Köksal Ekinci İle ‘Güneşin Kalbi’ni Dinledik

Aziz Karataş’ın röportajı için tıklayınız...

28 Ağustos 2020 Cuma 17:14
60 Okunma
Köksal Ekinci İle ‘Güneşin Kalbi’ni Dinledik

RÖPORTAJ: AZİZ KARATAŞ

O, yaptığı müziği şu sözlerle tanımlıyor; Müzik, yaşamın kendisi ve nefes almaktır. Her bir nota, her bir tempo veya ritim, kalp atışımızla ve nefesimizle örtüşüyor benim bilincimde o yüzdendir ki var olmayı bana anlat deseler, ‘’Kanımdaki notalar Aşk'ın Sesi, Venüs'ün Sesi derim"  deyip devam ediyor müzik sanatını anlatmaya. Bakalım sevilen sanatçı Köksal Ekinci devamında neler söylemiş hep beraber dinliyoruz…

Merhaba Köksal bey öncelikle müzik ile başlamak istiyorum, müzik yaşamına nasıl başladınız?

Klasik bir anlatımla, aslında anne karnında diyebilirim. Annemin sesiyle algıladığım türküler, şarkılar, ninniler hepsi bir şekilde ruhuma işlenmiş demekki, 6 yaşımda ilk bestemi yaptığımda da hep müzik için var olduğumu hissetme sebebini anlayabilmiştim sonrasında herhangi hiç bir müzik eğitimi almadım, bir enstrüman çalmıyorum. Şarkılarımı söz-müzik bir ararada yapabilmeyi, Tanrı'nın bana en büyük hediyesi olarak kalbimde ve tüm ruhumda yaşıyorum.
İlk profesyonel müzisyenlik adımım ise 2004-2006 yılları arasında yaptığım ve 2006 yılında yayınlanan "Aşk'ın Kanatları" albümünde prodüktörlük dışında, albümde yer alan şarkılarımın başka bir vokal tarafından seslendirilmesi ilk merhaba diyebilirim, ardından uzunca bir sessizlik dönemi ve 2019 yılında bu sefer kendi sesimle şarkılarımı müzikseverlerle paylaşmaya başladım.


Sizi müziğe özendiren şeyler nedir?


Müzik, yaşamın kendisi ve nefes almak bana göre. Her bir nota, her bir tempo veya ritim, kalp atışımızla ve nefesimizle örtüşüyor benim bilincimde o yüzdendir ki var olmayı bana anlat deseler, ‘’Kanımdaki notalar Aşk'ın Sesi, Venüs'ün Sesi derdim" dizeleriyle herkesin çok sevdiği Venüs şarkımda bu durumu anlatıyorum. Müzik, evrenin harmonisini anlamak, yorumlamak ve sonsuz bir şekilde kendini gerçekleştirme yolculuğu çünkü. Kuşların sesi, rüzgar sesi, bir ağacın sesi her şey ses ile kendi öz varlığını dışarı yansıtıyor ve ben hayatın içindeki bütün sesleri anlamaya, kendi dilimde, bilincimde yorumlamaya çalışıyorum.

Yakın zamanda yeni projeniz ‘Güneşin Kalbi’ ile sevenlerinizle buluştunuz. Müzikseverlerden nasıl yorumlar aldınız? Kısaca hislerinizi alabilir miyiz?


Güneş'in Kalbi, daha önce yayınladığım tekli çalışmalardan sonra, Haziran ayındaki Güneş Tutulması öncesinde yayınladığım ilk albümüm her anlamda da çok değerli benim için. Aşk'ın Kanatları şarkım, albümün ana konseptini belirleyen şarkı olduğu için 2 ayrı versiyon ve 2 kliple birlikte müzikseverlerle buluştu ve çok çok güzel yorumlarla dinleyicilerimin kalbinde bir yer almayı başardı. Bunu hem takipçilerimden hem de youtube kanalımda gelen yorumlardan görebiliyorum. Yabancı bir müzisyen dostum bu durumu ‘Güneş'in Kalbini şimdi duymaya başladı herkes’ olarak ifade edince bana, tamam dedim kalpten atılan her adım, o kalbi duymaya hazır olan kişilerle mutlaka buluşuyor.

