Dr. Sibel Özgül ile koruyucu tıp üzerine

Dr. Sibel Özgül koruyucu tıp ve kişiselleştirilmiş tıp ile ilgili Türkiye’de öncü isimlerden. Dünyada yaklaşık 15 yıldır öne çıkan  bu alan, ülkemizde de giderek yaygınlaşıyor ve hastalık oluşmadan önlemenin mümkün olduğu, genetik haritaların çıkarılmasıyla belirlenecek tedaviler ile bireyler için daha sağlıklı bir yol açılıyor. Bu çok özel konu için kendisi ile bir araya geldik ve sorularımızı yönelttik.

27 Şubat 2020 Perşembe 15:43
65 Okunma
Dr. Sibel Özgül ile koruyucu tıp üzerine

Kişiselleştirilmiş Tıp nedir?

Kişiselleştirilmiş Tıp, tıbbın evrimi diyebileceğimiz ve 21. yüzyılın sağlık ihtiyaçlarına daha iyi cevap verecek olan bir yaklaşımdır. 

19. Yüzyıl sonlarında (1892) Sir William Osler “Bireyler arasında büyük farklılıklar olmasaydı, tıp  sadece bir bilim olur bir sanat olmazdı” derken aslında bu yaklaşıma işaret ediyordu. Elbette o dönemlerde genetik bilim henüz gelişmemişti. Daha somut anlamda yorumlar 1960’ların başlarında kullanılmaya başlanmışa da, Kişiselleştirilmiş Tıp, Tekli Nükleotid Polimorfizmi (SNP) genotipleme adı verilen genetik analizleme teknolojisinin gelişimi ile gerçek anlamda ilerleme göstermiştir.

Kişiselleştirilmiş Tıp için, 2005 yılında Obama döneminde 218 milyon USD’lık bütçe önerildiğinde muhaliflerin dahi tümü olumlu oy kullanmış ve ilk devlet bütçesi ayrılmış. Bu sayede birçok çevrenin ilgisi çekilmiş.

Türkiye’de de son 15 yıldır hekimlerin bireysel ilgileri ile kişiselleştirilmiş tıp gelişmektedir.

Doğru hastaya, doğru zamanda, doğru dozda tedavi..

Kişiselleştirilmiş Tıp’ın hangi sorulara yanıt aradığı Avrupa Birliği’nin “Doğru hastaya, doğru zamanda, doğru dozda, doğru tedavinin sağlanmasına olanak tanıyan tıp” şeklindeki tanımında çok güzel anlatılmış. Yine ABD sağlık enstitüsü de kabul ettiği tanımlamada bu soruya güzel cevap vermiş: “Kişinin genlerini; hastalıkları önlemek, tanılarını koymak ve tedavi etmek için kullanan bir tıp dalıdır”. 

Önlemek için öngörmek şart

Kişiselleştirilmiş Tıp uygulamalarında bizler, başta genetik analizler olmak üzere birçok tanı yöntemini ve sonrasında da tedavi yaklaşımlarımızı kişiye özgü olarak uyguluyoruz. Aynı hastalığa sahip iki hasta aynı tedaviyi almayabiliyor. Üstelik sadece mevcut hastalığı tedavi amacıyla kullanmıyoruz kişiselleştirilmiş tıp yöntemlerini, “Önlemek için Öngörmek” düsturu ile hastalık risklerini de saptamaya çalışıyor ve kişilere bu doğrultuda koruyucu amaçlı yönlendirmelerde bulunuyoruz.

Hastalık belirtileri ile uğraşmak yerine, altta yatan nedenleri anlamayı ve sonrasında hastalığın kökenlerini (sebeplerini) tedavi etmeyi hedeflemektedir. Geleneksel tıp uygulamasındaki, hastalık merkezli yaklaşımı daha hasta merkezli bir yaklaşıma kaydırır. 

Kişiselleştirilmiş tıp sadece izole bir semptomu değil, vücudu bütünsel olarak ele alır.

Bize koruyucu tıp ile ilgili bilgi verir misiniz?

Koruyucu Tıp dendiğinde akla ilk olarak, özellikle çocukluk döneminde uygulanan, aşılama çalışmaları gelir genelde.  Kişiselleştirilmiş Tıp perspektifinden bakıldığında ise koruyucu tıp, hastalıklar ortaya çıkmadan, kişinin kendi genetik yapısından kaynaklı veya maruz kaldığı çevresel faktörlerden kaynaklı sebepleri saptamaya ve bunlara karşı önlemler almaya çalışmaktır. 

Kromozomlarda paketlenmiş halde bulunan uzun DNA sarmalında sıralanmış binlerce gen vücudumuzun her türlü fonksiyonu için talimatlarla doludur. Genlerin bulunduğu DNA, çok iyi korunsa da hücrenin maruz kaldığı, sigara, radyasyon gibi birçok dış faktörden etkilenmeye açıktır. Herhangi bir nedenle Genleri belirleyen yapı taşlarının diziliminde bir bozulma olursa DNA bunu tamir etmeye çalışır. Çoğu zaman başarılı olur. Bozukluk oluşsa da bunların hepsi sorun yaratmaz. Fakat bazen kritik bir gende oluşan dizim değişikliği, işlerin yoldan çıkmasına yol açar. İşte biz bunları saptarsak, olası hastalıkları önlemeye, ötelemeye ya da hafifletmeye yönelik önlemler alırız.

