CUMHURİYETE GİDEN YOL

Geçtiğimiz çarşamba günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından düzenlenen “Tarih Konuşuyor Konferansları” dizisi kapsamında Türkiye’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali “Cumhuriyete Güden Yol” başlıklı bir konferans verdi. Katılımın yoğun olduğu konferansta Millî Mücadele’den Cumhuriyetin ilk yıllarına dair önemli bilgiler verildi. Hatıralar ve fotoğraflar ışığında oldukça aydınlatıcı bir konferans gerçekleşti.

CUMHURİYETE GİDEN YOL

Geçtiğimiz çarşamba günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından düzenlenen “Tarih Konuşuyor Konferansları” dizisi kapsamında Türkiye’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali “Cumhuriyete Güden Yol” başlıklı bir konferans verdi. Katılımın yoğun olduğu konferansta Millî Mücadele’den Cumhuriyetin ilk yıllarına dair önemli bilgiler verildi. Hatıralar ve fotoğraflar ışığında oldukça aydınlatıcı bir konferans gerçekleşti.

14 Kasım 2019 Perşembe 19:29
103 Okunma
CUMHURİYETE GİDEN YOL

FUNDA AKOSMAN ERMAN

Öğr. Gör. Dr. Işıl Tuna

Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali İstanbul Üniversitesi'nde Türk Dili alanında doktorasını tamamladıktan sonra, Helsinki ve Oxford Üniversitelerinde dersler verdi. Yurda döndükten sonra Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi ve Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nde çalıştı. Aynı üniversitede rektör yardımcılığı, dekanlık, enstitü müdürlüğü gibi idari görevlerde bulundu. Acta Turcica Çevrimiçi Türkoloji Dergisi'nin sahibidir. Bir grup çalışmaları Türk Dili sahasında diğer bir grup çalışmaları yakın dönem Türk Siyasi Tarihi üzerine olup 3. alanı ise Kültür Tarihi üzerinedir. Hocamıza hoş geldiniz diyerek konuşmalarını yapmak üzere kürsüye davet ediyoruz.

Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali

Çok teşekkür ederim, sizinle birlikte olmak benim içinde büyük bir mutluluk. Cumhuriyete Giden Yol ve Cumhuriyet'in içinde yaşanmış hadiselerden parçalar aktarmak istiyorum. Büyük babamdan bahsedeceğim Celal Bayar... Hayatı çok uzun yaşadı 103 yaşına kadar yaşadı. Şimdiye kadar bilinen en uzun yaşayan devlet adamıydı. Siyasi kariyeri Meşrutiyetle İttihat ve Terakki Partisi'yle başladı. Derken Millî Mücadele ve sonrası Meclis-i Mebusan ve Cumhuriyetin Kuruluşu derken çok partili sisteme geçiş ardından 27 Mayıs ve sonrası çok uzun bir yaşamı var ve çok genç yaşta birçok şey yaşamış. Şimdi bu kadar anı olunca haliyle birkaç tanesini sizlere aktarmaya çalışacağım. 

Büyükbabam Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti gibi pek çok kuruluşun kurulmasını sağlamış. Ege'de Egelileri bir araya getirerek direniş başlatmak istiyor. Çünkü Egeliler efelerin elinde silah var silah kullanmasını biliyorlar. Efeler de birbiriyle anlaşan gruplar değil, irtibat çok iyi değil. Efelerle görüşmeye karar veriyor efe kıyafeti temin ediyor fakat kendisi daha önce bankada çalışmış efe kıyafetini giyiyor baldırlar bembeyaz. Böyle olunca efe kıyafetini bir tarafa koyuyor ve Tirede bir bit pazarından bir hoca kıyafeti alıyor, cübbesine kadar. Takma isim olarak “Galip Hoca” ismini alıyor. Birazda bu hareketin galip gelmesi zafere oluşması adına galip ismini seçmiş. Benim tahminim Egede dolaşmadığı, bulunmadığı köy yok. Tabii bu işlerin biraz gizli yapılması gerekiyor. Birçok efeyle birlikte hareket ediyor. Velhasıl efeleri bir araya getiriyor. Bu hadiseleri Ege’de yaşanan olayları dedem “Ben de yazdım” adlı eserde belirtti. Eser, 8 cilt olarak yayınlandı. Kitabın “Millî Mücadeleye Gidiş” adlı cildinde tüm ayrıntılarıyla anlatıyorum nasıl oldu neler oldu. 

