Yoktum çünkü… ARTVİN- ŞAVŞAT'ta idim…

Sırt çantalarımız, onun ekinde çadırlarımız, uyku tulumlarımız, elimizde batonlar, gönül bir dağlara alıştı mı bırakmak zor. Çekti bu kez güzel memleketimin Artvin kokusu…

Yoktum çünkü… ARTVİN- ŞAVŞAT'ta idim…

Sırt çantalarımız, onun ekinde çadırlarımız, uyku tulumlarımız, elimizde batonlar, gönül bir dağlara alıştı mı bırakmak zor. Çekti bu kez güzel memleketimin Artvin kokusu…

26 Ağustos 2016 Cuma 11:20
5334 Okunma
Yoktum çünkü… ARTVİN- ŞAVŞAT'ta idim…



Ekip 16 kişi …

Kars’ta buluştuk. Yüreğimizde ki heyecan, dudaklarımızda tatlı bir tebessüme dönüşmüş. Enerjiğiz, umut doluyuz…

Bizi Artvin’e taşıyan araçlarımıza bindik.

Az gittik, uz gittik. Dere tepe engebeli gittik…

2200 metrelerde Sakaltutan Geçidi’ni, Kars iline bağlı bir ilçe olan Susuz’u , Kura (Kür) Nehri’ni (Doğu Anadolu bölgesinden doğup Azerbaycan topraklarında Aras ırmağı ile birleşerek Hazar denizine dökülüyor.) geçip, Ardahan’da verdiğimiz  molada, hayvancılıkla uğraşan halkın yaptığı canım kaşar peynirlerinden aldık. Aldığımız peynirler kadarını da bize ikram etmeleri, ülkemin insanının ne denli barışcıl ve sevgi dolu olduğunun bir göstergesiydi.



Eskiden hapishane olan küçük bir çay evinde çay içip yine yola düştük. Canayakın ve sıcak insanlarla sohbet doğrusu pek güzeldi …

Kura  Nehri’ne bakan Ardahan Kalesini de sağımızda bırakarak yolumuza devam edip Şavşat’a vardığımızda gün akşamın karanlık çizgileriyle kavuşmak üzereydi.

Meşeli köyünde çadırlarımızı kurduk. Herkes yorgun, neşeli ve mutluydu.

Çadırcılar genel olarak erken yatar. Çünkü ertesi güne enerjik başlamak gerekir. Yeni yerlere yolculuk yorucudur. Yorulduğunun farkına varmadan gezersin, gün kararana kadar…



Sabah kalktığımızda etrafımızın ayı, kurt ve başka vahşi hayvanların yaşadığı ormanlarla çevrili olduğu gerçeği tatlı bir adrenali de içime bıraktı.

İnsanlar ve doğa… Doğa’nın bir numaralı düşmanı insanlar… Yani bizler. Yakın markajda son derece hassas ve sevecen yaklaşımımıza söz veriyoruz. 

Ve keşfe başlıyoruz.

Şavşat, Karadeniz Bölgesi'nde bulunan Artvin iline bağlı bir ilçe … ilçenin merkezi de Şavşat. Türkiye’nin en kuzeydoğusunda ki ilçelerden biri. 70 köyü var. 10 tanesi Meydancık Beldesine bağlı…

Şavşat, 2015 yılında Cittaslow kapsamına alınarak, Türkiye'nin 10. sakin şehri unvanını kazanmış. Yeşil doğası ise nefesleri kesmekte. Hakkari’ den farklı olarak dağları ağaçlarla kaplı…



İlçenin batı ve kuzeybatında Kaçkar (3537m.), kuzeyde daha sonra gidip sizlerle paylaşacağım Arsiyan (Sivritepe) 2.750 m. Gürcistan’la sınırımız,, doğuda Sahara Dağları, (2.850 m.)  güneyde ise Karagöl dağları (3.050 m.) Şavşat’ı çepeçevre sarıyor.

1317 km. lik bir arazi ile ufkumuzun almadığı Şavşat’ın akarsuları da bol maşallah. Dağlar, ağaçlar, yağış, kar doğal olarak buzul göllerini de oluşturmuş.

Göllerin en büyüğü Karagöl dağlarında bulunan ve bu göle de kendi adını veren, içinde  bol miktarda alabalık barındıran  Meşeli Karagöl’ dür. Çevresini yoğun ladin ve çamlarla çevrili bir heyelan gölü… Enfes yansımaları gün boyunca deneyimlediğimiz ,içinde kayıkla gezdiğimiz bir doğa harikası. Büyüklüğü ise 8-10 hektar kadar var.



Şavşat’ta çok göl var.

Pınarlı köyü yakınlarında Balık Gölü, Arsiyan yaylasında ise Kız Gölü, Boğa Gölü ve Koyun Gölü …Bu arada Boğa Gölü’nde deli bir boğa bizi kaçırtmak için çok böğürdü ve meşhur hareketi toprağı ön ayaklarıyla sinirli sinirli hareketler yaptı. Şaşırdım, çok taktir ettim. Alanını koruyordu. Helal olsun, bir boğa kadar olup İstanbul’un bir yeşilini koruyamadık, diye geçirdim içimden.

Dağlarına vurduk Şavşat’ın. Zor bir tırmanış ve inişleri içinde barındıran 3-4 saatlik bir yürüyüşün ardında bizi selamlayan memleketimin en yükseklerinden biri olan Suatılan Şelalesi- Aşağı Koyunlu Köyü sınırları içerisinde, tüm ihtişamıyla kayaların arasından 65 m. yükseklikten dökülüyordu.



İnsan ölmeden de cenneti böyle yerlerde görebiliyor işte. Hemen daldık sulara. Şelale de yüzmek pek keyifli. Yıllar önce Jamaika’da şelale de niye yüzdüğümü hiç anlamadım. Binlerce km. gitmek ne saçma. Yurdumuzu nasıl da es geçmişim. Vallahi dünyanın tüm güzellikleri halt etmiş topraklarımıza göre.

Karadeniz iklimi mağlum, her an hava kapatıp yağmur yağar, güneş açar. Yüksek yerlerde kışlar çok uzun sürermiş. Bu bölgelerde kasım ayında başlayan kar yağışları nisan ayı ortalarına kadar sürer. Geceleri çoğunlukla yağmur çadırlarımızı yıkadı. Güneş doğduğundan itibaren de kavurdu.



Bu ikili bol olunca bitkiler fışkırmış.

Mağlum Karadeniz bitki örtüsü bakımından çok zengin. Hele Gumar diye bir bitki var , 2200 m. tepeleri den sonra tümüyle saran. Baharda açarmış güzelliği destanmış. Zengin iğne yapraklı ormanlara, alçak rakımlı yerlerde geniş yapraklı ağaçlar da var.

Şavşat’a veda edmek zordu. Ama gezecek çok dağ tepe olunca… Bu arada bizi Meşeli köyünde ailece çok güzel yöresel  yemekler hazırlayarak enfes tatlar sunan, Filiz & Cihat Küçükaltun’a çok teşekkür ederim. Yolunuz Şavşat’a düşerse yer bulamadık demeyin; Sıla Pansiyon-Şavşat/Karagöl 05332304022

www.sılaevpansiyonu.com

***Şavşat, doğuda Ardahan il merkezi ile Hanak İlçesi, kuzeydoğuda Posof İlçesi, güney ve güney batıda Ardanuç, batıda Artvin Merkez ve Borçka İlçesi, kuzeyden de Gürcistan ile çevrilidir.

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 25.08.2016 11:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.