HARP PRENSİPLERİ ANALİZİ

Bundan önceki yazımızda şunu ortaya koymuştuk İsrail, Filistin ve bölge ülkeleriyle girdiği çatışmalarda harbin en önemli prensiplerinden biri olan hedef prensibini ihlal etmektedir. Düşman topyekûn imha oluncaya kadar savaşmaya devam etmek, rakibi tükenmeye zorlamak hedef prensibi değildir. Bunun böyle olmadığını Gazze’de görüyorsunuz. Halk açlık pahasına, ölüm pahasına direnmeye devam ediyor. Şayet, İsrail, Gazze’de halkı kazanmış olsaydı, bu geçtiğimiz 10 ayda Hamas tecrit olurdu, sudan çıkmış balığa dönerdi, halk ölümüne direnme azmini göstermezdi. Demek ki İsrail’in hedef prensibi yanlıştır, galibiyet yaratamıyor, direniş yaratıyor. Kesin zafer kazandırmıyor. Satranç bilenler bilir: Satrançta hedef taş kazanmak değil şahı mat etmektir. Acemi satranççı, galibiyeti taş toplamak sanır, bütün piyonları yutmayı hedef alır, ver ha taş toplamaya odaklanır ve şah mat olur. İsrail’in yaptığı budur.

Harbin ikinci prensibi baskındır. İsrail’in bunu da yapamadığını görüyorsunuz. Her gün her dakika saldırırsanız, baskın yapamazsınız. Rakibiniz her zaman tetikte olur, gardını korur dolayısıyla baskın yapayım derken baskına uğrarsınız. Mesela bu günlerde barış görüşmeleri yapılıyor; Ankara ise ABD'ye bazı sorular yöneltti. Buna göre ABD'li yetkililere ateşkes sonrası için; "İsrail’in katliama geri başlamayacağı, yeniden saldırmayacağı garantisini kim verecek?" sorusu soruldu. Yani İsrail’in galibiyet elde edeyim, sonra yaraları sarayım adam gibi oturayım diye bir hedefi yoktur! Harbi kazandıktan sonra insanlarla iyi geçineyim diye bir amacı yok! Bu da savaşan tarafa mutlak galibiyet getirmez. “Öfkeyle kalkan zararla oturur misali İsrail’i yorar halkı yorar-bıktırır kendi ülkesini bile yönetemez hale gelir”

Üçüncü en önemli nokta ise İsrail, güvenlik bakımından ABD’ye mutlak surette bağlıdır, onun desteği olmadan hiçbir savaşı uzun vadede sürdüremez ele geçirdiği toprakları elde tutamaz. Lojistik harekâtı idame ettiremez, kısa zamanda tükenir. Bu durum insiyatif, emir komuta birliği, manevra yeteneğini büyük ölçüde engeller. Mesela bu Gazze harekâtında bile direniş dış yardım alabilseydi, hava savunması ve etkili tanksavar silahlarına sahip olsa idi, İsrail bu savaşı 2 ay bile sürdüremezdi. Kaldı ki, Doğu Akdeniz’de ABD, İsrail’i 6. Filo ile destekleyerek, sürekli mühimmat ve ikmal malzemesi göndererek himaye etmiştir. Bölge ülkelerinin Gazze’ye yardım etmesini önlemiştir. İsrail, Amerikan desteği olmadan savaşamaz! Bölgede varlığını sürdüremez.

