DİNÇER KARACALAR'LA SAĞLIK NOTLARI

02 Temmuz 2020 Perşembe 17:38
49 Okunma
DİNÇER KARACALAR'LA SAĞLIK NOTLARI

TOPLU TAŞIMADA DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER

Şişli Florence Nightingale Hastanesinden, İç hastalıkları uzmanı Dr. Başak Oğuz İnan toplu taşımada uyulması gereken kurallara dikkat çekiyor;

1) Şehir içi otobüs taşıması sırasında 

Binerken inerken duraklarda beklerken ve otobüsün içerisinde sosyal mesafemize  (en az 1 metre) dikkat etmemiz gerekiyor.

Mutlaka cerrahi maskemizi yakmış olarak otobüse binmeliyiz.otobüsün yeteri kadar iyi havalandırıldığını kontrol etmeli değilse camların açılmasını talep etmeliyiz. Ortak kullanılan yüzeylere dokunurken tek kullanımlık peçetelerden faydalanabilir ve bu yüzelere dokunduktan sonra peçeteyi atabiliriz. O anda kuru peçetemiz yoksa bu temas sonrası mümkünse eller yıkanabilir veya alkol bazlı bir dezenfektanla temizlenebilir. Ancak elleri yıkayana kadar burun göz ve ağzımıza dokunmamaya özen göstermeliyiz. 

Öksürük hapşırık gibi durumlarda tek kullanlıı bir peçeteyle burun ve ağzımızı kapatmalı ve bu peçeteyi güvenli bir şekilde atmalıyız. siperlik kullanımına gerek olmamakla birlikte tek başına kullanılan siperlik kesinlikle yeterli bir koruyucu değildir buna çok dikat edilmeli. Otobüsten indikten sonra açıkhavada çok kalabalık bir bölgede değilsek maske kullanımı şart değildir. 

2) Taksi yolculuğu sırasında 

Maskemizi takıp taksiye binmeli ve yeteri kadar havalandırılıp havalandırılmadığını kontrol etmeli gerekirse camların açılmasını rica etmeliyiz. 

Taksi şöförünün de maskesini doğru şekilde takmış olduğundan emin olmak gerekir. yine ortak kullanılan yüzeylere dokunulduysa ve para ile temas edildiyse eller yüze değdirilmeden mümkünse yıkanmalı değilse alkol bazlı dezenfektanla temizlenmelidir. 

3)Şehirlerarası otobüs

Binerken uygun mesafe kuralına dikkat edilip edilmediğini kontrol ederek maskemizi takıp otobüse binmeli ve tüm seyahat boyunda burnu ve ağzı kapatacak şekilde doğru takılmış olan maskemizi otobüs içerisinde çıkarmamalıyız. 

Çantamızda alkol bazlı dezenfektan bulundurmalı ve belli aralıklarla ellerimizi temizlemeli ve yine yüze temas ettirmemeye özen göstermeliyiz. 

Seyahat esnasında servis edilen ürünlerin kapalı olmasına dikkat etmeli değilse tüketmemeyi tercih etmeliyiz. servisi yapan kişilerin mutlaka maske ve eldiven kullanmaları ve her servisten sonra bu eldivenleri değiştirmeleri gerekmektedir. valizleri alıp verirken de temas kurallarına özen göstermeliyiz. 

Mola yerlerinde maskemizi çıkarıp açıkhavada bir miktar zaman geçirmek daha iyi olacaktır. Dinlenme alanlarında yoğunluk olan yerlerde bulunmamalı ortak alan kullanımı sonrası mutlaka ellerimizi yıkamalıyız. bu seyehat için de siperlik kesinlikle gerekli ve koruyucu değildir. 

4)Uçak yolculukları 

uçağa binerken ve içeride sosyal mesafe kavramına dikkat etmeli ve kontrol edilmesini beklemeksizin kendimiz için gereken önlemi almalıyız. 

Maskemizi uçağa binerken takmalı ve sayahat boyunca çıkarmamalıyız. Eğer uzun sürecek bir uçuşsa 4-5 saatte bir maske dğiştirmek eğer mümkünse yapılmalıdır. Yanımıza bütün bunlar düşünülerek yeterince yedek maske almak gerekir. 

Ortak alanlara kuru peçete ile dokunup atmalı veya el dezenfektanlarından faydalanmalıyız. Eğer kısa bir uçuş olacaksa yiyecek içecek tüketmemek düşünülebilir çünkü bunun için maskemizi çıkarmamız gerekli olacaktır uzun uçuşlarda yediğimiz ürünlerin hijyenik servis edildiğine dikkat etmeli ve yemeden önce el dezenfektanı ile ellerimizi temizlemeli kısa sürede yemeğimizi yiyip maskemizi yeniden takmalıyız. 

