Bizdeki tatil kültürü hiçbir ülkede yok. Gelişmiş kültür bakımından üzerimize de tanımam zaten. Örneğin etrafı pisletmek anlamında ve çevredekileri bakışlarımızla veya sözle rahatsız etme bizim tatil kültürümüzde yer alıyor. Birçok ülkede şort, tişört ve askılı bluzlarla  tarlalarda çalışan kadınlar varken ne yazık ki  başını çevirip onlara bakan dahi yokken köy gibi yerlerde oyuncu değişikliği bizim ülkemize mahsus. Oyuncu değişikliğinden kastım ise neredeyse ikinci eşim olur musun diyecek performanslar bulunmakta yurdum insanında. Hal böyle olunca da tatil beldelerinde  bile zorlukla gezilir hal alan güzel ülkeme içim acıyarak bakakalıyorum. 

Denize gittiğimizde çöp poşetlerini, bebek bezlerini hatta ve hatta kadın pedlerine varana kadar oturduğumuz yerde bulmak mümkün. Mangalların artıklarını küllerini olduğumuz yere dökebiliyoruz. İçkileri içip şişeleri olduğu yere terk edebiliyoruz. Kumda çekirdek ve ya kabuklu yiyeyecekler yedikten sonra bir güzel kuma gömüp yok ettiğimizi sanarak oradan gayet güzel ve alımlı bir şekilde yürüyerek üzerimize alınmadan yolumuza devam edebiliyoruz. Bu da yetmez gibi birde konuşuyoruz “ne kadar pisler, sahilleri kirletiyorlar, ne biçim insan bunlar” diyerek orayı terk ediyoruz. Ya havuzda kurallar neredeyse yok denecek kadar az. Uyuyoruz ya da uyuyormuş gibi davranıyoruz. 

Kural bir; duş almadan gizlice terli terli havuza girmeyi çok seviyoruz. 

Kural iki; yağlanıp pehlivan gibi yalandan duşa girer gibi yapıp, havuza dalıp yağlardan yakamoz oluşan suyun üstünü yalayıp yutmayı çok seviyoruz. Ha bu arada sadece biz yalayıp yutsak kafi fakat tüm havuza ikramda bulunuyoruz. 

Kural üç; havuzun kenarında otururken o bellere kadar urgan gibi saçları savurup savurup parmaklarımızla kopan saçlarımızı yere atıp sonrada boynumuza koynumuza dolaşmasını bir ucu miğdemizde diger ucu boğazımızda dolaşmasını çok da çok severek yapıyoruz. 

Kural dört; havuz başında çocuklarımıza cips veya kabuklu susamlı yiyecekler yedirmeyi, yere dökülüp kırıntılara sineklerin gelmesini, oracıkta sinek savaşı yapmayı çok seviyoruz. Afrika’da yüzünde gözünde sinek olan çocuklara da çok özeniyoruz mesela. 

Kural beş; mayonun üzerine tayt şort etek giymeyi edepli olmak zannedip, hoşgörü babında hiç mi hiç geri kalmıyoruz. Fakat hiç kimsenin sağlığını düşünmeden havuzun kimyasalının bozulduğunda çocukların bebeklerin yüzü gözü mikrop kapar da yara olursa güzel olmaz mı? 

Hepimiz dolaşınca belki o vakit  akıllanırız toplum olarak kim bilir? 

Sağlıkla ve sevgiyle kalın 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şükrü Altınel 2019-03-28 20:39:32

Güler hocam, kaleme almış olduğunuz acı gerçeklerimizi, üzülerek okudum. Anlamlı, akıcı ve bir o kadarda yerinde güzel çalışma olmuş. Sizi kutluyor, başarılarınızın katlanarak devamını diliyorum. Demek ki boş yere demiyorlarmış( "Avrupa bizi kıskanıyor")