İSTANBUL’LU GENÇ YAZAR BETÜL ŞENGÜL İLE YAZARLIK VE NARİN’NİN HİKAYESİ ÜZERİNE

Başarılı genç yazar Betül Şengül ile Önce Vatan gazetesi okurları için keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Yazar Şengül, yazma yolculuğuna şiir okuyarak ve öğretmeninin yazar olmasından esinlenerek başlamış. Yirmi yaşında ilk kitabı Narin’i çıkarmış her geçen gün büyüyen bir kitle olarak okuyucuların takdirini kazanmakta. Şengül, çok küçük yaşlarda çıktığı o güzel yolculuğu bizlere anlattı.

İSTANBUL’LU GENÇ YAZAR BETÜL ŞENGÜL İLE YAZARLIK VE NARİN’NİN HİKAYESİ ÜZERİNE

Başarılı genç yazar Betül Şengül ile Önce Vatan gazetesi okurları için keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Yazar Şengül, yazma yolculuğuna şiir okuyarak ve öğretmeninin yazar olmasından esinlenerek başlamış. Yirmi yaşında ilk kitabı Narin’i çıkarmış her geçen gün büyüyen bir kitle olarak okuyucuların takdirini kazanmakta. Şengül, çok küçük yaşlarda çıktığı o güzel yolculuğu bizlere anlattı.

31 Aralık 2018 Pazartesi 15:38
473 Okunma
İSTANBUL’LU GENÇ YAZAR BETÜL ŞENGÜL İLE YAZARLIK VE NARİN’NİN HİKAYESİ ÜZERİNE

Sevgili Aslı Hanım: Kitabımda kendimden soyutlanmış karakteri kullanmak daha güzel oluyor çünkü yeni birini yaratıyorum kendi dünyamda. Belki de hiç olmayan bir kişilik. Fakat Narin’ de kullandığım karakter isimleri Aileme (annem, babam ve kardeşlerim) aitti. Betül Şengün kitabının içeriğini, eşsiz yazın yolculuğunu, gözbebeğim dediği satırlarını bizimle paylaştı.

En sevdiğim satırlardan:

Güneş batmıştı artık. Sokak lambaları yanıyordu hava henüz kararmamıştı. Pencereden bakınırken, siyah bir arabanın yanaştığını gördüm. Kâhya, Mustafa ağabey, koşarak hemen kapısını açtı. İşte o an gözlerimi ovuşturacaktım. Daha önce hiç hissetmediğim bir heyecan vardı içimde... Hemen aşağı indim. Herkesin yüzünden mutluluk akıyordu sanki...

“Hoş geldiniz” diyerek paltosunu aldım.

Gülümseyerek, “Hoş buldum Narin,” dedi.

Gerçekten de çok yakışıklıydı. 25 yaşında genç bir adam olmasına rağmen duruşu ve tavırları o’nu oldukça olgun gösteriyordu. Yemeğe geçtiğimiz de, Ömer’den gözlerimi alamıyordum. Fakat kafamı çevirdiğim de onunla sürekli göz göze geliyorduk. O da bana bakıyordu. Sanki yeniden tanışıyorduk. Aslında yeniden tanışıyorduk belki de.

Betül Şengül

İşte Genç Öykü yazarı Betül Şengül ile gerçekleştirdiğimiz sohbet:

Söyleşimize sizi tanıyarak başlayabiliriz miyiz kimdir Betûl Şengül?

1997 İstanbul doğumluyum. Ailemle birlikte yaşıyorum, 4 kardeşiz 3 tane erkek kardeşim var ve en büyükleri benim. İlkokulda birçok okul değiştirdim. (Üsküdar Selimiye İ.Ö.O, Rauf Orbay İ.Ö.O, Melahat Akkutlu İ.Ö.O ve 75.yıl İ.Ö.O) Lise Suadiye Hacı Mustafa Tarman Anadolu lisesi 2015 ve Bahçeşehir Üniversitesi Tıbbi laboratuvar mezunuyum. Şu anda Yeditepe Üniversitesi Genetik mühendisliği bölümü öğrencisiyim. Genelde sosyal hayata önem veren, aktif hareket etmeyi seven biriyimdir ve çeşitli etkinlikler veya organizasyonlarda yer almaya özen gösteriyorum. Tiyatroyla ilgileniyorum ve basketbol oynuyorum. Okumayı yazmayı seviyorum. Hayatta inandığım en çok inandığım şey; bir iş başarmak için önce istemek, inanmak ve yola koyulmak gerekmektedir.

Yaratıcı yazarlık kursları ile ilgili bir tecrübeniz var mı? Bu kursları faydalı bulur musunuz yazar olmak isteyenler için, yoksa yazmak daha çok yetenek midir size göre?

Yaratıcılık veya yazarlık açısından bir kursa gerek olduğunu düşünmüyorum aslında ve hiç bir kursta bulunmadım bu konu da eğitim de almadım. Kişinin kendi içinden gelerek, hissederek yapabileceği bir iş bu. Bu sebeple yetenek gerekiyor elbette ama en çok istemek gerekir.