Kronik hastalıklarda belirgin bir artış var

Toplumumuzda diyabet, kalp hastalığı, kanser, romatoid artrit ve nörolojik hastalıklar gibi kronik hastalıklarda belirgin bir artış yaşanıyor.

Kişiselleştirilmiş Tıp, hem bu hastalıkların önceden tahmin edilmesine olanak sunabiliyor, hem de hastalık varlığında doğru tedavi yaklaşımına imkan veriyor. 

Kronik hastalıklarda genellikle uzun dönemli tedaviler uygulanması gerekli. Ancak her zaman uygulanan tedaviler doğru tedaviler olmuyor. Hatta fayda etmediği gibi yan etki ortaya çıkaran tedaviler istenmeden kullanılıyor. Kişiselleştirilmiş Tıp yaklaşımında yapılan farmako-genetik analizler, hangi hastada hangi tedavinin kullanılması ya da kullanılmaması gerektiğini bizlere net olarak söyleyebiliyor.

Genom çalışmaları ile ilgili biraz bilgi alsak sizden?

Genom çalışmaları, ilgili cihazların gelişmeye başlamasıyla 1990’lardan itibaren dünya gündeminde yer almıştır. 3 milyar dolar gibi bir maliyetle tamamlanan insan genom projesi, 2000 yılında tamamlandığında, ABD Başkanı ve İngiltere Başbakanının ortak basın toplantısıyla duyurulmuştu. Bu proje ile, genetik bozukluklardan kaynaklanan yüzlerce hastalığın tedavisinin mümkün olabileceği tüm dünyanın gündemine girmiş oldu.

Genlerde yapılan analizler ile kişilerin sadece hangi hastalıklara sahip oldukları değil, hangi hastalıklara yatkın oldukları da saptanabilir.

Bu analizler; genlerde oluşmuş mutasyonların ne gibi eksikliklere ve defektlere yol açabileceklerini gösterebilir ve bunlara önlemeye yönelik imkan tanır. Bizler, Kişiselleştirilmiş Tıp uygulamalarımızda genetik analizleri çok yoğun kullanmaktayız.

Kliniğinizde yaptığınız uygulamalar neler?

Kliniğimize başvuran hastaların kan biyokimyalarını, detaylı analizlerini ve aile hikayelerini aldıktan sonra analiz cihazlarımız ile şu anki durumunu belirliyoruz. Yapılması  gereken genetik testlerini belirledikten sonra, yurtdışı laboratuvarlarına göndermek için kan ve tükürük örnekleri alıyoruz. Sonuçları çıktıktan sonra, birlikte çalıştığımız bir genetik bilimci ile  bu testleri yorumluyor ve tedavilerini planlıyoruz. Bu tedaviler kapsamında 1-3 ay arasında haftalık  1 yada 2, bazen de kişiye göre 15 güne 1 kez İU tedaviler ve nöralterapi uyguluyoruz. Öncesi ve sonrası analizleri ile iyileşme süreçlerini yakından takip ediyoruz. Bu İU tedaviler kişiye göre planlanıyor, protokol tedavi uygulanıyor.Hastalar her zaman  ve her safhada başvurabilir. Çünkü doğumdan ölüme kadar genetiğimiz değişmez. Bu testler hayatımızda bir kez yapılan testlerdir. Ama bizim tercihimiz hastalık tanısı olmadan, bedenimizi sağlıklı hale getirmek için, bedenimizin yapamadıklarını öğrenip bu kısımları doğru yöneterek sağlıklı yaşamı mümkün kılmaktır.Tercihimiz hastalanmadan bize başvurulması,Kliniğimizde yapılan uygulamalar ise;

*Tamamlayıcı tıp kapsamında Nöralterapi ile Ağrı ve sistem regülasyon tedavileri

*Beslenme danışmanlığı, kilo genetiği ve tıbbi zayıflama

*Karyoplaktik ile omurga sağlığı

*Psikoterapi ve hipnoz (Kliniğimizdeki Psikiyati Uzmanı ile)

*Duygu Durum Genetiği ve Bağımlılık Tedavileri

*Ağır metal temizliği, şelasyon tedavileri

*Bağırsak Mikroflorasının düzenlenmesi

*Farmogenetik (İlaç Pasaportu) test ışığında kronik ilaç kullanımlarının uygunluğunun belirlenmesi

*Duygu durum genetiği ve çocukların meslek seçiminin belirlenmesi

*Sezeryan çocuklarının bağırsak florasının düzenlenmesi

*Kanser kişiselleştirilmesi genetik danışmanlık ve destek tedaviler

*Aile koruma programları

*Detox programları

*Mitokondriyal Disfonksiyon ve hc tedavileri

*Estetik işlemler

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 27.02.2020 15:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İstanbul Fatura Basımı

avukat kartvizit

evden eve nakliyat

ofis taşımacılığı