Biden’in 3 aşamalı barış planı ortaya konduktan sonra şu nokta ortaya çıktı. İsrail Gazze’yi bombalıyor, sınırsız insan zayiatına sebep oluyor ama sahaya hâkim olamıyor, ele geçirdiği yerleri elde tutamıyor, baskın yiyor, çok zayiat veriyor. Yani hava hâkimiyeti, istihbarat üstünlüğü ezici ateş gücü bir anda sıfır oluyor. Bunu bir misalle şöyle ifade edebiliriz. Kuş havada iken her tarafa hâkimdir, her şey pençesinin altındadır. Yere indiğinde kaçacak zamanı yoksa kediye yem olur. İsrail’in durumu budur, sahaya hâkim değildir. Hâkim olması da mümkün değildir. Zaten 2006’ya kadar Gazze’de Yahudi yerleşim birimleri vardı. Gazze İsrail’in kontrolünde bir şehir olarak yaşıyordu. Ariel Şaron direnişin kontrol altına alınmasının imkânsız olduğunu gördü, yerleşim birimlerini yıktı ve geri çekildi. ABD’deki para baronları (Siyonistler) İsrail’in Arz-ı Mevud’a odaklanmasını, milli gücünün üstünde işlere girmesine zorlamaktadır. Netanyahu hırslı bir siyasetçidir, imkânsızı başaracağını sanmaktadır. Bu mantıkla zafer kazanması imkânsızdır. Halk adeta hipnotize edilmiş Arz-ı Mevud hedefi mutlaka gerçekleşmesi gereken bir hüküm gibi kabul edilmiştir. ABD, geçtiğimiz 10 yıldan beri İsrail uğruna yanlıştan yanlışa sürüklenmektedir. Nitekim elverişsiz şartlardaki barış antlaşmasına Hamas yanaşmayınca daha düne kadar Türkiye’yi ortak olduğu projelerden çıkartan, F-35 vermeyen, F 16’ları modernize etmeyi ret eden ABD’nin aklına birden bire Türkiye’nin ne büyük müttefik olduğu fikri geldi(!)?

ABD Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, Türkiye-ABD ilişkilerine dair açıklamalarda bulundu, "ABD, ateşkes görüşmelerinde Türkiye'den Hamas liderlerine bazı mesajlar iletilsin istendi" diye konuştu.

ABD Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, Türkiye-ABD ilişkilerine dair açıklamalarda bulundu. Türkiye ile stratejik ortaklığın her zamankinden daha güçlü olduğunu vurgulayan Flake, "NATO'nun genı̇şlemesı̇ ve F-16 satış anlaşmasının ardından Türkı̇ye, batıya demı̇r attı. ABD-Türkiye stratejik bağları, hiç bu kadar güçlü olmamıştı" diye konuştu.

Flake, "ABD, İsrail ile ateşkes görüşmelerinde Türkiye'den Hamas liderliğine bazı mesajlar iletilmesini istedi" diye konuştu. (Çocuk kandırıyorlar)

Hamas cephesinde ise durum başka!

İsrail’in aylardır her yerde aradığı Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinwar, Katarlı ve Mısırlı yetkililerle bir anlaşmaya varmak isteyen Hamas yetkililerine yakın zamanda gönderdiği bir mesajda, "İsrailliler tam istediğimiz yerde" dedi.

ABD'li Wall Street Journal Gazetesinin iddiasına göre, Sinwar mesajında İsrail'in savaştan kaybedecek çok daha fazla şeyi olduğunu vurguladı ve Cezayir Savaşı'ndaki sivil kayıpları örnek göstererek, can kayıplarının “gerekli fedakârlıklar” olduğunu söyledi.

WSJ'nin ateşkes anlaşmasından memnun olmadığını öne sürdüğü Sinwar, Hamas yetkililerine gönderdiği mesajda, "Savaşı kaybetmediğimiz müddetçe, bu tür temaslar derhal sonlandırılmalıdır. Savaşa aylarca devam edebilme kapasitemiz var." dedi.

Bu durum neyi gösteriyor. İsrail karada sahaya hâkim değil! İsrail askeri korkak! Göğüs göğüs muharebeyi göze alamıyor. Zapt ettiği sahayı elde tutamıyor. Yani İsrail tekrar başa döndü. Ariel Şaron’un yaptığını yapacak, kuyruğunu kısacak ve çekilecek!

Şimdi şu soru sorulacaktır! Peki, bu durumda İsrail yenilmiş oluyor mu? Hayır, bu çekiliş yenilgi değildir. Arkasında ABD olduğu müddetçe İsrail bölgede üstünlüğünü sürdürmeye devam edecektir. Bu çekiliş vahşetten dönüş, rasyonel düşünüş, akla dönüş olarak yorumlanacaktır. 

