*Şenol Bey merhaba... Nasılsınız? Sizi tanıyabilir miyiz? 

Ben Şenol Tınaztepe; 17.12.1966 İstanbul doğumluyum. Zanaat ve sanat kuşaklara aktarılmalı ilkesiyle kendimi çok yönlü geliştirmek için emek ve çaba harcadım. Bu çabam başarılı bulunup, bana çoklu meslek tabiki zanaatkarlıkla ve taktiri sanatla buluşturdu. Ahilikte ve devamı olan Köy Endüstrileri yapısı olup meslek ahlakı her şeyin üstünde tutulmakta, oto-kontrol sistemi mükemmel bir şekilde işlemekte idi. Çırak, kalfa ve usta arasında baba-evlat saygı ve sevgi bağı kurulmuş, ilişkiler ahlaki ve mesleki temellere oturtulmuştu. Her ahi bir “üstad”a bağlanmak, sanatın geleneksel pirleri hakkında bilgi edinmek ve davranışlarında onları örnek almak durumunda idi. Sanatların geleneksel pirleri, her şeyden önce birer ahlak kahramanlarıdır. Bu insanların pirlerine gönülden ve manen bağlanmaları, işlerinde gösterecekleri en küçük bir ihmal ve kusur ile pirin sevgi ve himmetinden mahrum kalınacağı anlayışını yerleştirmişti. Ahi Birlikleri, bütün kademeleri birbirine bağlanmış, dışa kapalı, disiplinli topluluklar olduğundan, burada gelişen sanat da bunlara özgü bir “hikmet” olarak gelişmekte ve bu sır kuşaktan kuşağa aktarılmakta idi. Bunun için sanat bir üstad’ın yanında öğrenilmekte, aksi hoş karşılanmamaktaydı. Mesleğine zanahatına taktiri olan sanatına ihanet edenler taktir görmez dışlanırdı . Böyle insanlar iş çevresinde barınamazdı.

*Sedefkârlık ne demek? 

Sedefkârlık (Sedefçilik) Nedir? Sedefkârlık, Türk ve Doğu geleneksel sanatları içinde yer alan bir sanat dalıdır. “Sedef kakmacılığı” veya “sedefçilik” adı da verilir. Sedef kakma işine “sedefkâri”, sedef ustalarına “sedefkâr” denir. Sektörde sedefkârlar sanatçı, sedefçiler ise zanaatçı olarak anılır. Çok eski medeniyetlerde kullanılan sedef sanatının Sümerlerden geldiği belirtiliyor. Sümer mezarlarındaki sedef süslemeler bu iddiaya dayanak olarak gösteriliyor. Uzakdoğu'daki Çin ve Hindistan gibi ülkelerde yayılan sedefçilik, Orta Asya Türkleri vasıtası ile Anadolu'ya ulaşmış. 15. yüzyıldan itibaren de Türk-İslam sanatı olarak tanınmaya başlandı. 17. yüzyılda sedef işlemeciliği Osmanlı'da zirveye ulaştı.

*Kendinizi sedefkar olarak tanıtıyorsunuz... Sedefkâr ne iş yapar?

Sedef okyanuslardan derinlerden çıkartılan Sedef gökkuşağının yedi rengini yansıtan değerli inci çıkan midyedir ve sert bir maddedir.Yapım aşaması 3 ila 6 ay arası sürmektedir. Şu haline getirmek ve tamamiyle kırmadan, zarar vermeden işleyebilmem uzun yıllarımı aldı takdir edersiniz ki. Sedefin yanında çeşitli metaryeller. (Altın, gümüş bağı, mamut dişi, kehribar değerli taşlar)

* Sedefkârlık sanatına ne zaman başladınız? Kaç senedir sedekarlık yapıyorsunuz? Sizi bu mesleğe yönlendiren ne olmuştu?

