İşte Oruç Reis’in mezarı!

Av. Ali Öztürkmen’in yazısı için tıklayınız…

15 Temmuz 2021 Perşembe 10:12
292 Okunma
İşte Oruç Reis’in mezarı!

CEZAYİR’DEKİ TÜRKLER/TÜRKMENLER 

İŞTE ORUÇ REİS’İN MEZARI!

Av. Araştırmacı Yazar ALİ ÖZTÜRKMEN

Cezayir’deki Türkler veya Türkmenler, Cezayir uyruklu Türk kökenli azınlıktır. Cezayir’de, Osmanlı öncesinde, Kuzey Afrika’nın yerli halkı olan Emezigler ile İslamiyet’in yayılmasıyla birlikte gelen Araplar çoğunluktaydı.  Osmanlı döneminde aileleriyle birlikte gelen Türk asker ve yöneticileri aileleri, siyasi ve ekonomik hayata egemen oldular. Bunun sonucunda Cezayir’deki demografik yapı giderek değişime uğradı. 

Osmanlı fetihleri sonucunda Haçlılardan kurtarılan Kuzey Afrika’ya Anadolu’dan Türklerin göçü başladı ve zamanla Cezayir’de bir Türk topluluğu oluşmaya başladı. Bu Türkler, Cezayir’e Türk adet, gelenek, kültür, giyim ve yemeklerini taşıdılar ve ekonomik, sosyal ve kültürel hayata katkı sağladılar. Anadolu’dan Cezayir’e göçenler arasından Türkçe yazan nice edebiyatçı ve şair çıktı. Bunlar sayesinde, bugün gündelik yaşamda hala kullanılan Türkçe sözcükler girdi. Bu topluluğa kimi zaman Kuloğlu adı verildi. Kuloğlu genellikle annesi yerli, babası Türk (Osmanlı) olanlara veriliyordu. 

Osmanlı’nın Kaptan-ı Derya’sı Barbaros Hayrettin Paşa, Cezayir’inin kurucusu sayılır. Osmanlı Cezayir’inin kuruluşu, 16. Yüzyıl’ın başlarında kuzey Afrika’daki Osmanlı Beylerbeyliği’nin kuruluşuyla doğrudan ilişkilidir.  

BAŞKENT CEZAYİR’DE BULUNAN KEÇİ OVASI CAMİİ 

Osmanlı İmparatorluğu’nun giderek güçlendiği dönemde, Kuzey Afrika’daki İslam ülkeleri parçalanmakla karşı karşıyaydı. Bu durumdan kaygıya kapılan Cezayirliler, fırsat buldukça saldırıp kentlerini yağmalayan İspanya korsanlarının istilasına uğramaktan korkuyorlardı.  Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nden yardım istediler (1515). Bunun üzerine, Akdeniz’deki Haçlı korsanlara karşı koymak için, Osmanlı Deniz Kuvvetleri bölgeye Osmanlı korsanlarını gönderdi. Bölgeye gönderilen deniz gücünün başında Oruç Reis ile kardeşi Barbaros Hayrettin vardı. 

O dönemde kuzey Afrika sahilleri Haçlı korsanlarının egemenliğindeydi. Ancak Osmanlı deniz güçleri bu korsanlara karşı kahramanlık destanları yazıyorlardı. İspanya korsanlarıyla Tlimsan bölgesindeki çatışmalarda kahraman Oruç Reis ve kardeşi İshak 1518 yılında şehit düştüler. 44 yaşında şehit olan Oruç Reis’in kellesi bal dolusu bir kap içinde İspanya kralına gönderildi, naşı ise şehit düştüğü vadi Malih Dere kenarına gömüldü. Bugün, o bölgedeki bir mezar, yöre halkı tarafında Oruç Reis’in mezarı olarak kabul edilmektedir.  

Oruç Reis’in, başkent Cezayir’in Kasaba bölgesindeki Sidi Abdurrahman camiinde defnedildiğine ilişkin bir söylenti de vardır, ama  Sidi Abdurrahman Mescidi’nde de yapmış olduğum araştırmada bu böyle bir mezarın olmadığını tespit ettim. 