Uçuş süresi uzadıkça risklerin artacağı bilinmelidir. Uçakların havalandırma filtreleri işe yaramakta ancak tamamen önleyici olmayabilmektedir. Bu nedenle seyahat planımızda bunu da göz önünde bulundurmalıyız.

5)Gemi yolculukları 

Bu seyahatler içerisinde risk açısından en yüksek olanı uzun gemi yolculukları ve tatilleridir. uzun süre aynı ortamda bulunulmakta ortak alanlar ve ortak eşyalar kullanılmaktadır. Bu nedenle eğer gemi yolculuğu yapılacaksa daha fazla özengösterilmesi gerekmekte. 

Mutlaka katılan kişilerin ateşleri binerken ve sonra da periyodik olarak kontrol edilmelidir. Eğer böyle bir yerde uzun kalınacaksa bir ateş ölçer de bavulumuza eklemek akıllıca olacaktır. 

Ortak kuşllanılan tabak, bardak , çatal ,bıçak gibi ürünlerin hijyenik temizlendiğinden emin olunmalı olunamayacaksa bu eşyaları kendimiz için çantamızda götürmeliyiz. Halen devam etmekte olan salgın hastalık açısından riskli olabilcek bölgelere seyahat açısından da dikkatli olmalıyız. 

Düğünler başlıyor!

Gelinler en özel günlerinde sihirli dokunuşlarla parlayacak

Salgın nedeniyle ertelenen düğün sezonu artık açıldı. Başta gelinler ve damatlar olmak üzere herkes o unutulmayacak gün için hazırlıklara şimdiden başladı. Peki, düğünlerinde daha etkileyici, fit ve ışıldayan bir görüntü elde etmek isteyenler neler yapmalı? Uzm. Dr. Şafak Göktaş düğün hazırlığı sırasında uygulanabilecek medikal estetik işlemleriyle ilgili bilgiler aktardı.

Karantina günlerinin sonu, düğün sezonunun da başlangıcı demek. Hayatının bu en özel gününde kusursuz görünmek isteyen gelinler ve damatlar, medikal estetik işlemleriyle düğünlerinde parıldıyor. Elbette davetliler de yine bu dokunuşlarla göz alıyor. Uzm. Dr. Şafak Göktaş tarafından uygulanan botoks, dolgu, PRP/Mezoterapi ve lipoliz, ideal dönemde başlandığı takdirde düğünlerde etkileyici bir görünüm sağlıyor.

Botoks: Botoks için en uygun zaman dilimi düğünden yaklaşık 1 ay öncesi. Daha çok alın, kaş arası ve kaz ayakları kırışıklıklarına uygulanan botoks, etkisini 3 günde göstermeye başlasa da yüze tam oturması 15 günü buluyor. Botoks kırışıklıkları yok ederken, aynı zamanda canlılık, parlaklık, ışıltı ve yüzü yukarı doğru çekme etkisi de kazandırıyor. Botoks, uygulandıktan 15 gün sonra kontrol edilerek rötuş işlemi yapılıyor. Rötuş sonrası botoksun oturmasıyla birlikte görünümün tam anlamıyla son halini alması 1. ayı buluyor.

Dolgu: Dolgunun içeriğinde hyaluronik asit adı verilen bir tür protein vardır. Genellikle dudak, kaş arası, elmacık kemiği, burun, çene, gülme çizgileri, çene kontürü (jawline), alın, boyun ve el bölgelerine uygulanan dolgu, bu bölgelere hacim ve şekil verir. Dolgunun su tutma özelliği olduğu için yapıldıktan sonra bol su içildiğinde etkisi de artar. Dolgu, etkisini yapıldıktan hemen sonra gösterir. 15 gün sonra yapılan rötuş sonrası tam olarak etkisi görülür. Bu sebeple, düğünden 15-21 gün önce uygulanması idealdir.

PRP/Mezoterapi: PRP, kişinin kendi kanının yüksek devirde santrifüj cihazında döndürülmesi sonrasında elde edilen trombosit isimli besleyici ve onarıcı hücrelerin, cilde verilmesi işlemi şeklinde tanımlanır. Mezoterapi de, cildi canlandıran, parlatan, daha dinç gösteren ve lekeleri azaltan vitaminlerin ve minerallerin cilt altına verilmesi işlemi olarak bilinir. Her iki işlem de 3-4 seans yapıldığında, etkisini en yüksek düzeyde gösterir. PRP ve Mezoterapi 7-15 gün aralığında yapıldığından, uygulamalara düğünden yaklaşık 1 – 1,5 ay önce başlamak düğünde ışıl ışıl bir cilt görünümü sunar.

