Ara transfer döneminin start aldığı şu sıralarda Fenerbahçe’nin Mesut Özil’i transfer etmesinden ziyade, geliş biçimi ve bu transferle ilgili yapılan garip açıklamalar gündemi meşgul ediyor.

Ne yalan söyleyeyim, gelişi sırasında bazı televizyon kanallarının yaptığı yayınlarda amacın aşıldığını, olayın aya ilk inen astronotlardan dahi sansasyonel bir noktaya çekildiğini kabul ediyorum.

Doğru, Mesut dünya futbolunun çok önemli yıldızlarından bir tanesi. Tabi ki onu bir Türk takımında oynarken izlemenin vereceği keyif de bambaşka olacak. Dünyada her sektörün olduğu gibi, futbolun da ekonomik anlamda adeta kırıldığı şu ortamda Mesut Özil gibi bir süper starın ülkemizde futbol oynayacak olması, bu spora gönül veren herkesi mutlu etmesi gerekir diye düşünüyorum.

Bugüne kadar bu ülkeye Roberto Carlos, Hagi, Anelka, Guti, Alex, Schneider gibi dünya futbolunun parlayan yıldızları gelmedi mi? Mesut Özil de onlardan biri. Dediğim gibi, gelişi sırasında yapılan bazı TV programlarının abartıdan ibaret olduğu belirtiyor, bu konudaki yorumlara ben de katılıyorum.

Ancak birilerinin çıkıp Mesut Özil’i, dolaylı cümlelerle değersizleştirme çabası içine girmesini de hiçbir şekilde anlayamıyorum.

Üstelik bu kişinin de bir futbolcu olması, beni daha da şaşırtıyor gerçekten.

Anlayacağınız üzere, futbol tarihimizde dört büyük takımda forma giymiş olan Sergen Yalçın’dan sonra, bu onuru yaşayan ikinci isim olan Burak Yılmaz’dan söz ediyorum tabi ki.

Kendisine Mesut Özil’le ilgili soru soran gazetecilere,  "Mesut Özil'e başarılar diliyorum. Ancak bana, benimle birlikte A Milli Takım forması altında savaşmış, mücadele etmiş arkadaşlarımla ilgili sorularınız varsa onları cevaplamak isterim" demiş.

Bu nasıl bir cevap, nasıl bir kafa hali, nasıl bir hazım problemi anlamak imkansız. Yanıta bakarsanız, Mesut Özil’in Alman Milli Takımını seçmesine tepkili, milli duyguları tavan yapmış bir futbolcu çıkarımında bulunursunuz değil mi?

Peki 2016 yılında Fatih Terim’in Milli takım teknik direktörlüğü döneminde, Burak Yılmaz’la ilgili Fatih hocanın isyanını herkes biliyor değil mi? Prim konusunu milli formanın önüne geçiren Burak Yılmaz’ın Terim tarafından nasıl aforoz edildiğini bilmeyen var mı?

Yani bu tam bir perhiz ve lahana turşusu durumu anlayacağınız.

Ben hiçbir meslektaşından, o dönemde, “Para hiçbir zaman milli formanın önüne geçmemeli” diyerek Burak Yılmaz’a gönderme yaptığını görmedim.

Bugün yarın, Mesut Özil bir yerlerde, “Bana gâvur diyen Müslüman olsa bari” derse, sizi bilmem ancak ben hiç mi hiç şaşırmam inanın.

Hoşçakalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.