Anlamını yitiren uluslararası örgütlerin yeniden canlandırılması için çalışan Biden yönetimi keskin ve kararlı bir pozisyonda ilerleyecek gibi gözüküyor.  Avrupa Birliği ,NATO ,DSÖ başta olmak üzere  ‘2020 değişim yılında’ paslanmış örgütler diye tabir ettiğim kurumları , hayata döndürmek adına ve izleyeceği dış politika da karar verici pozisyonunu bu örgütlerle sağlamlaştırmak adına çalışmalarına başladı. Bu dönemde özellikle de Doğu Akdeniz’de siyasi anlam taşıyan ülkelerarası destekleri, AB ülkelerinin ekonomik sıkıntıda olan Yunanistan'a güvenlik ve mali yardımını,  Batı’nın ve batıyı canlandıran yeni yönetimin uluslararası örgütlerin arabulucu ve dengeyi kurma amacını kendi çıkarlarına göre nasıl yönettiklerine şahit olacağız. Şimdi değişim yılından kalan miras dış siyaset konuları , yeni sistem ile el değiştirdi.

MEB sınırlarının verdiği hakkı ile hareket eden Türkiye’ye karşı Yunanistan yüz ölçüsüne ve konumuna bakmadan hak iddia etmesi ve bunun desteklenmesi ülke sınırlarını bu zamana kadar savaş sonrası kazanım ile değil anlaşmalar ile oluşturan Yunanistan’nın Doğu Akdeniz’de de bu geleneği sürdürebileceğine inandığını gösteriyor. Ayrıca Avrupa Birliği ile Trump’ın aksine yakın ilişkiler kuracağını daha önceden belirttiğim Biden, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki isteklerinin karşılanması için Türkiye ile olan ilişkilerini bölgedeki dengeler ile koşula bağlı kılmak istiyor. Bu sebeple yapıcılığını yitiren NATO’nun sadece belirli devletlerin kurduğu üçlü, ikili ittifakların var olduğu sistemin Doğu Akdeniz’de varlığını ABD olarak görmek bizi şaşırtmayacaktır. Biliyoruz ki NATO,  ABD’nin kavramsal eş anlamlısı ve ABD’nin uluslararası düzende çıkar dengesini bulmak adına askeri iş birlikleriyle süslenmiş ,  dünya barışı odaklanmış en önemli kartlarından biridir.

Yakın zamanda Türkiye’nin hem NATO üyeliğini hem de ABD ile ilişkilerini test eder nitelikte olaylar yaşanması,  Türkiye’nin  destek ihtiyacı olduğunda NATO’dan bunu alamayacağını kanıtlamış oldu.İdlib’te yapılan operasyonlar ve Kıbrıs örneğinde olduğu gibi NATO sözleşmelerinde yer alan maddelerin sadece bünyesinde dahil olan güçlü ittifak odaklı ülkelere yönelik dikkate alındığı gösterdi ve öğretti. Sözleşmeye baktığımız zaman başta NATO üyelerinin anlaşma hükümlerine paralel hareket ettiğini görüyoruz ancak Türkiye’nin yapmış olduğu ciddi operasyonlarda destek konusunda aynı uyumu göremiyoruz. Çünkü Türkiye’nin sınır güvenliğini korumasına yönelik yapmış olduğu operasyonların hedefi olan terör örgütleri (YPG,PKK vb) bazı NATO üye ülkelerinin silah desteği sağladığı ve güçlü yatırımlar yaptığı terör örgütleri olması sebebiyle de NATO üye koordinasyonunu karmaşık hale getirmiş olabilir.

Dünyada oluşmakta olan cephelere ve iki kutuplu sistemin batı ayağını güçlendirmek amacıyla NATO’yu canlandırma hedefi olan Biden’nın , Doğu Akdeniz’deki hedefini anlamak için bazı soruların cevabını iyi bilmemiz gerekiyor. Doğu Akdeniz’deki uluslararası hukuk haklarımızı ve dahil olduğumuz anlaşmaları her gün değişen gündem ile birlikte tekrar tekrar incelemek faydalı olacaktır. Örneğin kıyıdar ülkelerin karasu genişliği konusunda Türkiye,  1976 yılında ve 1995 yılında Yunanistan'ın Ege Denizi'nde karasularını 6 deniz milinin ötesine genişletmesini savaş nedeni saymaktadır. BM III. Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 3. maddesine göre de  kıyıdar bir ülkenin karasuları 12 deniz milini geçemez.

"Her devlet karasularının genişliğini tesbit etme hakkına sahiptir; bu genişlik işbu Sözleşmeye göre tesbit edilen esas hatlardan itibaren 12 deniz milini geçemez."

Farklı genişlikteki karasularına sahip devletlerin uygulamaları farklılık gösterse de ülkeler genellikle 12 mil kuralına uymaktadır. 

Kıyıdar ülkenin hak ve menfaatlerini koruma yani; kötüye kullanmama durumunu gözden çıkaran Yunanistan Ege’de karasularını 3 deniz milinden 6 mile genişletmiş , Türkiye’de buna karşı 1964 yılında karasularının 6 mil olarak ilan etmişti. Şimdi ise bilindiği üzere Yunanistan karasularını 12 deniz mili genişletme hakkını dahil olduğu bütün deniz alanları için kullanabileceğini söylüyor. Bununla ilgili girişimini İyon Denizi'nde kara sularının 6 milden 12 mile çıkarması ile gerçekleştirdi ve ilgili kararname 2020’nin aralık ayında, Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yunanistan'ın bu hareketinin “İyon Denizi'nde kara sularını genişletmesi süreci için bir hak ve gerekli bir adım oluşturduğu" iddia edildi. Yunanistan'ın, benzer haklarını ülkenin diğer bölgelerinde de uygulama hakkını saklı tutulduğunu da belirtti. Kısacası Miçotakis önümüzdeki günlerde, Türkiye’nin savaş nedeni(casus belli) olarak ilan ettiği Ege Deniz’inde 6 mil deniz milini 12 mile çıkarma konusunda adım atacağını söylüyor. İnanabiliyor musunuz ?

Sonuç olarak; dünya siyasetini ve uluslararası ilişkilerin önemli değişmez kurallarını gündem ile takip etmek ve bunu uygulamaya koyarak yola çıkmak bize kazandıracaktır. Uluslararası konjonktür değerlendirmesi taşıyan aksine gerilim aşılamak veya kaos üretmek amacı gütmeyen yazımı sonlandırırken şunları eklemek istiyorum . Eğer tavrımızı koymaz isek, revize olan dünya da ülkelerarası ilişkiler bizim açımızdan gergin ve hareketli geçecek. Refahı dengeleyen bir politika ile dışarıdaki oyunda kalemize girilmesini beklemeden hamle yapabiliriz. Yeni sistemin uygulanması tüm koşullara baktığımızda uzak bir ihtimal değil.

...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.