Evlerde hazırlıklar yapıldı, güllaç yaprakları market raflarında, sıcacık pideler fırınların tezgahlarında yerini aldı, on bir ayın sultanı geldi çattı. Ancak ne yazık ki, tüm dünya yı ve tabii ülkemizi de etkisi altına alan COVID 19 geçtiğimiz Ramazan da olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayını buruk bir şekilde karşılamak zorunda kaldık.  Toplu iftarların, aile buluşmalarının olmadığı bir Ramazan.  

Neyse buna da şükür deyip, gelelim yazımızın konusuna. 

Bugün sizlere eski ramazanlardan söz etmek istiyorum. Okudukça zamanımızla çok farklı olduğunu göreceksiniz. Ben çok sevdim. Sizin de hoşunuza gideceğine eminim. 

Öyle çok samimi buldum ki. Bir kere çok insancıl, daha duygusal ve daha güzel. Gösterişten uzak, yalın ve sade. 

Osmanlı Ramazan ayını diğer Müslüman ülkelerden farklı yaşamış, kendine has bir hayat tarzı haline getirmiştir. Bu özel ayın ihtişamını en muazzam şekilde başta İstanbul olmak üzere Anadolu'nun her kesimi mübarek Ramazan ayını olması gerektiği gibi yaşamıştır. Gelenek haline getirdiği dini ve sosyal merasimleri toplumun Ramazan ayına has kültürünü oluşturmuştur. 

Ramazan ayı boyunca toplumsal hayatın ritmi hızlanır, bayramda da aynı canlılık devam etmiştir.

Kardeşlik, yardımlaşma, misafirperverlik, dayanışma, yoksulları doyurma, fakiri incitmeden sevindirme Ramazan'ın en güzel yönüydü. 

İşte Osmanlı da Ramazan gelenekleri:

-- Ramazan ayını kadılar belirlerdi. 

Osmanlı döneminde Ramazan ayının ne zaman geleceği önceden belli olmazdı. Bu görev ise kadılara düşüyordu. Ramazan ayının gelmesi, ayın doğuşuna bağlıydı. Kadılar ayın doğuşunu takip ediyor ve yüksek tepelere çıkarak Ramazan ayının gelişini haber veriyordu. Böylelikle Ramazan ayı'nın başlangıcı belli oluyordu.  

--- ZİMEM DEFTERİ

Ramazan ayında varlıklı zengin kimseler esnaf dükkanlarına girerek Zimem namı diğer veresiye defterini isterlerdi. Defterin baştan, sondan ve ortadan rastgele sayfalarını açar ve "Silin borçlarını, Allah kabul etsin" diyerek sevap işlerlerdi. Ne borç sahibi ne de kimin kapattığı belli olmazdı. 

Böylece iyilik gizli kalmış olurdu. 

--HUZUR DERSLERİ 

Ramazan'ın ilk 10 veya 8.gününde yapılan bu dersler şeyhülislam tarafından ulemadan belli sayıda seçilerek günlere paylaştırılır ve en liyakatli alimin bir ayeti tefsir etmesiyle gerçekleştirilirdi. Bu olay gerçekleştirilirken padişah bile olsa cemaat ile birlikte diz çökerek derslere katılırdı. 

--YAZ TATİLLERİ

Osmanlı döneminde 3 aylık yaz tatilleri İslam dininde mübarek sayılan 3 aylara göre ayarlanırdı. Bu tatillerde seçilmiş medrese talebeleri hem kendi bilgilerini pekiştirmek,  hem de dini konularda halkı aydınlatmak için devletin farklı bölgelerine giderlerdi. Osmanlı'da bu olaya cerre çıkmak denilirdi. 

-- NARH DEFTERİ 

Osmanlı'da Ramazan ayının yaklaşmasından dolayı gerek ekmek, gerekse eşya fiyatlarının inip çıkmaması konusunda devlet tarafından sabit fiyatlar belirleniyordu. Bu fiyatların da kayda geçtiği deftere Narh defteri deniliyordu.  Özellikle bu defterdeki fiyatlar fakir aileler düşünülerek "düşük" tutuluyordu.  

-- DİŞ KİRASI

Osmanlı döneminde zengin köşk veya konaklara davet edilen misafirlerin yanında fakir halk içinde sofralar hazırlanır ve de tanrı misafiri denilen davetsiz misafirler geri çevrilmeden yemeklere buyur edilirdi. Fakir kişilere konak sahibinin cömertliğine göre altın veya gümüş akçeler kadife keseler içinde hediye edilirdi. Buna diş kirası denilirdi. Bunun amacı ise konak sahibinin fakir kişinin duasını alarak sevap kazanmaktı. 

TEMBİHNAMELER YAYINLANIRDI

Osmanlı döneminde Ramazan ayına Müslümanlar gibi gayrimüslimler de değer verirdi. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte Osmanlı Devleti, halkının mübarek ay içinde nasıl davranması gerektiğini belirten bir tembihname yayınlanırdı.

Tembihnamelerde: Müslümanların beş vakit namazı camide cemaatle birlikte kılması mazereti olmayan tüm Müslümanların oruç tutmaları gerektiği belirtilerdi. Gayri Müslimlerin gündüzleri açık alanlarda yemek yememeleri, su sigara içmeleri tembihane doğrultusunda yasaklanırdı.

VAZGEÇİLMEZ RAMAZAN EĞLENCELERİ

Ramazan ayı genel olarak resmi bir festival gibi geçiyordu. İnsan gece yaşarken, gündüzleri dinleniyordu. Sahur vaktine kadar Karagöz, meddah, ortaoyunu gibi programlar yapılıyor, yetenekli insanlar hünerlerini sergiliyordu. Sahura doğru ortaya çıkan davul ve mani geleneği Ramazan boyunca devam ediyordu. 

ÇOCUKLARDA ORUÇ

İlk defa oruç tutacak çocuklara hediyeler verilirdi. Tam gün oruç tutamayacak çocuklara öğle vakti oruçları açtırılır ve buna "Tekne Orucu" denilirdi. 

Rahmet ve umut ayı Ramazanımız, en aciz günlerimizde bütün ümmetimize, bütün insanlığa umut olsun, umut aşılasın. Hepimize Rahmet Olsun.

Hayırlı Ramazanlar diliyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.