Gazze’nin yüzölçümü 363 Km2’dir, her kilometreye binlerce 1 tonluk bomba atılsa ne kadar bomba gerekir? Bunun hesabını yapalım. Gazze’nin metrekare cinsinden alanı 363.000.000 m2 ‘dir. 1 tonluk uçak bombası dairesel olarak 25 metre yarıçapında veya 50x50 m2 karesel olarak alanı tahrip eder. Dairesel tahripte 2=25x25x3,14= 1962 veya karesel olarak 50x50=2500 m2 alanı tahrip eder. 363 Km2= 363.000.000 metre karedir. Bu mermilerden kaç tane atılırsa Gazze’nin bütün yüzeyini kaplar? 363.000.000/bir merminin kabaca tahrip alanını 2000 m2 sayarsak = 181.500 tane bomba gerekir. Bu bombaları 100 uçaklık bir filo her gün 10 sorti yaparak atarsa 181.500/10x100= 181 gün eder. Zaten neredeyse savaş başlayalı 240 gün oldu. Bu durumda Gazze’de bomba atılmadık yer kalmadı. ABD, MK-84 bombası denilen bu bombadan başlangıçta 14 bin ton hediye etmiştir. Amerikan vergi mükelleflerinin cebinden İsrail’e devamlı silah ve mühimmat gönderiyor.  Amerika’da 50 milyon halk sokaklarda yatıyor, açlık sınırının altında, her hangi bir sağlık ve sosyal güvence olmadan yaşıyor. İşin ilginç tarafı Amerika’da bu silahları yapan firmalar Yahudi şirketleri, kendi asıl devletlerine bağış yapmıyorlar, silah parasını ödeyen Amerikan halkı… Bir taraftan Amerikan halkı sağmal öküz gibi sağılıyor, diğer taraftan alçakça saldırıları meşrulaştırmak için Amerika’nın bütün gücü istismar ediliyor, Amerika her türlü kalleşliğin, ikiyüzlülüğün, sömürünün merkezi gibi tanıtılıyor.

Diğer taraftan Ortadoğu’daki savaşların ABD’ye ve insanlığa hiçbir faydası yok! Akla yatkın hiçbir stratejik gerekçesi yok. Gazze’yi yıkma kararının bütün gerekçeleri manyakça: Tanrıyı kıyamete zorlamak gibi bir takım masallar, mantıksız hurafeler, Ortadoğu İsrail’in olacak gibi stratejik mantıktan yoksun gayeler uğrunda on binlerce insan katlediliyor. Aslı astarı olmayan fasarya hurafeler uğruna insanların hayatı ile oynanıyor. Dünya nüfusu köleleştirilerek 500 milyona inecek hepsi Yahudi’nin olacak gibi bir takım saçma zırva hedeflerin peşinde koştukları görülmektedir. Bu işin kurbanı ise Gazze ve Gazze Halkı’dır. Batı dünyası Gazze’den başlayarak kan emiciliği harekete geçirmiş bulunuyor. Bütün bunların batıya üstünlük sağlayacak hiçbir stratejik amacı yok…

Bu savaşta kullanılan yöntemler, silahsız sivil halka karşı uygulanan acımasız şiddet, aç/susuz/uykusuz/ilaçsız bırakmak dahil her yol denenmektedir. Savaş hukukuna göre vurulmaması gereken hastaneler, okullar, sivil kamplar ve ibadethaneler vurulmuştur. BM’in temsilcileri, bölgede görev yapan gazetecilerin neredeyse tamamı vurulmuştur. İsrail’in elinden gelse 2,5 milyon Gazze’linin tamamını bir kaşık suda boğacak, atom bombası atarak topyekûn imha edecek. Aslında Gazze’nin insan zayiatı 200 bin civarındadır. Zaten bunu, bir Amerikalı yetkili geçtiğimiz günlerde itiraf etti. Çünkü enkaz kaldırılmamıştır, enkaz altındaki cesetler çıkartılmamıştır. Binlerce Gazze’li sakat kalmıştır. Bundan sonraki hayatını başka birinin desteği olmadan devam ettiremeyecektir. Yerleşim bölgeleri tamamen tahrip edilmiştir. Bomba düşmemiş tek metre kare yer kalmamıştır. Bu derece vahşet, cinayet tarihinde, kan içicilik tarihinde, hayvani vahşet tarihinde, hunharlık tarihinde aklınıza gelecek en aşağılık tarihte bile görülmemiştir. Bu cinayetler Yahudi ruhunun acımasızlığını, insanlıktan nasipsizliğini göstermesi bakımından ibret vericidir. İslam dünyasının merkezinde bütün Müslümanların gözünün önünde kundaktaki bebeklerin hedef alınması size sinek kadar önem vermiyoruz manasına da gelmektedir. Bir yönü ile bu cinayetler, akıl almaz zulümler, işkenceler insanın kanına dokunmaktadır. Hiçbir şey yapamamanın ezikliği yaşanmaktadır. Bu cinayetlerin her sene tekrar etmemesi için bir yol bulunması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu cinayetlerin tetiklediği önemli bir şey vardır: O da kin birikmesidir. İnsan hafızasında silinmesi mümkün olmayan derin izler bırakmasıdır. Ocak-Şubat ayında yağan yağmurlarda çadır içinde kalıp çamura batmış insanların perişan hali hafızalardan silinmeyecektir. İsrail’in bu tür insanlık dışı işleri mukavemeti tetikleyerek kontrolü önlenemez öfke doğurmaktadır. Bu öfke dalga dalga bütün insanlığa yayılmaktadır. Yahudi karakterinin azgınlığı, öteki algısındaki (goyim=gavur=insan görünümlü hayvan olarak tanımlayarak) sapıklık bütün insanlığı kendine düşman yapmaktadır. Bu sebeple bütün dünyada Yahudi aleyhtarlığı yükselişe geçmiştir. Bu yükseliş bu nefret artarak devam edecektir. Hakikaten Yahudi aklının nasıl çalıştığına akıl erdiremezsiniz. Bunun böyle olduğunu Türkiye’de normal şartlarda yaşayan Yahudilerde de görüyorsunuz. Bir manken midir nedir bilmediğimiz bir hanım zat çıkıp şunu söyleyebiliyor: Gazzeli kadınların çocuklarını bomba atılacak yere bıraktıkları sonra onların parçalanmış cesetlerinin resmini çektiklerine dair mealde bir laf: 

"Kendi yavrusunu, bombanın atılacağı megafonla ile üç saat önceden duyurulan ve bas bas çağrılan yere götürüp bombanın atılacağı yere oturtup köşeye geçip videosunu çekebilecek içerikte olan herkesin yok olmasını diliyorum. Yavrusunu korumayan yem eden hiçbir kimse yaşamı hak etmiyor."

Bir anne böyle bir şey yapabilir mi, böyle bir şey söyleyebilir mi? İşte Yahudi aklı bu! İşte Yahudi aklı böyle bir şey! Burnunun ucunu görmez, sonunun ne olacağını tayin edemez! İşte bu çerçevede İsrail Gazze Savaşını kazanabilir mi sorusunun cevabını arayalım.