Elif Buse’yle ‘Elif Zamanı'ndayız

Elif Günay'ın Elif Buse Doğan ile yaptığı söyleşi sizlerle...

Elif Buse’yle ‘Elif Zamanı'ndayız

Elif Günay'ın Elif Buse Doğan ile yaptığı söyleşi sizlerle...

03 Mart 2018 Cumartesi 14:26
2927 Okunma
Elif Buse’yle ‘Elif Zamanı'ndayız

Türkülerin genç sesi Elif Buse Doğan’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı yeni albümü ‘Elif ZamanıPoll Production etiketiyle çıktı.

On beş eserden oluşan albümde; ünlü halk ozanı Muharrem Ertaş’tan, Pir Sultan Abdal’dan, Erol Parlak’tan, Yüksel Baltacı’dan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Kalın'dan birçok güzel eserin yer aldığı albümde Sezen Aksu’nun 1995 yılında seslendirdiği ‘Ben Annemi İsterim’ eseri de yer alıyor.

Türk halk müziğinin değerli yorumcularından İsmail Altunsaray’ın sazıyla renk kattığı ‘Elif Zamanı’ için Müslüm Eke, Mustafa Eke, Mehmet Akatay, Ceyhun Çelikten ve Selahattin Güzelel gibi ustaların da emek verdiği bu albümde albümün çıkış parçası Kemal Başbuğ tarafından kliplenen, sözü ve müziği Aydın Kara’ya ait olan türkü formundaki ‘Ağlarım’ oldu.

Bizler de bu kadar titizlikle bir albüm hazırlayan genç ve güzel Elif Buse Doğan ile bir araya geldik. Tüm detaylarıyla sizlerle...

Merhaba Elif Buse nasılsın?

Merhabalar iyiyim çok teşekkür ederim, siz nasılsınız?

Geçtiğimiz ay 'Elif Zamanı' adlı çok güzel bir albümle karşımıza çıktın. Albümden söz edecek olursan neler söylersin? 

Çok teşekkür ederim. 'Elif Zamanı' yaklaşık 1.5 yıldır üzerinde özenle çalıştığımız, 15 türkü ve besteden oluşan, aranjörlüğünü Ceyhun Çelikten’in üstlendiği, birbirinden usta müzisyenlerin eşlik ettiği bir Türk Halk Müziği albümüdür. Poll Production etiketiyle piyasaya çıktı. Pir Sultan Abdal’dan; Muharrem Ertaş’a, Erol Parlak’tan Sezen Aksu’ya, Ceyhun Çelikten’ten Yüksel Baltacı’ya kadar birçok önemli müzik ustasının türkülerini seslendirdiğim ikinci solo albümüm, ikinci göz ağrım oldu.

"Dedemin repertuar defterinden, duvarda asılı olan bağlamaya kadar hepsi bir neden" 

Küçüklükten itibaren annemin bana sürekli türkü okuması, peşinden halk müziği korolarına götürüp o güzel ortamları görmemi sağlaması, evdeki sazlı sözlü muhabbetlerin içinde sıkça bulunmam, dedelerimin, babamın ve dayımın bağlama çalıyor olması, duvarda asılı olan bağlamaya hep ulaşmak istemem, dedemin repertuar defterini özenle koruması hafızamda her zaman yerini koruyan, müziğe türkülere gönül vermemi sağlayan en önemli faktörler… Ailem her tarz müziği dinlettiriyordu küçük yaşlardan itibaren, bunun dengesini iyi kurabiliyorlardı. Sonuçta 7-8 yaşındaki çocuk ne kadar anlayabilir o manayı, sıkılabilir tabii ki. Hatta lise eğitimim keman ve piyano üzerineydi yani 'Batı Müziği' eğitimi aldım. Bu konuda da ailem en büyük destekçimdi. Her tarz müziği dinliyorum, besleniyorum. Ama türkü söylerken her şeyden uzaklaşmam, kısaca beni iten en önemli şey.

Albümün çıkış parçası sözü ve müziği Aydın Kara’ya ait olan türkü formundaki ‘Ağlarım’ şarkısı oldu. Bu şarkından nasıl söz edersin? Çıkış parçası için bunu seçmenin bir nedeni var mıydı? 

