HABİB BABAR'ın röportajı için tıklayınız...

Şarkılarıyla bir döneme damga vurdu. Öyle ki her çıkan plağı satış rekorları kırıyordu. Bugüne kadar yaptığı eserleri büyük çıkış yakaladı. Muğla’nın Milas ilçesinde dünyaya geldi Atilla Atasoy… İlk, orta ve liseyi 2'ye kadar Antalya'da tamamladı. Daha sonra babasının memuriyeti nedeniyle gittikleri Ankara'da, Atatürk Lisesini ve 1975 yılında Ankara Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni tamamladı. 1982 yılında eczanesini açtı…  Beş yaşında müzik ve mandolin dersleri ile müzik eğitimine başlayan Atasoy, ilk okulda ses ve oyun gücü yarışmasında birinci olup "Çoban" adlı müzikalde başrol oynamasıyla ağırlık kazandı… 159 ülke gezen ünlü sanatçı ile dününü, bugününü konuştuk. Haydi buyurun sohbetimize…

R E

ÖĞRENİMİNİZ SIRASINDA NELER YAPTINIZ?

Öğrenimim süresince tiyatro, müzikal, Türk Sanat, Türk Halk Müziği, halk dansları, bale, modern dans çalışmalarında bulundum. 1971 yılında Hıncal Uluç'un sunduğu "Bil Bul" adlı yarışma programının hata filmlerinde oynayarak kamera ile tanıştım. Daha sonra 1972 yılında Yavuz Gökmen'in prodüktörlüğündeki müzik-eğlence programıyla besteci-şarkıcı olarak lanse edildim. Ankara Radyo ve Televizyonu ile başlayan bir çok toplu ve solo programlarda, kendi bestelerimin yanı sıra Halk Müziği modernizasyonları ve Türk Sanat Müziği orkestrasyon denemelerini sergiledim.  1975 Eurovision Türkiye elemelerinde ikinci olduğum "Dilenci" şarkısıyla tanındım. O yıl HEY dergisinin Ümit Veren Şarkıcı ödülünü aldım. 1975-1977 yılları arasında en çok tanınan şarkıları "Haberler / Kurtulamazsın" (1975), "Sitem" (1976), "Bir Gün Beni Ararsan" (1977) idi. 1978'de "Bir Gün Beni Ararsan" ve "Avare" isimli albümlerini çıkardmı.

PEKİ SONRA NELER OLDU?

1979-1980 senelerinde yedek subay eczacı olarak askerliğini yaptım. Şapka koleksiyonum var. Yurtiçinde olduğum kadar yurtdışında da (Tunus, Bulgaristan ve İsveç'te) ödüller kazandım. 6 Haziran 1982 yılında  Bulgaristan'ın Slanchev Briag kasabasında yapılan 18. Altın Orfe Müzik Festivali'nde, "Fırtına" ve "Like Bird" adlı parçalarla Türkiye'yi temsil ettim. Ve iki özel ödül aldım. 1987 yılında "Farzet ki Ben Seni Hiç Tanımadım" şarkım ile müzik dünyasında yine çıkış yakaladım.. 1989 yılında Erdal Çelik'in yorumladığı söz ve müziği kendisine bana ait olan "Yaz Yağmuru" adlı bestemle Altın Güvercin Yarışmasında 32üncü oldum. Ada isminde bir kızım var.

ECZACILIK YAPMAYALI KAÇ YIL OLDU?

2011 yılından beri Eczacılık yapmıyorum. 140’ı aşkın ülke gezerek "Düş Peşime" isimli gezi yazılarından oluşan ilk kitabımı Mayıs 2016'da yayınlandım. Gezdiğim 159 ülkeden aldıklarımla "Bütün dünya ile yaşamak istediğim için kendi lunaparkımı oluşturdum.

448653879 2553740838163608 2920259023719313960 N

HİÇ  MENAJERİNİZ OLDU MU?

Mazbut bir aileden geliyorum. Memur ailesiyiz. Bizim zamanımızda topçu-popçu olmak günahtı. O insanlara dair hüsran hikâyeleri anlatılırdı. Babam “Oku, adam ol” dedi haliyle. Gitar bile almadı. Eczacılıkta öğrenciyken dedem para yolladı da öyle aldım gitarımı. Bu piyasaya ayak uyduramama sebebim de o aslında. Hep bir girdim, iki çıktım. Piyasa insanı olamadım. Teklif var, ısrar yok yaşadım kariyerimi. Hiç menajerim olmadı.  Huzuru seçtim.

ESKİ SANATÇILAR İLE YENİ SANATÇILAR ARSINDAKİ FARK NEDİR SİZCE?

