Yazar Emre Gülüm ve yeni kitabı ‘İzahiyetsizlik’

Ayşenur Mama’nın röportajı için tıklayınız...

Yazar Emre Gülüm ve yeni kitabı ‘İzahiyetsizlik’

Ayşenur Mama’nın röportajı için tıklayınız...

16 Kasım 2019 Cumartesi 13:21
126 Okunma
Yazar Emre Gülüm ve yeni kitabı ‘İzahiyetsizlik’

RÖPORTAJ: AYŞENUR MAMA

Başarılı yazar Emre Gülüm ile yazın hayatına ve “İzahiyetsizlik” adlı yeni kitabına dair konuştuk. Keyifli sohbetimiz sizlerle…

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Emre Gülüm kimdir?

24 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yazdığım şiir sayısı, binleri bulmuştur. Yayınlanmış üçü şiir, biri düzyazı kitaplarım mevcut.

İlk kitabım şiir türündeki “Bir Garip Yolcuyum”, ikinci kitabım düzyazı türündeki “Muasır Medeniyet Arayışı”, üçüncü kitabım şiir türündeki “Sevgi Meydan Okumaktır”, dördüncü kitabım yine şiir türündeki “İzahiyetsizlik.” Temel ekseriyeti şimdilik şiir olan edebi çalışmalar ile meşgulüm. Vakti geldiğinde diğer şiirlerimi de düzenleyip farklı kitaplara dizayn etmek istiyorum.

İlk kitabımı 21 yaşında çıkardım. Yazmanın vazgeçmemek olduğuna inanarak halen yazmaktayım.

Serbest ölçü ve hece ölçüsü ile şiirler yazıyorum. Aruz ölçüsüyle uğraştığım vakitler de olmuştur. Az sayılabilecek miktarda gazeller de kaleme aldım.

Şiirde mananın ruhuna inanmaktayım. Şiirde derinlik olmalı. Derinliği olursa her ruha dokunuşu daha farklı olacaktır. Şiirde derinlik; milyonlarca karakterin, kişiliğin, mizacın olduğu bir dünyada, her ruhta farklı devinimler yaratacaktır.

Aklımda, fikrimde ortaya çıkışları, yayınlanışları açısından, zamanın ve hayatın gösterdiği hedeflerin tekelinde yüzlerce farklı kitap projesi dönmekte. 

Yazın hayatınız nasıl başladı? Size öncülük etmiş isimler var mı?

Yazın hayatım ilkokulun sonlarına doğru başladı. Araştırma ve kitaplarla hemhal olunca, çocukluk aşkları dediğimiz olaylar silsilesinde kalemle kâğıtla dert ortağı olduk. Yolumuza yoldaş oldu mürekkep.

Yazarken nelerden esinlenirsiniz? Örnek aldığınız yazar veya şairler var mı?

İnsan duygusal bir varlık olduğu için insanı etkileyen, duyguların pusulasıdır. Ben de zamanında yaşadığım karşılıksız aşklardan ötürü yeni bir duygusal esintiyle mürekkebin yoluna koşanlardanım.

Aşk, ulvi bir kavramdır. Aşkın da iki boyutu vardır: İlahi ve beşeri. Beşeri olarak bir insanın bakışı, gülüşü, endamı, yürüyüşü bir insanda aşksal mottalar yaratabiliyor. Yazma endeksli olarak da bunlar mısraya, ardından şiire dönüşüyor.

Bana göre “Şiir bir arayış, şiir bir kaçış; ama her şeyden önemlisi bir haykırıştır.”

Yaşanan her duyguyu şiir ile haykırmak, en doğru olanı gibi duruyor gönül yurdumda.

Tabii ki belli bir ruhi yolculuk sonrası inanan insan; teke yönelerek, aşkı tekleyerek, birlik inancını farklı bir noktaya taşıyor. Buradan sonrası, zaten inanç eksenli bir şiir inşası olarak ortaya çıkıyor.

Birilerini örnek almak önemli; ama aslolan özgünlük noktasına ulaşabilmek. Tabii ki medeniyet coğrafyamızda etkilendiğim, okuduğum birçok yazar ve şair vardır; çünkü biz şairin ifadesiyle; “Kökü mazide olan atiyiz.” Bizim bir medeniyet geçmişimiz, kültürel birikimimiz var. Oraya sırt çevirmek, nankörlük olur. Divan edebiyatı bizim, Halk edebiyatı bizim, modern edebiyat bizim, aruz bizim, hece bizim, serbest ölçü bizim. Bu ölçüleri, değerleri işlemiş birçok şahsiyet var. Bunları okumamak, araştırmamak kendimizi inkâr etmektir. Necip Fazıl bizim, Nazım Hikmet bizim, Ziya Paşa bizim, Muallim Naci bizim.

