Oldukça yoğun geçen bir tempom söz konusu. Gündemi farkında olmadan kaçırabiliyorum. Bazen oluyor ki bir haber duyduğumda çok mutlu oluyorum. Adam kimsesiz çocukları sevindirmiş, ya da hayırseverin biri gizliden yardım yapmış, ne bileyim bir erkek bir kadına sevdiğini söyleyip evlenme teklif etmiş ne güzel değil mi? Kulağa ne kadar hoş geliyor. Ama bazen de dinlediğim ve izlediğim haberlerde gün geçmiyor ki kan beynime sıçramasın işte onlardan birisi; Hocam topuklu giymek caiz midir? Tövbe tövbe… Haber başlığı aynen şu; İsmi lazım değil İlkokul Müdürü, öğretmenlere önce “Topuklu ayakkabı giymek dinen caiz midir?” başlıklı bir metin gönderdi, ardından resmi bir yazı ile topuklu ayakkabıyı “yasakladı”

 Eğitimin dine alet edilmesini hiçbir zaman kabullenemedim. 1987 doğumluyum. Benim dönemimden olanlar çok iyi hatırlarlar. Bizim zamanımızda üniversitelere başörtüsüyle girilmiyordu. Üniversitelerde başörtüsü ya da türban yasağını 80'li yılların sonundan beri içime sindiremedim, sürekli eleştirdim. Bu yasak için ayıp dedim. Eşitliği çiğniyor dedim. Toplumu cepheleştiriyor dedim. Bölüyor, geriyor dedim. Demokrasiye aykırı dedim. Bugün de aynı görüşteyim. Hepimizin anası var, hepimizin bacısı var saygı diye bir şey var aynı çatı altında yaşayıp kardeşlerden bile, biri açık biri kapalı. Onun için de üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldıran anayasa değişikliğini sonuna kadar destekledim, bunu iptal eden Anayasa Mahkemesi kararını sonuna kadar eleştirdim.

 Tam haber metnine gelelim; ilkokulu Müdürü, kadın öğretmenlere topuklu ayakkabı giyme yasağı getirdi. Okul müdürü öncelikle kadın öğretmenlerin topuklu ayakkabı giymelerinin dinen caiz olmadığını içeren bir metni öğretmenlere verdi, ardından da resmi yazı ile topuklu ayakkabı giyen öğretmenlere uyarı yazısı yazdı. Bir ilkokul müdürünün gericiliğinin boyutlarını anlamamızı sağlayan, öğretmenlere verilen “Kadınların topuklu ayakkabı giymesi caiz midir?” başlıklı metinde “Kadınların ayakkabı giymesindeki ölçü, ayaklarını yere vurduklarında ses çıkarmamalarıdır. Çünkü bu durum kadınların kadınlığını öne çıkaran bir husus olup erkeklerin dikkatini çekme ve onların hislerini uyarmada oldukça etkilidir” yazıyor. Ve kanımı donduran fetvası devam ediyor… Kadının varoluş sebebini ‘erkeğini tatmin etmek için ama erkekleri tahrik etmeyecek şekilde’ algıladığı çok belli olan müdürün gönderdiği yazı “Baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edep ve vakar ile yürüsünler, örtünüp gizledikleri vücut ve ziynetleri bilinsin diye bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle nazar-ı dikkati celp etmesinler, çünkü bu tavır erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır.” şeklinde devam ediyor. Kendince yaptığı bu uyarı yetmeyince çareyi öğretmenlere bir de resmi yazı göndermekte bulan müdürün,  adını siz koyun artık. Buna gericilik mi dersiniz, yoksa başka bir şey mi? Adam “Ama topuklu ayakkabı sesi derslerin ahengini bozuyor” diyerek örtmeye çalışmış. Ama belli ki kimse yememiş.

Bir kadını kafasındaki örtüyle değil, ayakkabısıyla değil, eteğiyle değil, kafasındaki fikirlerle değerlendirilmeli değil mi sayın amirim? Başarılarıyla, emekleriyle, ana oldukları için sevmeliyiz, saygı duymalıyız değil mi amirim? Hepimizin anası var, bacısı var değil mi pek muhterem müdürüm? Bu dünyada kadınlar susturulmak, baskılanmak, ötelenmek değil saygı bekliyor. Kadının varoluş sebebini ‘erkeğini tatmin etmek için ama erkekleri tahrik etmeyecek şekilde’ algıladığı çok belli olan müdürün gönderdiği yazı “Baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edep ve vakar ile yürüsünler, örtünüp gizledikleri vücut ve ziynetleri bilinsin diye bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle nazar-ı dikkati celp etmesinler, çünkü bu tavır erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır.” İşte bu satırlardaki zihniyetiniz var olduğu sürece güzel ülkemde kadın cinayetleri bitmiyor. Çocuk ve kadına istismar bitmiyor. Herkes özgürdür, Herkes dinini yaşayabilme, tercihlerini yapabilme konusunda kimseden yönerge, resmi yazı fetva almayacak kadar bilgi sahibi ve akıllıdır.

Ez cümlelerim şunlardır; Son durum İlkokul müdürüne Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hakkında soruşturma başlatıldı. Sonucu titizlikle takip edip sizlerle paylaşacağım. Topuklu ayakkabı giymeyen kadınlarım sözüm ona gözünde şehvet uyandırdığını düşünen amirim Kadın; Emek, emek, emek diye saçını süpürge ederken değer bilmez ellerde, ezildi de ezildi. Her geçen gün sayısı git gide artan ve de durdurulmak bilmeyen tecavüzler ve kadın cinayetlerine kurban gittiler. Hâlbuki başını koymasının daha çok yakışacağı ak gerdan, kırmızı yanaklara tokat izi, namussuzluğun resmi çizildi. Çıkaramadılar seslerini. Dünyaya yanlış cinsiyette geldiğini düşünerek, kader dedi bazıları. Oysa kötü kaderleri Rab’dan değil, kadını değersiz gören ahlak yoksunu insanlardandı. Hep düşündü: Erkek olsa yolda yürürken, kötü bakışları üstünde hissetmeyecekti, akşamın bir yarısı dershaneden, işinden gezmesinden evine giderken karşı cinsten ağır sinkaflı cümleleri duymak zorunda kalmayacaktı. Öyle sapıkça bakışları vardı ki o ruh sapkınlarının bazı kadınlar yürüdüğü her adımda dua ede ede nasıl hayatta kalırım, evime giderim diye ecel terleri döküyordu. İşte mesele topuklu ayakkabı değildi amirim, esas mesele zihniyetti…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.