8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Ayın başarılı kadını

Oya Tolga; İstanbul hanımefendisi çok zarif, asil, işinin üstadı şahane bir kadın, çok zeki, çok titiz, işini çok sevdiği için yıllarca hep zirvede sanatını icra etmiş, nerdeyse tüm sanatçılar, siyasiler, makyaj koltuğuna oturmuşlar. Müthiş bir birikimi var, hem işi anlamında, hem biriktirdiği dostları, hayat anlamında, elbet görmüş geçirmiş bir duayenle aynı havayı solumak bambaşka, çok güzeldi, sohbetine doyamadım. Cumhuriyet kadını Oya hanımın, dedesi Cumhuriyetimizin kurucusu Başkomutan Atatürk’ün yaveriymiş ve anılarının derlendiği kitap basılmış. Bir çok konuda sohbet derinleşirken bende makyaj koltuğuna geçme şansına eriştim ve mucizevi dokunuşlar ile anında yüzüme bir ışık, aydınlanma ve gençlik geldi, gerçekten muhteşemdi. Kızı Sim ile de tanıştık ve hepimiz kısa zamanda öyle kaynaştık ki, hayata bakışı aynı olan, aynı yüreği paylaşan insanlarda olur ancak bu ve iyi ki sizleri tanıdım diyorum, çok sevdim bu nadide insanları, tanışmamıza aracı olan Önce Vatan Gazetemizin iyi yürekli, süper fotoğraf sanatçısı ve camiada sevilen, canlı canlı magazin haberlerini de ulaştıran sevgili Yaşar Şenyüz’e de teşekkür ederim. Buyrun sıcacık sohbetimize....

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Ayın başarılı kadını

Oya Tolga; İstanbul hanımefendisi çok zarif, asil, işinin üstadı şahane bir kadın, çok zeki, çok titiz, işini çok sevdiği için yıllarca hep zirvede sanatını icra etmiş, nerdeyse tüm sanatçılar, siyasiler, makyaj koltuğuna oturmuşlar. Müthiş bir birikimi var, hem işi anlamında, hem biriktirdiği dostları, hayat anlamında, elbet görmüş geçirmiş bir duayenle aynı havayı solumak bambaşka, çok güzeldi, sohbetine doyamadım. Cumhuriyet kadını Oya hanımın, dedesi Cumhuriyetimizin kurucusu Başkomutan Atatürk’ün yaveriymiş ve anılarının derlendiği kitap basılmış. Bir çok konuda sohbet derinleşirken bende makyaj koltuğuna geçme şansına eriştim ve mucizevi dokunuşlar ile anında yüzüme bir ışık, aydınlanma ve gençlik geldi, gerçekten muhteşemdi. Kızı Sim ile de tanıştık ve hepimiz kısa zamanda öyle kaynaştık ki, hayata bakışı aynı olan, aynı yüreği paylaşan insanlarda olur ancak bu ve iyi ki sizleri tanıdım diyorum, çok sevdim bu nadide insanları, tanışmamıza aracı olan Önce Vatan Gazetemizin iyi yürekli, süper fotoğraf sanatçısı ve camiada sevilen, canlı canlı magazin haberlerini de ulaştıran sevgili Yaşar Şenyüz’e de teşekkür ederim. Buyrun sıcacık sohbetimize....

07 Mart 2019 Perşembe 16:27
395 Okunma
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Ayın başarılı kadını

FUNDA AKOSMAN ERMAN

Funda Akosman Erman: Benim için onur sizinle buluşmak, tanışmak. Akıllı kadın makyaj yapar demişsiniz. Ne söylersiniz?

Oya Tolga: Onu ben bir televizyon kanalında röportaj sırasında spontane söyledim. Sonra o bana kaldı, hoşuma da gitti. “Makyaj nedir?” dedi birisi. “Akıllı kadının tercihidir” dedim. Gerçekten de akıllı kadın, kendini daha iyi göstermek isteyen kadındır. Hoş göstermek ister. Bu cemiyet hayatında da çok önemli, iş hayatında da çok önemlidir. Bir de görünmek için yapılır makyaj. Yani şöyle diyeyim; bu bir anatomi meselesidir. Bence bazı insanın makyaja ihtiyacı yoktur. Düz yapısı itibari ile görünür. Bu insanlar düz yapılı insanlardır. Buna Atatürk’ü örnek verebiliriz. Her fotoğrafta yüz kişi de olsa o gözükür. Onun özel bir ışığı vardır. 

