“Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.” (Âl-i İmran suresi 159) Âli emrin nihayeti ile tefekkürümüzün zemini oluşur. “İş hakkında onlara danış” emri, bizim alacağımız kararların mahiyeti, selâmeti ve tesirinin ehemmiyeti konusunu işler. Buradan çıkan sonuç, Kuran’ın insicamında uygun karar, sonuçları ne olursa olsun şûradan çıkar.   

İstişare kelimesi, etimolojik olarak incelendiğinde birden fazla manayı içerdiği görülür. Bu farklı manaların bir kısmında birbirine çağrışım yaptıran, analojik, anlamsal benzerlikleri bulunur. İstişarenin bir anlamı “bir şeyi bulunduğu yerden almak, açığa çıkarmak”, bir başka anlamı Arı kovanından bal çıkarmak, bal sağmak, bal elde etmektir.” (Ehli İstişare, s.13)

“ İstişarenin Istılah manası ise ‘belli bir iş veya mevzu hakkında en uygun kararı almak, en uygun kararı vermek, en isabetli hükmü vermek ve en doğruya ulaşmak için ehil kişilerin bilgi ve görüşlerine başvurmak, itimat edilen kişilerin fikirlerini sormak, tecrübeli kişilerin işaret ve görüşlerini almaktır.” (Ehli İştişare s. 14) 

Arının şifalı bal özünü oluştururken her çiçekten bir parça alması gibi kişi de en isabetli ve istifadeli karar için ehil, bilgili, yetkili, kemâlat sahibi kişilerin görüş ve tavsiyelerini toplar. Ve bu fikirler, tavsiyeler kararın değerlendirme aşamasını genişletir, derinleştirir. Alelade bir zaman ve zeminden İslam’a uygun ve mümine fayda getiren bir sonuç çıkması beklenemez. Mümin için uygun karar İslami değerlendirme ölçütlerinden geçebilmiş karardır. Bu değerlendirme içinde İstişarenin zaman ve zemin uyumu içerisinde olması gerekir. Dinimizin bu denli önem verdiği istişare olgusunu hayatımıza yansıtırken, tatbik ederken dikkat etmeliyiz. Tüm ibadetlerde olduğu gibi istişarede de usûl ve erkânı olduğu dikkatten kaçmamalı. Usulünden aykırı olan istişareden istenilen istifade sağlanamaz.

İslam’a uygun meşveret(şura) meclisini oluşturan mümin istikamet ve salahiyet ile hayra giden kapıları açmış demektir. Bu meclis istişarenin zeminidir. Bu mecliste en başta ilahi rızaya talep vardır. İlahi rıza istenir, beklenir ve buna gayret edilir. Herkes edep üzeredir, çünkü kararın nihayeti Rabbül alemine aittir. Mümin kararın neticesine çok boyutlu bakar. Arzu edilen dünyevi faydadan çok uhrevi faydadır. 

Mümin için istişare kuvvet kaynağıdır. “Çünkü tek bir aklın yanılması her zaman muhtemeldir. Fakat birkaç kişinin bir araya gelip istişare etmesi ve bir fikir üzerinde ittifakta bulunması yanlış ihtimalini oldukça azaltır. s.36 Her insan farklı istidatlarda ve farklı tecrübelerde yaratılmıştır. Bu farklılık işlerde birlikteliğin ne kadar gerekli olduğunu gösterir. Yüce Allah mümini mümine destekçi, yardımcı kılar. Hayırda yarışan ve yardımlaşan müminleri en doğruya, sıratı müstakime ulaştırır.

"İstişare, kişisel sorunlar başta olmak üzere bütün problemlere sağlıklı çözüm üretebilmek için önemli bir karar alma şeklidir." s.15 "İş hususunda onlarla istişare et!" (Âl-i İmran 3/159) ayeti kerimesinde geçen 'İş' ifadesi geniş bir kapsamı anlamlandırmaktadır. İstişareye mevzu olan konunun birçok alanda olması düşünülebilir. İstişarenin zemini tüm konular ve ehil kimselerdir. Ayrıca istişarenin zemini ilimdir. Hem zahiri hem batını kuşatan ilimler istişarenin zeminidir. Ele alınacak konu ilim ve tecrübenin içinden çıkacak değerlendirmelerle birlikte İstişarenin zeminini teşkil eder.

İstişarenin gelişeceği zemin kadar zaman da çok mühimdir. Kişi karar aşamasının neresinde istişare edecektir. İstişarede zaman boyutu görüşün gelişimi açısından çok önemlidir.  Bir konunun hangi aşamada danışılması, görüşülmesi ve fikir toplanması uygun olacaktır. Bu da istişarenin zaman tercihinin gündeme alınmasını gerektirir. 

Her durumun her an istişare ediliyor olması konuyu ve istişarenin muhatabını daraltır. En başta istişare bir iletişim süreci olduğundan iletişim bağlarında bir zayıflama meydana getirir. İletişimin tüm unsurları arasındaki bağların ve ortamın uygun zaman ile desteklendiğinde daha verimli bir sonuca ulaşılacağı muhakkaktır.

İstişare en doğruya ulaştıran süreçtir. Bu sürecin zaman olarak son aşaması yani karar aşamasıdır. Karara varılan bir sürecin sonunda tekrar konuşulması gerekmez. İstişarede zaman olgusunun sınırı budur. “Karar verdikten sonra da artık Allah'a tevekkül et. Kuşkusuz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.” Ali İmran suresi 159. Ayet Allah’ın takdirinin beklendiği zamanda kul için tevekkül uygun görülmüştür. 

Tevfik ve İnayetle

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.