Gizem Aktaş ile Şarkıcılık ve Müzik Dünyası Üzerine

Cengizhan Kaya’nın röportajı için tıklayınız...

Gizem Aktaş ile Şarkıcılık ve Müzik Dünyası Üzerine

Cengizhan Kaya’nın röportajı için tıklayınız...

09 Mart 2019 Cumartesi 15:35
352 Okunma
Gizem Aktaş ile Şarkıcılık ve Müzik Dünyası Üzerine

Öncelikle bize  kendinizden  bahseder misiniz?

13.01.1994 Ankara doğumluyum. İlköğretim eğitimimi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulunda tamamladıktan sonra Ömer Seyfettin Lisesinde eğitimime devam ettim. 2012 yılında Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesinde üniversite eğitimime başladım ve 2017 yılında ise, eğitimimi okul içerisinde gerçekleştirilen programlarda dereceler alarak tamamladım. Şimdilerdeyse Ufuk Üniversitesinde Yüksek Lisans eğitimi alarak hukuk büromuzda çalışmalara devam ederken diğer yandan kendimi özgür hissettiğim müziğimi icra etmekteyim. Çocukluğumun en büyük eğlencesi olarak hayatımda yer almaya başlayan müziğe ilk adımım İlköğretim eğitimim sırasında okul korosunda yer almaya başlamamla oldu. Daha sonra öğretmenlerimin de ilgisiyle birlikte kendimi geliştirmeye devam ettim ve lise yıllarımda yine okulumuzun kendi müzik grubunda vokallik yaptım. Gördüm ki her saniyesinden zevk aldığım ve kendimi en iyi şekilde ifade edebildiğime inandığım bir kurgunun içerisinde yer almaya başlamışım. Sonrasında daha fazla içerisinde olmak istedim ve şan dersleri almaya başladım. Bu süreçte arkadaşlarımızla oluşturduğumuz Şose Rock adlı kendi müzik grubumuzla birçok etkinlikte sahne almaya başladım. 

Neden Müzik ? 

Biraz önce de ifade ettiğim gibi müzikle çocukluk yıllarımda kurulmuş bir bağım var aslında. Her kız çocuğu gibi elimde saç fırçasıyla şarkı söyleyerek başlayan bir serüven daha sonra öğretmenlerim sayesinde oyun olmaktan çıkarak kendimi ifade etme biçimim haline geldi sanırım. Şarkı söylerken duygularımı ifade ettiğimi, dinleyicilerin eşliklerinde onların duygularına ortak olabildiğimi ve hatta dokunabildiğimi, acısıyla tatlısıyla hayatın tüm getirdiklerini paylaştığımı hissediyorum sanırım tam olarak. Ayrıca müziğin kabul görmüş bir gerçekliği olan tüm insanlara ulaşabilme yetisi beni cezp etti hayatım boyunca. Tüm sanat dalları insanların duygularını yansıtan en güzel araçtır bence. Hikayeler, romanlar, şiirler, resimler, heykeller her biri yaratıcısının hayatına dair izler barındırır içerisinde ve tabi ki ulaştığı insanların hayatına dokunur. Fakat müzik biraz daha farklı benim için. Müzik yaratıcılarının izlerini barındırmakla birlikte ulaştıklarının hislerini de alır içine, onları da kendine katarak daha da güzelleşir. Bir şarkının içerisinde birçok karakter gizlenebilir mesela. Bugün eğlenerek dans edilen bir parça, yarın farklı bir yorumla sizi en çok özlediğiniz duygulara sürükleyerek farklı hissettirebilir. Ne olursa olsun müzik siz fark etmeseniz dahi bir şekilde hayatınızın bir yerine dokunur.  

Müziğe  ilk adımı nasıl attınız?

İlköğretim yılarımda müzik derslerinde hiç durmadan şarkı söyleme çabamla oldu sanırım. Sağ olsun müzik öğretmenim bu gayretimi taktir ederek beni okulun çocuk korosuna aldı ve müziğe ilk adımımı atmama yardımcı oldu diyebilirim.

Müzik dışında yapmak istediğiniz çalışmalar var mı?

