Bu kalp seni unutur mu?

Türk Sinemasının duayen yönetmeni Ümit Efekan; Doğal, samimi, zeki, çok alcak gönüllü bir şahsiyet, şahane bir röportaj oldu hatta sohbete doyamadık, yazı dizisi halinde yayınlayacağız, bir devre ve toplumun değer yargılarına, ikili ilişkilere farklı bir bakış açısı ile derinden inceleme, unutulmaz anılar ile klasikler arasına giren bir söyleşi oldu. Kariyer yolculuğunda aldığı eşsiz eğitimin ve çok özel isimlerin değerini bilip, üzerine müthiş bir çalışma ile bugünkü zirve noktasına gelişinin hikayesini,  Zamanında yapılan filmlerin bugünün köklerini attığını ve daha pek çok detayı,  Çok kibar, tatlı dilli, Güler yüzlü İstanbul beyefendisinden dinledik, buyrun...

Bu kalp seni unutur mu?

Türk Sinemasının duayen yönetmeni Ümit Efekan; Doğal, samimi, zeki, çok alcak gönüllü bir şahsiyet, şahane bir röportaj oldu hatta sohbete doyamadık, yazı dizisi halinde yayınlayacağız, bir devre ve toplumun değer yargılarına, ikili ilişkilere farklı bir bakış açısı ile derinden inceleme, unutulmaz anılar ile klasikler arasına giren bir söyleşi oldu. Kariyer yolculuğunda aldığı eşsiz eğitimin ve çok özel isimlerin değerini bilip, üzerine müthiş bir çalışma ile bugünkü zirve noktasına gelişinin hikayesini,  Zamanında yapılan filmlerin bugünün köklerini attığını ve daha pek çok detayı,  Çok kibar, tatlı dilli, Güler yüzlü İstanbul beyefendisinden dinledik, buyrun...

05 Eylül 2019 Perşembe 21:08
89 Okunma
Bu kalp seni unutur mu?

FUNDA AKOSMAN ERMAN

Merhaba Ümit bey yıllardır sinema sektöründe yer alan duayen bir yönetmensiniz sinema ile olan yolculuğunuz nasıl başladı?

Yolculuk şöyle başladı, benim çocukluğumda 9-10 yaşlarındayken evde bir starımız vardı bizim, bir iki sene içinde çıkıp, star olan Efgan Efekan. Ben Sultanahmet cankurtaranıydım. Bir çok film çekiliyordu abimin filmleri de orada çekiliyordu. Orada bütün sanatçıları tanıma fırsatım oldu. Çocuktum ve starın arkadaşaları bizimleydi. Oraya daha sonra gelen Erol Taş oraya kahvahane açtı. Efgan abimde filmcilikle haşır neşir olunca filmlere girdi. Sonra devam etmeye başladık. Bende  Efgan abimin sete gidiyorum. Osman Seden’in çektiği filmler Türkan Şoray, Efgan Efekan onları herkes tanıyor. Okulda yarım gün olduğu için Cuma günleri öğleden sonra set neredeyse oraya gidiyorum. Velhasıl setlerde böyle herkesi tanımak bir de rahmetli Osman Seden’i tanıdığım için işte asistanlık yapacak yönetmenlik yapacak derken, Osman abiyle Efgan abim konuştular dediler ki “hem okusun hem de bu işin mutfağına girsin” dediler.

Ne güzel ozaman sizin gelecek kaygınız olmadan yönünüz belirlenmiş.

Belliydi, çünkü ben 8-9 yaşlarındayken sinema merakım, abimin sektörde olması derken belliydi yani ama ben oyuncu olayım falan diye hiç öne atlamadım. Benim derdim arkada bir yönetmen olmaktı. 

Siz aslan burcuydunuz değil mi? Tabii ki liderlik söz konusu yönetim konusunda başarılısınız.

Burçlarla ilgili pek bir şey bilmiyorum ama  kamera arkası benim çok ilgimi çekmişti. Osman abi, Atıf Yılmaz bu ustalar benim içinde çok büyük bir şans oldu, Efgan abiminden ötürü. Sonra Acar Film Stüdyosuna girdim. Orada işin mutfağı tabir edilen teknik, montaj, senkron falan derken bir yandanda liseyi bitirdim, Tam böyle üniversiteye gideceğim dedim ki; benim üniversiteyle işim yok ben zaten asistanlık yapıyorum, 6 sene çalıştım sonra askere gittim. Orada da foto film merkezindeydim. 

