Allah’ın dini yine Allah tarafından müdafaa ile şereflidir. Kitaba işlenen, kitapta işlenen yazılı ayetlerin hem de kâinata işlenen tekvini ayetlerin dini Mübin’i durmaksızın, bir lahza ara vermeksizin tabir, tasvir ve tefsir ediyor olduğunun bilinmesi aynı zamanda onun müdafaasına şahitliktir. Bu durum müminlerin İslam’a karşı vazifeleri yok demek değildir. İslam’ın özünde olmayıp ona atfedilmeye çalışılan her uygunsuz söz ve tüm fiiliyata karşı uyanık olmalıdır. Onun âli mahiyetinde bulunmayan tüm sıfatları bildirmekle vazifeliyiz. Mümin kul, bu tavır ile kimliğini ifade eder. 

            Görüntü itibari ile insan İslam’ı müdafaa eder gibi görünür. Anlık ve zahiri bakıştan çıkan ifade budur. Hem zahire hem batına hakikat nazarıyla bakış ile bilinir ki İslam’ın tarafında alınacak tavır mümin kulun kimlik müdafaasıdır.  İslam’ın tarafındaki kişi, hem kulluk hem fıtrat kimliğini müdafaa eder. Bu Allah tarafından kuluna verilmiş bir lütuftur. Allah kulunu hayra vesile yaparak mükâfatlandırır. İfadelerimiz, gayretlerimiz, tefekkürümüz bu mükâfata talip olmak, layık olmak gayreti olmalıdır. Seferin mükellefi, zaferin taliplisiyiz. Takdir şanı yüce Allah’ındır. 

……………………………………………

       Efendimiz(sav), sahte ilahlara ve tağutlara karşı cihadı, mümin olmanın gerekliliği olarak göstermiştir. Her mümin peygamberimizin(sav) sünneti üzere İslam düşmanlarının tam karşısındadır. Ve kul bu cehdi önce kendi ruh ikliminde, kendi dünyasında, fikir ve eylemleri üzerinde yapar. Nefsinin şeytana silah olup kendi aleyhine ittifak edeceğini bilerek, nefsinin haddini aşan tüm tavırlarına muhalefet eder. Şeytanın iştiyakı, kişiye Allaha kul olduğunu unutturup, ona dünyayı süslü göstermek suretiyle putlar edindirmektir. Bu yüzden İslam inkâr ile ret ile başlar.

        İslam, ‘La’ ifadesi ile başlar. ‘La’ ifadesi İslam’a girişin nişanesidir. Mümin ‘La’ ile reddiyeye, inkâra başlar. ‘La’ diyerek, Allah’tan başka İlahlık iddiasında olanları reddeder. “ Lâ İlâhe İllallah -Allah'tan başka ilâh yoktur-, İslâm dininin temel rüknüdür. Yani ulûhiyeti, yaratıcılığı, rab olmayı, saltanatı ve hâkimiyeti sadece Allah'a tahsis etme kaidesi.”(https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/la-ilahe-illallah)

         Kelime-i Tevhidi dil ile ikrar, kalp ile tasdik İslam’a giriş kaidesidir. Bu hakikatin yani tevhidin içselleştiğinin zahiri göstergesi, ihlas, ilim ve ameldir. İlim sahibi kimse, ihlas ile amel ettiğinde rızayı İlahi hâsıl olabilir. Yani İlim, ihlas ve amel bu ilahi yakınlığın üç sacayağıdır denilse yanlış olmaz. Bununla birlikte İslam’a karşı sorumluluk hissetmek, onun tevhit(birlik) anlayışl

ı bir inanç olduğunu kabul etmek, ilk olarak ve her zaman tebliğe ve irşada muhtaç olanın nefsimiz olduğunu bilmek, İslam’ı hem bireysel hem de sosyal hayatımızın merkezinde bulundurmayı gerektirir. 