Makyajı kendimizdeki güzellikleri ön plana çıkarıp, kusurları kapatmak için mi kullanırız sizce?

Hayır sadece o değil. Doğru ışık alan yüzdür o. Kusurları kapatmak deyince, insanın kendisini tanıması önemli bence. 

Benim plastik makyaj dalında da bilgilerim var. Plastik cerrahlar hatta tanıdığım çok sevdiğim bir doktor var. Prof. Dr. Namık Kemal Bara. Allah güzel ömür versin. 

Bana bir gün dedi ki; “Bak kızım böyle kapıdan kadın girer içeriye ben bakarım düzelecek bütün profilini çıkarırım. Mesela çok büyük bir burnu vardır ama ben önce hastayı dinlemeyi severim. Efendim nedir derdiniz? diye sorduğum zaman, kadın hiç burnundan bahsetmez. İşte elmacık kemiğim şöyle olsun, buram böyle olsun… der. İnsan kendini göremez. Ben buna çok inanırım. Dış göz çok önemlidir. Ve doğru ışık alması için yüzün insan kendine bir şey yapamaz. Onun kusur zannettiği onun avantajıdır belli olmaz.” 

Funda Akosman Erman: Sizde bir insanabakınca nasıl bir uygulama yapacağınızakararveriyorsunuz hemen?

Anatomik olarak ne yapılması gerektiğini, doğru ışık alması için aslında ben o gözle insanlara bakmam. Baksam zaten insanları tanıyamam. Yanlış görürüm. 

Birçok ünlüye makyaj yaptınız bir örnek verir misiniz?

Rahmetli Vehbi Koç’u tanırdım. Çekimleri olduğunda makyajını da yapardım. Birtakım reklamları olduğunda kitap yazdığında, keza Sakıp Sabancı da öyle… Vehbi Bey’in hatta bir lafı var çok severim şimdi anımsadım. “Evin varsa bir sıfır koymalısın. Varlıklarının arkasında işin varsa bir sıfır daha koymalısın. İş seninse üç sıfır daha koymalısın. İşin iyi gidiyorsa üç sıfır daha. Araban varsa bir sıfır daha. Yazlığın varsa bir sıfır daha… gibi daha sıralanabilir sıfırlar. Ama sağlığın varsa önüne bir koyabilirsin. O zaman bütün sıfırlar anlam kazanır. Değerli olur…

Ne kadar güzel anlatmış, çok doğru.

Çok da sempatik bir adamdı, bakar mısın şirinliğe! Sarıyer’de büyük köşkü vardı orada arka bahçede iken akşam üstü sıralarıydı gittiğimizde. Bahçe çok güzeldi ve kendisine bahçede çok güzel bir yer yapmış. Orada kanepesi, masası var akşam 6 civarında viskisini içiyordu. O da çok az içermiş bize denk geldi. Bu dediğim 90 yaşları civarındaydı. Muhteşem adamdı…

Sizin tanıdığınız o kadar çok isim var ki başka bir anınızı paylaşmak ister misiniz?

Zeki Müren hiçbir programına konserine bana makyaj yaptırmadan çıkmazdı. Hamiyet Yüceses de çok sevdiğim bir sanatçıdır. Hamiyet Hanım’la da çok anımız vardır bizim. Bunlar eski sanatçılar biliyor musunuz şimdikiler tanımıyorlar. Çok şeker bir kadındı, Allah rahmet eylesin. Ben cenazesine gidemedim. Kocası bana çok alındı. 