Lipoliz: Lipoliz, incelmesi ve erimesi güç, inatçı yağ olan bölgelere 10 cc’lik toplam dört enjektörle uygulanan bir işlemdir. Enjekte edildikten hemen sonra yağ yakımına başlayan lipoliz, beraberindeki diyet ve spor programıyla birlikte etkisini ilk seansın ardından fark ettirir. Basen, iç bacak, bel çevresi, kol, koltukaltı, gıdı ve selülitli bölgelerde uygulanan lipoliz işleminde, seans sayısı kişiye özgü olarak 1-3 arasında değişir. Yürüyüş yapmak ve verilen beslenme planına uymak ise etkiyi artırır. Bir seans lipoliz ile yürüyüş ve beslenme takvimine uyulduğu takdirde bel çevresinden ortalama 5-13 cm arası incelme ve yine bir seansta genellikle 1-2 beden küçülme sağlanır. Lipoliz sonrasında ilk 10 günde gözle görülür derecede incelme ve kıyafetlerde bollaşma fark edilir. Bu yüzden ilk 10 günde programa uymak önemlidir. Uygulanan işlem sonrasında yağ parçalanması 4-6 hafta arası süreceğinden düğünden 1-1,5 ay önce yapılması uygun olur. Böylece  gelinliklere, damatlıklara ve takımlara da daha rahat girilebilir.


  

Pandemi sürecinin çocuklar ve genç erişkinler üzerindeki fiziksel etkileri nelerdir?

Covid-19’un çocuklar ve gençler üzerindeki 6 fiziksel etkisi

Mart ayının ortalarında başlayıp hali hazırda etkisini sürdüren Covid-19 pandemisi, 65 yaş üstü vatandaşlarımız kadar, gençlerimizi de olumsuz olarak etkiliyor. Gerek okulların kapalı olması, gerek sokağa çıkma yasakları, çocuk ve genç erişkinlerde, hem henüz gelişme aşamasında olan kas iskelet sistemleri üzerinde olumsuz etkiler yarattı, hem de psikolojik olarak olumsuz etkiledi.

Pandemi sürecinin çocuk ve genç erişkin üzerindeki fiziksel etkilerini anlatan Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:

“Biz yetişkinler için bile adapte olması zor olan bu süreç, çocuk ve genç erişkinlerde uzun bir tatil gibi görünmüş olsa da, uzun dönem etkileri yoğun olacak gibi duruyor. Hele ki önümüzdeki kış dönemi, karşımızda henüz bilinmez olarak duruyorken, bu sürecin etkilerini yorumlamak daha da zorlaşıyor. Biz ebeveynlere düşen ilk sorumluluk, günlük streslerimizi çocuklarımızdan olabildiğince uzak tutup, onları mümkün olan en kısa sürede güvenli bir aktivite sürecine geri döndürmek olmalıdır” dedi.

Peki, kısıtlamalar, çocuk ve genç erişkinler üzerinde hangi fiziksel sorunları ortaya çıkarabilir?

1-)Özellikle oyun grubu dediğimiz 2-10 yaş aralığındaki çocuklarda, parklar hem bir eğlence, hem de fizyolojik gelişimleri için bir zorunluluktur. Burada hem kasları kuvvetlenir, hem de denge ve ince motor becerileri gelişir. Maalesef pandemi süreci, bu yaş grubunda motor gelişimi olumsuz olarak etkiledi.

2-)10-15 yaş grubu içinse, gerek okullarda, gerekse özel kulüplerde yaptıkları amatör yada profesyonel spor aktiviteleri, bu 4 aylık süreçte sekteye uğradı. Her ne kadar ev egzersizleriyle bu dönem atlatılamaya çalışılsa da, genel kondisyon ve otonom beceri aktiviteleri geriledi.

3-)Yine, 10- 15 yaş aralığında, boy uzamasının hızlı olması nedeniyle, sağlıklı omurga kompozisyonunun oluşması için omurgaya binmesi gereken yükler binmedi. Bu da önümüzdeki süreçte, gerek skolyoz, gerekse de kifoz oluşumları için maalesef olumsuz bir sonuç doğuracaktır.

4-)Çocuklarımız bu dönemi, gerek online eğitim sebebiyle, gerekse de evde yapacakları çok aktivite olmadığı için çoğunlukla ekran başında ve bilgisayar oyunları ile masa başında geçirmek zorunda kaldılar. Bu süreç, postür sorunları için oldukça büyük bir tehlike de yarattı.

5-)Fiziksel sorunların yanı sıra, normal zamanda da zaten evden çıkarmakta zorluk çekilen modern dönem çocuk ve genç erişkinlerinde eve bağlılık duygusunu da arttırdı.

