Ses ve titreşim ile birlikte yeni  dünyaya açılmak nasıl mümkün? Bizler kurduğumuz düşünce, sezgi ve de rüyalarla, evrene her gün bir yelkenli gibi açılıyoruz…

Sevgili okurlarım uzun bir aradan sonra tekrar birlikteyiz. Sevdiklerimizle geçirdiğimiz uzun bir bayram tatilinden sonra sizlere yeniden merhaba demek çok güzel.

Şu an  İstanbul’da çok güzel bir yağmur yağıyor. Tam da Nisan yağmurları, gerçekten toprağın kokusunu çok özlemişiz. Kokular bizleri an da o kadar çok yere götürür ki sanki astral bir seyahat gibidir. Belki geçmişten bir doku belki de yeniden canlanan doğa ile birlikte hareketlenmek gibi…

Bu anlamda da hayatımız boyunca kurduğumuz her cümle evrende yerini o kadar güzel alır ki bizler de zaman içinde bu duruma şaşar kalırız. Kurduğumuz cümleleri seslerle veya yazı ile ifade ederiz. Sesli olarak ifade çok önemlidir çünkü burada vurgular devreye girer. Yazmak da bunlardan bir tanesidir.

Ne de güzel söylemiş Uzman Psikolog ve danışman Tunç Tataker;

“Yetersiz düşünmeyi onarmak için okuyun, fazla düşünmeyi onarmak için yazın.” 

Bir nevi kurulan cümleler de aslında evrene yazılmış yazılarıdır. Evren zamanla söylenen, düşünülen ve dile getirilen her şeyi bir şekilde kayıt altına alarak bir zaman sonra karşınıza çıkarır. Çünkü hayat bir döngü silsilesi hiçbir şey aynı kalmıyor. Her şey değişiyor ve dönüşüyor.

Yaşam da her zaman istediğiniz gibi gitmeyebilir. Aslında normal olan da bu inişler, çıkışlar, yok oluşlar ve var oluşlar. Bir top oynadığımızı düşünelim. Siz karşı tarafa topu atarsınız sonra karşınızdaki kişi size atar. İşte hayat ile paslaşmalar da böyle başlar.

Siz yeni bir şeye adım atarsınız sonrasında hayatta sizlere bir adım atar. As olan ise bu her neyse nasıl sürdürmeye karar vermenizdir. Karar gerçekten çok önemli bir kelimedir. Karar verdiğiniz anda ilk adımı da atmış olursunuz. Bu karar ile birlikte ikinci önemli şey ise bu yolda kimlerle yürümeye karar vereceğinizdir.

Bu yol engebeli olabilir. Taşlarla dolu olabilir. Bu taşları nasıl döşeyeceğiniz de diğer önemli bir adımdır. Çünkü taşları gelişi güzel attığınızda tekrar tekrar karşınıza çıkabilir. İşte bu da neyi tercih edeceğinizi gösterir. Bu anlamda ilerlerken olumsuz düşünen kişiler de karşınıza çıkacaktır. Ancak siz farkına varmadan bu bireyler de sizlere birçok şey öğretmeye başlarlar. Olumsuz gibi görünen her şey zaman ile olumlu bir yöne evrilir. Evrilmek de tam kelime anlamı ile  “bir biçimden başka bir biçime doğal olarak dönmek.” dir…

Kendi zaman dilimizi de kendimiz belirleriz. Zaman dediğimiz nedir ki? Sizlerin neyi ne şekilde görmek istediğiniz ile ilintilidir. İnsanlar bir bağı nasıl kurmak isterlerse o şekilde kurarlar. Bu bağın başlangıcını da sonunu da görürler. Sadece bazen görmezden gelirler. Bu da yaptığımız bir tercih meselesidir. 

Yazımın sonuna gelirken yine sevgili Tataer’in bir cümlesi ile bitirmek istiyorum.

“Toksik insanlardan kendimizi korumak görece kolaydır. Asıl zor olan, kendi toksikliğimizden kendimizi korumak. İnsanın zehiri de panzehiri de yine kendisi. Eskiler buna “ağacın kurdu özündedir.” Demiş.

 

Sevgi ve Saygılarımla,