Öğrencilik yıllarımızda bize dokunan, bizi etkileyen öğretmenlerimizi hiç unutmayız. Böyle değerli öğretmenler alan bilgisiyle, duruşuyla, eğitimci yanıyla öğrencilere rol model olurlar. Aradan uzun bir zaman geçse de onları saygı, sevgi ve minnetle anarız. Çünkü kolay değildir bir çocuğa dokunmak ve hayata hazırlamak. Bu herkesin yapabileceği bir iş değildir. İnsan sevgisi, fedakârlık ve de koskoca sımsıcak bir yürek ister. Yaşar Kemal’in dediği gibi böyle insanlar evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar. İşte koskoca yürekli bu insanlar sayesinde dünya daha güzel olacak, ben inanıyorum buna.

Her büyük insanın büyük bir hocası olmuştur. Büyük İskender’in hocası Aristotelesti. Akşemsettin, Fatih Sultan Mehmed’in hocasıydı. Atatürk’ü etkileyen hocalardan biri de Üsküplü Yüzbaşı Mustafa Sabri Beydi. Mustafa Sabri Bey Mustafa Kemal’e matematiği sevdirmiş ve üzerinde yönlendirici etkisi olmuştu. Nasıl olmasın ki? Genç Mustafa zeki, çalışkan, öğrenme merakı olan bir öğrenciydi. Üstelik matematik yeteneği baskındı ve her haliyle sınıfın üzerindeydi. Hatta hocası derse gelmediği vakit hocasını hiç aratmaz, dersi telafi ederdi.  Selanik Askeri Rüştiyesi’nde matematik derslerinde gösterdiği üstün başarısıyla aynı adı taşıyan matematik öğretmeninin takdirini kazandığı ve adının yanına Kemal ismini aldığı bilinen bir öyküdür. Matematikçi Mustafa’nın Selanik Askeri Rüştiyesi dördüncü sınıfta matematik ve mantık derslerinden 45 üzerinden aldığı notlara bir göz atalım. Mantık (45), hesap (aritmetik) (45), hendese (geometri) (45).  Arkadaşı Kılıç Ali “Mustafa, Askeri Rüştiyesi’ne devama başladıktan sonra kendisinde riyaziyeye (matematiğe) karşı bir merak peydah olmuş ve bu merakı günden güne çoğalmaya başlamış, sınıf arkadaşları amali erbaa (dört işlem) çalışırken o cebir meselelerini halletmeye koyulmuş” diyecektir. Daha sonra Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadi’sinde matematikte gösterdiği yüksek başarısını devam ettirir. İkinci sınıftaki matematik notları 45 üzerinden; müsellesat (trigonometri) (45), hendese (geometri) (45), üçüncü sınıfta da mantık dersinde yine 45 üzerinden 45 almış.

Manastır sonrasında  İstanbul Harp Akademisi’nde matematik sevgisi artarak devam etti. “Askeri Rüştiye’yi bitirdiğimde matematik merakım iyice ilerlemişti. Manastır Askeri İdadi’sinde matematik pek kolay değildi. Bununla uğraşımı sürdürdüm. İdadi’de iken bıkmaksızın çalışıyorduk. Sınıfta birinci, ikinci olmak için hepimizde şiddetli bir gayret vardı. Sonunda İdadi’yi bitirdim. Harbiye’ye geçtim, burada da matematik merakım sürdü.” diyordu. Mustafa Kemal matematik ve mantık derslerinden tam not alarak okulu ikinci olarak bitirmişti. Özellikle matematik derslerindeki üstün başarısı dikkat çekiciydi. Bunu çoklu zekâ kuramına dayanarak kısaca açmaya çalışalım. Harvard Üniversitesi’nden Howard Gardner çoklu zekâ kuramının öncüsüdür. Geleneksel yaklaşım zekâ kavramının tek bir alanda tanımlanabileceği savını ileri sürerken, Gardner bilimsel çalışmalarına dayanarak kişilerin birbirinden farklı sekiz çeşit zekâsının olabileceğini ileri sürmektedir. Bu zekâ türleri bireylerde bir olanak olarak bulunur ve bir elin parmakları gibi farklılıklar gösterebilir. Bireylerdeki zekâ gibi olanaklar ise uygun ortamlarda ortaya çıkar ve eğitimle gelişir. Gardner’a göre insanda mevcut olan zekâ çeşitlerinden biri de matematik-mantık zekâsıdır.          

