21.04.1938’de Bursa ilinin İnegöl ilçesine bağlı Aşağı Ballık Köyü’nde dünya’ya gelmiştir. O devirde köyünde okul bulunmadığı için dışarıdan sınavlarla ilkokul diplomasını almıştır. İlk dinî bilgileri ailesinden ve köyü’nün imamı Ali Sevinç Hoca Efendi’den almıştır. Kurân-ı Kerim’i yüzünden okumayı öğrenmiştir. 1949 yılının Aralık ayında İnegöl ilçe merkezine gelmiş, Mehmed Çuhadar Hoca Efendi’de hıfza başlamıştır. 1949-1952 yılları arasında İnegöl’de hıfzını tamamlayan Recep Akakuş, 1953 yılının başlarında ta’lim ve tashih-i hurûf dersleri almak üzere İstanbul’a gelmiştir. 1953-1954 yılı öğretim döneminde İstanbul İmam-Hatip Okuluna kaydını yaptırır. 1962 yılında dört yıl müddetli yüksek dînî eğitim veren Yüksek İslam Enstitüsüne kaydını yaptırır ve 1965-1966 ders yılında me’zun olur.

İstanbul’da muhtelif camii’lerde müezzinlik-imamlık yaptıktan sonra Eminönü ve Eyüpsultan müftülüklerinde bulunduktan sonra, 1978-1990 yılları arasında Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliğine seçilmiş-atanmıştır.

1990 yılının Ekim ayında emekliye ayrılarak İstanbul’a dönmüştür.

Durup dururken Recep Akakuş’un hal tercümesini niçin yazdığımı merak etmişsinizdir. Arzedeyim; Recep Akakuş, “Vakıf İnsan, Reisü’L-Kurra, Gönenli Mehmed Efendi, Hayatı, Gönül Dost’ları ve Hizmetleri” adıyla bir kitap yazmıştır.

Kitap aslında, Gönenli Mehmed Efendi için bir güzelleme. Olabilir, herkes, her kimse hakkında kitap yazabilir, güzelleme yapabilir. Son yıllarda bu kabil kitap yazanlar hakkında kitap yazdıkları ve güzelleme düzdükleri zevat hakkında yazılacak bir şeyler, güzellemeye yarayan bir vasıflar bulamadıkları için hiçbir alaka ve irtibatı olmadığı halde, hizmeti sebkat eden, asrında yaygın din eğitimine damgasını vuran, İslâmî Hizmetleriyle temâyüz etmiş ba’zı zevatı eklemleme yapıyorlar.

Recep Akakuş da, Gönenli Mehmed Efendi hakkında güzellemeler düzerken, gönül dostları adı altında kimleri eklemlemiştir.

Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazret’leri, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’leri, Konyalı Veyiszâde Mustafa Efendi ve Ali Ulvi Kurucu bunlardan ba’zıları...

Recep Akakuş, eklemleme yaptığı zevat hakkında da bilgiler veriyor, değerlendirmeler yapıyor. Cümle alemin bildiği, hakkında yazılan onlarca kitap’ta sarahaten beyan edildiği, en mu’teber ansiklopedi’lerde maddeleştirilen, tevâtür derecesindeki bilgileri ve değerlendirmeleri aynen aktarmış olsaydı, kimsenin bir diyeceği kalmazdı.

Ne var ki, eklemlediği Süleyman Efendi Hazret’leri hakkında öylesine çirkin, şen’î iftira ve buhtanlarda bulunmuştur ki, cevap verilmesi zarûrî hale gelmiştir.

Recep Akakuş’un müktesebatına bakıldığında, Süleyman Efendi Hazret’leri hakkında yazdıkları bu çirkin ve şen’î iftira ve buhtanları zühul eseri ya da farkında olmadan herhangi bir başka kitaptan aktardığı ihtimal dahilinde değildir.

