On altı devletin katılımıyla 22 Ağustos 1864’te imzalanan Cenevre Sözleşmesi’ne göre kurulan Kızılhaç örgütünün bir benzeride Osmanlı devleti bünyesinde kuruldu.

‘’Türk Kızılay'ın dünyanın en önemli derneklerinden biridir.’’ Cumhuriyet Kurulduktan sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği isimle Kızılay ismi ile çalışmalarına devam etmiş ve etmektedir.

"Kızılay doğal afetlerde insanımızın yardımına koşan devletimiz kurumlarının yanında yer alan, son yıllarda kurumsal kapasitesini geliştiren ve gönül coğrafyamızda yer alan dil, din ayrımı gözetmeksizin dara düşen tüm insanların yardımına koşan bir kurum haline gelmiştir..

11 Haziran 1868 tarihinde “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulan Türk Kızılayı, II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra, birbiri ardınca gelen Trablusgarp Savaşı (1911), Balkan Savaşı (1912-1913), Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ve Milli Mücadele (1919-1923) savaşları boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun yaralarını sarmaya çalışmıştır. 

"Mecrûhîn ve Mardâyı Askeriyeye İmdâd ve Muavenet Cemiyeti" olarak kurulan Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, 14 Nisan 1877'de "Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti" adını alınış ve bu ad altında faaliyetlerini saltanatın kaldırıldığı tarihe kadar sürdürmüştü. Saltanatın kaldırılması üzerine Osmanlı Devleti de tarihe intikal ettiği için cemiyet, 2 Kasım 1922'de "Türkiye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti" adını alınıştır. Cemiyet, bu kez de 28 Nisan 1935'te "Türkiye Kızılay Cemiyeti" ve nihayet 1945 yılında da "Türkiye Kızılay Derneği" adını almıştır" .

Bu dönemde Ramazan Bayramı’nın birinci gününü kendi kuruluş yıldönümü olarak kabul eden Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, ilk kez 1912 yılında “Hilâl-i Ahmer Çiçeği” adı verilen rozetleri hayır amaçlı olarak satışa sunarak dağıtmaya başladı.

Ayrıca renkli pullar ve kartpostallar hazırlanarak satışa sunulmuş, daha sonra geleneksel hale gelen bu çalışmadan elde edilen gelir, kurumun yardım çalışmalarında kullanılmış ve kuruma gelir sağlayan kaynaklar yaratılmıştır.

   
      

Birinci dünya savaşının ardında milyonlarca ölü, yaralı,yıkıntı ve acı bırakarak son bulması, sözde dünya banşı sağlamak için kurulan Milletler Cemiyeti'ne rağmem İnsanlık barış ve huzur içinde yaşamayı yakalayamadı İki savaş arasındaki yirmi yıllık dönemde silahsızlanma, ekonomik bunalım, ideolojik aynlıklar, ve silahlanma bir arada yaşanmıştı. Türkiye içinse bu yıllar, yeni yönetimini ve yeni kimliğini tanıma, anlama, tanıtma ve anlatına dönemi olmuştu. Türkiye, bu süreçte yeni yönetimini, hukuk sistemini, eğitimini laik, ulusal değerlere oturtmaya çalıştı.   

    

Türkiye’nin kan ihtiyacının büyük bir bölümünü Kızılay karşılamaktadır. “Kızılay’ımızın insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, gönüllü hizmet, birlik ve evrensellik olmak üzere 7 önemli ilkesi vardır. Bu ilkeleri esas alarak insan ayırmadan çalışmalarına devam ediyor. Türkiye’de ve dünyada milyonlarca insana ulaşan KIZILAY Bu insanlara büyük bir merhametle yaklaşımda bulunarak  Barınmadan tutunda, beslenmeye, sosyal yardıma kadar bir çok hizmet vermektedir. Bunun yanında Türkiye’de ki kan ihtiyacının büyük bir kısmını Kızılay tarafından kurduğu kanbankası ve şubelerince  karşılanıyor.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.