Aydın Kara çok başarılı besteleri olan, inanılmaz yetenekli bir müzik adamıdır. Ki aynı zamanda da arkadaşım. 'Ağlarım’ı 2016 yılında sohbet ederken biraz mırıldandı ve sözlerin yarattığı etkiyle daha parçayı bitirmeden dedim ki, "Aydın bu eseri kesinlikle ben okumalıyım, lütfen kimseye dinletme". Sağ olsun o da beni kırmadı, parçayı kimseye dinletmedi ve çalışmam için bana gönderdi. Çalıştıktan sonra, önce Aydın’a sonra tüm ekibime okudum. Sözleri, melodisi hepimizde aynı etkiyi yaratınca, "evet bunu albüme koyuyoruz" dedik. Hatta "çıkış parçamız kesinlikle ‘Ağlarım’ olmalı" diyerek albüm sürecine girmiş olduk. Finalde de dediğimizi yaptık :)

'Ağlarım' aynı zamanda albüme yaptığın ilk klip parçan oldu. Klip çekimi hakkında neler söylersin?  

Aslında bizim ekip olarak düzencemiz klipte bir hikaye olmamasıydı. Klip yönetmenimiz belli olduğunda kendisiyle de bunu paylaştık. İzleyicileri kendi hayal dünyalarında serbest bırakmak istedik. 'Elif Zamanı' albümünün ilk klibi olacağı için de ‘zaman’ temasını klibe taşımak istedik. Yönetmenimiz Kemal Başbuğ hemen hazırlıklara başladı. Hava şartlarından ötürü kapalı bir mekânda çekmemiz gerekiyordu. Maltepe'de eski bir fabrikada çekimlerimizi gerçekleştirdik. Zaman kavramını anlatan iki tema kullanıldı bunlar: Mum ve Maarif takvimi. İkisi de klibe çok yakıştı bence. Klipte sadece ben varım, duygusuna uygun bir hale bürünerek oynamaya çalıştım. Kemal Başbuğ usta bir yönetmen olduğu içinde çok zorlanmadım, yaklaşık 5 saatte klibimizi çektik. Kendisine tekrardan çok teşekkür ediyorum, çok beğendim kendimi :)

Albümde birçok usta ismin kalbimizde yer etmiş şarkılarına da yer veriyorsun. Şarkılara nasıl karar verdiniz ve hayata geçirirken neler yaşadın? 

Albümün en uzun süren kısmı repertuar aşamasıydı. Yaklaşık bir yıl kadar sürdü. Seçenek çok fazlaydı, elemek gerçekten zor oldu bizim için. Eserin duygusunu yaşayabilmem, sesime yakıştırmam en önemlisiydi. Her yöreden türkü koymaya çalıştık 'Elif Zamanı’na. İç Anadolu, Karadeniz, Güneydoğu, Ege… Pir Sultan Abdal’dan; 'Şu Kanlı Zalimin Ettiği İşler', Muharrem Ertaş’tan; 'Sallan Boyuna Bakayım' gibi beylik eserleri de ön plana çıkarmak istedik. Okuduğum anonim türkülerin yanı sıra beste çalışmalarına yer verdik. Bu anlamda albümüme destek olan çok önemli isimler var. Çocukluk kahramanım Sezen Aksu’nun yıllar önce okuduğu 'Ben Annemi İsterim' isimli şarkısını tekrardan seslendirdim. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Erol Parlak’ın ‘Dağların Ardı Gazel’ isimli türküsünü okudum. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Genel Sekreter Yardımcısı Sayın İbrahim Kalın hocamda ‘Gülüm Soldu’ isimli türküsünü benimle paylaştı. Aydın Kara’nın, Ceyhun Çelikten’in, Zeynel Abidin Aba’nın, Yüksel Baltacı’nın ve benim de bir bestemden oluşan 15 türkü ve bestenin yer aldığı keyifli bir albüm çalışması oldu.

Albüm birçok türküden oluşurken, bir de sürpriz var Ceyhun Çelikten ile birlikte bestelediğiniz Karadeniz -Pop tarzındaki ‘Gibi Gibi’ adlı parça. Nasıl yer aldı o albümde, biraz o parçadan da bahseder misin? 