Yeni albümünüzü incelediğimizde gözümüze tarihi dokular çarpıyor. Peki, bu fikir nasıl doğdu ve nasıl gelişti?


Evet albümdeki başrol şarkım; Aşk'ın Kanatları ile müziğimi, şarkılarımı ve sözlerimi tarihi dokularla bütünleştirme fikri, görsel iletişimimi yöneten ekip arkadaşlarımla yaptığımız uzun değerlendirmelerden sonra ortaya çıktı. Şarkımın genel kompozisyonuna yakışan kiliseler, camiler, tapınaklar, kutsal alanlar ve tabii ki tarihten günümüze yansıyan heykeller, sütunlar, merdivenler ve diğer mimari ögeler de bu dokunun en güzel yansıması olarak doğal bir plato durumunda. Türkiye dünya tarihinin, birçok kültürüne ev sahipliği yapan çok önemli bir köprü görevi gören, eşsiz bir coğrafyaya ve tarihe sahip olduğu için de bu klipleri hazırladık.


Tarihe merakınız var mı?


Orta okul yıllarımdan beri, dünya tarihini ve Türkiye tarihini doğru anlamaya ve doğru kaynaklardan okuyarak yorumlamaya çalışan meraklı bir kütüphaneci bir tarafım var evet, bütünsel bir bilinç içinde olabilmek için, yada günümüzün popüler deyimiyle 360 derecelik bir bakış açısında olabilmek için, geçmişi ve üretilen bütün kültürel yansımalarını hayatımıza katmalıyız, merak ettiğimiz bütün zaman dilimlerini öğrenmeliyiz ki günümüze hangi tarihi olaylarla, yolculuklarla geldik önce bunu anlayıp kavrayalım ve sonrasında hangi yöne doğru yürüyoruz, evriliyoruz ona göre bir rota belirleyelim kendimize.

Müzik dünyasındaki soluğunuzu neye borçlusunuz? Bu olmasaydı sanatçı olmazdım dediğiniz bir şahıs ya da olay var mı hayatınızda?


Önce nefesimi, sesimi ve şarkılarımı bana hediye eden yaratıcı, Tanrı, Allah, her nasıl isim vermek isterseniz, O'nun bir damlacık yansıması olduğumuz için herbirimiz, tabii ki ona borçluyum sahip olduğum her şeyi. Hayatıma değer katan, yaşantıma dokunmuş bütün kişiler de çok kıymetlidir, tek tek birisini söylemek çok zor. Sürekli gökyüzüne bakarak şarkı söylemeyi sevdiğim için de, Yıldızlar & Gezegenler ve bütün bu sistemi yaratan ilahi nefes ana ilham noktam diyebilirim.


Aileniz, sizin müzik yolculuğunuzda yer aldı mı? Onların bu konuda size yansıyan fikirlerini öğrenebilir miyiz?


Çok kalabalık bir aileyiz biz, hem anne hem baba tarafım Karslı. Çekirdek ailemdeki herkesin de müziğe yatkınlığı var elbette, profesyonel olarak bunu hayata geçiren ilk kişi benim. Şarkılarımın ilk demolarını her zaman onlarla paylaşırım, herkesin fikrini duymak isterim çünkü hepsinin farklı müzik zevkleri, beğenileri var ve çoğunluk oylamasına göre, evet bu şarkı daha öne çıkıacak diyebiliyorum.


Sizce sanatçıların toplumda ki görevleri nelerdir?


Her birey gibi, sanatçılar da toplumdaki varlıklarını sanat yoluyla kitlelerle paylaşma yollarını ararken, hep aynı soruya yönelir; bu üretim neye hizmet ediyor, neyi anlatıyor. Her sanatçının üretiminde mutlaka anlatmak istediği, paylaşmak istediği bir hikayesi oluyor aslında ve bu anlatımları daha çok insanla paylaşmaya yönelten, içsel bir dürtü var temelde, bazımızda daha çok var bu durum ve içinizde kaynayan bir ateş, bir enerji sürekli dışarı çıkmaya, bir yaratıma dönüşerek anlam kazandırmaya zorluyor sizi. Yaşadığı toplumun ışık damlalarıdır sanatın her koluyla ilgilenen bütün insanlar bana göre. Yeri geldiğinde eksikleri görmek ve bu sistemi eleştirmek, daha iyisinin olabildiğini anlatmak, bazen de tek bir cümleyle veya bir fırça iziyle sadece düşündürmek, ayna tutmak bile büyük bir görev değil mi aslında ?