Yapmakta olduğum çalışmalarım var. Lisans eğitimini aldığım ve halen yüksek lisans eğitimine de devam etmekte olduğum hukuk, tutkuyla okumaktan ve icra etmekten vazgeçemeyeceğim, büyük keyif aldığım ve çok saygı duyduğum benim diğer bir yanım aslında. Öyle ki, çocukluk yıllarımdan beri içimde var olan insanlara yardım edebilme ve adil olma duygusunun bir yansıması olarak ortaya çıktı hukuk fakültesi benim hayatımda. Her şeyden önce çok saygı duyduğum, büyük emekler verdiğim ve yaparken bağlılıkla, özveri ile çalıştığım bir alan hukuk benim için. Aslında bu mesleğimi müzikle de bir nebze olsun bağdaştırıyorum. Çünkü yine insanlarla iç içeyim ve elimden geldiğince sorunlarını paylaşmaya ve çözüm üretmeye çalışıyorum. Bu çözüm üretme evresinin somut olarak en güzel yansıması, içerisinde aktif olarak yer aldığım kurullardır. Bu kurullarla birçok insana ulaşabiliyoruz. Bütün bunları yapmanın yorucu bir yanı olsa da içinizde mesleğinize karşı duyduğunuz saygı ve tutku oldukça gün sonunda başarabildikleriniz size keyif vererek geri dönüş sağlıyor. Ayrıca müzik, benim hayatımın her evresinde yer alan ve yer alacak, sürekli yaptığım, dünyanın en güzel duygularını içinde barındıran, kendimi eşsiz hissettiren, duygularımı sonuna kadar yansıttığım, yaşadığım bir olgu. Hayatım boyunca bana en çok kendimi iyi hissettiren, ne zaman istesem, ihtiyacım olsa benimle olan, duygularımı yansıtan, yaşatan, yaşattıran bir olgu. 

Mesleğinizde bir rekabet baskısı/etkisi hissediyor musunuz? Eğer hissediyorsanız bu mesleğinize nasıl yansıyor? Bu rekabet ortamının size ve mesleğe olumlu olumsuz etkileri nelerdir?

Bana göre sanat rekabet edilebilecek bir alan değil. Daha önce de söylediğim gibi sanat icra edenin tabiri caiz ise duygularını, karakterini, kendi iç dünyasını yansıttığı bir araçtır. Müzik bunların arasında en çok kitleye en rahat şekilde erişebilenidir. Her melodi, her şarkı kendi içerisinde bir hikayedir. Sadece sazlar farklıdır bana göre. Tabi ki olduğumuz her sahnede daha fazla kendimizden bir şeyler katmaya, kendi duygularımızı daha çok eklemeye çalışıyoruz. Hatta ekibimle birlikte bizim en büyük özelliğimizde bu aslında. Var olan eserleri kendi duygularımızla yansıtmaya çalışıyoruz dinleyicilerimize. Ama asla bir kıyas değil aksine kendi dünyamızın içerisinde yorumlamaya yer vermeye ve hissettiklerimizi yansıtmaya çabalıyoruz. Bu sayede kendimizi daha iyi geliştirdiğimizi ve daha güzel yol katettiğimizi düşünüyorum.

Müzik dünyasında bir şeyleri değiştirme şansınız olsa neleri değiştirirdiniz?