Maşaallah yolunuz açık olmuş

Allah’ımıza çok şükür şansımızda var. Yattığı yer cennet olsun abiminde katkıları çok büyük. 

Amin, mekanı cennet olsun.

Bu konuda bize yol gösteren herkese, vefat edenlere minnettar kalmışımdır onların hepsi benim hocalarımdır. Sonra stüdyo, reklam vs derken askerlikten döndük. İstanbula geldim biraz reklam çekimi ve asistanlığa başladım. Osman abi, Zeki Ökten, Atıf Yılmaz çok önemli isimler bunlar ve stüdyoda karşılaştığım Yılmaz Güney hep bana çok güzel sözler söyledi. Onun güzel sözleri vardır “mutlaka olacaksın sen belli” demişti bana. Bende çok uğraşıyorum senaryo okuyorum, devamlı sinemaya gidip film seyrediyorum. Hayatımı sinema ve filme adayarak ve bunu zevkle inanılmaz keyif alarak yaptım. Velhasıl bu iş böyle giderken Müjde Ar, Ertem Eğilmez benimde filmleri seyrediyor ve Efgan abimi de çok seviyor zaten, “Artık sen Müjde Ar’la bir filme başla” dedi, “Yeter dedi senin asistanlığın, sen artık aştın oraları” dedi ve başladık. İlk filmim Müjde Ar iledir. 

Müjde Ar duayen bir sanatçı, çok samimi. Kendisi ile bir davette karşılaştık geçenlerde. Düşüncelerini dobra bir şekilde ifade edebilen biri, ben böyle insanları çok seviyorum ve çok güzel. 

O hep öyledir, üç tane filmim var onunla yani hakikaten hem meslek olarak hem de benim uğurum canım. 

Çok selamlar o zaman buradan Müjde Ar’a, annesi Aysel Gürel ile de tanışma fırsatım olmuştu, tanıdığım en zeki ve özel kadınlardandı mekanı cennet olsun. 

Daha sonra filmler başladı, filmlerde tutunca ardından Tarık Akan Acı Dünya, Tarık Akan Halkalı Köle sonra Kadir İnanır filmleri biraz toplumsal filmler Yılmaz abiden ötürü toplumsal filmler. Sanatçı olunca biraz da toplumsal filmlerin içinde olmak lazım yoksa ne işimiz var. Biraz kendi içinde mesajı insanlara ve hayata bırakmak, bir şeyler yapmak lazım. Onun için okuyarak, seyrederek, bilerek yaptık. Bütün starlar ile çalışma şansım oldu. Sonra Madde 438 diye evsizler için bir film yaptık. Bir kadın hikayesi. Kadınların toplumsal yerini sorguluyor, oradan ödüller aldık. Madde 438 filmi çok önemlidir benim için çünkü kadın haklarıyla ilgiliydi. Daha sonra devam etmeye başladık tabii biz bütün bunları yaptık ama sinemanın kriz geçirdiği dönemle başlayan o durgunlukta 1,5 senede kazandığımız parada bitti, bütün yönetmenler ve karakter oyuncuları hepimiz duman olduk. Çünkü sadece bir çark var ve bu çarkı döndürüyoruz büyük paralar kazanmıyoruz sene de 3 tane film çekiyoruz. İşte kendini idare edecek kadar sonra öbür sene 1-2 tane daha çekip çarkı döndürüyoruz. İşte biz böyle bir dönemin insanlarıyız. Daha çok belli yapımcılar ve sinema sahipleri kazandılar. Ne yönetmen kazandı, ne kamera arkasındaki asistandı kameramandı duman olduk. 

Ümit bey, sinema haricinde birçok dizi de çektiniz, peki bu geçiş süreci nasıl oldu?

Neyse sonra Allah’tan Türker İnanoğlu falan dizilere başladık. “Gel bakalım şu işleri bir girelim” dedi. Peki dedik ve “Böyle mi Olacaktı” diye bir diziye girdik. Daha sonra Fatma Girik ve Sibel Can’la “Bize Ne Oldu?” dizisini yaptık. Ardından ‘Kırık Ayna’ Kadir İnanır, birde Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Yıkılmadım’ dizisi o zaman zirve yapmıştı. Bizim Sedanın Kanal D show programı “abi sen çekeceksin benim işimi” demişti. Sonra Sedaya yine “Ah Geceler” diye bir şarkısı vardı ona da klip çekmiştik. Hep böyle devam ettik birçok dizi sonrasında yine Zara’yla ‘Gelin’ diye bir dizi çektik. Sonra Fatma Girik’le bir dizi daha çektik. Fatma Girik bizim hayatımızın her döneminde çocukluğumdan itibaren yanımızdaydı. O da Sultanahmetlidir. Sonra da dedi “Gel bakalım, bize film çekeceksin” yönetmen olarak ve ona ‘Bu Devrin Kadını’ diye bir film çektim. Tabii Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Necla Nazır gibi değer sanatçılarla büyük işler yaptık. Sinemanın bütün starları, şarkıcılar, oyuncular birçok isimle filmler çektik. 