Hazindir, müktesebatında, müezzin-kayyımlık, imam-hatiplik, müftülük, Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliği gibi, bir fânî’nin erişebileceği bütün mertebeler erişmiş birisinin, Osmanlı Medreselerinde, Âlî kısmında en yüksek derecede, Süleymaniye Sahn-ı Semân Medresesinde, Tefsir ve Hadis Müderrisi, (Günümüzde karşılığı Profesörlük) ömrünü İslâmî ve şer’î İlimlere vermiş, Cumhuriyet dönemi yaygın din eğitimine damgasını vurmuş, Sahibizaman, Mürşid-i Kâmil ve Müekemmil, Medâr Mürşid, Tarîkat-i Nakşibendiyye-i Âliyye’nin Müceddidiyye Kolu’nun 33. ve son halkası

Süleyman Hilmi Silistrevî (K.S.) Efendi Hazretleri hakkında bu şen’î iftira ve buhtanı, cürmü teammüden, bilerek ve kasden yapmıştır.

Üstelik, irtihalinden, ebediyyete intikalinden tamı tamına 58 yıl gibi çok uzun bir zaman geçmişken. (Söz konusu kitap 2017 yılında bastırılmıştır.)

Hasenatı ve seyyiatı ile ahirete intikal etmiş, hakkında yazılanlara ve söylenenlere cevap veremeyecek bir başka boyutta olanlar hakkında, ancak, Peygamber’imizin tavsiye ve emirlerine uyarak, “Ölü’leriniz ancak hayırla yâd ediniz,” düsturuyla yad edilmesi gereken zevatı hayırla yad etmek bir tarafa, iftira ve buhtan’da bulunmak ne insânî  ne de İslâmî ahlaka sığar.

“Aradan iki yıla yakın bir zaman geçmiş, şimdiye kadar neredeydiniz?” denilirse, haklı olabilirsiniz. Hani denilir, ya! “Şeytan taşlamaktan namaz kılmaya vaktimiz kalmıyor,”

Hem sonra, nereden bilebilirdik ki, seksenli yaşlarına ulaşmış, ömrü hademe-i hayrat arasında geçmiş, müezzinlik, imamlık, müftülük, Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliği yapmış biri, Süleyman Efendi Hazretleri, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’lerinin çömezi bile olmayan-olamayan birisi hakkında kitap yazacak, çömezi, Molla Mehmed’i göklere çıkaracak, ona eklemlediği bir zat hakkında çirkin, şen’î iftiralarda bulunacak...

Daha önceki yıllar’da, Gönenli’nin çömez’lerinden bir başka artist de bir kitap yazmış, Gönenli’yi yücelemek için akl-u hayâle gelmeyen yalanlar ve iftiralarla, asrımızın Müceddidi, Süleyman Efendi Hazret’lerine çirkin ve şen’î iftiralarda bulunmuştu. Başına Mevlevî sikkesi geçirir Mevlevî, sırtına salta geçirir, Melâmî, zaman zaman da, Cerrâhî olan bu yeni yetme “olaçıkagelen” müteşeyyih’e (şeyh olmadığı halde şeyh’lik taslayan bu denî’ye hakk’ettiği cevaplar verilmişti.

Allah dost’larına, evliyaullah’a, müceddid ve mürşid’lere, dinsizlerin, masonların, yahûdî’lerin ve de sabetayist’lerin iftira ve buhtanlarını bir yere kadar anlayabiliyoruz. Fakat Hademe-i Hayrattan olduklarını iddia edenlerin kendi hürmet ettikleri zatı yaldızlamak için başkalarına iftira etmelerini anlamak mümkün değildir.

Sistematik bir i’tibarsızlaştırma gayretidir. Asla buna izin vermeyiz. Hakk’ettikleri cevabı verir, hadlerini bildiririz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
m öztürk 2019-05-19 18:41:52

elinize, dilinize, kalbinize sağlık ağabey