6-)Ekran başında tüm aile, günlük hastalık verilerini dakika dakika izlerken, çocuklarımızın üzerinde yarattığımız güvensizlik ve endişe duygularını maalesef bir miktar geri plana attık. Bu sürecin geri dönümünde, çocuklarımızın başa çıkması en zor sorunlarından birisi de bu endişe süreci olacaktır.

GÜNEŞ KAYNAKLI LEKELERİN GİDERİLMESİNE YARDIMCI, YAŞLANMA KARŞITI ETKİLİ ÇOK YÜKSEK GÜNEŞ KORUYUCU

Yepyeni Photoderm Spot-Age SPF 50+, geniş spektrumlu güneş koruması sayesinde UV ışınlarına, görünür ışınlara ve kızılötesi ışınlarına karşı hücreden başlayan koruma sağlıyor. Formülündeki Hücresel BioprotectionTM* patenti, zararlı UV ışınlarına karşı hücrelerin korunmasına ve cildin erken yaşlanmasını önlemeye destek oluyor. Evde geçirdiğimiz bu dönemde her ne kadar güneşe maruz kalmasak da bilgisayar, telefon ve televizyon ekranlarından gelen kızılötesi ışınlarına karşı cildimizi koruyarak lekelenme ve yaşlanma belirtilerinin önüne geçebiliriz. Photoderm Spot-Age SPF 50+ aynı zamanda içerdiği E ve C vitaminleri sayesinde çok güçlü antioksidan etki sunuyor. İçerdiği Centella Asiatica Özü ise yaşlanma karşıtı etki sunarak kırışıklık problemine karşı da mücadele ediyor. İçerdiği Gliserin ile cildi uzun süreli nemlendiriyor.

Dondurmayı Mutlaka Su İle Tüketin!

Yaz aylarında dondurma tüketiminin artmasıyla beraber boğaz enfeksiyonu sıklığı belirgin oranda arttı.Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım dondurmanın su ile beraber tüketildiğinde boğaz enfeksiyonu sıklığının azaldığını belirtti.

Malum sıcaklarda serinlemek için en çok tercih edilen şüphesiz ki dondurmadır.Dondurma doğru şekilde tüketildiği takdirde herhangi bir sağlık sorununa neden olmaz. Fakat doğru şekilde tüketilmezse bağışıklığı düşük olan kişiler de boğaz enfeksiyonuna neden olabilir. 


Yazın hasta olmamak için ne yapmalıyız ?

Dondurma süt, yağ, şeker, protein ve kalsiyum gibi vücut için önemli maddeler içerir, yaz aylarında çocukların vazgeçilmezidir. Tatlı seven insanlar için sağlıklı bir besin kaynağıdır. Doğal meyvelerden yapılan meyveli çeşitleri ile de antioksidan kaynağıdır. İnek sütü alerjisi olanlar ise keçi sütünden üretilen dondurma yiyebilir.  

Nasıl Tüketmeliyiz ?

Kendim Kahramanmaraşlıyım, bizim memlekette dondurma su ile beraber servis edilir.Su ile tüketmek boğaz enfeksiyonu sıklığını azaltıyor.Buna ek olarak dondurma ambalajından çıkarıldıktan sonra hemen tüketilmemeli.Bir miktar beklemek mide ve barsaklar içinde iyi olur.Yine boğazda küçük parçalar ve eriterek yemek boğaz enfeksiyonu olasılığını azaltır.

Nelere Dikkat etmeliyiz ?

Dondurmanın fazla miktarda tüketilmesi kilo problemi olanlar için sorun oluşturabilir,

Tok karna tüketmek daha sağlıklıdır,

Soğuk su ile tüketmeyin !

Dondurma yedikten sonra dişlerimizi korumak için ağız yıkanmalı.

Paketli dondurmalar mutlaka soğuk zincirde korunmuş olmalı ve son tüketim tarihi kontrol edilerek tüketilmeli.

Boğaz enfeksiyonu sadece dondurma tüketince mi olur ?

Hayır. Burnu tıkalı kişiler gece boyu ağızdan nefes alır.Ağızdan nefes almak boğazın kurumasına, dişlerin çürümesine, ağızda kötü bir tat hissine neden olarak boğaz enfeksiyonunu artırır.Bağışıklık sistemi zayıf kişiler de yine sürekli boğaz enfeksiyonu geçirir.Uyku apnesi- horlaması olan kişiler gece uykuda tıkanmaya bağlı daha sık hasta olurlar.Sigara içenler ve geniz akıntısı fazla olan kişiler daha sık hastalanır. 

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 02.07.2020 17:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.