Bu konuda ülkemizde bir çok proje mevcut ve bir çoğuna da tabiri caiz ise açız aslında. Günümüzde ülke genelinde erişilmemiş veya farkında olamadığımız çok değerli yetenekler olduğuna inanıyorum. Bu arkadaşlarımız için mevcut şartlar altında öncelikle eğitim süresince keşfedilip yönlendirilme yapılması gerektiğine inanıyorum. Ben bu şekilde müzikle olan ilişkimi pekiştirdim ve daha çocukken sanatla ilgili hayaller kurabilmeye başladım. Günümüzde çok değerli sanatçılarımızın destekleriyle birlikte çeşitli yarışmalar düzenlenmekte ve bu sayede yeni sesler, yeni yüzler keşfetmekteyiz bunların daha temel eğitimlerle birlikte zenginleştirilebileceğini düşünüyorum mesela. Bilime, sanata,  spora çocukken yönlendirilme yapıldığında ve gereken özen gösterildiğinde yetişen bireylerin çok daha başarılı olacağı kuşkusuzdur. Eğitim sürecinin en başından itibaren gerek sanatın, gerek bilimin, gerekse sporun her alanında yer alabilecek bireyleri en iyi şekilde yetiştirebilmek adına çeşitli seçmelerin, yarışmaların ve yönlendirmelerin yapılması gerektiğine hatta bir şekilde bunların eğitim sürecinin en önemli parçası haline gelmesi gerektiğine inanmaktayım. Şu an daha yolun çok başındayım fakat zamanla hedeflerime ulaştığım taktirde bu düşüncelerimi hayata geçirecek projeler yaratmak istiyorum.

Yaptığınız iş için kurs eğitimi şart mı  ya da bu işi yapabilmek için sizce konservatuvar mezunu olmak gerekli midir ? 

Biraz önce de belirttiğim üzere yetenek tabi ki her alanda en önemli faktör, fakat yetenek geliştirilebilir bir olgudur ve doğru şekilde eğitime tabi tutulduğunda en iyi haliyle sergilenebilecek duruma gelir. Bu nedenle en iyisini başarabilmek adına eğitime önem vermek ve çalışmak gerekmektedir. Bununda en güzel yolunun profesyonel destek almaktan geçtiğine inanmaktayım. 

Kendinizde bir şeyleri değiştirme imkanınız olsa neleri değiştirirdiniz?

Çalışmayı ve gelişmeyi seven bir karakter olduğum için aslında bunu sürekli yapmaya çalışıyorum ben. İnsanların büyüdükçe gelişen ve hatalarını ders alarak birer doğru haline dönüştürebileceğine inanıyorum. Hata yapmaktan korkmak yerine doğruları öğrenmek için çaba göstermesi gerektiğine inanıyorum insanların. Kendimde düzeltmekte zorlandığım şeyin aşırı detaycılık ve planlı yaşamaya çalışmak olduğunu düşünüyorum şu sıralar. Çünkü yoğun bir süreçten geçmekteyim ve bu esnada tüm detayların tüm planlamaların yapılması yorucu ve zor geliyor. Biraz daha rahat olmayı tercih ederdim açıkçası. 

Medya ile aranız nasıl? Televizyon, internet, gazete, dergi gibi iletişim araçlarından ne şekilde faydalanıyorsunuz? Sosyal medya ile aranız nasıl?

Açıkçası yoğun ve yorucu bir dönemden geçtiğim için bu sıralar medyayı sürekli takip etme fırsatı yakalayamıyorum. Sosyal medya ise günümüz dünyasının en büyük gerçeği haline geldiğinden ötürü onunla sürekli iç içe yaşamak zorundayız. Hayatımızın en büyük parçası haline gelen akıllı telefonlar ve onunla birlikte hayatımızda büyük yer edinmiş olan sosyal medya… Sosyal medya artık gerek iç dünyamız gerekse iş dünyamızın önemli bir parçası. Herkesin günlük yaşantısının büyük bölümünde vakit geçirdiği bir mecra haline geldi. Dolayısı ile bizler de ekibimle birlikte sahne ve projelerimize yönelik çalışmaları sosyal mecralar üzerinden dinleyicilerimize sunmaya çalışıyor ve sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Sahnelerimize yönelik videolarımızı, cover şarkı ve projelerimizi paylaştığımız tamamen buna yönelik bir sosyal medya sayfamızda bulunmaktadır. Tüm dinleyicilerimize ilk olarak buradan haber veriyoruz ve kendilerinin de isteklerini, yorumlarını buradan alarak cevap vermeye çalışıyoruz. 

Müzikle ilgili çalışmalarınızdan bahseder misiniz ? 

