Nuray Şahin: Dört elementin gücünü keşfedene bu dünya bir keşif

Ayşenur Mama’nın röportajı için tıklayınız...

Nuray Şahin: Dört elementin gücünü keşfedene bu dünya bir keşif

Ayşenur Mama’nın röportajı için tıklayınız...

07 Şubat 2019 Perşembe 19:04
1206 Okunma
Nuray Şahin: Dört elementin gücünü keşfedene bu dünya bir keşif

RÖPORTAJ: AYŞENUR MAMA

Bu hafta, ‘Ayın Işıltısı’ ve ‘Gün Gibi Yeniden’ adlı kitapların yazarı Nuray Şahin ile yazın hayatına ve kitaplarına dair konuştuk. Keyifli sohbetimiz sizlerle…

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Nuray Şahin kimdir?

24 Aralık’ta Antalya şehrinde doğdum. Sanata bakış açısı yatkın, disiplinli bir aileden geliyorum. Doğup büyüdüğüm yer olan Antalya şehrinin eşsiz doğası ve güzelliği beni her zaman büyülemiştir. Bu, ilham almama sebepti. İnsanlarının ılıman yanı ve kaçış noktam olan Akdeniz’in sıcaklığı her zaman hoşuma gitti. Deniz kenarında, ormanda büyüyen bir çocuk olan Nuray’dan, yani benden şimdilerde ise ‘genç yazar’ unvanı ile bahsediliyor. Bu, gerçekten tatlı bir durum.

Yazın hayatınız nasıl başladı?

2004 yılı Aralık ayıydı. Christmas vakitleri… Şehrin her yeri ışıl ışıl. Evlerde bir hareketlilik, bir heyecan… Yeni bir yıla girmenin verdiği tatlı bir telaş var. Anneme; “Neden bizim yılbaşı ağacımız yok?” diye soruyorum. Annem de bahçemizdeki çam ağacından kalın bir dal keserek biz sevinelim diye evin içerisinde güzel bir yılbaşı ağacı hazırlıyor. Kardeşimle birlikte onu süslüyoruz. O gece kafamda öyle çok şey kurdum ki anlatamam. Evreni düşündüm. Bizlerin nasıl göründüğünü, dünyadaki diğer çocukların o esnada neler yaptığını, her sene aralık ayını gördüğümüzü, neden başka ayların olmadığını, sonsuzluğu, sınırları… O gece günlük yazmaya karar verdim. O gün bugündür günlük yazarım, 2004’ten beri günlüklerim vardır. Ansiklopedi gibi oldular artık. 

Yazdığınız ilk edebi tür neydi?

Deneme yazıları, yazdığım ilk edebi türdü. Gözlemlemek, kurgulamak ve duyguları aktarmak yaratıcı ve çok keyifli.

2011 yılında okuyucuyla buluşan kitabınız ‘Ayın Işıltısı’ hakkında neler söylemek istersiniz? Kitap, neyi konu ediniyor?

‘Ayın Işıltısı’ benim yazın hayatım için en önemli adımımdı. Tüm birikimlerim orada. 15 yaşındaki gencecik bir kız çocuğu ne gözlemleyebilir ki, öyle değil mi? Bu kitap, benim için çok değerli. Çocukluğumdan beri ilginç bir dünyam vardı.

 Konusunda ise çaresizlik duygusuna kapılmış insanların hayata karşı bakış açısı ve mücadele durumlarını anlattım. Daha 15 yaşındayken gözlemlediklerim acıydı. İnsanlar, dünyalarının içindeki ağır duygu selinden çıkamıyorlardı. Nasıl başa çıkıyorlar, neler yapıyorlar, duyguları nasıl yoğun yaşıyorlar, bunu izledim ve yazdım.

Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?

İlköğretim ve lise yıllarımda kompozisyon ve resim yarışmalarına katıldım. Birincilikler kazanmaya başlayınca dergilere yazılarımı gönderdim. Hepsi de editörlerden geçmiş, yayınlanmıştı. Bayilerden aldığım dergilerin içerisinde yazılarımı görmek hoşuma gitti. Tam bir Jack London hayranıyım. Onun Martin Eden kitabından da çok etkileniyordum. Ardından kendi çapımda denemeler yazmaya başladım ve biriktirdim. Neden bir kitap yazmıyorum düşüncesiyle de yazın hayatımı resmileştirmiş oldum. 

Kitabın ismi nereden geliyor?

Kitaplarımda geçen hiçbir olayı ben yaşamadım fakat yaşayanların dilinden yaşamışım gibi aktardım. Genelde kendi duygularım ve yaşadıklarıma kitaplarımda yer vermiyorum. Onun sırası ayrı. Bu sebeple en azından ilk eserimde ismimi taşımak istedim. Nuray’ın anlamı bir nevi ay ışığı, ayın ışıltısı anlamına gelir. Ağır bir isim, taşımak da güç. Hep derim; dört elementin gücünü keşfedene bu dünya bir keşif.

‘Ayın Işıltısı’na okurlarınızdan gelen yorumlara dair neler söylemek istersiniz?

