Dünyada son yıllarda tartışma konusu olan ve pek çok ülkede yasaklanırken bazı ülkelerde ise yasal olan "taşıyıcı annelik" ile çocuk sahibi olma yöntemi, geçen hafta Katolik Kilisesi'nin merkezi Vatikan'da da ele alındı. Vatikan İman Doktrini Kurulu Bakanlığı, "Sonsuz Onur" (Dıgnitas Infinita) adıyla dün açıkladığı bildirgeyle "taşıyıcı anneliğin" evrensel bir suç haline gelmesi çağrısında bulundu.

Vatikan'ın bu bildirgeyi yayınlamasından önce buraya gelerek Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus ile birebir görüşen; kendisi de taşıyıcı anneden doğan ve bugün ona karşı mücadele eden Olivia Maurel, değerlendirmelerde bulundu.

Göcek'te deniz ve kıyılar 700 mapa şamandıra ile korunacak Göcek'te deniz ve kıyılar 700 mapa şamandıra ile korunacak

Fransız bir çiftin, 1991 yılında ABD'nin Kentucky eyaletinden bir taşıyıcı annenin yumurtası üzerinden edindiği Olivia Maurel, hakkındaki gerçeği keşfinden sonra, Haziran 2023'ten bu yana kendisini bu konuyla mücadeleye adamış durumda.

Maurel, şimdilerde mücadelesini, Fas'ta 3 Mart 2023'te 75 ülkeden 100 uzmanın imza atmasıyla ortaya çıkan ve taşıyıcı anneliğin evrensel olarak kaldırılmasını amaçlayan "Kazablanka Bildirgesi" savunucularından biri olarak sürdürüyor.

Hayatı boyunca hiçbir zaman taşıyıcı annelikten yana olmadığını dile getiren Maurel, "Haziran 2023'te taşıyıcı anneliğin kaldırılmasını savunmaya başladım." dedi.

Taşıyıcı bir anneden dünyaya gelmesine rağmen kendisinin bugün buna karşı bir duruş sergilemesinin ilginç olduğu anımsatılarak, bu mücadelesine nasıl başladığı sorulan Maurel, şu yanıtı verdi:

"Buna yönelik mücadeleye başlamamın üzerinden henüz bir yıl bile geçmedi ama taşıyıcı anneliğe karşı gerçekten bir duruş sergilemeye başladım. Çünkü bunun bir çocuğu ne kadar etkileyebileceğini biliyorum, çünkü ben bu yolla doğmuş biriyim. Aynı zamanda anneleri ve kadınları nasıl etkileyebileceğimi de biliyorum çünkü ben de bir kadınım ve bir anneyim. Dolayısıyla kadın hakları meselesi ve çocuk meselesi açısından bu uygulamayı yasaklamamız benim için önemli. Bu, çocukların alınıp satılmasıdır, bu da kadınların kiralanmasıdır ve çoğu durumda yoksul kadınlar buna başvuruyor. Örneğin Ukrayna'da, Kenya'da. Demek istediğim, dünya çapında bu yoksul kadınların kullanıldığını ve bazen de çok genç kadınların bebeklerini sattığını görüyoruz."

Hakkındaki gerçeği DNA testiyle öğrendi

Hakkındaki gerçeği nasıl öğrendiği sorulan Maurel, "Her zaman biliyordum, içimde hissediyordum ama DNA testiyle fiziksel bir kanıt elde ettim. 'Evet' dedim. 30 yılın ardından şimdi gerçek kanıt önümdeydi. Bu yüzden çok mutlu oldum. Kendimi o zaman özgür ve iyi hissetim. Ama sonrasında bir öfke krizi aşamasından da geçtiğimi söylemeliyim. Çünkü bazı çocukların da benim yaşadığım gibi bir hayat yaşama potansiyeline sahip olmasına kızgındım." yanıtını verdi.

"Taşıyıcı anneliği önlemenin tek yolu, köleliğin önlenmesindeki gibidir"

Maurel, taşıyıcı anneliğin nasıl önlenebileceğine ilişkin olarak da şunları söyledi:

"Taşıyıcı anneliği önlemenin tek yolu, köleliğin önlenmesindeki gibidir. Bu kaldırılmalı ve yasaklanmalı. Taşıyıcı anneliğin ülke içinde kullanımını yasaklamalı ve vatandaşların yurt dışına çıkmasını ve taşıyıcı annelik ile çocuk getirmesini engellemeliyiz. Çünkü bu çok kolayca yapılabiliyor. Örneğin Fransa'da yasak olan bir şey ama çok sayıda Fransız vatandaşı yurt dışına gidip, çocuklarıyla birlikte geri geliyor."

Kazablanka Bildirgesi olarak bu konunun uluslararası boyutta yasaklanması için mücadele ettiklerini anlatan Maurel, "Bildirgenin tüm konusu da bu. Bunu, uluslararası bir sözleşme haline getirmek; taşıyıcı anneliğin dünya çapında yasaklanması için mümkün olduğunca çok ülkeyi birleştirmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Papa ile görüşmesi

Papa ile bu konuya dair görüşmesinin çok iyi geçtiğini belirten Maurel, şunları söyledi:

"Nazikti, alçakgönüllüydü, taşıyıcı anneliği anlamış ve konuyu çok iyi biliyordu. Dünya çapında bazı karar vericilerle tanıştık ve birçoğu taşıyıcı anneliğin ne olduğunu bilmiyordu ama Papa biliyordu. Bizi desteklediğini söyledi ki buna çok minnettarım. Bunu, dünya çapında yasaklamaya çalışmamızın önemli bir çalışma olduğunu söyledi."

Maurel, taşıyıcı anneliğin 2022'de 14 milyar dolar olan pazarının, 2032'de 130 milyar dolara çıkmasının beklendiğini ifade ederek, "Bu kadın ve çocuk pazarını sonlandırmalıyız. O (Papa) da bu konuda hemfikir." dedi.

"Kadınların yoksulluktan kurtulmasına yardım etmeye çalışmıyoruz"

Bazı kadınların bunu ekonomik gerekçelerle tercih ettiğine dair yorumların olduğu da hatırlatılan Maurel, şunları kaydetti:

"Bazı kadınların hayatta kalabilmek için taşıyıcı anneliğe ihtiyaç duyduğunu anlıyorum. Onları duyabiliyorum. Bunu önlemek için hiçbir şey yapmıyoruz, kadınların yoksulluktan kurtulmasına yardım etmeye çalışmıyoruz. Toplum olarak buna karşı hareket etmeye başlamalıyız, yani bu kadınlara güzel işler vermeli, onları eğitmeli ve yardım etmeye çalışmalıyız. Bu durumlardan kurtulmalarına yardımcı olmak için toplum olarak böyle bir işimiz var. Onları yargılamıyorum. Yani gerçek annem, bir taşıyıcı anneydi, onu suçlamıyorum. O sadece mecbur kaldığı bir sistemi kullandı. Suçladığım, buna karşı yasal işlem yapmayan devletlerdir. Bu nedenle taşıyıcı anneliği yasaklamaya başlamalıyız ama aynı zamanda bu kadınların yoksulluktan kurtulmasına da yardım etmeliyiz. Bu yüzden her kadını seviyorum, bu yüzden sadece onlar için umut edeceğim ve onları daha iyi bir geleceğin beklediğini umuyorum."