37 yılımı verdiğim Sedefkâr ve Resim sanatı mesleğimi 10 yaşında üstadım Kemal Uzunkaya’dan ve Ressam Mahmut Cuda’nın resim sanatına yönlendirmesi ve seneler içindeki destekleriyle öğrendim. Bu doğrultu da geldiğim nokta da Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Sanatçısı seçildim. Kendimi geliştirip ilk başta zor olan tavuk yumurtasına yapmaya karar verdim. İşlemesi çok zordu çünkü bildiğiniz gibi yumurta oldukça ince ve sedef maddesi kalın bir maddedir. Yağom aşaması 3 ila 6 ay sürer. Tamamen kırmadan işlemem yıllar aldı takdir ederseniz. Çeşitli malzemeler (Altın, gümüş, Bağ, mamutdişi, değerli taşlar vb.) kullanılabilir, eserlerimi eke benzer bırakacağım. Çalışmalarımın ülkemize gösterdiği ilgiden memnunum. Yurt dışında 6 yumurta sanatı derneğimiz ve 2 dergimiz var. Ülkemizi bu sanatla tanıştırmak için elimden geleni yaptım. Emek gerektiren bir iş, elimden gelenin en iyisini yaptığımı işlerime yansıttım. Yeni işlerime özen gösteriyorum ve en önemlisi yeni fikirler üretiyorum. Osmanlı ve Selçuklu saraylarında, aksesuar takılarında, mobilyalarda, çerçevelerde vb. Kullanılan bu teknik, bu tekniğin yaşatılması ve geliştirilmesi için çeşitli çalışmalarım olacak. Çalışmalarım şimdiden 120'ye yakın sergide yer aldı. Şimdi amacım daha çok insanın eserlerimi ve koleksiyonumu emin ellerde görmesi, mesleğimi öğrenmesi ve unutulmuş sanat atmosferini ortadan kaldırması. İşlerim ilginizi çekiyor ve benim gibi diğer sanatseverlere ulaşıyor. İlginize şimdiden teşekkür ederim.

*Kurumsal bir eğitiminiz var mı? Eğitim ile mi yoksa kişinin merakı ile olan bir meslek mi?  

Sedefkalık başlangıcı 1514 yılında Sedefkar Mehmet ağayla doğmuş. Denizden çıkan sedefleri Sedefkar Mehmet Ağa sanat haline getirmiş. Denizde 3 bin 4 bin senelik sedeflere Osmanlı Sedefi denir. Bu sedefler şu anda ülkemizde bulunmamaktır. 14. 15. ve 16. Yüzyıllar arasında zirveye ulaşmıştır. Sedef oymacılığı nasıl yapılır. Sedef yapmak için öncelikle onu sevmen gerekir. Onu sev ki o da seni sevsin. Bu işi yapabilmek için çok ama çok sabırlı olmalısınız. Kağıdı önümüze alıp öncelikle çizilecek motif çizilir. Eskiden kıl testereyle yapılan oyulur. Bu işlem günümüzde neşter ile yapılmaktadır. Daha sonra sedef özenle kaplanır. Ortaya çıkan tablo bir sabır eseridir.  Biz bu sanatla ilgilenmek istersek Başakşehir’de eğitim görebileceğimiz yerler var.   Öncelikle bu sanat ustasından öğrenilmesi gereken bir sanattır. Malesef Türkiye’de Sedefkar diye nitelendirebileceği. Usta kalfa ilişkileri ve genç nesillere aktarımı kolay olmuyor sonsuz konsantrasyon ve emek istiyor restatosyon gereken işlerden.

*Sabır ve Zerafet sanatı olarak da adlandırılan Sedefkarlık günümüzde nasıl değerlendiriliyor? Toplumun bilgisi ne durumda...