Atatürk’ün kendisinde bir olanak olarak var olan matematik-mantık zekâsını eğitimle geliştirdiğini, başarılarının  geri planında “mantığın”, “matematiksel düşünmenin” çok önemli bir payının olduğunu söylersek yanılmış olmayız. Peki nedir matematiksel düşünme?  Kısaca matematiksel düşünme; mantığın kuralları içerisinde bir tür akıl yürütme biçimi, başka bir anlatımla doğru öncüllerle genellemeleri ispat etme etkinliği, ya da tek tek önermelerden genellemelere ulaşma becerisi. Baş Öğretmen’in başarılarına bakıldığında; herhangi bir probleme bir matematikçi tarzıyla yaklaşarak önce bir problemi anlamaya çalıştığını, çözümün planını yaptığını, sonra da problemi sağlam bir yöntemle akıl yürüterek adım adım çözdüğünü, ayrıca her aşamada çözümün doğruluğunu gözden geçirdiğini söylemek mümkün. Atatürk yüksek lisans ya da doktora düzeyinde matematik eğitimi almamıştı. Matematikçi olduğuna dair diploması da yoktu. Fakat O öğrencilik yıllarından kazandığı ciddi bir matematik bilgi birikimine sahipti,  dahası matematik diplomalı insanların bazılarında olmayan yüksek düzeyde matematiksel düşünme becerisi kazanmıştı. Memleket sorunlarının çözümünde de, matematikten kazandığı “matematiksel doğruluğa” ve “matematiksel kesinliğe” ulaşma alışkanlıklarını sürdürdü. Deha’nın kendisini yakın çevresinden farklı kılan özelliklerinden biri de buydu, sorunların çözümünde “matematiksel kesinliği” önemsemesi… Manevi kızı Afet İnan’ın şu sözleri bize bu konuda ipucu olabilecek nitelikte görünüyor; “ Atatürk, kendi yetiştiği devrin müspet ilimlerini meslek ihtisası bakımından bellediği vakit, berrak ve müspet bir görüşe sahip olabildiğini ve herhangi bir meseleyi riyazi (matematiksel) bir katiyetle halletmeyi hedef tutuğunu söylerdi.” Büyük Önder cephelerde ve sonrasında, cumhuriyet devrimlerini hayata geçirme sürecinde en uygun matematiksel stratejileri seçiyor ve uyguluyordu. Ayrıca, geliştirdiği stratejilerden çalışmayanlar olursa bir matematik problemine yaklaşır gibi yeni çözüm yolları geliştiriyordu. Açık görüşlü olması, risk alması, bilgili olması, sorgulayan bir kişilik olması, eleştiriye açık olması, eleştirel düşünmesi, ilkeli- tutarlı olması, etrafına güven vermesi ve ikna edici yeteneğinin çok yüksek olması O’nun kuvvetli yönlerinden bazılarıdır. Bir durumu doğru tanımlaması, analiz etmesi, sistemleştirmesi ve gerekçelerini ortaya koyarak doğru bir sonuca ulaşması yine O’nun matematikçi yanını göstermektedir. Sadi Irmak, “Geçmişi iyi bildiği için bir kehanete lüzum kalmaksızın, geleceğin gelişmeleri kestirebilirdi. Türkiye’nin kaderinin ne yöne çevrilirse kurtuluşa erişebileceğini neredeyse matematik bir kesinlikle görmüş ve hesaplamıştı.” sözleriyle Atatürk’ün bu yanına dikkat çekiyordu. Her durumda şüpheye yer vermesi, duru bir mantıkla bir durumu anlaması, matematiksel bilgiyi gerçek yaşam durumlarına transfer etmesi, olaylar-durumlar hakkında bağlantısal ilişki kurması ve hayata geçirmesi tam bir matematikçilikti. Görünen o ki, Mustafa Sabri Bey ile başlayan matematik sevgisi, O’nun  rasyonel düşünebilen bir kişiliğinin oluşmasında önemli bir adım olmuştu. Ulu Önder matematiğin yaşamındaki yerini ve önemini “… ben öğrenimimde  matematik konusuna çok önem vermişimdir ve bundan hayatımın çeşitli safhalarında başarı elde etmek için faydalanmış olduğumu söyleyebilirim. Onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır.” sözleriyle ifade ediyordu. Ruşen Eşref Ünaydın “Atatürk, milletinin varlığına dayanan kök düşünceleri eleyip, inceleyip, derleyip toparlayıp formülleştiren, sistemleştiren ve kanunlaştıran coşkun, üstün bir zekâ idi... O zekâ, bütün tasarladıklarında mantıklı idi, ölçülü idi... Sezişi keskin ve söyleyişi kesindi....” biçimindeki söylemiyle Atatürk’ün problem çözme becerisine, analitik düşünme ve analiz sentez yapma yetisine işaret etmektedir. Kimi gözlemcilerin, araştırmacıların çalışmalarına dayanarak strateji denilen kavramın bir tür “matematik akıl” alanı olduğunu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün stratejik düşünme yetisinde de  “matematik aklın” varlığını ileri sürmek mümkün. Bütün bunlar O’nun bir “strateji dehası” olduğunu gösterir. Büyük Taarruz Büyük Komutan Mustafa Kemal’in stratejik dehasıyla  kazanılarak cumhuriyetin yolu açıldı. Cumhuriyetimizin 97. yılını kutlamaya hazırlanırken, Mustafa Kemal Atatürk’e emeği geçen başta matematik öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey olmak üzere kocaman yürekli insanlara selam olsun, selam olsun  yüreği güzel bütün öğretmenlere.

Yararlanılan Kaynaklar:

1) Güler, A. (2010). SARI MUSTAFAM (Atatürk’ün Az Bilinen Yönleri). İstanbul:Yılmaz Kitabevi. (s.161, s.184).

2) Kongar, E. (1981). Atatürk ve Devrim Kuramları. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. (s.153).

3) https://www.matematiksinifi.net/mustafa-kemal-ataturkun-matematikle-ilgili-sozleri_155.html. Erişim:25.12.2019 .

4) Şengör, A.M.C. (2020). Dâhi Diktatör. İstanbul: İnkılâp Kitapevi. (s.31).

5) Tarakçı, N. (2011). 20.Yüzyılın Strateji Dehası Atatürk. İstanbul:Truva Yayınları. (s.151).

6) Mütercimler, E. (2018). Geleceği Yönetmek ve Kazanmak İçin Stratejik Düşünme. İstanbul: Melisa Matbaacılık. (s.20, 23, 451).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.