Yazın serüvenimin en renkli bölümü. İnsanlardan size yoğun bir övgü ve ilgi geliyor. Öğrencilik hayatımda içine kapanık bir çocuktum. Böyle bir öğrencinin bu şekilde bir kitap yazarak parlaması elbette dikkatleri çekmeme sebep oldu. Söyleşiler, televizyon ya da radyo programları, imza günlerimde gençler, bir şekilde bana ulaştı. 

“Sizden şunu anladım, şunu öğrendim, bende şöyle yazılar yazıyorum. Sizinle tanışmam mümkün mü, siz nasıl başladınız, şurada neyi anlatmak istediniz? Okuyunca kendimi buldum.” gibi yorumları çok aldım. Özellikle genç kısım çok ilgi gösterdi. 

Ünlü yazarlar, devlet adamları ve sanatçılar da destek verdi.

Zamanla da insanlar kitapla resimler çekinip göndermeye başladı. Hatta gönderilen her resmi saklıyorum. 

‘Gün Gibi Yeniden’ adlı kitabınızı anlatır mısınız? Kitabın okuyucuya vermek istediği mesaj neydi?

Asıl yazacağım kitap öncesi anahtar olan kitaptır kendisi. Çok özel bir birikim ve kitap. Herkes, muhakkak okumalı. Gördüğüm insanlar yanlış cümleler, eleştiriler, sevgisine karşılık alamama, ilgisizlik, yalnızlık gibi başa çıkılması zaman isteyen süreçsel duygular yüzünden hayata küsmüştü. Kendine kızdığı, barışık olamadığı için yanlış yönlendirmelerde asıl benliği kayboluyordu. Ölümün her an var olduğu Dünya gezegeninde yaşıyorken kimsenin mutsuz olmasını istemiyorum. Bu sebeplerle hayata küsmesini ve zamanının büyük bölümünü pişmanlıklarla geçirsin de istemiyorum. Bu yüzden bu kitabı yazdım. Gün gibi yeniden, diyebilmek için. Asıl mesaj; her insanın kendi içindeki gücü görebilmesi, kendini fark edebilmesi.

Gün Gibi Yeniden, geçmiş duygulara tutuklu kalmadan geleceğe adım atabilenleri anlattığım bir kitap. Ceres Yayınları’ndan çıktı.

Arka kapak yazısını da sevgili yazar Cezmi Ersöz verdi. Bu, benim için harika bir duygu.

Kitabı yazmaya neden karar verdiniz?

Ayın Işıltısı’ndan sonra uzun bir süre eğitim hayatımdan dolayı yazamamıştım. Daha çok gözlemler yaptım, karakterlerimin hayatlarını yaşadım. Bu durum, 7 yıl sürdü. Artık insanlar “Yeni bir kitap yok mu?” diye sorular sormaya başlamıştı. Gözlemlerim de bitmek üzereydi. Vaktinin geldiğini hissettiğim an yazmaya başladım.

Kitabın ismi nereden geliyor?

Gün gibi yeniden doğabilmek adına, okuyucuya güç versin diye bu ismi koydum. Dünya ve evren her yeni bir güne hazırdır. Yeter ki bizler de yeni benliği isteyelim. 

Hazırlığını yaptığınız yeni bir eseriniz var mı?

Üçüncü kitap, yazdığım ilk iki kitabın haricinde çok daha başka bir şekilde olacak. Sanki ilk kitabım negatif duygularla başa çıkış iken ikinci kitabım da pozitif duyguya geçiş anlamını taşısa da üçüncü kitap, daha çok beyaz perdeye uyarlanabilecek bir şekilde olacak. Bu anlamda yakın çevrem, çok yorum yaptı. Hiç düşünmezdim aslında ama sanırım artık beni ikna etmeyi başardılar. Eğer şartlar ve gündemim buna izin verirse bu anlamda bir şey düşünüyorum. Vazgeçersem eğer yine insan hayatlarına değinmeye, insan kurtarmaya devam…

Son olarak gazetemiz okurlarına ve kendi okurlarınıza neler söylemek istersiniz?

Önyargılardan uzak, özgürlüğünüzü kimseye vermeyecek kadar bencil, anlayış davranış biçimine uygun bir hayat yaşayın. İnsanları gördüklerinizle yargılamak, kendi gelişiminiz açısından hep eksidir. Sizde hasar bırakır. Tespit ve çözüm yeteneğiniz gelişmez. Anlayış ve sadelik içerisinde renkleri yaşayabilmek asıl huzurlu yaşamak dediğimiz şey. Bu yaşamın keyfini sürün. Sanat, bu bahsettiğim renklerden biri.

Bu güzel röportaj için size ve gazetenize çok teşekkür ederim.

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Simay 2019-02-08 13:18:02

Çok başarılı bir serüven tebrik ederim. Kaleminize sağlık

Avatar
Mert Kavaklı 2019-02-08 13:41:34

Şans eseri bu kitabın kapağı ilgimi çekmiş ve alıp okumuştum bahsedilen gibi enteresan gücü var okuyunca kararsız kalmadığımı farkettim :)

Avatar
Deniz 2019-02-08 13:51:43

Konuları ilgi çekici alıp okuyacağım röportajı okuyunca işaretmiş gibi oldu:)))