Albüm ilerlerken Ceyhun bana yaptığı bir besteyi dinletti. Çok beğendim ve okumak istediğimi söyledim. "Geç kaldın Elif ben onu Volkan Konak’a dinlettim, beğendi hatta albümüne koyacak" dedi. Yaklaşık 1 saat kadar mücadele ettim ama kazanamadım :) "Hadi sen yap ve yetiştir albüme bu tarz bir beste" dedi ve bana gazı verdi. Bu arada önümüzde Youtube açıktı, İnna’nın ‘Gimme Gimme‘ isimli parçasının soundlarını dinliyorduk. Ceyhun bir an döndü dedi ki "bak 'Gimme Gimme‘yi  'Gibi Gibi' düşünelim biz, söz yaz beste yap gel, üzerinde çalışalım" dedi. Ben o gazla gittim, yazdım, çizdim sonra Ceyhun’a dinlettim. Malzemeyi çok beğendi ve üzerinde çalışmaya başladık. Sonucunu ikimizde çok sevdik umarım dinleyicilerde çok sever.

Halk müziği ile ilgileniyorsun, peki günümüzde çok daha farklı bir müzik tarzı gündemde bununla ilgili neler söyleyeceksin? Halk müziğinin hak ettiği değeri gördüğünü düşünüyor musun? 

Halk müziği başlı başına bir değer, değer vermemize ihtiyaç duyan bir şey değil. Öyle olmasa yüzyıllar boyu taşınamaz bu sözlü kültür. O zaman ki duygularla ortaya çıkmış bir türküyü bugün ben aynı duygularla okuyup, dinleyiciye geçirebiliyorsam bu türkünün başarısıdır. Dünü, bugünü ve yarını anlatan en güzel deryadır türküler… İstanbul ve metropol şehirler olarak bakarsak bu değerin eksik olduğunu düşünebiliriz ama Anadolu'da öyle değil. Bunu konserlere gittiğimizde, seyirciyi gördüğümüzde daha iyi anlıyoruz.

"Bir Aile Türkü Dinliyorsa Çocuğu da Dinliyor"

Bilinçli müzik dinleyen herkes halk müziğini çok seviyor. Bunu her konsere gittiğimde görüyorum. Bir aile düşünün; eğer türkü dinliyorsa kendi çocuklarına da bunu aktarabiliyor. Ama ailede dinleyen yoksa bunu sonradan kazanmak çok zor. Biz 'Elif Zamanı' albümünü yaparken bunu da çok düşündük. Modern icralarla yorumlayıp, daha çok kişiye ulaşmayı hedefledik. Yaş aldıkça size duygu veren şeylerin aslında türküler olduğunu anlıyorsunuz. Şu an ben de yeni yeni ne kadar benim olduğunu, ne kadar beni anlattığını, insanı anlattığını her geçen gün daha çok anlıyorum. Yaşanmışlık arttıkça türkülere sığınıyorsunuz…

Müziğe ilk olarak, dededen öğrendiğin bağlama ile adım atmışsın. Eğer bağlama ile tanışmamış olsaydın hayatını ne yönde şekillendirirdin ve o hikâyenden söz eder misin? 

Çoook yüksek ihtimalle avukat olurdum, zaten köşesinden döndüm :) Ananemin hayatımda ki rolü büyüktür. Küçüklükten itibaren “senden çok güzel avukat olur, cübbe sana çok yakışır” diyerek büyüttü beni :) Ama baktı ki müzikten vazgeçmiyorum, meslek olarak seçmeye doğru gidiyorum, o zaman söylemlerini minimuma indirdi. Ayrıca belirtmek isterim müzik serüvenim boyuncada en büyük destekçim oldu kendisi. Müzik eğitimim devam ederken aklımın bir köşesinde "Acaba avukat olsam mutlu olur muydum?" sorusu vardı. Avukatlık seçeneği ders çalışmayı sevdiğim için hep vardı. Kendime o yolda da bir çizgi oluşturabilirdim ama müzik epey ağır bastı. Kararımdan çok memnunum ama ilerde ne olacağını bilemem. Belki ikinci kez üniversiteye başlayıp, Hukuk okurum ve avukat olurum :)

Bir pop albümü çıkardığını da duyar mıyız? Ya da başka tarz?

Ben hissettiğim müziğin peşindeyim Elif Hanım. Türküleri iliklerime kadar hissederken uzaklaşabileceğimi pek düşünmüyorum. Ama içime sinen, kendime yakıştırdığım, sesime yakıştırdığım farklı tarzlardaki eserleri okuyabilirim.

Şu sıralar en çok dinlediğin 5 şarkı-türkü desem bana neler söylersin? 

