ADEM TAŞDEMİR: “GERÇEK SENSİN” MUTLULUĞA ÇÖZÜM SUNUYOR

Ayşenur Mama'nın, Adem Taşdemir ile yaptığı röportaj için tıklayınız!...

03 Ekim 2020 Cumartesi 13:43
124 Okunma
ADEM TAŞDEMİR: “GERÇEK SENSİN” MUTLULUĞA ÇÖZÜM SUNUYOR

RÖPORTAJ: AYŞENUR MAMA

Başarılı yazar Adem Taşdemir ile yazın hayatına ve “Gerçek Sensin” adlı kitabına dair konuştuk. Keyifli sohbetimiz sizlerle…

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Adem Taşdemir kimdir?

Her şeyden önce çok meraklı bir insanım. Yapmadığım şeyleri deneyimlemek, benim için farklı bir tutku. Kendimi kimliksel bilgilerle tanıtmak istemiyorum zira insanın ruhu, doğduğu şehirle veya yaş dediğimiz beden yaşıyla yaşlanmaz. Bunlar, beni tanımlayamayacak şeyler. Ben, kendi iç dünyamda sonsuzluğu yaşıyorum. Kısacası gezmeyi, görmeyi, okumayı ve deneyimlemeyi seven, pozitif ve hayata artı penceresinden bakan biriyim.

Yazın hayatınız nasıl başladı?

Yazın hayatımın ilk adımı, kitaplarla tanıştıktan sonra başladı. Küçük yaşlardan beri kitaplar, hayatımdan hiç eksik olmadı. Sürekli okurum; çünkü kitaplar beni yaşadığım dünyanın dışına ve daha farklı yerlere götüren, daha farklı hikâyelere misafir eden bir araç gibi. Bana göre yazabilmek için önce bol bol okumak şart; çünkü “okumak” belleğimizi doldurmak; “yazmak” ise belleğimizi boşaltmak, kâğıda dökmektir. Okuduğum kitaplar, hayatıma farklı bir gözle bakmamı ve yaşadığım şeyleri farklı yorumlamamı sağladı. Böylece kafamda oluşan notları kâğıda dökmeye başladım.

Yazarken nelerden esinlenirsiniz? Örnek aldığınız yazar veya şairler var mı?

Yani bütünün tamamından esinlendim aslında. İşin temelinde kendi yaşadıklarım ve düşüncelerim oldu; ama yine de top oynayan bir çocuktan, geçim sıkıntısı çeken bir amcadan, aşk acısı çeken bir kızdan, hepimizin hayalini kurduğu şeylerden esinlendim.

Stefan Zweig, İrvin D. Yalom, John Steinbeck ve buna benzer daha birçok yazar, örnek almaktan ziyade çok sevdiğim yazarlardır.

Temmuz ayında okurlarla buluşan “Gerçek Sensin” adlı kitabınızdan bahseder misiniz? Bu kitabı neden yazdınız?

“Gerçek Sensin” okuduğunuzda içerisinde kendinizi bulacağınız, çok geniş bir konuyu işlediğim bir kitap. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, çoğu zaman direkt kendisine söylenmiş bir mesaj alabileceği bir kitap. Kitapta bir insan hayatını geniş bir perspektifle ele alıyorum. Kitap aile, coğrafya, mutluluk, aşk, iş-yaşam, geçmiş ve gelecek gibi hayatın ana konularının ön planda olduğu bir içeriğe sahip.

Bu kitabı yazmamın nedeni; kafamda kesitler halinde duran dağınık düşünceleri birleştirip, hikâyeyi tamamlayarak kâğıda dökmekti. Daha da önemlisi; başka insanların da hayatlarına etki edebilmek, aslında bir noktada hepimizin aynı kişiler olduğunu gösterebilmekti; çünkü yaşam tarzlarımız farklı olsa da hepimiz; aynı düşüncede birleşiyoruz, benzer şeyleri düşünüyoruz, benzer şeylerden kaygılanıyoruz. Kendimizi soyutlamak yerine insanlarla iç içe olduğumuzda bu sorunlar, daha da azalacaktır.

“Gerçek Sensin” okurlara hangi mesajları vermeyi amaçlıyor?

Kitabın verdiği en temel mesaj, mutluluk. Zaten kitabımızın kahramanı, bulunduğu bölgeden ayrılıp mutlu olabileceği şeyler yapmaya gidiyor, kendisini neyin mutlu edeceğini bulma yolculuğuna çıkıyor. Mutluluk, bu günlerde hepimizin ortak sorunu ve “Gerçek Sensin” mutluluğa çözüm sunuyor.