Zanaat ve Sanat; toplum davranışımızı, karakterimizi, adalet ve sempati hislerimizi rafine etmeli; kendi kendimizi tanımamızın, kendi kendimizi kontrol etmemizin, diğerleri için beslediğimiz saygı hislerimizin ve hareketlerimizin yücelmesine hizmet etmeli; bizi saygısızlığı , zulme, adaletsizliğe ve bayalığa tahammül etmeyecek şekilde geliştirir ve geliştirmelidir . Elsanatları bütüntür içinde yararlı faydalı kullanışa musait görsel hazve gereksinim ihtiyaç duyduğumuz elemeğidir sedefkarlıkta bunlarda yeterinde toplumda değer görür.

*Mesleğinizi icra ederken kullandığınız malzeme olan sedefi bulmak da zorlanıyor musunuz? Nereden buluyorsunuz?

Sedefkarlıkta kullandığımız mazemelerin hepsi yurt dışında getirilip kilosu dolarla fiyatları yüksek satılan mazemeler ülkemizde bulunmayan kehribar bağa sedef altın gümüş babut kemiği veya mors balığı dişi gibi.

*Kaç senedir mesleğinizi sürdürüyorsunuz? Sabır ve emek gerektiren bir iş yapıyorsunuz... ülkemizde eserleriniz ilgi görüyor mu?

50 sene çocukluktan itibaren benim avantajım şu idi çevremde semtimde birden fazla elyapımı işlerin oldu sanatkarların müthiş bir sanatcı bilgisiyle çoklu mesleklerden oluşması idi . O zamanın ustaları üstatları mütiş bir zanahat. Ve taktiri sanat. Bilgisi muhteşem bir zanaatkarlar ordusuydu Cumhuriyetin yetiştirdiği bu insanlar geçim sıkıntısı ve yeterinde bilgileri aktarılamadığı için ne yazık ki yok olmaya yüz tutdu ülkemiz bu sıkıntıyı çok çekicek ve kuşak bilgi aktarımı sağlayamıyacak.

*Yapmış olduğunuz eserlerinizin tanıtımını nerelerde yapıyorsunuz? Size geri dönüşü nasıl oluyor mu? 

Yapmış olduğum uzmanlık alanım olan yok olmaya yüz tutmuş işletim on tane meslek dalı içinde benim işlerimden biri olan yerçek yumurtaya hiç bir işlem yapmadan alındığı gibi değerli yaşlar ve değerli işler kaplamandır yurt dışında egg art olarak kabul gören bu sanat 3 kitap dergiler müzelerde koleksiyonerler tarafından takip beyeni almaktadır. Ayrıca resimlerimden katoloklanmış iki kitap oluşturulmak üzeredir. Yurt dışından yapdığım el yapımı gözlüklere talep bayağı koleksiyonerlerden ilgi görüyor. Yüzlerce sanatçı ve galerici dostlarımla sanatsal açılışlara katılıyorum talep görüyorum.

*Hassas malzeme ile gerçekleştirmiş olduğunuz eserlerinizi ne kadar süre içerisinde yapıyorsunuz?

Yumurtanın üzerine işlemek aylarca süren bir sabır tabiki sonsuz sabır, amaç yumurtayı kırmamak iç içe geçen birden fazla materyalden oluştuğundan çok uzun zaman alıyor ve yüksek taktir görüyor. Resimlerimde bir konu üzerine soyut yağlı boya çalışmalarım keza gözlükler. Hepsi birbirine yakın amaçla yapılan anlayış. Benim evimde görmeye haz duymamı gerektirecek bir şey ben beğendim mi? Gerisi başkalarının seyrederken haz duymasını istemiyorum.

* Mesleğinizin öğrenilmesi için neler yapıyorsunuz? 

Bir çok çocuğa bu zanaatı veya taktiri sanatı öğretiyor yönlendiriyorum. Elimden gelen sergilere katılmaya, yönlendirmeye ve aktarım yapmaya çalışıyorum. Biz öğreticiyiz yol gösteren bilgilendiren kişileriz.