İsrail, hak ve hedef prensiplerinde revizyona giderse bu mantıksız kafadan vaz geçerse İsrail silahsız ve savaşsız da bu bölgede var olmaya devam edebilecektir. Hedeflerini silah zoru ile ve teolojik hurafelerle yapacağına dair inanç devam ederse İsrail 10 yıl bile yaşamayacaktır.

İSRAİL’İN FİLİSTİN TOPRAKLARINDA UYGULADIĞI ŞİDDET SAVAŞ DEĞİL TOPYEKÛN İMHA POLİTİKASIDIR

Bu yazıyı yazarken bir bilgiye rastladım TRT Haber’in bildirdiği bir olay: http://goo.gl/7O4GiM haberin devamında şöyle yazıyor: İsrail'in yargılama tiyatrosunda karar... İsrail 4 çocuğun ölümünde kendini akladı! Bu haber 2015 yılına ait. Resimde böyle:  

Bu çocuklar sahilde ne yapıyordu? Yaşları 7-8 civarında olan bu çocuklar sahilde kumla oynuyordu ya da top oynuyordu.  Uçak gönderiyorsun, üsse dönerken eli boş dönmemek için çocukların üzerine bomba atıyorsun ve bunu kahramanlık sanıyorsun. Sonra bunu yapanları sözde yargılıyorsun ortada suçlu yoktur kararı alıyorsun! Bunu en ilkel kabilelerde, en ilkel devlet yargısında bile göremezsiniz!

Amerika’da bir aktris çıkıyor şunu söylüyor: Müslümanlar ve Araplar terörist değiller. Dünya asıl İsrail'e karşı birleşmeli. - Angelina Jolie

İnsanlar meselenin künhünü anlayınca işin rengi değişiyor. 

Türkiye’de İsrail yanlısı zümre medyası ve onun güdümündeki akademik çevreler Gazze yıkıldı, bitti, insansızlaştırılıyor, İsrail orayı parselleyecek villa yapacak dünyanın zenginlerine satacak gibi haberler paylaştı. Oraya büyük bir liman kuruluyor, Gazze yenidünya düzeninin kilit şehri gibi başlıklar atıldı. 

Dezenformasyonlara inat Kassam Tugayları destan yazıyor. HAMAS kale gibi dimdik ayakta.. İsrail çözülüyor, dağılıyor, yıkılıyor, bitiyor. Seküler materyalist kafa şunu anlayamıyor: İsrail ve Siyonist Haçlı Batı Gazze'de Allah ile savaşıyor. Allah’a iftira atan bir hezeyanın peşinde koşuyor.

ABD'nin gündeme getirdiği yeni teklifte öncekilerden farklı olarak İsrail'in ateşkesi 'çoktan' kabul ettiği daha açık bir ifadeyle yer alırken, asıl sürpriz Gazze'nin çevresine bir tampon bölge kurulmasına karşı çıkan bir ifadenin bulunmaması. İsrail'in aylardır ısrarcı olduğu tampon bölgeden geri adım atması üzerine, Washington'ın söz konusu maddeye taslakta yer vermediği görülüyor.

Mevcut teklifte Gazze topraklarını ya da nüfusunu değiştirecek her türlü teşebbüsü reddeden bir madde var. Gazze Şeridi'ni yöneten Hamas'tan, Joe Biden'ın ilan ettiği üç aşamalı ateşkes planını kabul etmesini isteyen taslakta, derhal ve tam bir ateşkes ifadesi göze çarpıyor. 

Hamas liderlerinden Sami Ebu Zahri, İsrail Savaş Kabinesi'ndeki istifaların ardından değerlendirmede bulundu. "Gantz ve Eisenkot içinde oldukları tekne batmadan doğru zamanda atlamak istediler" dedi. Lapid , “Gazze'ye saldırıları sonlandırsa bile esir takası anlaşmasını destekliyorum." ifadesini kullandı.  Lapid, yalnızca askeri baskının İsrailli esirleri Gazze'den geri getireceğini iddia eden sağcı unsurların görüşlerini paylaşmadığını belirtti. Lapid, "Yalan söylüyorlar çünkü müzakereleri yürütme biçimleri bu değil. Gazze'de askeri yönetim istiyorlar, yerleşimcilerin Gazze'ye dönmesini istiyorlar ve onları kaçıranları umursamıyorlar."

