Türk Şarkıcı Sinem Saniye Amerika'da ödüllere doymadı

En iyi 10 albüm ödülü alan Türk şarkıcı Amerika'da 3. Albüm hazırlıklarına başladı

26 Temmuz 2021 Pazartesi 13:15
217 Okunma
Türk Şarkıcı Sinem Saniye Amerika'da ödüllere doymadı

Uzun yıllardır New York’ta yaşayan Türk kökenli şarkıcı Sinem Saniye’nin hikayesi oldukça farklı. Almanya’dan Amerika’ya geldiğinde 3 yaşında olan Sinem Saniye, küçük yaşlarda müzisyen olmaya karar veriyor. Sevdiği işten para kazanan şanslı kişilerden olan Sinem, hayatını müziğe adayıp hayalini gerçekleştirenlerden. Amerikalı ünlü sanatçıların konser yerdiği yerlerde seyirciyle buluşan Sinem'in albümü, Global Rhythm Dergisi tarafından ABD’deki en iyi 10 albümden biri seçilmiş. Onlarca ödül alan ve müzik alanında yüksek lisans yapan ünlü şarkıcı, Amerikan şirketleri Delta Hava Yolları ve Fox TV’nin özel çalışmalarında da yer alıyor. Radyoda eserleri çalınan Sinem, NBA'de Amerikan Milli Marşını söyleyen tek Türk. Müzik kariyerinden, başarısına ABD’de Türk kökenli olmaya kadar birçok konuyu konuştuğumuz Sinem Saniye ile röportajımız...




Hemen soralım Sinem Saniye’nin ABD hikayesi nasıl başladı? 

Benim ABD hikayem ben sadece birkaç aylıkken başladı… Rahmetli babacığım kanserden hastalanmıştı, belli bir zaman sonra iyileşemeyeceğini anlamış. Hastane yatağından anneme vasiyet etmiş, demişki “ben çocukken yurtdışında okumak çok istiyordum, kısmet olmadı. Kızım Amerika’da okusun büyüsün tahsilini yapsın…” Annem de büyük fedakarlık yaparak kendi annesini babasını Türkiye’de bırakarak bu vasiyeti tamamladı. Göç ettiğimizde ben sadece 3 yaşındaydım. Almanya’da doğduğum için direk Almanya’dan New York‘a taşındık. Anneannem ve dedem ‘88 senesinde ziyarete gelmişlerdi, ama annem onları yine de az gördü sayılır. Okul bitince yazları Türkiye geliyorduk tatil için… En sevdiğim zamandı! Tekrar ailemi görmek, toprağımızın üzerine ayak basmak güzel bir duyguydu. 


Üniversitede Biyoloji bölümüne başladınız ancak sonra bambaşka bir yola girdiniz. Nasıl değişti neler yaptınız? Müzisyen olmayı 5 yaşından itibaren istemişsiniz sanırım?

Evet! 3 yaşındayken Michael Jackson taklidini yapıyormuşum 5 yaşında da beste yazmaya başladım piyano üzerinden. Piyano yoktu aslında ama Casio klavyesi vardı, elektronik. 80’li senelerin simgesinden bir tanesi sayılır. İkinci sınıfta da bize şarkılar öğrettiler, Bir tanesi Amerikan milli marşıydı, o zaman işte şarkı söylemeyi sevdiğimi anladım. Ama o yaşlarda çok şey seviyordum, okuldan sonra ek programlar vardı ve eksik olmasın Anneciğim ben ne istersem onu gerçekleştirdi tüm zorluklara rağmen… Biraz piyano dersi aldım, trompet dersi aldım, bale dersi aldım, paten kaydım, jimnastik programına katıldım ve ondan sonra spora aşık oldum ve diğer ek derslerini bırakıp tamamen kendimi jimnastiğiye kaptırdım. Televizyonda jimnastik olimpiyatları izliyordum, okul takımına aldılar beni. 8 yıl kendimi geliştirdim ve yarışmalara katıldık, ödüller aldık. 

Ancak liseye başlarken okul değiştirdim ve orada jimnastik programı olmadığı için bırakmak zorunda kaldım. Onun yerine futbol takımına katıldım, (biliyorum, hiç benzer spor değil!) ve tekrar müziğe döndüm. Yeni okulumda müzikallere, koroya katıldım, dans takımına katıldım, davul dersleri aldım ve kendi kendime biraz gitar çalmayı öğrendim. Bol bol beste ve şiir yazdım boş zamanımda. Çok komik değil mi, 14 yada 15-16 gibi yaşındayım ve sanki çok hayat yaşamışım da şarkı yapıyorum bir şeyler biliyormuş gibi beste yazıp anlatıyorum… (Gülüyor). Ah, gençlik. Ama neticede bir yerden başlamak lazım.

