda Osman Batur anılmıştır” diyerek toplantının bir ilki gerçekleştirdiğinin altını çizdi. 

“Yol Gösterici Bir Işık”

Konferansın son konuşmacısı olan Kırklareli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. İbrahim Kalkan Osman Batur’u önemli kılan unsurların neler olduğunun iyice bilinmesi gerektiğini belirtti. Osman Batur hakkında sadece Türkiye’de değil Amerika’da, İsviçre’de ve Fransa’da hala üzerinde bilimsel çalışmalar yapıldığına dikkat çeken Sayın İbrahim Kalkan “Osman Batur bir lideridir. Doğu Türkistan için hayatını bu yolda harcamıştır” dedi. Sözlerinin sonunda Osman Batur’un bir “Çoban Yıldızı” misali yol gösterici olduğunu belirten Sayın Kalkan “Doğu Türkistan’ın Osman Batur sayesinde Çin’den bağımsızlığını kazandığını görmekteyiz. Yolumuzu kaybetmememizi sağlamış geleneğimizin devam etmesini için mücadele etmiştir. Dolayısıyla onun sayesinde biz kim olduğumuzu nereden geldiğimizi unutmuyoruz ruhu şad olsun” dedi.

Toplantı değerli konuşmacılara teşekkür plaketi verilmesinin ardından Osman Batur’un Türk dünyası açısından ne kadar önemli bir yere sahip olduğu vurgulanarak toplu halde fotoğraf çekilmesiyle son buldu. Biz de Önce Vatan ailesi olarak bağımsızlık mücadelesinde kahramanca savaşan ve bu uğurda şehit olan Osman Batur’u saygı ve minnetle bir kez daha anıyoruz. Ruhu şad olsun. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.