Müzik ile ilgili çalışmalarıma Üniversite eğitimim süresince çok fazla vakit ayıramıyordum. Eğitimimi tamamladıktan sonra ekibimi oluşturarak çalışmalarıma ağırlık vermeye başladım. Öncelikle profesyonel destek almaya, şan ve vokal eğitimlerime ağırlık verdim. Ekibimle birlikte repertuar oluşturmaya, hissederek okuyabileceğim, duygularımı dinleyicilerime aktarabileceğim şarkıları seçmeye odaklandık ve seçtiğimiz şarkıları kendimize özgün şekilde sunmak için düzenlemeye başladık. Artık sahnelerimize ağırlık verme aşamasındayız ve her gün daha iyi performanslarla dinleyicilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Kısa bir zaman zarfında kendi şarkılarımızla dinleyicilerimizle buluşmak için projelerimizi üretiyoruz. 

Sosyal sorumluluk projelerinizden bahseder misiniz ? 

Sosyal sorumluluk projeleri müzik gibi benim çocukluğumdan buyana hayatımın her evresinde içinde bulunmaktan keyif aldığım ve bana huzur katan büyük bir unsur oldu aslında. Okul yıllarımda yer aldığım öğrenci kulüpleriyle birlikte sevgi evleri, Lösev, huzurevleri, sokak hayvanları, yardıma muhtaç çocuklar gibi bir çok farklı kitleye yönelik yardım projeleri üreterek desteklerimizi sunmaya çalışıyorduk. Ve hatta o yıllarda Üniversitemiz bünyesinde gerçekleştirilen ‘’50 İz Bırakan Öğrenci’’ programı kapsamında okul içerisinden hem akademik hem de sosyal yön olarak başarılı öğrenciler seçiliyordu. Bu süreçte iki sene boyunca bu program kapsamında seçilerek dereceye girme başarısı göstermiş oldum. Sosyal sorumluluk bilincinde olanların bu şekilde takdir görmesi gerçekten çok güzel. Böylece başkaları da bunları görüp, duyuyor ve bundan etkilenerek kendileri de bu tarz işlerin içerisinde bulunmak istiyordu.  Şimdilerde ise ekibimle birlikte elimizden geldiğince bu tarz projelerde yer almaya gayret gösteriyoruz. Öğrenci kulüplerinin, okulların ve derneklerin projelerinde yer almaya, projeleri duyurmaya, daha çok kitlelere ulaşmasını sağlamaya ve sahnelerimizle birlikte daha fazla yardım eli uzatmaya  gayret ediyoruz. Her şeyin paylaştıkça çoğaldığına inanan bir insanım. Bence insanların hayatlarına ne kadar dokunabilir, duygularını paylaşabilirseniz aslında o kadar çoğalırsınız. 

İyi şarkıcılığı  nasıl tarif edersiniz ?  

Bence öncelikli tarifi,  gerçekten severek, hissederek seslendirildiğinde bir şarkının hayat bulacağına inanıyorum. Şarkılar birer şiirden oluşmaktadır ve kaleme alanın duygularını, hayatının izlerini barındırır içlerinde. Onları tamamlayan müzikle birleşerek şarkıları oluştururlar fakat seslendirenin hissiyatı olmadan donuk kalırlar diye düşüyorum ben. Vokal seslendirdiği mısraları hissetmediğinde, şarkının duygusuna kapılmadığında sadece doğru notaları barındıran seslerle sunulmuş bir dinleti olacağına inanıyorum. Fakat şarkılar anılarla, duygularla ve hayallerle seslendirilirse mimiklerine kavuşur, dinleyicinin de hayallerine anılarına dokunabilir ve iyi bir şarkı haline gelir diye inanmaktayım. Herkesin dilinde olan yüzde yüz beğenisini kazanmış bir şarkıyı ne kadar doğru notalarla okursa okusun duygusunu katamıyorsa bir vokal, o şarkı dinleyiciyi cezp etmeyecektir. Hissiyatı olmayan konuşmalar gibi düşünün karşınızdaki insan size hissedemediği cümleler kurduğunda samimiyetsiz bulur kulak asmasınız fakat kalbiyle, inanarak hissederek cümleler kurduğunda mimiklerini takip etmeye gözlerinin içine bakmaya kulak kabartmaya başlarsınız. Kısaca iyi bir şarkıcının tabi ki güçlü bir sesi, yeteneği ve müzikal bilgisi olmak zorundadır fakat en önemli unsurun seslendirdiği şarkıyı öncelikle kendi içinde yaşayabilmesi olduğuna inanıyorum.