Her dönemin koşulları farklı. Biz başladığımızda 3 ayrı denetime giriyor, belli kalıplara hapsediliyorduk. Çok kanallı zamanlar başlayınca özgürlük geldi ama,  çok da saçma sapan işleri de beraberinde getirdi. Olsun özgür bir platformda herkes istediğini dinler ama belirli bir dinleyici kapasitesi, kültürü olmazsa tercihler aşağıya iner. Her dönem kendi modasını yaratır ve gençler kendi aralarında eğlenmek ister. Eğer piyasada veya medyada örnek teşkil eden kimselere ve eserlere yer veriliyorsa sorun olmaz. Yeni kuşak alabildiğine özgür ve rahat. Hem oyunculukta, hem müzikte teknolojinin ve özgürlüğün nimetlerinden faydalanıyorlar. Çok yetenekli çocuklar var. Her şeyin hızla tüketildiği bu  'nerde çokluk' düzeninde şöhretin, her türden şarkıların ve de dizilerin kalıcı olma şansı yok.

MÜZİK ÇALIŞMALARINIZ DEVAM EDİYOR MU?

Son üç yılda 'Hoşçakal' şarkı ve klibi, ‘Birgün Beni Ararsan' yeni klibi,'Seferî' şarkı ve klibi,'Orda mısın' tekno versiyon ve klibi, geçtiğimiz yıl müzikte 50’nci yılım şerefine çıkardığım 'Bir varmış bir yokmuş' şarkım ve klibi, bu yıl geçen ay çıkan 'Bir demet Türk Müziği' 11 şarkılık albüm. Demek ki devam ediyor. (Gülmeye başlıyor….)

MÜZİK DIŞINDA NELER YAPIYOR SUNUZ?

Biraz önce de anlattığım gibi ben hayatın farklı renklerinin peşine düşmüş bir gezginim. Gezginler Kulübü ve Dünya Mirası Gezginlerinin de onur üyesiyim. 'Altın Gezgin' ödülüm var.. Şimdiye kadar 159 ülke gezdim ve uzunca bir süre Hürriyet Seyahat ekinde yazdım. ‘Düş Peşime’ isimli bir gezi kitabım var. Ayrıca gezi yazılarımın olduğu bloğum var.

448322397 1228510211495731 5597933727919243772 N

İLK SEYAHATİNİZ BİR KAÇIŞ MIYDI?

İçimdeki enerjinin açığa çıkmasıydı. İmkân meselesi tabii bu da. Önce normal turistik şeylerle başlıyor, sonra öğrendikçe, yazdıkça gördükçe bilinçleniyorsunuz. Bilinçlendikçe de o farklı konseptlere yönelip, klişelerden uzaklaşmaya başlıyorsunuz. İçinizdeki bu enerji varsa tabii. Zaten önemli olan insanın içsel yolculuklarla kendi formülünü keşfetmesi. Ben nasıl daha iyi olurum, nasıl kendime ve etrafa faydalı olurum ya da daha iyi hissederim kendimi, sorularının cevabı yine içimizde. İş ki biz içsel yolculuklarla, bu formülü çekip çıkarıverelim dışarı. Ama bunun için de tabii uzun bir süreç var. Bitmiyor okumalar. Okuma, üniversite falan, çalışma, işte müzik, üretme, besteler, sözler, koşturmalar, düşmeler, kalkmalar, sonunda diyorsun. Bir de evlendim falan. O da ayrı bir macera. Sonra bütün bu dayatmalardan kurtulmak istiyorsunuz. Bunun da formülü dediğim gibi, içinizde oluyor.

BİRAZ ÖNCE 1987’DE ÇIKTIM DEDİNİZ İLK DEFA DOĞRU MU?

Evet, gezgin anlamında. Yoksa konserler için oraya buraya gidiyorduk. Amerika’ya bile konserlere gitmişliğimiz var. Oradaki yarışmalar var. Oralarda aldığım dereceler var. İlk bilinçli olarak evet, odur. O da Singapur havayolları yeni açılmıştı Türkiye’de. O da benim eczanenin komşusuydu. Şimdi gel de gitme. (kahkahalar).Harbiye’de. Tahrik unsuru var. Neyse işte gördüm ki, farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde yeni soluklar almak, içine düştüğüm çıkmazların en iyi ilacı olmaya başladı. O kısır döngülerden kurtaran, lokalize hesapların kurbanı olmaktan kurtaran en önemli reçete olduğunu gördüm. Haliyle müthiş bir şey. Hem öğreniyorsunuz, hem bilgileniyorsunuz, hem bilgilenirken eğleniyorsunuz. Tabii ki orada müze ve kütüphaneye gitmekle kalmıyorsun, batakhanesinden müzesine kadar her şeyini öğrenmeye çalışıyorum. Kendi başına olmaktan çok keyif alıyorum. Kendi başınalığı seviyorum. Bu kendi başınalık benim için özgürlük demek. Onun için yalnızlığı göze alarak yaşıyorum zaten.