Siz aynı zamanda biz bestekarsınız peki, bize şarkı yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, nasıl bir coğrafyada yazmayı tercih ediyorsunuz?


Hiç özel bir rituelim yok, şarkılarımı yapma zamanım da hiç belli olmadığı için günün herhangi bir saatinde veya her an olabiliyor bu durum benim için çünkü. Hatta işle ilgili bir toplantı sırasında bile, iki dakika ihtiyaç molası diye çıkıp, duyduğum melodi ve sözleri kaydettiğim çok anlar vardır hayatımda. Ben hep şöyle yorumlarım bunu; evrenin sonsuz bir müziği var ve siz kendi duyma kapasitenize göre o müziğin bir tınısını bir notasını duyduğunuzda, çok büyülü bir an yaşıyorsunuz ve bunun hiç saati, mekanı, özel bir hazırlığı yok. Kendiliğinden akan sonsuz bir enerji, bir bütünleşme anı.


Bizler Köksal Ekinci’in şarkılarını severek dinliyoruz peki, Köksal Ekinci kimleri dinliyor?


Kendi şarkılarımda etkilenmemek için çok fazla Türkçe müzik dinlemiyorum uzun bir süredir..daha çok latin, latin jazz, veya new age diyebileceğimiz elektronik müzikler ruhuma hep çok güzel duygular hissettiriyor.


Hedefinizi nasıl daha açık, net ve ölçülebilir hale getirebilirsiniz?


Yeni Dünya, diye tanımlayabileceğimiz bir yolculuğun içindeyiz bana göre. Pandemi sonrasında bambaşka bir yere doğru evrildi bütün hayatlar. Müzik, bu yeni dünyanın en önemli iletişim aracı ve ben şarkı yazarı olarak yeni sözler, yeni melodiler, yeni anlatım ve sunum tarzlarının hız kazanacağı bir sürece doğru ilerlediğimizi görüyorum. Müziğim de bu sürecin içinde, yeni dünya kavramına ses getirecek bir felsefeye dayanıyor. Gerçekçi ve kalpten söylenen sözlerin, melodilerin enerjisiyle ve yardımıyla, bu dönüşen frekansları daha kolay anlayabiliriz. Yıldızlara paralel bir şekilde şarkılar üreten çok sayıda isim yok, buradan bakınca ben bu yeni dünyanın, yeni şarkı yazarıyım özetle.

Hedeflerinize ulaşmanın yaratacağı en büyük etki ne olurdu?


Barış, huzur ve nezaket dolu bir toplum içinde mutlu ve özgür yaşamak.

Düzenli olarak yaptığınız halde size bir şey katmayan 2 şey nedir?


Karbonhidratlara olan ilgim ve fazla titiz olmak.

Zamanı geçmişe alma imkânınız olsa tekrardan sanatçı olmak ister miydiniz? Neden?


Var olduğumu hissettiğim andan başlayarak, bunu dillendirdiğim yaşımdan beri müzik benim var olma yolum diyorum. Yine müzisyen, şarkı yazarı, yorumcu olmak isterdim. Müzik, en güzel ve en etkili dua biçimi bana göre çünkü.

Sanat dünyasında bir şeyleri değiştirme şansınız olsa neleri değiştirirdiniz?


Herkesin yaratım anında kendi özgür alanı var, ne zaman ki üretimlerini kitlelerle paylaşmaya karar veriyor sanatçı, o noktada hemen bir "ürün" algısı oluşuyor ve bir takım matematiksel kaygılar yada hesaplamalar devreye giriyor. Ben bu kaygılarla yapılan şarkıları hemen anlayabiliyorum mesela hiç bir derinliği olmayan sözlerle hiç bir zengiliği olmayan armoniler, ne yazık ki dinleyene de hiç bir şey vermemek üstüne kurulu bir "sistemsel bozukluk" benim bakış açımdan. Bunu sağlıksız bir dayatma ve bilinç düzeyinde erozyon yaratma aracı olarak görüyorum, kitleleri sığlaştıran, aynı tipleştiren, yaşantı biçimlerimize olumsuz etki eden, zengin kız fakir oğlan konseptli veya mafyatik delikanlıların hesaplaşmalarını konu alan diziler gibi bir anlamda.
Sanatçıların üretimlerine kısıtlama getiremezsiniz, ancak kitlesel bir ürün söz konusu olduğunda "kamusal" alanda yayına girecek bir üretimin, taşıması gereken temel nitelikleri de gözönüne alarak, bir kalite ve kültürel zenginlik anlayışını sergilemek durumundayız.

