YİNE –YENİDEN - BİR KEZ DAHA KARLAR ŞEHRİ KARS’TAYIM…

KARS KALESİ

03 Mart 2021 Çarşamba 17:53
72 Okunma
YİNE –YENİDEN - BİR KEZ DAHA KARLAR ŞEHRİ KARS’TAYIM…

SEVGÜL EROĞLU

Rüya gibi bir çıkış İstanbul’dan… Uzun zaman olmuş pandemi dolayısıyla uçağa binmediğim… Artık gizemli çağrışlarla doğu rüyalarıma girmeye başlamıştı. O eserikler 10 yıldır beni canım vatanımın doğusuna batısına, güneyine kuzeyine bilinçli olarak atıyor … 

Kuşlar gibi özgür, bitkiler kadar toprağına aşık, öğrenmeye tutkulu bir çocuk gibi…

Evet dedim yine sırası geldi. Ben, gidiyorum aga. Kimse beni tutamaz !

Biletimi aldım. Aras nehrine bakan Rus mimarisinin tarihini de birlikte yaşayan mütevazı otelimde yerimi ayırttım.  Hazırlık içindeyken, benim gibi deli dolu, doğaya aşık, üstelik o da şehir ve pandemi baskısıyla kendini bir yerlere atmaya çalışan lise arkadaşım SEBOŞ; 

 ‘Ben de geliyorum. Hadi gezdir beni’ dedi. 

Seve Seve isteyene can gurban!…

Dağ tepe gezisi diyemem ancak güzel yerleri gezdik, güzel anılar biriktirdik. Yeni şeyler öğrendik. Yedik, içtik o mistik şehri ve çevresini birlikte yudumladık. Tüm gezimiz boyunca lise anılarımız bize eşlik ederken sanki yeniden 16 yaşın delikanını taşıyorduk …

İşte ruhun PRP - kişinin kendi kanından elde edilen platelet hücreleri ve büyüme faktörlerinden zengin plazma kullanılması-.si budur arkadaşlar… 

Yenilendik. Şırınga mırınga yok. Kendi bilincimizle plazmamızı aktif ettik!

Tabii de bir seferde  hepsini anlatmayıp bir kaç hafta sindire sindire sizlerle paylaşacağım…

KARS, serhat şehridir. Kaşar ve kaz denince ismi telaffuz edilen karlar diyarıdır. Asil bir hüznü ve huzuru barındırır. Halkı yeniliğe açıktır. 

Trafikten kalabalıktan uzak,  uçsuz bucaksız bembeyaz kar manzaraları, tarihi dokusu ve  doğal güzellikleriyle ruhunuzu ısıtacak masalsı bir şehir , aşkın ve romantizmin adıdır  Kars….Ardahan, Erzurum, Ağrı, Iğdır komşuları ve Ermenistan ile sınırı olan Kars’tayız …

Açıkcası havaalanı yolunda yeni gelişmiş Kars’a hiç bakmadım. Gözümü dağlara çevirdim. Her doğu şehrinde yeni şehir anlayışı beni deli ediyor. Bu yeni trend şehre  sizi gözü kapalı getirseler, Diyarbakır mı, Urfa mı, Kars mı bilemezsiniz. Hepsi aynı çirkin mimariyi çizer. Katlı evler lüküs(!) daireler görgüsüz bir sıradanlığı barındırır. Nefretim içimden dışarı kokar … Gözlerim bu kirliliği görmek istemez. Ruhuma bir hançer saplanır, hiç acımıyor sandığım derin bir yaranın kesiğidir başlayan. Ve her seferinde kanar…,Ruhum beni terketmek ister zor tutarım… Yapacak bir şey yok. Atılan her taş elbet yere düşer!

Kars; Gürcü dilinde Kapı Kentı anlamına gelen Karis Kalaki den geliyor. Toplam 2347 km2 lik bir alanda 1768 m lik rakımla, telefon kodu 0474 ve plakası 36 ile, geçmişinde 40 yıl Rus işgaliyle o kültürün izini taşıyan aşık olduğum kent…işte tam da karşımızda… Kaleiçi Mahallesinin de tam da ortasındayız. Bu bölüm Kars çayının açtığı derin vadinin kenarında oluşmuş. 

Paleolitik çağlara dayanan geçmişi ile Hititler, Huriler, İskitler,  Karsaklar,  Moğollar, Karakoyunlular, Akkoyunlular,   Sasaniler Urartular Araplar, Bagratlılar, Selçuklular, Gürcüler, Ruslar, Ermeniler, Osmanlılar ve nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir coğrafya… Var mı dünyada bu kadar medeniyetin harmanı bir yer soruyorum? 

Bu zenginliklere yeterince sahip çıkamadığımız ortada. Soruyorum, Kars’a giden tanıdık kaç kişi sayabilirsiniz? 

Kaldığımız otelin arka sırtlarını dayadığı dağın tepesinde bulunan kaleye, yol boyunca beslediğim iki şirin beyaz sokak köpeğinin vefalı takibiyle tırmandık. Belediyenin hummalı bir çevre düzenlemesi sebebiyle – umarım başarılı olur- burada da inşaat zorluğu ve görseliyle, yükseldikçe Kars’ın şehir kadrajını, vizörümüzden daha geniş alarak devam ettik. 