Yeni Medyanın ( Sosyal Medya ve İnternet ) Geleneksel Medyayı ( Radyo – tv gazete ) Yok edeceği söyleniyor siz buna ne dersiniz ? Yeni Medya sizce ne yönde ilerleyecek? 

İnternet çok kısa bir sürede günümüz dünyasının en büyük yapıtaşlarından biri haline geldi diyebiliriz artık. Günümüzde dijital bir dünyada yaşamakta olmamız nedeni ile iş dünyamızdan iç dünyamıza kadar hayatımızın her evresinde en büyük ihtiyaçlarımızdan biri olduğunu kabul etmeliyiz fakat yok etmek tabiri büyük bir söz olur diye düşünüyorum. Dijital dünyanın hızla geliştiği ve geleneksel olarak tabir ettiğiniz yazılı/görsel/işitsel medyayı etkilediği kabul edilmesi gereken bir gerçek fakat geleneksel diye tabir ettiğimiz medya, dijital medyanın temelini oluşturuyor diye düşünüyorum. Ayrıca internet herkesin erişilebilirliğe sahip olması açısından aşırı bilgi kirliliğine sahip bence. Bu yönüyle de güvenilirliğini sorgulatıyor. Yeni medya zamanla gelişerek olumsuz yönlerinden arınacaktır, tabi ki erişilebilirliği açısından geleneksel medyadan çok daha hızlı büyüme gücü de gösterecektir, doğru kullanıldığı taktirde çok daha hızlı iletişime fırsat sunmaktadır ancak yok etmek çok güçlü bir tabir olur. Nasıl ki televizyonlar kendi temeli olan radyoları yok edemediyse, dijital dünya medyası da kendi yapıtaşı olan geleneksel medyayı yok etme gücüne sahip olamayacaktır. İlginin azalacağı aşikar olsa da insanlar gelişmekte olan olgulara ilgi gösterirler. Bu nedenle geleneksel medya sizlerin sayesinde  üretilen projeler ile gelişerek yeni medyaya da yön verip, temel oluşturarak ilerleyecektir diye düşünüyorum.

Müzik sektörü artık daha çok dijital platformlarda bu durumu nasıl yorumluyorsunuz ? 

Biraz önce de söylediğim gibi artık dijital bir çağda hayatımızı sürdürmekteyiz. Bundan yıllar önce taş plaklardan müzik dinleniyordu, zamanla kasetler, cd’ler bunların yerini aldı. Bir sanatçı albüm yaptığında albümünü ve kendini tanıtmak için sinema filmleri çekiliyordu, televizyon dünyası ile birlikte yerini klipler aldı. Bunlar gibi birçok örnek gelişen dünyamızın birer parçası olarak sunulabilir. İnsanlar artık zamanının büyük kısmını internet dünyasında geçirdiği için dijital platformlar müzik sektörünün en büyük adresleri haline geldi. Eskiden bir ayda binlerce kişiye bir şarkıyı dinletebilmek büyük başarı iken, günümüzde milyonlara erişmek çok basit ve iyi çalışıldığı taktirde herkesin başarabileceği bir hadise oluverdi. Tabi ki bu projeleriniz hayalleriniz için harika bir şey. Çok hızlı bir şekilde hayallerinize ulaşma fırsatını sizlere sunuyor fakat aynı zamanda bir o kadar da kirliliği içinde barındırdığına inandığımı söylemek istiyorum yine.  

Son dönemde Gülben Ergen, Seda Sayan gibi müzik dünyası isimleri sunuculuğa yöneldi bunu nasıl yorumluyorsunuz siz de sunuculuk düşünür müsünüz ? 