Müzisyen olmak çok istiyordum ama ilk başta ailem onaylamıyordu ve o zaman biyoloji ve matematik notlarım yüksek olduğu için o daldan devam edeyim istediler. Öyle de oldu. Bir buçuk sene biyoloji okudum Skidmore Üniversitesinde müzik dalına geçmeden önce. Müzik dalına geçtikten sonra Şan üzerinden okudum (Opera,) tezim için klasik müzik opera söyledim, ve ek dal olarak müzik mühendislik okudum, yani Tonmeister.


Maalesef insanlar istemedikleri bölümler ve işleri yapabiliyorlar. Hobiden para kazanmak nasıl bir duygu?

Keşke herkes istediği işi, istediği bölümü okuyarak yapabilse. Dünya için de çok iyi olurdu! İlk başladığım zaman müzikten para kazanmak bana tuhaf geliyordu çünkü o kadar çok zevk ile yaptığım bir şeydi ki, biraz şaşırtıcıydı. Tabi ilk başlarken hobi olarak başlıyorsun ve yavaş yavaş mesleğe giriyorsun. Şimdi artık mesleğim oldu. Kendi bestelerim ve şarkı söylemekten hariç, Amerika’da başka sanatçılar ile çalışıyorum onlar için beste yazıyorum. Hedefim hit parça yazmak. Elbette şimdiye kadar yaptığım bestelerden mutluyum, tüm dünyada patlamadıysa da henüz, yaptığımız projeler Amerika’da televizyonda ve radyo kanallarında yayınlandı. Aynı zamanda prodüktörlük yapıyorum, remix yapıyorum, misafir hoca olarak konuk oluyorum (Grammy okulunda ve New York Times yaz okulumda,) özel müzik dersi verdiğim de oldu. Kendi plak şirketini de başlattım, 6/8 Records. Bunun yanısıra ABD’de kadın ve nonbinary sanatçılar için konsültasyon ve promosyon şirketi yürütüyorum. Bütün bunları istediğim ve sevdiğim için yapıyorum. Aynı şekilde gönüllü olarak bulunduğum işler de bana büyük mutluluk veriyor. Mesela Türk yardımsever vakfı Turkish Philanthropy Funds ile çalıştığım oldu, Türkiye için bağış topluyorlar ve bu nedenle beni konser için çağırdılar benim için büyük bir onurdu. Hatta 2020 senesinde covid ilk başladığı zamanlarda, internetten canlı yayınla bile yaptık! Para yaşamak için lazım ama asıl hedef dünyaya katkıda bulunmak ve öğrenmek. “Ben bunu başarabiliyor muyum acaba” ve “nasıl daha iyi yapabilirim?” ve “babam hayatta olsaydı, benimle gurur duyar mıydı?” diye kendimi her gün sorguluyorum… 


ABD’de yaşayan bir Türk şarkıcı olarak ilk albümünüz nasıl oldu? Neler yaptınız?

İlk albümün kayıtları için bir çok kişiye çok minnettarım. Efsane prodüktör rahmetli Arif Mardin bey bana inandı ve çok destek verdi. Yetenekli oğlu ve kızı, Joe ve Julie Mardin ile tanıştırdı. Joe bestelerimin bir kısmını dinledikten sonra Fransız NY göçmenli Grammy ödüllü prodüktör Henri Scars Struck ile beni albüm çalışmaları için bir araya getirdi. Daha albüm bitmeden bile şarkımızın bir tanesi ödül kazandı! (“Boom Sheke Nana” John Lennon Uluslararası Beste Yarışması 2006) İnanılmaz ilham vericiydi. Julie Mardin ise albüm için çekilen kapak ve diğer fotoğrafları çekti. Hem bu kadar yetenekli hem mütevazi ve gerçekten iyi ruhlu insanlarla çalışabildiğim için çok şanslıydım ve sonsuz minnettarım. 


2008’de “When I Don’t Sleep...” albümü Global Rhythm Dergisi tarafından ABD’deki en iyi 10 albüm arasına girdi. Bekliyor muydunuz, neler hissettiniz?