Oruç Reis, Jicil kuşatmasında sol kolunu kaybettiği için, savaşlarda yalnızca sağ kolunu kullanabiliyordu. Cezayir’in Burc Bu Ariric kentinin adı Oruç Reis’in adından alınmıştır. Bu vilayette Osmanlılar hüküm sürmüş ve çevredeki bölgeleri katarak topraklarını genişletmişlerdir. 

Sultan Birinci Selim döneminde (1512 – 1520) Cezayir Beylerbeyliği’ne Hayrettin Paşa getirildi. O sırada Sultan I. Selim Osmanlı’nın Kuzey Afrika’da yeni kurulan ve başkenti Cezayir olan bu vilayetine 2000 yeniçeri askeri ve 4000 gönüllü asker gönderdi. Cezayir’e özellikle Anadolu’dan gelen Türkler kendilerine ‘yoldaş’ adı veriyorlardı. Yerli anneden doğan Türklere ve Osmanlı ordusunda çalışanlara ‘ kuloğlu’ adı veriliyordu. Bu Türkler Cezayir’de özellikle ekonomik olarak büyük güce ve örgütsel tecrübeye sahiplerdi. Öyle ki Emir Abdulkadir onları kendisine rakip bir güç olarak görüyordu. Bu yüzden onlar zulme uğratıldı ve ülkenin batısına sürgün edildiler. 

CEZAYİR’DEKİ TÜRK NÜFUSU:    

  

Fransa kaynaklarına göre Cezayir Türklerinin sayısı yaklaşık 2 milyondur. Sabri Hamzetli’nin 1953 yılında verdiği bilgiye göre, Türk asıllılar Cezayir nüfusunun %25’ini oluşturuyorlardı. Oxford Üniversitesi’nin 2008 tarihli raporuna göre ise, Türk kökenliler Cezayir toplam nüfusunun ancak  %5’ini oluşturuyorlardı. 2006 yılında Cezayir’in nüfusu 34,8 milyon kişiydi, buna göre Türk asıllıların sayısı yaklaşık 1.740.000 oluyordu. 2007 yılında Zaman gazetesinde yayınlanan bir makaleye göre Türkler 33,3 milyon olan Cezayir nüfusunun %10’unu oluşturmakta, yani sayıları 3.300.000 kişiyi bulmaktaydı. Cezayir Milli İstatistik Bürosunun 2012 yılı verilerine göre, Cezayir’in nüfusu 37,1 milyon kişidir. Bütün bu rakamları karşılaştırdığımızda Cezayirli Türklerin sayısının 3 milyondan az olmadığını söyleyebiliriz.  

TÜRK KÖKENLİ BAZI CEZAYİRLİ AİLELER: 

Türk kökenli Cezayirli aileler Cezayir devletine bağlılıkları ve sadakatleriyle bilinirler. Bu aileler Türk ve vatansever oldukları için diğer Cezayir vatandaşlarından daha fazla zulüm, ölüm ve sürgüne maruz kalmışlardır. Ayrıca binlerce şehit vermişlerdir. Türkler Tilimsan ve Medea şehirlerinde çoğunluğu oluşturuyorlardı, ancak cani Fransız sömürgecilerin soykırımına maruz kalmışlardır. Buna kanıt olarak Demirci ailesini örnek verebiliriz. Bu aile 45 değerli üyesini şehit vermiştir. 

CEZAYİR COĞRAFYASINDA TÜRKLERİN BULUNDUĞU YERLER: 

Cezayir’deki Türk azınlığı büyük şehirlerde yaşar. Genel olarak Bütün Cezayir coğrafyasıda belirgin varlık göstermişlerdir ve Medea ile Telmisan şehirlerinin nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyorlardı. Ancak düşman Fransızlar Türklerin büyük bir kısmına soykırım uyguladılar bir kısmını da göçe zorladılar. Buna rağmen halen Medea, Telmisan, başkent Cezayir’in Kasaba bölgesi, Beleda ve Kasantina şehirlerinde birçok Türk ailesi bulunmaktadır. Ayrıca Türk egemenliğinin uzun sürdüğü Baskara, Samura Wahran, Kabileler bölgesi ve Wadi Zeytun bölgelerinde de Türk kökenliler bulunmaktadır. 