-Neşet Ertaş: Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm

-Hüsnü Arkan: Kırık Hava

-Bülent Ortaçgil: Bu Su Hiç Durmaz

-Sezen Aksu: Baba Evi

-Rubato- Sıla: Yıkılmışım Ben

Eğer bu sektörde bir hayalini gerçekleştirecek olsan bu ne olurdu? 

Tarkan’la beraber bir türküyü düet yapmak :)

Kendine ait başka bestelerin var mı? Varsa bunları ne zaman, kiminle çıkartmak istersin? 

Evet. Hazırda olan 6 tane bestem var. ’Elif Zamanı’ albümüne Ceyhun Çelikten’le beraber bestelediğimiz ’Gibi Gibi’yi koyduk. İlk defa bir bestemi albüme koyuyorum. Bundan sonra sıkça albümlerimde kendi bestelerime yer vereceğim. Düet olarak az önce de söyledim. Zor tabii ama Tarkan’la olsun isterim hem de kendi bestem olursa daha ne isterim :)

Uğruna şarkı söylediğin bir olay var mı ya da hikâyen? 

Var… Ama biraz üzücü o yüzden anlatmasam daha iyi olabilir…

Kendini piyasaya tanıtacak bir şey söylüyor olsan, Elif Buse'yi nasıl tanımlarsın? 

Türkü söylemeyi, araştırmayı çok seven, yeni projeler üreten, yaptığı işi o an ki koşullara göre en iyisini yapamaya çalışan bir müzisyen :)

Şu anda neler yapıyorsun? TV programları, sahneler ne durumda? 

Her Cumartesi akşamı saat 22.30’da TRT Müzik ekranlarında 'Nefesten Ses’e isimli müzik eğlence programını Serkan Çağrı ile birlikte sunuyoruz. Çok yakında bir radyo da canlı canlı türkü isteklerini okumaya başlayacağım. Konserlerim aktif bir şekilde devam ediyor, sosyal medya hesaplarımdan takip edebilir herkes.

Hedefin bu sektörde tam olarak popüler olmak mı, para kazanmak mı? Yoksa tamamen farklı bir şey mi? 

Popülerlik ve para kazanma bu işin getirisi. Amacınız bu olursa başarılı olabileceğinizi düşünmüyorum. Ben türküyü söyleyebileceğim en doğru yerde olmak istiyorum.

Sosyal medya ile aran nasıldır? Sektör ile nasıl bağdaştırıyorsun? 

Sosyal medya artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. İşim sebebiyle de çok aktif kullanıyorum, özellikle Instagram ve Twitter’ı. Diğer sosyal medya hesaplarım da var ama yardım alıyorum. Sosyal medyanın sektöre hem büyük katkısı hem de zararı var bence. Artık yapımcıya ihtiyaç duymadan, büyük paralar harcamadan sesinizi duyurabileceğiniz bir platform. Ama aynı zamanda da herkes bir şeyler okuyup koyabildiği için, biz müzik eğitimi alanların yıllarca emek verip, eğitim alıp, kaliteli ürünler ortaya çıkarmak istediği yerde, sosyal medyada aşırı tıkanılan bir video o kişinin önünü açıp sektöre hızlıca girmesini sağlıyor. Ve bence kalite bozuluyor, iyiyi kötüyü pek ayırt edemiyoruz.

"Bence Popülerlik…"

Popüler kültüre hizmet eden herkes popülerdir! Hızı tüketilen, hızlı yaşanılan bir alandır. Bunu söylerken bile başım döndü :) İyi yanları var elbette. Sizi tanımadan sadece işinizi beğendiği için sizi çok seven insanlar var. Onların hayatlarına dokunabiliyorsunuz, bu çok özel bir şey…

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersin?

Beni tanımaya vakit ayırdıkları için okuyucularınıza çok teşekkür ediyorum. Bir yerlerde karşılaşmak dileğiyle…

Doğum tarihi: 16.03.1993

Burcu: Balık

En sevdiği huyu: Açık sözlülüğümü ve pozitif enerjimi seviyorum

En sevmediği huyu: Fazla açık sözlü olmak (ipin ucu kaçabiliyor) :)

Uğurlu sayısı:7

Uğurlu günü: Cuma

En sevdiği renk: Beyaz

En sevdiği çizgi film: Tom ve Jerry

En sevdiği söz: “Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. (…) Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir’’ Engin Geçtan / İnsan olmak

Söyleşi: Elif Günay

Fotoğraf: Zeynep Aydın

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.