Ne demek istediğim, burada daha da belli olmuştur umarım. İllaki bir tarafı seç, diye dayatanlara karşı birliği savunmak en doğrusu.

Sezai Karakoç’un mistisizmi, Yunus Emre’nin şiirlerindeki sadelik ve derinlik, Nurettin Topçu’nun farklı medeniyet ölçüleri, Hayati İnanç’ın beyitlerle olan ilişkisi ve okuduğum farklı türlerdeki birçok eserden çıkardığım binlerce notlar beni her zaman etkilemiştir.

Kalem bir vazifedir. Üzerinde oturduğumuz medeniyetin bütün birikimlerini yeniden yeşertmek, yeniden canlandırmak adına kullanmamız gereken bir vazife.

Ağustos ayında okurlarla buluşan “İzahiyetsizlik” adlı kitabınızdan bahseder misiniz? Bu kitabı neden yazdınız?

“İzah” kelime anlamı olarak açıklama istemidir. “İzahiyet” ise açıklama işlemine girişmektir. “İzahiyetsiz” kavramını da bu bağlamlar silsilesinde incelediğimizde açıklanması mümkün olmayan, şeklinde tabir etmemiz uygun olacaktır. İzahiyetsizlik de bu birleşimlerden hareketle, açıklanması mümkün olmayan şeylerin bütünüdür.

Bu kitapta derin imgeler ile edebiyatseverlerin kendi derinliklerinde bir şeyler bulabileceğine inanmaktayım.

İzahiyetsizlik” okurlara hangi mesajları vermeyi amaçlıyor?

Hayat, karmaşık ve tanıma muhtaç bir kelime. “İzahiyetsizlik” kavramı ile bu karmaşık tanımların ardından, dil havuzumuzda yeni bir kelime arayışı ile anlamsızlığa yeni anlam kazandırma amacı gütmektedir.

Kitabın ismi nereden geliyor?

Akılda kalması için yeniden tanımlayacak olursak; “İzah” açıklamak, “İzahiyet” açıklama işlemi, “İzahiyetsiz” açıklanması mümkün olmayan şeyler, “İzahiyetsizlik” ise açıklanması mümkün olmayan şeylerin bütünü.

Sizce kitap beklenen başarıya ulaşacak mı?

Başarıdan kasıt, satış miktarının yüksekliğiyse orası muallakta. Toplum olarak az okuyoruz. Mukaddes inancımızın ilk ayeti “Oku!” olmasına rağmen okumamak hata, kendi ruhumuza zulüm.

Ali Şeriati diyor ki; “Okuyun, mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor.” Dönüp bakalım Orta Doğu’ya, durum ortada.

Kitabınıza bir okur gözüyle nasıl bir yorum yaparsınız?

Derin mistisizm kokan şiirler ve mısraların hâkim olduğu bir kitap. Bazen bir kitap, bir şiir için; bir şiir, bir mısra için okunur. Mevlana’nın tabiriyle; “Bulanlar yalnızca arayanlardır.” Tabii ki eserden bir mana çıkarmak ve çıkaramamak her okuyucunun kendi hayat inanışı, yaşayışı ile orantılı.

Hazırlık aşamasında olan yeni bir eseriniz var mı?

Üzerinde çalıştığım birçok kitap var roman, şiir ve deneme türünde; ama tabii ki ülkemizde kitap yayınlatmak; çok zor, çetrefilli bir iş. Hele ki kitaplarınız yolun başındaysa bunun farklı zorlukları oluyor. Vaktinden önce çiçek açmaz, derler. Yazdığım kitapları şimdilik bir tohum olarak görüyorum. Belki ileride bu kitaplar neticesinde farklı eserlerim; farklı mottalarla farklı meyveler verecek, kim bilir…

Son olarak gazetemiz okurlarına neler söylemek istersiniz?

Bir beyit şöyle sesleniyor çağlar ötesine: “O balıklar ki denizin içindedirler, denizi bilmezler.” Bu ifadeyle beraber şöyle bir sentez yapalım: “Yunusça sevgi, Mevlanaca hoşgörü.” Saygılarımla…

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.