Büyük babam Ege’yi organize ettikten sonra Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın kapanışından bir gün önce çok coşkulu bir konuşma yapıyor, dinleyenler ağlıyorlar. Deniyor ki Egeden telgraflar geldi onları okuyacağız Mecliste. Telgraflarda çok iç parçalayan hadiseler var. Ege işgal altında, perişan vaziyette. Dedem şu ifadeleri kullanmış: “Eğer şimdi silaha sarılmayacaksak ne zaman sarılacağız. Eğer bunu yapmazsak bundan sonrası bir hiçtir”. Bu konuşmanın akabinde coşkuyla alkışlar kopuyor. Meclis-i Mebusan’dan evine doğru giderken ne oldu diye akrabalar yolda soruyor. Nasılsa yarın gazetelerde okuyacaksınız diyor. Fakat işgal kuvvetleri gazeteleri sansürlüyor ve son Meclisi Mebusan celsesi gazetelere yansımıyor. Bir gün sonra da zaten Meclis kapatılıyor. Meclis kapatıldıktan sonra tabii süratle İstanbul'dan ayrılmak lazım. Büyük babam Bursa'ya geliyor Annemin ailesi orada. Annem hayatta değil daha doğmamış o yıllarda. Büyük babamın annesi ve benim anneannem aynı evde oturuyorlar. Geldikten 3-5 dakika sonra kapının zili çalıyor postacı gelmiş telgraf getiriyor. Telgraf Atatürk'ten Telgrafta diyor ki azılı belayı defet diye kısa bir not. Anneannem de diyor ki bu vatan görevidir yapman gerek. Sen merak etme diyor. Büyük babam kapıdan çıktıktan sonra anneannem pencerenin önüne geliyor fes giyerek sanki büyük babam varmış gibi evdeymiş gibi bir intiba oluşturuyor. 

Derken Ankara'da Meclis kurulunca büyük babam, annem, anneannem Ankara Keçiören'de ev tutuyorlar. Ahmet Ağaoğlu'nun kiracısı oluyorlar. Atatürk o zaman Çankaya'da bir bağ evinde oturuyor. Çankaya Köşkü daha yapılmamış. İster Meclisten olsun, ister Keçiören'den olsun Çankaya yukarıda atla çıkılıyor. Ankara o zaman çok çorak hiçbir şey yok. Atlar nefessiz kalıyor yarı yolda biraz terini soğutmak dik tutmak gerekiyor. Sonra bir tarla satın alıyor büyük babam Çankaya'ya iki katlı bir ev yaptırıyor. Bugün burada Türk Ekonominin yanındaki ev Celal Bayar evi yazıyor kendi parasıyla satın alıyor. 

O zamanlar Atatürk milli banka kurmak istiyordu. Dedem ile de fikir alışverişinde bulundular. Atatürk peki siz kurar mısınız bu bankayı diyor büyük babam da kurarım diyor. Daha önce ilk kariyerine başladığında Bursa'da 18- 19 yaşlarında bankada çalışmış, bankacılık nedir biliyor ve kurarım diyor. Bakanlıktan ayrılıyor hazırlıklar yapılıyor 26 Ağustos 1924 Büyük Taarruz ‘un başladığı tarih İş Bankası kuruluyor. Gördüğünüz gibi Türkiye'nin kurmuş olduğu en başarılı kurumların başında geliyor İş Bankası. Sadece banka da yetmiyor sigorta da lazım. Yine aynı yılda Anadolu Sigorta kuruluyor. O dönem içinde Türkiye'nin ihtiyacı olan hemen her şeyini İş Bankası karşılıyor. Cumhuriyet'in ilk kâğıt parasını büyük babam bastırmış. Madeni para basılı geliyor darphanelerden kâğıt para İsviçre'de basılıyordu. Türkiye'de matbaa imkânı yok. Pek çok kuruluşu İş Bankası finanse ediyor. Finanse ettiği kuruluşlardan bir tanesi Türkiye Radyoları İstanbul ve Ankara'da biraz eksik ve amatörce radyo neşriyatı yapılıyor. Fakat Türkiye Radyoları olduğu için alt yapıya donanıma ihtiyaç var. Büyük babam bu konuda elinden geleni yapıyor. 