       Efendimiz (SAV)’in ilk gayesi tevhit iklimini oluşturmaktı. Efendimiz(sav) gayesi, İslam’ın şartı olduğundan bugünde ebet müddet ilahlık makamının sadece Allah Teâlâ’ya ait olduğunu söz ve fiil ile tasdik etmek her Müslüman için  hayat manası olmalıdır. Her şeyi yaratan ve her şeyi kuşatanın rabbimiz olduğunu sadece dil ile ikrar yeterli değildir. Tevhit inancı bu ikrar ile birlikte tam teslimiyet gerektirir. İslam’a karşı sorumluluk hissetmek, onun tevhit(birlik) anlayışlı bir inanç olduğunu kabul etmek, tebliğe ve irşada muhtaç olanın ilk olarak nefsimiz olduğunu bilmek, İslam inanç esaslarının da temelidir.

..........................................................................................................................................................................

        Tevhit akidesi şirkin tam karşısındadır. Bu yüzden en başta şirke düşmek her Müslüman için korkutucu ve tiksindirici bir vaziyet olarak algılanmadan, tevhit akidesi içselleşmez. Bizi yaratan hayatımıza hükmeder, hüküm katidir. Buna muhalefet edici davranışta şirk tehlikesi bulunur. Yani Müslüman Allah beni yarattı ama ben dilediğim gibi yarattığı hayatı tasarruf ederim derse şirk tehlikesi hâsıl olur. 

       Allah nerededir diye sorulduğunda! Sual’in muhatabı mümin kul: “Her yerde olduğunu, her şeyi kuşatıcı olduğunu” söyler. Madem Allah her yerde her şeyde ise bunu böyle kabul ediyorsak, neden sosyal hayatla ilgili meselelerimize dâhili yokmuş gibi davranıyoruz. Zahit ve şahit kullar, müttakiler kuşatılmışlık halinin tefekkürü ile amel ederler, fiiliyat planları bu yüksek şuurun gölgesinde gelişir. Bu kuşatılmışlık hali ile zahit ve şahit kulların ibadetlerindeki bütünlük hali tevhidin insanlık halindeki tezahürüdür. 

      Rububiyetin makamı, katı, her şeyiyle açıkken ve bilinirken kulluğun bir başka yere icrası ihanettir.  De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emir olundu ve ben (hak dine) teslim olanların ilkiyim.” En'am 162-163. Rabbimiz müttaki müminlerin hayatının anlamının bu ayetler ile bildirir.

       “Cenab-ı Mevla, Müberra kitabımız Kuranı-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: Hani Rabbin, Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkarıp da onları kendilerine karşı şâhit tutmuştu (ve buyurmuştu ki:) “(Ben) sizin Rabbiniz değil miyim?” (Bütün ruhlar dediler ki:) “(Evet! Sen bizim rabbimizsin!) Şâhit olduk!” Tâ ki kıyâmet günü: “Doğrusu biz bundan habersiz kimselerdik!” demeyesiniz. Araf suresi 172. Ayeti kerime de rabbimiz ruhların rabbinin bilgisine aşina olduğunu elest bezminden bu yana bu bilgiye sahip olduğunu, bunun inkâr götürmez bir hakikat olduğunu bildirir. 

       “Ruhlar âlemindeki ahitleşmemizi haber veren bu âyet-i kerimeden devşirebileceğimiz bir diğer hikmet de hatırlamaya vesile olanların ne büyük nimet olduğudur. Çünkü insanoğlu yalnız kaldığında nisyana yani unutmaya ve gaflete düşmeye meyyaldir.”(Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni, Ehl-i İrfan Sohbetleri-İmanımız Amelimiz, Semerkand yay., İstanbul-2021, s.18 )  Bu minvalde çıkan netice Allah için sevmekte, Allah için yapılan dostlukta, sade ve sadece Allah için kurulan birlikteliklerde büyük menfaatin varlığıdır. 

         Cenâb-ı Mevlâ bizleri âlem-i ervahtaki tasdik ve şehadetimize sadık kalanlardan ve nimete erdirdiği kimselerin yolundan giden kullardan eylesin. (Age s.18)

     Tevfik ve İnayetle

       

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.