Şok oldum ve çok mutlu oldum! Olumlu yorumladılar albümü, ve böyle bir onur almak, hem de ilk albümümde, gerçekten çok mutlu etti beni.


Bu zamana kadar toplam kaç albüm çıkardınız peki, isimleri neler? 

2 albüm çıkardım, adları “When I Don’t Sleep…”  ve “Let’s Play.” Türkçe tercümesi: “Uyumadığım Zamanlarda…” ve “Hadi Oynayalım” anlamına geliyor.


Yalnızca 2008'de en iyi 10 albüm arasına girmediniz bir de aldığınız sayısız ödüller var. Bunlardan en azından bir kaç tanesini söyleyebilir misiniz? 

2005, Uluslararası Şarkı Yazarlığı Yarışması Finalisti
2006, “Büyük Ödül Sahibi” John Lennon Şarkı Yazarlığı Yarışması
2007, Lennon Ödülü Sahibi
2007, Atatürk'ün Kızları Ödülü
2008, Billboard Dünya Şarkı Yarışması Birincisi
2009, Indi Music TV "Sezonun Sanatçısı" Ödülü
2010, Dallas Şarkı Yazarları En İyi Video Ödülü
2011, Uluslararası Şarkı Yazarlığı Finalisti, "Boom Sheke Nana"
2016- Fox TV “Günün Yıldızı” Ödülü
2017- Turk of America - 40 Yaş Altı 40 Ödülü


ABD’de hem göçmen hem de bir Türk kadını olarak başarılısınız. Nasıl bir duygu, zorlukları var mı? Hayatınızı nasıl etkiliyor bu durum? ABD ekonomisine göçmenlerin katkısı tartışılmaz...

Sadece ABD ekonomisine değil, tüm dünyada göçmenlik gerçekten önemli. Örneğin Pfizer-Biontech! Değişik ülkelerden işbirliği yapabildiğimiz zaman, başka başka kültürlerden gelen bakış açılarını birleştirdiğimiz zaman dünyayı gerçekten değiştirebilirmişiz. Dünya vatandaşı olarak birbirimizi görebildiğimiz zaman çok iyi şeyler olabiliyor. Tabi, göçmenliğin zorlukları büyük. Ben küçük yaşta geldiğim için bu zorlukları daha ziyade annem ve ailem yaşadı. Ben çocuk olarak belki biraz daha az hissettim. ABD’de yuvadan başlayıp mastır programına kadar tahsin yaptım. O ilk seneler en zor senelerdi okulda benim için. İngilizce bilmiyordum sadece Almanca ve Türkçe biliyordum 3 yaşındayken. Yuvada hiç kimseyi anlamıyormuşum. Sonra ilkokulda diğer öğrencilerle arkadaşlık yapmak ve kültür olarak anlaşmak kolay değildi, Amerikalı çocuklar ismimi söyleyemiyorlardı anlamıyorlardı ve çocuk parkında yabancı olduğum için dışlanıyordum çoğu zaman. Orta okula geçince yorulmuştum ve kendi kendime “keşke Amerikalı bir ismim olsaydı” diyordum. Şimdi ize tamamen tersini düşünüyorum! Amerika’da bir Türk kadını olarak müzik sektöründe ilerlemek benim için büyük onur ve gurur. İsmimden ailemden kökeninden sonsuz gurur duyuyorum. Bunun için ilk albüm “When I Don’t Sleep” de Pop ve Dünya müziği karıştırıp Türk esintileri ve biraz Türkçe kattım şarkılarıma. Burada hiç bıkmadan soranlara ve merak edenlere seve seve Türkiye'nin güzelliklerini anlatıyorum… Bunu doğal olarak yapıyorum, İçimden öyle geliyor. Lisedeyken bütün okulun karşısına sahneye çıkıp seminer verdim İstanbul ve Türkiye üzerinden. Sene sonunda bunun için bana Uluslararası ödül verdiler. (“International Understanding Award”) 


ABD’deki bunca senelik hayatınıza dönüp baktığınız zaman hiç unutamadığınız bir anınız var mı?