Dedim ki, “gelemedim”. Yani hakikaten gidemedim. O kadının öldüğünü düşünemedim. Zeki Müren’e gittim. Herkesin hayatında buruklukları birtakım kırgınlıkları olur. Üzüntüleri, sıkıntıları olur. Bazen çalıştığı iş yerinde problemleri olabilir ki bizim gibi serbest çalışan kişilerde o problem hiç eksik olmaz. Her yerden ufak tefek bir şey vardır. Şimdi ben TRT ile çok iş yaptım bir ara. “Kaldırım Serçesi” projesinde oradaki bütün makyajlar bir harikadır. Ben Gülriz Sururi’ye, “sizinle çalışmak bana büyük onur verir. Çok sevinirim sizinle çalışırsam ama siz bana makyajınızı yaptırırsanız” dedim ve ekledim. 

Çünkü ben duydum ki siz kimseye makyaj yaptırmazmışsınız. Bu şartlar altında sizinle çalışamam”

Bana dedi ki, “Ben sizi niye aradım zannediyorsunuz. Çünkü ben kendi makyajımla Keşanlı Ali’yi oynarım. Bir sürü bir şeyi oynarım. Ama Edith Piaf’ı oynayamam. Onun için sizi seçiyorum” dedi. Allah rahmet eylesin. Bende tamam dedim. Gittim Eskişehir’e yanımda da asistanım var ona da tembih ettim aman çantanı açıp yerleşme çünkü mavi otelde kalıyoruz kampüsün içinde ve kampüsün stüdyosunda çekim yapacağız. Zarfın içine de bana para vermişler ben zarfı açmadım bile öylece gittim. Çünkü kadına makyaj yapacağım. Çekim yapılacak, eğer hayır derse döneceğim geri, kalmayacağım orda başkasını bulsunlar. 

Hayatımda gördüğüm en şık kıyafeti giymişti. Bej renkli sada fuor bir takım giymişti. Kapıda karşıladı beni. “Zahmet etmişsiniz” dedim. “Olur mu, lütfen buyurun dedi. Biz gittik diye ikramları oldu. “Bir deneme yapabilir miyiz” dedi. Memnuniyetle dedim. Kameramanda o zaman dünya çapında bir kameraman Güneş Karabuda ki hala öyle. Güneş Bey ödüllüydü o zaman, belgesel ödülleri vardı. İsveç’te yaşıyordu sırf Gülriz hanımın hatırı için çekecekti. Güneş Bey kamerada biz makyajı yaptık ve çekimleri yapıldı. Bir kere kendini gördü o şekilde, daha sonra bir kere bile aynaya bakmadı. Bütün çekim boyunca sadece bir kez bordo renkli bir ton kullanmıştım “renk kullanmasak iyi olur mu acaba” dedi, o kadar.

İki kibar ruh birbirini gayet güzel algılamış ve konuşmaya bile gerek kalmamış…

Halbuki bana kendisi ile ilgili o kadar çok şey söylediler ki “Gülriz’le çalışamazsın, kaprislidir” şeklinde. Nerde kaprisli! Gayet şeker gibi bir kadındı. 

Gülriz hanımın oyunundaki makyajı gerçekten çok farklı, sizin elinizin değdiği belli. Çünkü kendisinin oturmuş makyaj sitili vardı o yok olmuş.

İyi ki de yapmışsınız ne güzel bir anı. Daha pek çok siyasiye de makyaj yaptınız değil mi?

Türkiye’nin bütün siyasi geçmişi de var. Demirel, Erbakan… Ben bu işi yaparken öyle kaptırmıştım ki işe kendimi hiç bu görüntüleri almamışım. Bunlar sonradan birilerinin benim için yaptığı arşivler oldu. 

Gülriz Hanım nasıl hep aynı makyajı yapıyorsa her insan da öyle mi bir tarz oluşturmalı mı sizce?

En modern şey, klasik olmaktır. Klasik olmak her zaman moda. Benimde mesela hep at kuyruğuydu saçım çalıştığım senelerde, çünkü rahat hareket etmem gerekirdi. 

Ben kirpikleri çok seviyorum sonra kirpiklerimizden oluyoruz, zarar görüyor. Bütün kirpik takmak mı gerekiyor?

Bütün kirpik daha kolay sabah bu bütün kirpikleri kullandığımda 10 dk. da makyajı bitiriyorum. Tek tek takmaya kalksak akşamı buluruz ve işime yetişemem. 