Konularınızı nasıl seçiyorsunuz? Konu seçimi tesadüfi mi oluyor ya da hayatta karşılaştığınız bazı olaylardan mı etkilenip yazıyorsunuz?

Aslında biraz yaşanmışlıklar ya da çevrede gördüğüm olaylardan etkilenip konu seçimimi belirliyorum. Bazen tesadüfi de olabiliyor. Olabildiğince günümüzde ki hayatı ve yaşamı örnek alarak konu seçmeye çalışıyorum.

Ben gece yazarım Betül Hanım sizin yazma tarzınızdan bahseder misiniz? Mesela nasıl bir ortamda yazmayı tercih ediyor sunuz?

Benim için çok fark etmiyor ama genelde gece yazmayı seviyorum ve gece yazıyorum. Hafif loş bir ortam, kendi tarzımda dinlediğim müziğim yanın da sıcacık kahvem ve hislerimle birlikte bana yardımcı olan kalemim.

Aslı M. Sarı: Kitabınızda kendinizden soyutlanmış karakterlerimi yoksa sizi yansıtan karakterlerimi anlatmak daha güzel geliyor? Yani eserlerinizin sizi yansıtması hoşunuza gider mi?

 Kitabımda kendimden soyutlanmış karakteri kullanmak daha güzel oluyor çünkü yeni birini yaratıyorum kendi dünyamda. Belki de hiç olmayan bir kişilik... Fakat Narin’ de kullandığım karakter isimleri Aileme (annem, babam ve kardeşlerim) aitti.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Canan Tan, Sinan Akyüz, Turgut Uyar, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Cemal Süreyya, Reşat Nuri Gültekin, Necip Fazıl ve daha sayamadığım niceleri... Hepsi benim için birbirinden değerli yazarlardır.

Kitabınızı yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?

Kurguyu önceden belirlerim çünkü belirledikten sonra yazdıkça olay örgüsü gelişiyor.

 Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz?

Bunu isterim tabi ki fakat henüz erken olduğunu düşünüyorum.

Yazmak sizin için hayat boyu sürecek bir serüven mi yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?

 Yazmak benim için hayat boyu sürecek bir serüven çünkü bu benim için hobiden daha çok yaşamımın bir parçası haline geldi.

Genç bir yazar olarak, edebiyat dünyasında gördüğünüz en bariz sorun nedir? Bu soruna ne gibi bir çözüm önerisi sunulabilir?

 Edebiyat dünyasında gördüğüm en bariz sorun bence okuyan kitlesinin az olması ve herkesin anlamlı ya da anlamsız da olsa bir şeyler yazması (yazmak olsun diye). Okuyan kitlesini arttırmak için çeşitli söyleşiler ve programlar düzenleyip en azından küçük yaştaki çocuklara yazmayı ve okumayı sevdirebiliriz. Anlamsız şeyler yazan insanlar için bir şey öneremiyorum çünkü öyle bir kesim de var olacaktır hep.

Gelecek ile ilgili projelerinizden bahseder misiniz?

 Şu anda istediğim doğrultuda yazmayı başarmaktan başka bir planım veya projem yok. Şimdilik tek hedefim insanları yazmaya ve okumaya teşvik edip onlara yazdığım ve yazacağım eserler doğrultusunda ışık olmak, insanlığa, hayata, yaşama bir şekilde fayda sağlayabilmektir.

Yeni bir roman projeniz var mı? Kitap ne zaman çıkıyor ve okuru bu yeni romanda ne gibi sürprizler bekliyor?

Yeni bir kitap düşünüyorum fakat bu kitabım şiir ve aşkla ilgili nesirler üzerine olacak. Şuanda belirli bir tarih yok inşallah 2019 yılı içerisinde çıkartacağım. Sürpriz olarak şöyle diyebilirim herkes kendine ait hissedeceği şiirler bulabilecek.

 İlk kitabınızı çıkartmayı ne zaman ve nasıl düşündünüz?

Bir kitap çıkartmaya karar verdiğimde 18 yaşındaydım fakat üniversite sebebiyle yazmaya devam edemedim ve çıkaramadım 2 yıllık üniversite bitince bende kitabımı çıkartmaya karar verdim.

 İlk kitabınız Narin'in hikâyesi nedir. Kısaca bahsedebilir misiniz?

Narin’in hikâyesi Aslen Antepli bir ailenin kızı olan Narin’i ailesi Urfalı zengin bir aileye evlatlık veriyor ve Narin bu ailenin en küçük oğluna yıllar sonra âşık oluyor.

Kitabınızı yazmaya başlarken olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişti?

Evet, Olay örgüsü ben yazdıkça gelişmeye devam etti

 Kitap yazarken konuları nasıl seçiyorsunuz? Konu seçimi spontane mi oluyor ya da hayatta karşılaştığınız olaylardan etkilenip mi yazıyor sunuz?