*Kaybolmakta olan bu kadim sanatın en güzel Sedef Kakma örnekleri nerelerde görülebilir? 

Benim yaptığım resterasyon işleri Topkapı Sarayı resterasyon, camiler, özel müzeler medreseler, yurt içi-yurt dışı koleksiyonlar müzeler bir çok alanda işler yapılması zor olan fakat imkansız olmayan işlerin bulunduğu her yer.

*Türkiye’de çalışmalarınızın bir benzeri var mı? 

Yumurta Kakma Sanatı olarak yok. Yanlız çeşitli yumurtaya desen işleyen resim yapan değerli sanatkarlar var hatta birde Afyon’da ve yurt dışında olan Yumurta Müzesi açıldı. Sedefkar olarak da sanatkarlar var. Resim sanatında çok kıymetli ressamlarımız. Zaten tartışılmaz muhteşem eserler var.

*Yurt içinde ve yurt dışında mesleğinizin tanıtımını nerelerde ve ne şekilde yapıyorsunuz? 

Yurt içinde ve yurt dışında seçkin galerilerde yüzlerce. Sanatçı ve Galerici dostlarımızla  sanat ortamında buluşup çok güzel sergilere katıldık. Sanatçı dayanışmasıyla perçinleşmiş sanat organizasyonları destek görüp destek verdiğimiz yüzlerce açılışlarda bulunduk. Bunlar internet sitelerinde belgelenmiş sanatsal faliyetler beynelmilel işler.

*Pandemi dönemi çalışmalarınız ne durumda? Etkisi oldu mu?

Pandemi dönemi sanatsal faliyetler durağan hale de gelse! Bizler sıkı kontrollere uyup açılışlar internet üzerinde online müzayede şeklinde devam ettirdik. Hatta bu sanatın çok daha sahiplenmesine destek oldu. Sanatı takip eden ve her açıdan ilgilenen bir koleksiyoner topluluğu yarattı. Bu sahiplenme resim ve diğer sanatsal faliyetlere de desteği arttırdı . Bunun yanında Nihat Tokat, Ayşegül Abay, Saim Kaya ve Mustafa Uçan gibi galericilerin her şeye rağmen kendi bildiği yolundan ayrılmayıp işi sıkı tutup açılışlara devam edebilmeleridir. Teşekkürler can dostlara.

*Sanatınızın tanıtımını yaptığınız medya hesabınız var mı? Varsa faydalı oluyor mu?

Facebook. Twitter. İnstagram senoltınaztepe yazıp beni ve işlerimi bulabilirsiniz.

*Yakın zamanda işlevlerinize dair projeleriniz var mı? 

Benim her zaman projelerim varolacatır. Yeni işlerimle hiçbir şekilde tükenmeyen tasarımlarım takip edilecektir. Yok olmaya yüz tutmuş meslekleri, sanatları, aktarılması ve anlatılması bitmez bitmeyecektir.

*Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Atatürk’ün Sanatla İlgili Sözlerine bakacak olursak; Atatürk’ün sanata ne kadar önem verdiğini görürüz “Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz. Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız.” “Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra, alnında ışığı ilk duyan insandır.” “Güzel sanatlarda muvaffak olmak, bütün inkılaplarda başarıya ulaşmak demektir. Güzel sanatlarda muvaffak olamayan milletler ne yazık ki, medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatı ile yer almaktan ilelebet mahrum kalacaktır.” “Bir milletin sanat yeteneği, güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.” “Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk Musikisidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.” “Milletimizin Güzel Sanatlar sevgisini, her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.” “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz.” “Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.” “Sanatkar el öpmez, sanatkarın eli öpülür.” Son sorunun cevabı bu kadar güzel anlatılmaz... Bende anlatmaya çalıştım... Öncelikle bana zaman ayırıp sorular yöneltiğiniz için size ve gazete Önce Vatan’a teşekkür ederim. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.