YAĞMUR TANYILDIZ'ın röportajı için tıklayınız...

“Konuşalım Mı?” ile tanıdığımız ARZU SAMAT’ın yeni kitabı “Sofia ve Kral” için tekrar bir araya geldik ve ikinci kitabının yolculuğunu kendisinden dinledik. İlk kitabında sayfa aralarında şarkı önerilerinde bulunan Samat’tan bu röportajı okurken dinlemeniz için de bir öneri istedim. Hemen kahvenizi alın, Nguyen Quang Binh – Rodrigo Guitar açın ve bize eşlik edin…

 

Hoş geldiniz Arzu Hanım. Sizinle “Konuşalım Mı?” ile tanışmıştık. Şimdilerde de ikinci kitabınız okurlarınızla buluştu. Nasılsınız görüşmeyeli?

Hoş buldum Yağmur Hanımcığım. Sizin gibi değerli bir gazeteci ile tekrar sohbet edebilmek bana kendimi mutlu hissettirdi, çok teşekkür ederim.

“Sofia ve Kral” nasıl çıktı ortaya? Neler anlattınız?

Sofia ve Kral okuyucu ile henüz yeni kucaklaşabildi. Bu benim ilk “Novella” denemem oluyor. Öncesinde de yazdığım kitaplar var elbette. İnsanlar kitap okurken kendi hikayelerine rastlamayı önemsiyorlar. Sofia ve Kral isimli Novella’da ise kendi hikayelerine bir uğrak noktası oluşturacaktır. Sanırım salt olarak kitabı çekici kılan özelliği de bu.

“Bayım, tüm güzel huylarımı ıskalayıp ufak tefek kusurlarımı on ikiden vurmayı nasıl başarıyorsunuz?” diyor kitapta… Bu hep böyle değil mi? “İnsanlar kendi işlediği kocaman günahları çuvala basar, senin küçücük yanlışını duvara asar” sözü kadar doğru bir söz çok nadir okudum ben açıkçası. Sizce neden bunu yapıyoruz? Neden kusurları görüyoruz?

Sevgili Yağmur Hanım, Kuran-ı Kerim Nisa Suresi 4/148 der ki: “Eğer insan gördüğü hata ve kusurları örter ise yüce Allah’ta kişinin kusur ve hatalarını örter.”

İnsanoğluna sunulmuş ne güzel bir fırsat bu öyle değil mi? Fakat maalesef bugünün dünyasında insanlar bu fırsatı görmezden geliyorlar. Oysa kusursuz insan yoktur. Bize yapılmasından hoşnut olmadığımız bir olguyu başka bir insana yönlendirmek kötü olduğumuzun bariz bir işaretidir.

“Konuşalım Mı?” kitabını çok sevmiştim. Kitapta şarkı önerilerine de yer vermeniz çok farklı ve güzeldi. Sofia ve Kral’da şarkı önerisi yok ama ben eminim ki siz gazetemiz okurlarına bu röportajı okurken bir şarkı açmalarını tavsiye edeceksinizdir. Hangi şarkı olmalı bu?

Seve seve bir öneride bulunabilirim. Zira müzik; yaptığımız, eylediğimiz, okuduğumuz her şeyi, her ortamı, ruhumuzu güzelleştirir ve dinginleştirir. Bu konuda “Nguyen Quang Binh – Rodrigo Guitar” önerimdir.

“Sevmekten korkanlar aşk kuşanmasın,
Bu muharebe bilek kuvvetiyle değil,
Gönül yüceliğiyle kazanılır Bayım!”

Bu sözler Sofia ve Kral’dan… Sevmekten korkanlara ne demek istersiniz buradan?

Sevmekten korkanlar yahut arka plana atanlar benim nezdimde cesareti eksik insanlardır. Bildiğiniz veya bilmediğiniz her şeyin dayanağı sevgidir. Dayanağı sevgi olmayan kişiler eğreti ve cesaretsizdirler. Bu insanlar ise doğru veya güçlü bir yol arkadaşı olmayı başaramazlar. Olur gibi görünseler bile sizi ansızın bir savaş meydanında bırakıp ortadan kaybolmaktan çekinmeyeceklerdir.

Müzikle ilgili neler yapıyorsunuz? Yeni bestelerinizi paylaşıyorsunuz sosyal medyada ve hepsi birbirinden güzel gerçekten.

Beste yapmadan bir günüm geçmiyor. İnsanların birçoğu günde 1-2 saat spora vakit ayırıyorlar. Ben de beste ve güfte yazmaya ayırıyorum. Bu şekilde ruhumu geliştiriyor ve formda tutmayı başarabiliyorum. Zira müziğin ruh ile keskin bir bağlantısı vardır. Ruhu fit tuttuğunuz zaman bu bedeninize de yansıyacaktır.

Beste yaparken nelerden ilham alıyorsunuz?

İnsan yaş aldıkça hayatın gerçekleriyle arasındaki perde kalkıyor. 20 yaşında aşk karnımızda kelebekler uçuştururken, 30’lu yaşlarımızda aklımızı kurcalayan bir soru haline dönüşüyor. Aslında bu tüm duygular için geçerli. Hiçbir yazar yalnızca kendi hayatını yazacak kadar uzun ve hararetli bir yaşamın içinden gelmiyor. Burada çok önemli bir yetenek devreye giriyor. Empati yeteneği. Zira başka aşk ve hayatlardan beslenmemiz gerekiyor. Bunun için ciddi bir empati yeteneğine ihtiyaç duyuyoruz. Ben bir başka kimsenin kişiliğine bürünüp onun yaşamına kendimi entegre edebiliyorum. Kişinin kendisini hissedebiliyorum. Bu da kaleme ve notaya yansıyor.

Aileniz de müzikle ilgiliymiş değil mi? Aslında müziğin, sanatın içine doğmuşsunuz…

Evet, bu konuda çok şanslıyım. Ailemde çokça yazar ve sanatçı bulunuyor. En başta babam Ergün Samat. Kendisi hem kalem hem de saz ve ud üstadıdır. Annem ile çokça meşk ederlerdi. Ruhu güzelliklerle dolu bir yuvaya doğdum diyebilirim.

Bundan sonraki hayalleriniz, projeleriniz neler?

Sıkça gençlerle ve öğrencilerle söyleşilerim oluyor. Bunun devamı gelecek elbette. Arzum dünya çapında güzel bir seda bırakabilmektir.

Güzel enerjiniz ve samimi sohbetiniz için çok teşekkür ederim. Son olarak neler söylemek istersiniz?

Güzel ve samimi sohbetiniz için ben teşekkür ederim. Sizin gibi değerli ve işinin ehli bir gazeteci hanımefendi ile sohbet etmek bir ayrıcalıktır. Kıymetli okurlarıma sevgi, saygı ve hürmetlerimle…