Kale kapısına vardığımızda Kars ayaklarımızın altındaydı. Kalenin üç kapısı var. Su Kapısı, Kağızman Kapısı, Behram Kapısı… 

Kentten bakılınca eşsiz bir ihtişama sahip kale, kaleden aşağı bakınca savaşların derin izlerini, uğuldayan rüzgarla size taşıyan yorgun Kars şehri…

Tarihinde pek çok savaş görmüş bir kale adımlarımızla bizi geçmişe taşıyacak ve rüzgar bizi Kars’ın Susuz ‘una, Arpaçay’ına, Kağızman’ına, Digor’una, Akyaya, Selim’ ine, Sarıkamış’ına taşıyacak. Belki Binlerce yıllık geçmişi ile Ani Harabelerini keşfe çıkmak, Ermeni Mimarisinin gizemli silüetlerini hafızamızda canlanacak. 

( Kalenin bulunduğu tepenin yamacında 12 Havariler Kilisesi yine o mimarının bir örneği olarak Ani’yi anımsatmakta)

KARS KALESİ; 

İhtişamından ödün vermeden tüm heybetiyle şehrin simgesi niteliğindeki Kars Kalesi’nin tarihi, kimi araştırmacılara göre M.Ö 8. yüzyıla kadar uzanıyor. 250 metre batı istikametinde, 90 metre ise güney istikametinde genişliğe sahip tarihi bir kale (Aynı zamanda Rusların işgaline de uğramış.) ilk defa Urartular tarafından inşa edildiği tahmin ediliyor. Saltuklular, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından onarılmış, eklemeler yapılarak birkaç defa da inşa edilmiş… 

Urartular döneminde kurulan, Selçuklular döneminde genişletildiği düşünülen kale, Timur tarafından neredeyse tamamen yok edilmeden önce, kitabesindeki bilgilere göre 27 km uzunluğundaki surlardan, 220 burçtan ve 4 kapıdan oluşan tüm şehri çevreleyen bir kaleymiş. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Bagratlı Krallığına ve Güneybatı Kafkasya Cumhuriyeti’ne başkent olmuş olan Kars, büyük savaşlar görmüştür Osmanlı Rus savaşlarından sonra da kale oldukça tahribata uğramış. Kars Kalesi yüzyıllar boyunca fethetmesi güç kalelerden biri olarak anılmış. Öyle ki, 12 yüzyılda hastane olarak kullanılan Ejderha Kulesi, savaşta yaralanan askerlerin tedavi edildiği, Anadolu’nun en eski hastanelerinden biriymiş. 

Merkez kale, Kaleiçi’nin çevresini kısmen saran surlarla birlikte bugün yaklaşık üç kilometre kadar bir alana uzanır.,

Yüksek istinat duvarları ile çevrili kalenin 7 burcu ve kapıları, kesme bazalt taştan örülmüş dış surları kesme bazalt taşlar ile inşa ettirilmiş. Üç adet devasa büyüklükte kapısı bulunmakta. İçerisinde 12. yüzyılda yaptırılmış olan bir adet mescid, askeri koğuşlar, Celal Baba türbesi -Kıpçak Gürcü savaşında, kalenin müdafaasında bulunan ve rivayete göre kesilen başını koltuğunun altına alıp kılıç sallamaya devam eden Kahraman Celal Baba- türbenin olduğu yerde şehit düşer ve oraya gömülür- bulunmakta. Savaş kalıntılarını da zaten açıkça görülebiliyor. Kafkaslara açılan kapının, kuşatılması zor kalesini savunmada kullanılsın diye I. Abdülhamit tarafından gönderilen top önünde resim çekmeyi de ihmal etmedik tabii…

Evet… 

Baltık mimarisi ile donatılmış, düşen kar taneleriyle beyazlığın masumiyetini hissettiren, göreni kendine hayran bırakan bu şehre gelir gelmez kendinizi adeta bir kar küresi içerisinde hissedersiniz. Ancak maalesef bu kez kışın ilk defa şubat ayında kar yoktu. Küresel ısınmanın mevsimlerde yaptığı yürek yakan azizlik işte. Ancak Sarıkamış ve Çıldır kar yine bildiğim kış manzaralarındaydı.

Bu canım şehri ziyaret etmeye karar verdiğinizde, gürül gürül akan nehrin üzerindeki Taş  Köprünün güzelliğini görme yi, Namık Kemal Müzesini ve Kümbet, Ulu Camii’yi de gezmeyi atlamayın derim.

40 senedir aralıklarla geldiğim güzel vatanımın bu doğu şehrine hayranım… Her gelşimde geçmişimle yüzleşip, tarihin hüzün veren kalıntılarıyla özdeşleşip, varoluşumun dayanılmaz güzelliğini yaşarım. Kars sadece kışın değil, dört mevsim tarihi ve kültürel dokusuyla kendine hayran bırakan bir şehirdir. 

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.