Sunuculuk, oyunculuk veya müzisyenlik hepsi iç içe olan meslek grupları aslında bu nedenle çeşitli projelerle bu tarz meslek içi değişimlerin normal olduğunu düşünüyorum. Hepsi çok değerli ve insanların severek takip ettiği karakterler dolayısı ile bu tarz projeler üretilerek yer almaları sağlanıyor ve başarılı olabiliyorlar. Birçok sunucu, oyuncu veya modelin de harika albümlere imza attığına şahit olduk ve sadece ülkemizin değil tüm dünyanın bir gerçeği olarak bunun örneklerini sonsuza dek göreceğiz diye düşünüyorum. Değerli insanlar sevilir ve sevilen insanlar bir çok proje ile göz önünde olur diye inanmaktayım.  

Boş zamanlarınız nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müzik, iş hayatım ve okul derken zamanımın neredeyse yüzde yüzü tükenmiş oluyor diyebilirim.  Ancak vakit buldukça arkadaşlarıma zaman ayırmaya çalışıyorum. Gezmeyi yeni yerler keşfetmeyi özellikle denizi çok sevdiğimden ötürü sahil kenarı yerlere giderek dinlenmeye çalışıyorum. 

Hayatımın Kitabı/Filmi diyebileceğiniz bir kitap/film var mı?

Canan Tan’ın “Yüreğim Seni Çok Sevdi” adlı kitabı beni çok etkilemişti. Hatta daha sonra bir çok kitabını daha okumam için beni yönlendirdi diyebilirim. Film olarak ise “Whiplash” demek istiyorum. Andrew’in müziğe ve kendine olan inancını, azmini asla unutamadım.

KırmızıTürk hakkında neler söylersiniz ? 

KırmızıTürk her zaman tarafsız bir tavır sergileyerek her kesimden ve meslek mensubundan kişiye yer veriyor. Böylece bu kişiler daha çok insana ulaşıyor ve pek çok kişinin hayatına dokunabilmiş oluyor. Hatta belki de bu mesleklere yönelmek isteyen bir okuyucu için çok güzel bir yön verici yanı bile olabilir diye düşünüyorum. Bunun dışında pek çok dalda ödüller dağıtıyor olması ile de kişileri motive eden yanını da içerisinde barındırıyor. Bu sebeple kendi adıma da ayrıca teşekkür ederim.  

Gelecek planlarınız nelerdir? Şu an bulunduğunuz konumdan memnun musunuz ve gelecekte kendinizi nerelerde görmek istersiniz?

Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yaptığım ve halen yürütmekte olduğum işleri bir çatı altında toplamayı hayal edip tasarladığım oluyor çoğu zaman. Mesela bir dernek gibi.. İnsanlara daha legal ve daha büyük bir güç dalgasını, oluşturmayı hayal ettiğim, böyle bir çatı altından daha büyük ve geniş kitlelere ulaşacak şekilde sunmak istiyorum. Ayrıca aktif olarak içerisinde bulunduğum ve halen eğitimini aldığım hukuk alanında en iyi işlere imza atmış olmayı istiyorum. Tabi ki yapmakta olduğum her işte en iyi yerlere gelebilmek herkesin olduğu gibi benimde hayalim. Ben bu hayallerimi insanlarla güçlendirerek büyütmek ve geliştirmek istiyorum. Böylece çoğalarak büyük etkiler yaratacağımıza inanıyorum. Şuan da bulunduğum yer keyifle ve tutkuyla yapmakta olduğum işleri içerisinde barındıran bir konum ve bu konumum daha ileriye yönelik istek ve hayal ettiklerime ulaşabilmem için açık kapıları da barındırabilen bir yer aynı zamanda. Bu sebeple şu anki konumum ve başarabildiklerim için memnunum fakat kat etmem gereken daha çok yol var.. Bu yol sonunda ise kendimi yaptığım her işte markalaşmış bir idol isim olarak gösterilebilecek biri olarak görmek isterdim elbette.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey, takipçilerinize vermek istediğiniz bir mesaj var mı? 

Çalışmalarımız tüm hızı ile devam ediyor. İlerleyen vakitlerde daha çok beraber olacağız. Bizi dinlemeye ve takibe devam etsinler.  Gizemli sahnelerde beraber söylemeye devam edeceğiz.

Röportaj : Cengizhan KAYA

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.