​​​​​​​

Mutluluğu nasıl tanımlıyorsunuz? Nasıl mutlu oluruz?

Buna vereceğim en net cevap şu: Mutluluk, kesinlikle denge ve zamanı eşit kullanabilmektir. Günümüzde insanların bu kadar mutsuz olmalarının sebebi, tek bir şeye odaklanmalarıdır. Sürekli çalışan veya eve kapanan insanlar var. Zamanının tamamını tek bir şey harcayan insanlar, mutlu olamazlar. Mutlu olmak için hayatınızı dengede tutmak zorundasınız. Örnek verecek olursak; 24 saatin içinde uyumayı, çalışmayı, ailenize vakit ayırmayı, sağlığınız için egzersiz yapmayı, kendinizi geliştirmeye yönelik bir şeyler yapmayı ve sizin için bir tutku olan bir şeye zaman ayırmayı eşit şekilde yapmalısınız. Bunların hepsini yapmanıza rağmen yine bir şeyler eksik kalacaktır. Topluma katkıda bulunmak, insanlara yardımcı olmak… Sizden daha zor durumda olan insanlara yardımcı olduğunuzda dert ettiğiniz şeylerin onların yaşadıklarının yanında ne kadar saçma ve basit olduğunu göreceksiniz. Hayatınızı bu şekilde dengede tutabilirseniz gerçek anlamda mutlu olursunuz. Bu, yaşadığımız zamanda biraz zor olabilir; ancak imkânsız değil.

Kitabın ismi, nereden geliyor?

Kitabın ismi, konusuyla ilgili aslında. Anlattığımız hikâye ile isim, birbirini tamamlıyor. Ayrıca kitabın ismi de birçok mesaj içeriyor. Dünyayı değiştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz. Çocuğumuza bir şeyler aktarmak istiyorsak önce kendimizi geliştirmeliyiz. Başkalarına karşı saygılı olmak istiyorsak önce kendimize karşı saygılı olmalıyız. Kendisine saygısı olan insanlar, başkalarına karşı da saygılıdır. Kitabın ismi, bütün bu düşüncelerin toplamından doğuyor.

Sizce kitap, beklenen başarıya ulaşacak mı?

Kitabı 5 kişi bile okusa bu, bir başarıdır aslında; çünkü 5 kişinin bile hayatına etki edebilmek, düşüncelerinde yer almak benim için bir başarıdır. Kitabının çok fazla okuyucuya ulaşması, her yazarın en büyük isteğidir. Umarım, elimizden geldiğince çok fazla kişiye ulaşmasını sağlarız.

Kitabınızı bir okur gözünden nasıl değerlendirirsiniz?

Şimdiye kadar bitirmeden elimden bırakamadığım çok az sayıda kitap oldu. Bu kitabı başka biri yazmış olsaydı da tek solukta bitirdiğim kitaplar arasına girerdi ve beni sık sık düşündüren bir kitap olurdu.

Hazırlık aşamasında olan farklı bir eseriniz var mı?

Hayal gücüm, çok geniş. Hayal gücümü kullanarak başka eserler yazabilirim; ama ben; daha çok gerçek konulardan, hikâyelerden yanayım. O yüzden yaşantımın beynimde temel bir konu, bir hikâye oluşturmasını bekliyorum.

Sizce yazarlık, kolay bir meslek mi? Ortaya bir eser çıkarmak, zorlu bir süreç mi?

Gerçek yazarlık, oldukça zor bir meslek; ancak günümüzde popülerliği yüksek kişilerin sırf para kazanmak için saçma içeriklerle doldurup piyasaya sürdükleri kitaplarla dolu. Bu da bilinçsiz bir okuyucu kitlesi olduğunu gösteriyor. Okuyucular, eseri içeriği için değil; yazarın popülerliği için okuyor. Günümüzde işin rengi değişti zaten. Takipçi sayısı yüksek olan sosyal hesaplara sahip olmanız yetiyor. İçeriğin iyi veya kötü olması, önemli olmuyor. Bu da oldukça üzücü bir durum.

Bir hayat felsefeniz var mı?

Biraz komik gelebilir; ama hayat felsefem şu: Olursa olur, olmazsa çay içeriz. İşler yolunda gitmediğinde veya kötü şeyler yaşandığında bunu kafaya takan biri değilim. Bir çay demler, keyfime bakarım.

Son olarak gazetemiz okurlarına neler söylemek istersiniz?

Öncelikle herkese merhabalar… Ben, bu röportajı yaptığım ve sizlerle beraber olduğum için oldukça mutluyum. Umarım, onlar da okurken mutlu olurlar. Hep mutlu olmanız dileğiyle…

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.