Makyaj yapılıyor

Bana diyorlar ki “fazla makyaj yapma yaşından büyük görünüyorsun” Hâlbuki ki usta eller değince kendime hayran kaldım. Profesyonellik bu işte. 

İnsanlar zannediyor ki badem göz yaparak, kirpikler takarak çok güzel olacak hiç alakası yok. Doğru ışık alan yüze hiç makyaj yapmasan da güzel çıkar. Bunu yap bir rimel sür ve çık hepsi bu kadar. 

Makyajınızla ne kadar genç görünüyorum

Yüz uzadı yerine oturdu. Aslında kırışıklık yaşlılık değildir. Kas düşerse yaşlı görünüm oluşur. Yoksa kırışıklık yeni doğmuş bebekte de vardır. Amaç yüzün makyaj ile havaya kalkması lazım. 

Sizin eliniz değdi ya bana uğur gelecek şimdi…

İnşallah sizin de ayağınız değdi, bana da uğur gelecek!

Siz uzun zamandır bu alanda öğrenciler de yetiştiriyorsunuz

Benim Alibeyköy’de çalışan bir talebem var. Ablası da biraz uyanık. Ona, “Git bir yerden öğren, iyi makyaj yapıyorsun ama bunun da bir iyisi var bir püf noktası olmalı bu makyajın gel bir araştıralım” demiş ve derken beni buluyorlar. “Hadi Oya Tolga’ya gidelim”. Kız bana telefon etti. “Ben size gelmek istiyorum. Makyaj yapmasını biliyorum ama kontör işlemini bilmiyorum” dedi. “Peki sen gel, seni bir deneyelim” dedim. Geldi buraya iki sene gidemedi. “Ben ne bildiğimi zannediyordum” dedi. Çok şeker bir kızdı onunla çok eğlendik. Ablası da geliyordu her derse, bize de model lazımdı bir süre geldiler. O bana demişti “Oya Hanım, siz ne kadar farlı bir kadısınız. Biz başka bir yere gitsek beni almazlar siz nasıl böyle bir şeyi kabul ettiniz?” “Vallahi gözüne soka soka öğretmeye çalışıyorum. Becerebiliyorsan öğren” dedim. 

Sizin gibi asil ve işinin ehli bir kadınla tanıştığım için çok mutluyum. Sizi uzun zamdır tanıyormuşum gibi samimi bir ortam doğdu herşey için çok teşekkürk ederim

Asıl ben teşekkür ederim.


DIONYSOS TİYATROSU OYUNCULARI ÜNLÜ  OYA TOLGA MAKE-UP STUDIO’DA

3 SAATTE 30 YAŞ YAŞLANDILAR

Yıllardır aynı sahneyi paylaştığı arkadaşını tanıyamadı

Haber ve fotoğraflar: Yaşar Şenyüz

Tiyatro oyuncuları Arzu Suriçi Kireççi ve Işık Tolgay Türkiye’nin en ünlü makyaj sanatçısı Oya Tolga ve kızı Sim Tolga’nın sihirli ellerinde 3 saatte 30 yaş yaşlandılar, makyaj bittikten sonra ayna karşısında dakikalarca kendilerini seyreden oyuncular böyle bir deneyim yaşadıkları için çok mutluydular.

İlk önce Arzu Hanımın dersi olduğu için Işık Tolgay’ın makyajı yapıldı, her dakika biraz daha yaşlanan oyuncu makyajın sonunda aynada kendisini seyrederken kahkahalar atıyordu o sırada dışarıdan yeni gelen oyuncu arkadaşı Arzu hanıma herkesi tek tek tanıştırdık ve yıllardır birlikte çalıştığı oyuncu Işık Tolgay için Oya hanımın oğlu diyerek şaka yaptık ama o ona yaptığımız şakayı anlamadı ve elini uzatıp tokalaştı, Işık bey ben de memnun oldum efendim diye konuştuktan sonra arkadaşını sesinden tanıyan güzel oyuncu şaşkınlığını gizleyemedi. Daha sonra Arzu hanımın da yaşlandırma makyajı ile sona eren bu harika deneyim sayesinde hepimiz çok güzel anılarla dolu bir günü geride bıraktık.

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 07.03.2019 17:07
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.