Gözün Gizli Düşmanı: Şeker Hastalığı

Bu haftaki konumuz 50 yaş ve üstü okuyucularımızı daha çok ilgilendiriyor. Şeker Hastalığı (Diyabet) gözde katarakt, glokom ve en önemlisi diyabetik retina hastalığına sebep olarak görme azalmasına yol açabileceği için sürekli kontrol altında tutulması gereken bir hastalık.

Gözün Gizli Düşmanı: Şeker Hastalığı

Bu haftaki konumuz 50 yaş ve üstü okuyucularımızı daha çok ilgilendiriyor. Şeker Hastalığı (Diyabet) gözde katarakt, glokom ve en önemlisi diyabetik retina hastalığına sebep olarak görme azalmasına yol açabileceği için sürekli kontrol altında tutulması gereken bir hastalık.

01 Eylül 2019 Pazar 14:53
93 Okunma
Gözün Gizli Düşmanı: Şeker Hastalığı

SUMRU AYDIN

Sağlık Notlarında bu hafta Avrasya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Kemal Yıldırım Şeker Hastalığı ve Katarakt dosyasını açıyor. Şeker hastası ve 50 yaşın üzerinde olan herkesin göz muayenesini rutin bir şekilde yaptırmasını tavsiye ediyoruz.  Şeker hastaları için hazırladığımız bu özel yazıyı okurken katarakt ameliyatı ve dikkat edilmesi gereken noktaları da bulacaksınız. Tüm okuyucularıma sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum. 

Şeker Hastalığının gözlerdeki hasarlarından bahseder misiniz?

Diyabetli hastalarda en fazla rastlanan bulgulardan biri Katarakt diğeri ise Retinopatidir.  Aslında Katarakt ve Diyabet iki ayrı hastalık. Fakat şeker hastalarında Katarakt daha çabuk başlıyor ve daha hızlı ilerliyor. Eğer 50 yaş ve üzeriyseniz, şeker hastalığınız varsa katarakt olma olasılığınızı bilmeniz gerekli. 

Katarakt belirtilerine kısaca değinmek gerekirse;

1.) Bulanık ve şekilsiz görme

2.) Güneşli ve ışıklı ortamda görmenin azalması ve gözde kamaşma

3.) Gece görmede zorlanma

4.) Renklerin soluk görülmesi

5.) Çift görme

6.) Gözlük derecelerinin sürekli değişmesi.

Katarakt Hastalığının Tedavisi nasıl olur?

Katarakt hastalığının tek tedavi yöntemi Fako ameliyatıdır. Hastanemizde 6 dakikada ağrısız ve acısız Fako ameliyatı yapılmaktadır. Ameliyatın başarısı şansı %100’dür.  Bu ameliyatta enfeksiyon riskini gözardı etmemek gereklidir. İlk 24 saat içinde gelişen enfeksiyon hastane kaynaklı olabilir daha sonrasında ise hastanın evde bakımı ile ilgilidir.

Retinopati nedir?

Gözün arkasındaki ağ tabakası diyabete bağlı olarak etkileniyor. Göze yeterince oksijen gitmediği için yeni damarlar oluşuyor ve bu yeni damarlar gözün kendi damarları gibi olmadığı için basınç artışında patlıyor ve kanama yapabiliyor. Yani Retinopati şeker hastalığına bağlı bir ağ tabakası hastalığıdır. 

Diyabet ve retinopati için risk faktörleri nelerdir?  

Diyabet hastalığının süresi ne kadar uzunsa, retinopati gelişme riski de o kadar fazladır.  Diyabet kotrolünü aksatmak retinopati riskini yükseltir.  Bunu değerlendirmede HbA1c seviyeleri önemlidir.
Yüksek tansiyon retinopati riskini arttırır.
Böbrek hastalığı ve protein kaybı – yüksek kreatinin seviyeleri retinopati’ye eşlik edebilir.
Yüksek kolesterol seviyeleri göz bulguları verebilir.
Tip 2 diyabet olgularında obezite ve retinopati ilişkili bulunmuştur.
Retinopati gebelik esnasında ilerleyebilir, diyabet ve tansiyonu iyi kontrolde tutulmalıdır.

Diyabet ve retinopati de tedavi nasıldır?

Yapılan çalışmalarda, lazer fotokoagülasyon uygulamasının diyabet e bağlı retinopati olgularında görme kaybını önlemede riski belirgin olarak azalttığı gösterilmiştir.

Laser tedavisi:

 Diyabetik göz hastalığında retina tabakasındaki bozuklukları ve hastalıkları düzeltmek amacıyla kullanılır. Laser tedavisi ağrısız bir işlemdir: Göz bebekleri damlalarla genişletilir. Göze bir muayene merceği takılır. Laser yapılırken, hastanın tek hissettiği ışık parlamalarıdır. Diyabette retinaya laser 2 şekilde uygulanır. Sadece lokal bir hasar veya ödem varsa, yalnız o bölgeye laser uygulaması yapılır. Diyabetik hasar sadece bir sahayla sınırlı değilse, maküla bölgesi hariç tüm retinaya birkaç seans boyunca laser uygulanır. Proliferasyon safhasındaki diyabetik retina hastalıklarında uygulanır. Tedavi, çoğunlukla laserle yapılmakta ve ana hatlarıyla ikiye ayrılmaktadır: 

Birincisi, retinada yeni oluşan damarların gerilemesini sağlayacak şekilde laser yapılarak göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom oluşması engellenir. Çoğu hastada istenilen sonuç elde edilmekle birlikte, bazen yapılan etkin laser tedavisine rağmen bu komplikasyonlar oluşabilmektedir. 

İkincisi, maküla denilen görme merkezinde su toplanması olan hastalarda ödemi azaltmak veya yok etmek için yapılan laser tedavisidir. Tedaviyi takiben ödem kaybolsa veya azalsa bile görme artmayabilir. Bunun için, bu lezyonlar ne kadar erken tedavi edilirse, görme o kadar iyi düzeyde kalmaktadır. Bununla birlikte, tedavi sonrası görmenin daha iyileştiği veya daha kötüleştiği de olmaktadır. Lazer haricinde ödem ve teni damarların oluşumunu engelleyen İntravitreal enjeksiyonlar yapılmaktadır. 

Laser ve intravitreal enjeksiyon tedavisine rağmen göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom olan veya makula ödeminin devam ettiği durumlarda vitrektomi ameliyatı yapılmaktadır. Avrasya Hastanesinde Vitrektomi ameliyatlarıyla başarılı sonuçlar elde edilmektedir 

Şeker Hastaları Göz muayenelerini ne sıklıkta yapmalıdır?

Tip 1 diyabet olgularında;
Tanı konulduktan sonraki 3. - 5. yılında ve sonrası yılda bir defa.
Ya da çocukluktan beri takipli olgularda püberte de göz muayenesi mutlaka yapılmalıdır.

Tip 2 diyabet olgularında;
Tanı konulmasıyla beraber ilk göz muayenesi ve sonrası yılda bir yapılmalıdır.

Önceden diyabet saptanmış kadınlar gebe kalırsa;
Her 3 ayda bir ve doğumdan 6 hafta sonra göz muayenesi yapılmalıdır.
Diyabet olgusu eğer görme ile ilgili problemler yaşıyorsa, daha sık göz muayenesinden geçirilmelidir.
 

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.