FRANSIZ İŞGALİNE KARŞI YAPILAN CEZAYİR DEVRİMLERİNDE TÜRKLERİN ROLÜ: 

Cezayir devrimlerinin başlangıcında Cezayir’in Osmanlı İslam Hilafetine bağlılığı sürmekteydi. Türkler,  Cezayirli kardeşleriyle beraber Fransız işgaline karşı direniş gösterdiler. Türklerin birçok lider ve komutanı vardı. Bu lider ve komutanların bazıları şehit düşmüştür. Örneğin Doğu bölgesindeki devrim liderinden olan – Türk istihbarat subaylarından - Salah Bey Fransızlarca idam edilerek şehit oldu. Bir diğer Türk lideri Ahmet Bey’dir. Doğu cephesinin direniş lideri ve Kasantina kuşatmasında altı tane Fransız generali öldürmüş ve büyük bir kahramanlık göstermiş. Ne yazık ki güçsüz kalınca Fransa ordusuna esir düşmüş ve ömrünü sonuna kadar başkent Cezayir yaşamıştır. Oysa ki Batı bölgesindeki devrimin lideri Emir Abdulkadir Fransızlara teslim olup devrimden vazgeçti ve Suriye’ye sürgün edildi.

KARDEŞ ÜLKE CEZAYİR’DE UNUTULAN ORUÇ REİS’İN MEZARI ve TÜRK ŞEHİTLİĞİ 

Cezayir Sosyalist Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti, kısacası Cezayir Devleti, en büyük Arap ve Afrika Ülkesi, çok zengin doğal kaynaklarına sahip, toplam yüz ölçümü 2,381,741 km2 ve 38,700,00 nüfusu olan büyük bir kardeş ülkedir.         

1504 yıllarında başlayan ve 326 yıla yakın süren Osmanlı Türk hakimiyeti, 1830 yılında 133 yıl süren Fransız işgali ile son bulumakta. 1962 yılında 2.5 Milyon Şehit vererek bağımsızlığına kavuşmuş olan Cezayir’e, atalarımızın o şanlı mazisine, ne yazık ki, yeterince sahip çıkamamış ve iki ülke ilişkilerine gereken önem verilmemişiz. Bugün Cezayir dünyanın önemli cezibe merkezlerinden biri haline gelmiş, neredeyse tüm ülke acık Şantiye durumunda. Cezayir, uzun yıllardır her türlü yatırıma açık olmasına rağmen, biz Türkler kardeş ülke Cezayir’i yeni yeni keşfetmeye başladık. Başkent Alger dışındaki kentlerinde temsilciliğimiz yok. Bizler Cezayir’i, Ermeni Lobisine karşı Fransız katliamları ile bazen hatırlama dışında gündeme getiremiyoruz. Aslında Cezayir halkı biz Türkleri kendilerine kardeş ve çok yakın olarak görmektedir. Bu samimiyet duygusunu başka hiç bir Arap ülkesinde göremiyoruz.  Biz Türkler, Cezayir topraklarında çok şanlı bir mazi ve derin bir kültürel miras bırakmışız. Cezayir ilkokullarında Oruç Reis ve Hayrettin Reis’in kahramanlıkları çocuklara okutuyorlar. Birçok kentin meydanlarını Barbaros Hayrettin Paşa ve ağabeyi Oruç Reis’in heykelleri süslüyorlar. Orada kardeş Cezayir halkı var. Orada kefensiz yatan binlerce şehitlerimiz var. Onlar bizlerin ilgi ve desteğini bekliyorlar. 

Dört Kardeşin cihana sığmayan kahramanlıkları ve Osmanlı İmpratorluğu’na kazandırdıkları sayısız zaferler ile Akdeniz’i bir Türk Denizi haline getirilişi, bu yolda verdikleri savaşlar içinde şehadete yürüyüşleri, Midilli doğumlu Baba Yakub Ağa’nın dört oğlu; İlyas, İshak, Oruç ve Hızır. Üçü verdikleri kutlu savaşta şehit olmuşlardır. 