İsrail askeri çevreleri hayal peşinde koşarken barış teklifinin yapıldığı gün; Kassam Tugayları, Gazze'nin Refah kentinde düzenlemiş oldukları operasyonla 6 kişilik Siyonist bir birliği pusuya düşürdü, tümü öldü. İşte bu.. İsrail bir yanda askerleri her gün böyle kayıplar verirken diğer yanda askerlikten kaçanlarla ordusu çözülüyor. Askeri komuta kademesinde ve istihbarat unsurlarında tartışmalar, dağılmalar olduğuna dair art arda medyasında haberler yer alıyor. Bu acziyet, çaresizlik ve toplumsal bunalım içinde umudunu HAMAS'la ateşkes anlaşmasına bağlamış durumda. ABD Büyükelçisi Türkiye’nin ne büyük müttefik olduğunu yeniden keşfediyor. Şu Hamas’a dur deyin diyor. Gerçek şu ki; İsrail savaşsa da HAMAS'la ateşkes anlaşması yapsa da bu savaşı kazanamaz, hiç kimseyi haklı olduğuna inandıramaz. 

İsrail devlet medyası Kan'a göre, Tel Aviv yönetimi İsrailli esirlerin teslim edilmesinin ardından savaşın bitmesini kabul etti. Kan'ın haberine göre Biden'ın teklifi İsrail Askeri Konseyi'nde oybirliğiyle kabul edildi. Ateşkes teklifinin Netanyahu hükümeti tarafından kabul edildiğine ilişkin Gantz'tan açıklama geldi. Gantz, "Biden'ın ateşkes teklifi, Savaş Kabinesi’nde oy birliğiyle kabul edildi" dedi.

Netanyahu çıktı şunu söyledi: “Savaş hedeflerimizden vazgeçmeyeceğiz. Hamas’ı ortadan kaldırıp kaçırılanları geri getireceğiz.” "Esirlerin salıverilmesi için savaşa 42 gün ara verebiliriz, ama savaşı durduramayız" dedi.

İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad’ın eski direktörü Danny Yatom, ülkesinin Hamas'ı askeri olarak mağlup edemeyeceğini belirtti.

Netanyahu’nun bu ifadeleri karşısında ABD Dışişleri Bakanı Blinken: “Hamas’ı ABD ve İsrail’den ayıran şey, uluslararası hukuka ve savaş yasalarına saygıdır. Hamas bunu yapmıyor.” Dedi.

Hamas’ın talepleri arasında kalıcı ateşkes için güncellenmiş bir zaman çizelgesi ve İsrail askerlerinin Refah ve Mısır- Gazze sınırı boyunca uzanan Philadelphia Koridoru da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'nden çekilmesinin yer aldığı, Hamas’ın rehinelerin serbest bırakılmasını da kapsayan ateşkes anlaşmasında Çin, Rusya ve Türkiye'nin garantör olmasını talep ettiği söylendi.

Hamas, güvenilmez bir düşman karşısında bunu istemekte haksız mı?

HAMAS YETKİLİLERİ; Taleplerimiz arasında Gazze'nin yeniden inşası, sınır geçişlerinin açılması da dahil olmak üzere ablukanın kaldırılması, insanların hareketine izin verilmesi ve ürünlerin kısıtlama olmaksızın girişinin sağlanması yer alıyor" şeklinde konuştu.

Ateşkes planında üç aşama öngörülüyor.

⦁    İlkinde rehine ve mahkûm takası ile kısa süreli ateşkes uygulanması planlanıyor.
⦁    İkinci aşamada kalıcı olarak düşmanlıkların sona erdirilmesi ve İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesi var.
⦁    Üçüncü aşamada ise savaş boyunca neredeyse tamamen yok olan Gazze’nin yeniden inşası yer alıyor.

İsrail Arz-ı Mevut planı ile Ortadoğu’nun altını üstüne getirmeyi Türkiye dahil bütün ülkeleri hedef alıyor. İslam dünyasının ciğerini parçalıyor. Bu devlet adlı eşkıya gücü ile barış içinde bir arada yaşayamazsınız.