Son dönemlerde kendimi fena halde tiyatroya verdim. Tiyatroda bazı şeyleri oraya hazırlamaya çalışıyorum. Tiyatronun televizyona aktarılması anlamında bir şeyler yapmak istiyorum. Velhasıl hayatta işini sevmek gerekiyor. 

İşini sevmeden çalışarak, başka türlü hayata katlanılır mı?

Bu kadar iş yapacaksın, edeceksin benim ülkemde. ben ülkemi çok seviyorum ama yaptığım işin yüzde birini Amerika’da yapsaydım çok farklı olurdu. Oralarda sinema ekonomisi artılar var burada da çok mutlu oluyorsun ama bazı şeylerinde ekonomisi var maalesef. 

Haklısınız. 

İşte sizin de gazeteniz var “Hadi bakalım ekonomi olmadan oluyor mu? olmaz! gazeteyle savaş veriyorsunuz. Gazeteyi okudum da gördüm de elinize, kolunuza, beyninize, emeğinize, her şeyinize sağlık çok önemli çok güzel şeyler paylaşıyorsunuz. Gazetenizin yolu açık olsun her zaman söylüyorum inşallah alıcısı fazla olsun mühim olan o. 

Eksik olmayın sağ olun, sizden bunları duymak daha güzel ve anlamlı bizim için. Ümit bey sinemada birbirinden özel birçok film yaptınız unutamadığınız bir anınız var mı anlatabileceğiniz?

Benim ‘Halkalı Köle’yi çekmem çok önemliydi. Halkalı Köle parmağa yüzük takıyorsun ve onun kölesi oluyorsun yani evlilik üzerine bir filmdi. O dönemde de ben yeni evlenmiştim. 

Eşiniz alındı mı biraz? Zamanlama kötü olmuş sanki...

Yaa, dedi ki bu nasıl bir film? Hatta dedik ki evlilik hakikaten bu kadar zormuymuş. Evliliğin anlam ve önemini sorguluyorum. 

Çektiğiniz filimlerin de hayatınızda ne kadar etkisi oluyor öyle değil mi? onu yaşıyorsunuz çünkü.

Bize toplum tarafından yaşamımız boyunca dikte edilen şeyler var. Aile, iş, çevre, arkadaş tarafından şimdi öyle olunca evliliğin böyle olduğunu bilmiyordum diyorsun. Bazı zorlukları çözüyorsanız, filmini yapıyor, kitabını okuyarsanız bu konuda aşıyorsunuz ve diyorsunuz ki bir dakika bu işte galiba bir yanlışlık var! Bize yanlış öğrettiler, gerçekten yanlış öğrettiler.  Bizim bir kere kendimize özgü bir yaşantımız var kültür olarak uymuyoruz. İki kişi evleniyor ya, ardından tüm aileyle evleniyorsun. Kadının annesiyle, babasıyla, kardeşiyle ve görev dağılımı yok. Bir kere geline erkek kısmından hele birde biraz boynu bükükse, gelin dediğin şey hizmetçi olarak görülüyor. Diğer tarafta kadın gözünden de erkek için geçerli olan şu var; erkek olarak beni kollayacak, para getirecek, adam olacak, beni hoş tutacak, çok sevecek vs. Erkek tarafı da kadına kadın gibi olacak, hoş olacak, yemek yapacak, evi temizleyecek, çocuklara bakacak mümkünse işe gidecek ekonomide de yardım edecek, güleryüzlü olacak yani böyle derken bakın evlilik kaç parçaya bölündü. Sen çalışan bir kadınsın, evde bir annesin, eşine hanımsın ayrıca çevrene ve ailene karşı sorumlulukların var. Böyle olunca kaç parçaya bölünyorsun. Sırtınıza bu kadar yük vuramazsınız. Siz kendiniz 54-56 kilosunuz ama sırtınızda 100 kilo yük var, yere yapışmış dizleriniz bu evlilik niye gitmiyor? duyoruz sonra...

Çok güzel söylediniz, güzel özetlediniz Ümit bey gerçekten. 