Sorabileceğiniz sorulardan bir tanesi Atatürk Celal Bayar'ı neden başbakan yaptı. Malum Celal Bayar Atatürk'ün son başbakanı. Sebeplerini şu şekilde açıklayabilirim; o günlerde Suriye ile çok meşgulüz. Yıl 1937 Fransızlar Suriye'den çekilecekler ve çekilince Suriye toprakları ne olacak meselesi var. Bu meselede büyük babam ve Atatürk'ün görüş benzerliği var. Hatay Meselesi sonuna kadar bizim için çok önemli bir konu olmuştur. Celal Bayar'ın Başbakan olmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi Hatay meselesine gösterdiği hassasiyettir. Hatay Meselesi sonuna kadar takip ediliyor. Bu konuda bir anıyı anlatmadan geçmek istemiyorum. Atatürk'ün Başbakanlarından Tevfik Rüştü Aras o zamanlar bizim eve gidip geliyor. Annem de evdeki çalışanlara “Kim bana Hatay'ın müjdesini getirirse ona bir kazak öreceğim” diyor. Bu söz Tevfik Rüştü Aras'ın kulağına gidiyor annemi mutlu etmek için Hatay müjdesiyle eve geliyor. “Bir müjdem var” diyor. “Hatay bizim, kazağı ördünüz mü?” Annem de “ördüm” diyor. Bej renkli bir kazaktı. Yani bir kazak ta örülmüş bu Hatay Meselesi zarfında. Atatürk diyor ki; savaşlarda muzaffer olduk; bundan sonraki savaşı alanımız ekonomik alandır diyor. İşte bu alanda da Celal Beyin çok hamleler yaptığını ve başarılı olduğunu görüyor. Türkiye’nin ekonomik alanda ilerlemesi adına Celal Bey seçilme sebeplerinden birisidir. 

Lozan'da büyük babam mali müşavir idi. Biraz geç gidiyor Lozan'a, toplantılar başlamış. Milli Mücadeleden biraz borç kalmış bu paraların ödemelerinin yapılması gerekiyor büyük babamda bunlarla ilgileniyor. 

Konferans soru cevap şeklinde devam etti.

Öğretim üyeleri ve öğrencilerinin ilginç soruları oldu.

Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Ürekli, "Atatürk vefat ettiğinde Celal Bayar başbakan idi ve iki gün sonra Cumhurbaşkanı  İsmet İnönü seçildi. Başka aday varmıydı? Neden Atatürk'ün çok yakınında bulunan Celal Bayar ya da Mareşal Fevzi Çakmak  Atatürk'ten sonra Cumhurbaşkanı olmadı? O sırada Celal Bayar'ın evinde bu konuda görüşmeler yapılmıştı. Bu görüşmeye dair hatıralarda size intikal eden bir detay varmı?

Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, " Fevzi Çakmak Cumhurbaşkanı adaylığını istemediğini,  İsmet İnönü üzerinde durulduğunu biliyorum.

Atatürk de kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olarak bir zatı işaret etnemiş ve önermemiş. Büyükbabam da o zaman aday olmamış. 

Büyükbabam, Cumhuriyetin bu yeni döneminde bir bunalım çıkmaması ve kaosa sürüklenilmemesi için Cumhurbaşkanının biran evvel seçilmesini destekledi.

MSGSÜ Tarih bölümü öğretim üyesi, Gazetemiz yazarlarından Prof. Dr. 

Abdulvahap Kara da söz alarak: "Celal Bayar'a Kazaklar adına minnet borçluyuz.  Türkiye Kazaklarının ataları 1930'lu yıllarda Altaylardan  Taklamakan çölü, Himalaya dağları üzerinden at ve deve sırtında göç ediyor ve 1940'ta Hindistan'a geliyor. 12 seneye burada kalıyor. 1952'de Türkiye'ye iskanlı göçmen olarak kabul ediliyorlar. Bu kabulde  cumhurbaşkanı olarak Celal Bayar imzası vardır. Bunun için tüm Kazaklar adına torunu olarak sizin şahsınızda dedenize bir daha teşekkür ederiz" şeklinde konuştu.

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.