Wow, nasıl cevaplayabilirim bu soruyu acaba… Tek bir an seçmek gerçekten zor… Hımm, düşündükçe aklıma 2010 senesinde yaptığım Amerika ve Kanada'yı kapsayan turne geliyor. Hepsini kendi şirketimden ayarladım. İnanılmaz yüklü bir emekti, ama çok zevkle yaptım. Turne çok başarılı olduğu için şirketimi başka sanatçılarla çalışmak için geliştirmeye karar verdim ve bir kaç yıl sonra ekip oluşturdum, New York’ta ofis açtık, başarılı promosyon kampanyaları yaptık. Kısa süre içinde, müzik sektöründeki önemli şirketler fuarlara ve müzik panellerine konuk olarak davet etmeye başladı. Benim için kariyerimde tek bir an seçmek imkânsız geliyor, bu soruyu cevaplamak için unutamadığım bir anı seçmekte gerçekten zorlanıyorum! Ama şunu hiç unutmayacağım; çocuk parkında Amerikalılar taraflarından dışlanmış küçük kız şimdi en prestijli ABD şirketlerinden müzik projeleri için teklif alıyor! Los Angeles NBA maçından önce ABD milli marşı söylüyor!


Delta Hava Yolları, Fox TV Amerika, radyoda çalındı şarkılarınız. NBA basketbol maçında Amerikan Milli Marşını söylediniz...

İlk albümünü çıkardıktan sonra Menajerimin vasıtasıyla ABD’deki bir kaç binlik zincir mekanlarda çalmaya başladı. Örneğin, GAP giyim mağazaları, Marriott oteller, Panera Bread restoranları ve bunun gibi birçok tanınmış markalar ve mağazalarda. Facebook’tan mesajlar geliyordu, “Sinem, bugün mağazaya gittim kabinlerde kıyafet deniyordum ve senin şarkın çalmaya başladı!” Ya da “ bugün restoranda yemek yiyorduk ve senin şarkın ‘A Certain Kind of Lovely’ çaldılar, veya “otelde lobisinde senin albümünü çalıyorlardı” gibi bir sürü mesajlar alıyordum. Ondan sonra radyo istasyonları çalmaya başladı, daha sonra Delta Hava Yolları ABD iç hatlarında çalındı ve onların Sky dergisinde ismim geçti. Fox TV daha sonra geldi, 2. Albümü çıkarmadan önce New York'taki Fox TV şarkı programına çıkmıştım, “Let’s Play” albümümden bir iki şarkımı söyledim birkaç yayında. Diğer sanatçılar cover söylüyorlardı, ben kendi eserlerimi tanıtmak istedim, ve Fox TV'nin yetenekli ve efsane yerli grubu bir iki dinleyişten sonra benimle beraber şarkımı çaldılar. Hatta gitarist New York Yankees profesyonel emekli beyzbolcusu çalıyordu grupta! En sonunda programdaki yarışmayı kazanamadım ama Fox TV bana “Star Yıldızı” ödül verdi! Üstelik efsane Bernie Williams şarkılarımı öğrendi ve bana gitarıyla eşlik etti bu televizyon programında. Ve bu da bana yetti açıkçası.

NBA Los Angeles Clippers maçında Türkiye tanıtımı ve kutlama konserine Staples Center arenasına sanatçı olarak Sayın Salih Eroğlu tarafından davet edildiğim zaman çok duygulandım. Kendisi değerli, yetenekli, başarılı projeler gerçekleştiren ABD Türk toplumunda çok aktif olan, Türklere çok destek veren biri. Salih Bey’in çok hak ettiği “40 under 40 Türk of America” (40 yaş altında TOA Consulting tarafından ABD’de en başarılı Türk) Ödüllü aldığı zaman yıllar sonrası New York’ta aynı ödül için ikimiz tekrar bir arada olduk ve ben de onun bana gösterdiği desteği hiç unutmadığımı kendi ödülümü kabul ederken ona orda podyumda tekrar teşekkür ettim.  


2021 nasıl geçiyor neler yapıyorsunuz? 

Geçen sene Ocak 2020 sonunda Los Angeles’a uçtum Grammy ödülleri ve birkaç çeşitli proje için, sonra New York’a döndüğümde yoğunluk devam etti, Şubat ayıda Sony Music ofislerine ve çeşitli yerlerde bir kaç müzik etkinliklere gittim ondan sonra bütün dünya durdu. Hiçbir yere gidemedik. Sene bitmeden önce yılbaşı için bir single çıkardım. 