Türkiye de sanatçı olmak zor mudur?


Bazı prensip ve öz değerlerle üretim yapmaya kararlıysanız evet zor, önünüze engeller, hayır olmaz diyenler çıkabiliyor çoğunlukla çünkü. Kimse alıştığı sistemden başkasının yaşamasını istemiyor, tahammül edemiyor ve ne yazıktır ki, aynı kategoriye girmeniz için size çeşitli baskılar uyguluyor; klibiniz şöyle olmalı, şu konseptler şu sözler çok tutuyor, şu tarz görseller alkış alıyor, gibi gibi…

Sahne ve konser çalışmalarınız var mı?


Henüz canlı müzik paylaşabileceğimiz bir ortamın oluştuğunu göremedik bu yaşadığımız süreçte. Özel bir konseptle sonbahar dönemi için hazırlıklarımız var ekip olarak.

Gelecek ile ilgili projelerinizden söz eder misiniz? Bundan sonra ki hedefleriniz neler?


Bu röportajı yaptığımız günlerde yeni bir albümü daha paylaşmaya hazırlanıyorum. 21 Ağustos'ta yayına çıkacak olan yeni şarkım "Suskun Gönül" tüm suskunların sesi olmak için hazırladığım bir proje ve çok farklı anlatımlarla karşınızda olacağım ilerleyen günlerde.


Sizce önemli olan çok şeye sahip olmak mı, az şeye ihtiyaç duymak mı? En fazla nelere sahip olmak istersiniz?


Az ile çokluğu aynı terazide, yani bünyemizde eritebilmek bence. Yaşamlarımızı minimum ihtiyaçlar ve bağımlılıklar ile yeniden düzenlemeyi öğrenmek zorundayız, yeni dünya böyle bir mesajı bize bu pandemi sürecinde güçlü bir şekilde gösterdi aslında. Kendinle başbaşa kalmak ve hep mutlu, huzurlu, yaratıcı olmayı başarabilmek...
Eksikliğini hissettiğim maddesel bir şey yok şu anda, hareketsiz kalmaktan kaynaklı kilolarım dışında desem.

Bu sektörde bir müzisyen olarak edindiğiniz en büyük tecrübe nedir?


Kalbinizle attığınız her adım büyük cesaret isteyen bir kendini gerçekleştirme yolcuğu ve siz yolun her aşamasını, her sokağını, kavşağını, bağlantı yollarını öğrenerek hayal ettiğiniz başarıya ulaşabilirsiniz, bu çokca, düzenli,disiplinli çalışmayla ve tabiki yüreğinizdeki sonsuz inanç ile mümkün.

Sanat adına başka ne tür çalışmalarınız var?


Takı tasarımlarından çok keyif alıyorum, bunu kliplerimi izleyen müzikseverler de artık biliyor ve sürekli güzel yorumlarıyla beni teşvik ediyorlar. Müzik kalbimin pusulası ve hep gözbebeğim, onun yanında üzerinde uzun süredir üzerinde çalıştığım kitap projem olacak.

Son olarak, dinleyicilerinize, sevenlerinize neler söylemek istersiniz?


Benim için kalpten edilen her dua, bir müziktir, şarkıdır. Her sözümüz de bir dilektir, kalplerinize damlayan şarkılarınıza, müziğinize ve ışık dolu gönüllerimize hep hatırlatmamız gerek; bizler İlahi bir nefesin, Tanrı'nın en güzel eserleriyiz, her aldığımız nefeste güzellik ve mutluluk yaratmak da bizim elimizde. Sevgiyle, Aşkla.

Bizde Önce Vatan Gazetesi ailesi olarak bizimle yaptığınız bu özel ve içten röportajdan ötürü değerli sanat yüreğinize şükranlarımızı sunar, gelecek çalışmalarınızda başarılar diliyoruz…

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.