'Yaşım ilerledi ama kalbim hala nazar boncuğunda'

Türkiye'nin "Yaşayan İnsan Hazinesi" listesinde yer alan nazar boncuğu ustası Mahmut Sür, mesleğini ilk günkü aşkla sürdürüyor.

'Yaşım ilerledi ama kalbim hala nazar boncuğunda'

Türkiye'nin "Yaşayan İnsan Hazinesi" listesinde yer alan nazar boncuğu ustası Mahmut Sür, mesleğini ilk günkü aşkla sürdürüyor.

13 Ağustos 2018 Pazartesi 12:19
118 Okunma
'Yaşım ilerledi ama kalbim hala nazar boncuğunda'

İzmir'in Kemalpaşa ilçesindeki Nazarköy'de 43 yıldır camdan nazar boncuğu yapan ve Türkiye'nin "Yaşayan İnsan Hazinesi" listesinde yer alan Mahmut Sür, mesleğini ilk günkü aşkla sürdürüyor.

Kemalpaşa'dan Torbalı'ya giderken 5'inci kilometrede nazar boncuğu renkleriyle süslenmiş kavşak görüldüğünde Nazarköy'e gelindiği anlaşılıyor. Eski adı Kurudere olan ve 75 yılı aşkın süredir boncuk atölyelerinin bulunduğu köyün ismi, ürettiği nazar boncuklarından esinlenilerek 2009 yılında Nazarköy olarak değiştirildi.

Çam ağaçları arasında kurulu Nazarköy'e girildiğinde ziyaretçileri yolun iki tarafında bulunan her çeşit ve renkteki boncukların asılı olduğu tezgahlar karşılıyor.

Boncuklar arasından geçildikten sonra şiş ve demir seslerinin geldiği ve ocak ısısının bin 200 dereceye ulaştığı boncuk atölyelerine ulaşılıyor. Burada çalışan ustaların ritmik el hareketleriyle ortaya çıkan ses ve camın ateşle dansı sonucu ortaya çıkan nazar boncukları, ziyaretçileri adeta büyülüyor.

Türkiye'deki önemli nazar boncuğu ustalarının başında UNESCO "Yaşayan İnsan Hazinesi Kültürel Miras Taşıyıcısı" unvanı verilen Mahmut Sür (56) geliyor.

İlkokulu bitirdikten sonra Nazarköy'deki atölyelerde çalışmaya başlayan Sür, vatani hizmetinin ardından bir süre daha sanatını sürdürdü ancak kendisini geliştirmek amacıyla bir cam fabrikasında işe başladı. Cam sanatı konusunda geniş bir bilgi birikimi edinen Sür, fabrika kapanınca nazar boncuğu atölyesindeki işinin başına geçti.

Yaklaşık 43 yıldır ateşin karşısında cama şekil veren Sür, çocukluk dönemindeki saçlarından dolayı hala "Kıvırcık Mahmut" olarak anılıyor.

İlerleyen yaşına rağmen mesleğine hala büyük tutku duyan Mahmut Sür, evine 50 metre uzaklıktaki "Kıvırcık" ismini verdiği atölyesini gün aydınlanmadan saat 05.00'te açıyor. Burada kendisini karşılayan "Çakıl" isimli köpeğiyle bir süre zaman geçiren Sür, fener yardımıyla atölyenin kapısını açtıktan sonra kor durumundaki ocaktaki külü boşaltıyor.

Ardından ocağa tek tek odunları yerleştirerek yeniden yanmasını sağlayan boncuk ustası, bir yandan da dükkanda el emeği göz nuruyla ürettiği ürünlerin sergilendiği satış tezgahını düzenliyor.

Beş gözlü ocakta her bir kişinin çalıştığı bölümü temizleyen Sür'e günün aydınlanmasıyla diğer ustalar da eşlik ediyor. Boncuk ustaları, yeni üretim gününe başlamak için el birliğiyle yapılan hazırlıkları tamamlayınca kurulan sofrada kahvaltılarını yapıyor.

Isısı bin 200 dereceye ulaşan ocağın başına geçen ustalar, odanın her köşesine koydukları vantilatörü çalıştırırken su şişelerini de yanlarından ayırmıyor. Bir anda şiş seslerinin yankılandığı atölyede ustaların yaptıkları sohbetler ise zaman zaman demirin çıkardığı bu melodileri bastırıyor.

"Cam bir tutku"

Mahmut Sür, yaptığı açıklamada, atölyesini açtığı dönemde nazar boncuğuna yoğun ilgi olduğunu söyledi.

"Yapamazsın" demelerine karşın nazar boncuğunu 2 renkten 12 renge çıkardığını dile getiren Sür, cam fabrikasında öğrendiği buzlama tekniğini atölyesinde hayata geçirdiğini belirtti.

Bu teknik sayesinde boncuğun takı olarak da piyasaya girdiğini aktaran Sür, köylerinde düzenlenen festivalde birinci olduğunu vurguladı.

Camı çok sevdiğini, yakında başlayacağı bir projede yeni nazar boncuğu ustaları yetiştireceğini ifade eden Sür, şöyle konuştu:

"Yaşım ilerledi ama kalbim hala nazar boncuğunda. 'Bir usta bin usta yetiştiriyor' projesi var bu vesileyle 20 usta yetiştireceğim. Nazar boncuğu 3 bin yıllık bir kültür, bunu yaşatmaya çalışıyorum. Camda gizli bir göz vardır eğer seversiniz o gözü ararsınız. Yeni nesil zoru ve sıcağı sevmiyor. Benim çıraklık döneminde her yıl 10-15 kişi katılırdı bu işe ama şu anda 1-2'yi zor buluyoruz. Türkiye el sanatlarında zengin bir ülke, bu çeşitliliğimizi yaşatmamız lazım."

Son dönemde ham madde sıkıntısı çekmeye başladıklarını dile getiren Sür, eskiden fabrikaların üretim esnasında kırılan camları kendilerine sattığını ancak şimdi bu ürünlerin geri dönüşümde kullanıldığını belirtti.

Sür, geçmiş dönemlerde yaptığı çeşitlerden bir kısmını muhafaza altına aldığını, bunların gelecek nesillere taşınması için oluşturulacak bir müzede sergilenmesini istediğini sözlerine ekledi.

AA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.