2021’de çok şükür bu sene hareketli geçiyor, özellikle internet üzerinden. Şirketimle kadın sanatçılara çeşitli müzik projeleriyle devam ediyorum ve aynı zamanda yeni bestelerimi kayıtladım bitirdim ve 3. albümü yayınlamaya hazırlanıyorum. Beste talepleri devam ediyor ve evdeki kayıt stüdyomu geliştiriyorum. Ama en önemlisi iş değil, sağlık. Şükürler olsun sağlığımıza ve umarım en kısa zamanda yalnızca internet üzerinden değil seyirciyle eskisi gibi bir araya gelebiliriz. 


Müzik Teknolojileri alanında Yüksek Lisansınız da var. Sadece alaylı değil hem lisans hem de yüksek lisansınız da var... 

Orta okuldayken müzik dersinde hocamız bir kayıt dinletti bize ondan sonra aynı şarkıyı tekrar dinletti ama bu sefer vokali eksikti, yani enstrümantal dinliyorduk. Sonra tekrar dinletti davul yoktu bu sefer ama bu ses geri gelmişti. Üçüncü kez şarkıyı çaldı bu sefer sadece gitarı duyuyorduk. 7-8 yaşlarındayım belki tam hatırlamıyorum ama bu olay benim tüylerimi diken diken yaptı. Hoca bize tekrar tekrar bu kaydı dinleterek ve çeşitli versiyonlar göstererek bize asıl şarkıların nasıl kayıtlandığını gösterdi. Ağzım açık kalmıştı herhalde… İşte o an müzik mühendisliği yani müzik teknoloji/ses mühendislik/ Tonmaister denen bölümüne aşık oldum. Resmi olarak onu okumak ancak üniversitede nasip oldu. Skidmore Üniversitesi’ndeki müzik teknoloji hocam bizden önce mezun olan ve başarılı olan iki öğrencisinden hep bahsediyordu: Rob Hoffman ve Emily Lazar. Rob Michael Jackson, Christina Aguilera ile çalışmışlığı var, Emily Lazar da The Lodge şirketiyle inanılmaz başarılar elde etti, daha bu sene 3 Grammy adayıydı ve daha önce de ödüller kazanan bir isim. Ben daha öğrenciyken onlarla temasa girdim ve eksik olmasın onlar da bana çok destek verdiler. Emily Lazar’dan hala ilham alıyorum.  


Türkçeyi de çok iyi konuşuyorsunuz. Genelde sizin gibi uzun süre yurtdışında yaşayan ya da doğan ailelerin çocukları dillerini unutabiliyor. Ne kadar dil o kadar insan... 

Yaa, sormayın! Ve İltifat için teşekkürler. Türkçe'de az da olsa zorlanıyorum, ama tabi ki hiç yoktan iyi. Benim yeğenlerim Amerika’da doğdu ve Türkçe pek öğrenmediler, maalesef. Bunun için üzülüyorum. Ama öğrenmek için hiçbir zaman geç değil sadece daha zor. Üç yaşında geldiğim için ve Amerikalı çocukların arasında olduğum için İngilizceyi çok kolay öğrendim. Ne yazık ki Almancamı kullanmadığım için büyüdükçe yavaş yavaş unutmaya başladım. Sonra lisede Fransızca öğrendim. 


Dünyanın farklı yerlerinde bu röportajı okuyan gençlere tavsiyeleriniz desem? Ne önerirsiniz gençlere? 

Gençler, dinleyin! Kendinize güvenin. Sizler değerlisiniz. Hata yapabilirsiniz ve yapacaksınız önemli olan bu değil. Önemli olan hatalardan değerli ders almak, ilerisi için kendinizi geliştirmek ve etraftaki insanlara saygı ve şefkat göstererek yaşamak. Mütevazi kalın ama kendinize güvenin. Kitap okuyun belgesel izleyin. Hiçbir yaşta öğrenmeyi kesmeyin…


Size ilham veren müzisyenler kimler? 

Bana ilham veren Amy Winehouse, Madonna, Ella Fitzgerald. Türk olarak da rahmetli Arif Mardin, Fazıl Say ve Şebnem Ferah. 


Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir? 

Coca Cola reklamındaki kız ve “Yaz Yağmuru” söyleyen kişi ben değilim :) 

ABD’de beni takip etmek isteyenler www.letsplaysaniye.com ve sosyal medyada @saniyemusic olarak tüm platformlarda bulabilirler.  Spotify’dan albümleri “Saniyé” üzerinden dinleyebilirler. Çok teşekkürler!

Röportaj: Rona Doğan 

Önce Vatan Gazetesi Washington DC

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.