İşte evliliğin temel taşlarını ben o filmde öğrendim. Her şeyi bitirip birde çocuk yetiştiriyorsunuz. 

Ümit Efekan

Doğum Tarihi - Yeri : 20 Ağustos 1953 - İstanbul

Ümit Efekan, 20 Ağustos 1953 tarihinde İstanbul'da doğdu. Sinema oyuncusu Efgan Efekan'ın kardeşidir. Gedikpaşa Lisesi'nde okudu. Lise yıllarında ağabeyi Efgan Efekan sayesinde film setlerinde çalışmaya başladı. İlk işi filmlerde negatif şutlarını toplamaktı. Sonrasında yönetmen asistanlığına geçen Efekan, Osman Seden, Zeki Ökten ve Orhan Elmas'ın asistanlığını yaptı. İlk filmi Sarmaş Dolaş (1977) ile yönetmenliğe adım attı. Bu filmin ardından Tokat (1977), Yasak Aşk (1981), Fırtına Gönüller(1984), Halkalı Köle (1986), Madde 438 (1990) filmlerini yönetti. Son olarak Safa Önal'ın senaryosundan Papatya ile Karabiber'i 2003 yılında çekti. Televizyon kanallarının yaygınlaştığı yıllarda televizyon dizilerinin yönetmenliğini yaptı. Çiçek Taksi (1995), Böyle Mi Olacaktı (1997), Benim İçin Ağlama (2001), Kırık Ayna (2006), Zoraki Koca (2007) gibi yüzlerce bölümlük televizyon dizilerinin yönetmenliğini üstlendi. 

Yönetmen Filmografisi

Gemilerde Talim Var - 2007

Zoraki Koca - 2007

Hasret - 2006

Aşkımızda Ölüm Var - 2004

Gelin - 2003

Papatya ile Karabiber - 2002

Seni Yaşatacağım - 2002

Benim İçin Ağlama - 2001

Canlı Hayat - 2000

Sevgi Yarına Kaldı - 2000

Bize Ne Oldu - 1999

Böyle mi Olacaktı - 1997

Geceler - 1996

Çiçek Taksi - 1995

Gizli Aşk - 1995

Sevginin Gücü - 1994

Hamuş - 1993

Gerçek Bir Masal - 1993

Bayan Perşembe - 1993

Kızımı Arıyorum - 1993

Bir Kadın - 1991

Utan - 1990

Madde 438 - 1990

Darbe - 1990

Can Evimden Vurdular - 1990

Öğretmen Zeynep - 1989

Seni Arıyorum / Sensiz Yaşıyorum - 1989

Sevdim - 1989

Sevgiler Düşlerde Kaldı - 1989

Bu Devrin Kadını - 1988

Kadın Dul Kalınca - 1988

Vurmayın - 1987

Sefiller - 1987

Cennet Gözlüm - 1987

Yarınsız Adam - 1987

Kalbimdeki Düşman - 1987

Alev Gibi - 1986

Sıcak Yatak - 1986

Güzelim - 1986

Halkalı Köle - 1986

Hayat Köprüsü - 1986

Acı Dünyalar - 1986

Bir Akşam Üstü - 1985

Boynu Bükükler - 1985

Vahşi Aşk - 1985

Herşeyim Sensin - 1985

Ya Ya Ya Şa Şa Şa - 1985

Deliye Hergün Bayram - 1985

Acıların Çocuğu - 1985

Fırtına Gönüller - 1984

Zavallılar - 1984

Acı - 1984

Lodos Zühtü - 1984

Çılgın Arzular - 1984

Yaralı - 1984

Sevmek Yeniden Doğmak - 1984

Kızlar Sınıfı - 1984

Aptal Kahraman - 1983

Şaşkın Ördek - 1983

Kader Bize Düşman Mı? - 1982

Kürtaj - 1981

Uyanık Aptallar - 1981

Yasak Aşk - 1981

Eşek Şakası - 1980

Garibin Çilesi Ölünce Biter - 1979

Töre - 1978

Sarmaş Dolaş - 1977

Günahın Bedeli / Tokat - 1977

SENARYO Filmografisi

Madde 438 - 1990

Halkalı Köle - 1986

Bir Akşam Üstü - 1985

Kader Bize Düşman Mı? - 1982

Kürtaj - 1981

Yasak Aşk - 1981

Töre - 1978

Yapımcı Filmografisi

Garibin Çilesi Ölünce Biter - 1979

DEVAMI HAFTAYA....

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.