 Kitap yazarken konuları spontane seçebiliyorum da fakat genelde hayat ve yaşamdan aldığım örneklerle belirliyorum sonrasında da yazıyorum.

Narin ile birlikte güzel bir okur kitlesi yakaladınız. Kitap ile sizce ilgili dönütler nasıldı?

Açıkçası beklediğimden fazla oldu ama bu konuda yanımda olan ve emeği geçen beni destekleyen insanlar da oldu. Umarım daha nice kitlelere ulaşırız.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Birçok yazar okuyorum aslında, Sinan Akyüz kitapları biraz daha benim tarzım diyebilirim.

Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazar mıydınız?

Evet, yazardım çünkü hayatta herkese dair özel bir şeyler olmalı ya da kendisinden özel bir şeyler bırakmalı insan geride kalanlara bu sebepten yine yazardım.

Sizi yazmaya özendiren şey neydi?

Beni yazmaya özendiren şey ilk olarak şiir okuyor olmam ve öğretmenimin bir yazar olmasaydı.

 Türkiye’de kitap yayımlamak zor mudur? Bir kitabı yayımlatmak için hangi süreçlerden geçmek gerekir?

Hayır, bence zor değil, birçok aşamadan geçmeli aslında ama her yayınevi ne yazık ki bunu uygulamıyor bile.

Yaşadığınız coğrafya ile yazın yolculuğunuz ilgisi var mı? Var ise bunlar neler biraz bahsedebilir misiniz?

 Tabii ki var. Yaşadığım coğrafyadan bir il ele almış bulunuyorum kitabımda. Mesela Urfa yöresine ait aile büyüklerinin ismini seçmeye çalıştım. Narin’i de buna uygun seçmeye özen gösterdim. Urfa yöresiyle, ağalık sistemini ortaya koydum. Umarım başarılı olabilmişimdir.

 Son zamanlarda birçok sosyal sorumluluk projeleri mevcut yazarlar camiasında bu husus ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Ben olabildiğince katılmaya çalışıyorum, yararlı olduğu sürece çok güzel ve çok iyi işler çıkacağına inanıyorum.

 Günümüzde gençlerin sosyal mecralarda çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyor sunuz?

Bu konuda pek fikrim yok ne yazık ki. Sadece şunu söyleyebilirim teknoloji çağında olduğumuz için eskiye dayalı bir sistem ve insan profili görmemiz mümkün değil tek söyleyebileceğim şey umarım kitap okumayı ihmal etmiyorlardır.

Eskiden yazarlar görünmezdi şimdi ki yazarlar şöhretli olma baskısı mı hissediyor?

Bence biraz ün ve para için yapılıyor bu da toplum baskısından kaynaklanıyor olabilir.

Neden şuan rövanşta olan şiir ve deneme değil de roman ya da hikaye/öykü yazarlığı?

Daha çok kitlesi var bunun sebebi de insanlar kendini hikâyeler de öyküler de veyahut romanlar da bulabiliyorlar. Şiirler de okunuyor aslında fakat tabi bir roman kadar değil, bu da kişisel bir seçenek olabileceği gibi toplumsal bir bakış açısı da denebilir.

Son olarak siz gibi genç yazarlara tavsiyeler desem ve gündemde ısrarla kalmaya devam eden bir türlü bitmek bilmeyen çocuk istismarları, kadın cinayetleri ve hayvana şiddet hususunda neler söylemek istersiniz?

Aslı Hanım aslında o kadar çok şey var ki bunlar üzerine konuşulacak. Hepsine özetle değinirsem, benim gibi genç arkadaşlarıma ve yazarlara tavsiye olarak kesinlikle okumaktan ve kalemlerini konuşturmaktan vazgeçmemeliler çünkü bu ülkeye bizler gibi yeni yetişmeye hazır insanlar lazım. Daha öğrenmemiz ve zamanı geldiğinde de bizim öğreteceğimiz çok şey olacak.

Ülkemizdeki çocuk istismarı hakkında da diyecek bir şey bulamıyorum artık, insanlık dışı içim gidiyor artık, tüm çocuklar dünyanın en güzel çiçekleridir, onların umutları hayatları o kadar değerli ki ne yazık ki bu konu da geriyiz ve geri kalmaya devam ediyoruz ve bunun farkında olan çok az insanız. Kadın cinayetleri ve hayvanlara şiddet hususuna gelirsem bunlar tam bir vahşet, böyle bir şey olamaz. Lütfen bu konularda topluma sesleniyorum sessiz kalmayın hiç bir konuda sesimizi hep çıkaralım birlik ve beraberlikten güçlük doğar bunu unutmayalım. İnsanlara biz öğretelim insanlığı, elimizden geleni yapmalıyız bunun için ama şu da unutulmamalı iyi insanların olduğu kadar kötü insanlar da hep bir yerlerde olacaktır maalesef, umarım güzelliklerin olduğu bir dünya olur.

Röportaj: Aslı M. Sarı

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.