Geçen gün oturduğum yerde gelip dizime kondu. Ne yaptımsa gitmek istemedi. Bir süre dizimde dolandı, kanatlarını temizledi, sızlandı. Ne yapmak istediğini ne demek istediğini anlamak mümkün değil. Alıp ağaç dalına koymak istedim ancak bana mısın demedi. Benimle birlikte olmayı tercih etti. “Hoş gelmiş safa getirmiş” diye selam verdim. 

Arıların çoğu zaman acı hatıraları olduğunu da bilirim. 

Küçüklüğümde bal arılarımız vardı. Kara kovanda yaşardı. Dam başına koyardık. Bakım istemezlerdi. Senenin belli günlerinde törenle bal alma seansları yapardık.

Saçaklara yuva yaptığı için ‘Saçak arası’ adını aldığını düşündüğüm bu arı türüyle ‘Eşek arısı’ dediğimiz arıdan bir o kadar da korkardık.

Ancak korkarak yaklaştığımı bu arı ne olduysa gelip dizime kondu. Ne söylemek istediyse başımın üzerinde yeri var. 

Arıların kaç tür olduklarını bilmem ama bu tür beni çok sevdi. Ayrılmak bilmiyor. Küçüklüğümde bal arılarını alır topuğumuzdan iğnesini batırması için zorlardır. Ama bu başka. Bal arısı daha sevimli ve insana yakın gelen bir yanı var. Bizim oralarda Saçak arısı derdik bu türe. Sarı siyah olur. Kıkırdaktan oluşmuş gibidir. Sesi eşek arısı gibi korkutucu olmasa da iğnesini batırdığında bal arısını rahmet okutur.

Alerjisi olanlar yaban arılarına dikkat etmelidir.

Arılar

Arılar diyorum 

Gün ışımaya görsün 

Yanaşık düzen almış da çıkmış 

Çıkınlarında toz zerrecikleri 

Binlerce çiçekten beslenir 

Dağ taş dere tepe aşar vızıltılar 

Zerre miktarı bal için sevda 

Arılar diyorum bir ağaç gövdesi 

Bir gizli sevdaya meyilli antenleri

Arlılar diyorum 

Kimisi bal yapar kimisi zehir saçar 

Kimisi özgür yaşar kimisi kovanda 

Zehirli sarı arılar kızıl arılar 

'Eşek arısı' der uzak dururuz kimisinden 

'Saçak Arısı' tehlikelidir, kendi peteğini yapar biteviye