ORUÇ REİS

Oruç Reis, 1474 yılında Midilli’nin Bonova köyünde doğdu ve 1518 yılında Cezayir’in Ayın Timuşent Vilayeti (eskiden Tlimsen Vilayeti sınırları içinde) El Malah Beldesi’nde şehit olduğunda 44 yaşındaydı.

Müslüman Türk Ailenin ikinci büyük erkek çocuğu olarak dünyaya gelen Oruç Reis’in annesi Katerina sonradan Müslüman olmuştu.  Babası Yakup ağa kale muhafızı olarak Osmanlı devletinde görev yapmaktaydı. 

Baba Yakup, oğullarının eğitimine önem vermiş, dini bilimin yanısıra dünyevi bilimler de almalarını sağlamıştı. Oruç Reis Türkçe’nin yanısıra Arapça, Yunanca, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca bilmekteydi. Gençliğinde deniz ticaretini çok iyi öğrenmiş ve Akdeniz’in birçok limanı arasında ticari yolculuklar yapardı. Bunların birisinde küçük kardeşi İlyas ila birlikte, Rodos Saint-Jean Şövalyeleri’nin gemilerine rastlamışlar, meydana gelen çatışmada iki kardeşten İlyas şehit olmuş ve Oruç Reis de esir edilerek Rodos Adası'na götürülmüştü. Kardeşinin Rodos’ta zindana kapatıldığını ve işkence gördüğünü öğrenen Hızır Reis, ağabeyini kurtarmak için 18.000 akçe fidye vermeyi kabul etti ise de, girişimi başarısız oldu. 

Oruç Reis, onurunu kırmak amacıyla gemilerde kürekçi olarak da çalıştırıldı.. Bir gece yolculuğunda fırtınaya yakalanan gemiden kaçmayı başaran Oruç Reis, Memlüklü Türk Devletinin hizmetinde çalışmayı teklif etti fakat teklifi kabul edlmedi.  Şahzade Korkut aracılığı ile Osmanlı Sultanı Yavuz Selim’in hizmetine girdi ve 1512 yılında Tunus’un Carba adasını karargah edinerek Kuzey Afrika macerası başlamış oldu. Barbaros Kardeşler için "Barbaros" lakabı, İtalyanca "kızıl sakal" anlamındaki "barba rossa"dan gelir.

 XVI. Yüzyıl’ın balarında büyük çöküntü yaşayan Endülüs Emevi İslam Devleti İspanyol saldırıları karşısında çaresizdi. Osmanlı İmpratorluğu’nun yardımlarına rağmen İspanyollar katliam yapmaya devam ediyorlardı.  İspanyollar devlet otoritesinin giderek zayıfladığı Kuzey Afrika’ya uzanmışlardı. Cezayir kralı İspanyolların kuklası olmuştu. Çaresiz kalan Endülüs halkı Oruç Reis’ten kendilerini kurtarmasını istediler. Bu isteği dini görev olarak kabul eden Oruç Reis Müslüman halkın yardımına koştu (1515).   

Oruç Reis ve onbinlerce Müslüman ve Yahudiyi Endülüs’ten Cezayir limanlarına taşımış ve Cicil, Cezayir Başken, Tlımsen ve Oran kentleri ele geçirmişti (1516). Cezayir'in ele geçirilmesinden sonra Cezayir Sultanı ilan edilen Oruç Reis adaletli, bir yönetim sistemi kurdu. Ülkenin batı bölümünün yönetimini üstlenen Oruç Reis doğu bölgelerinin yönetimini ise kardeşi Barbaros Hayrettin’e bıraktı.  İki kardeş ülke çapında güçlü bir devlet otoritesi oluşturdular.    

1518 yılı Ocak ayında Cicil kuşatması sırasında Oruç Reis’in, sol kolu Top güllesinin isabeti sonucu ağır yaralandı ve dirsekten kesildi. Tek kolla mücadeleye de şevk ve azminden hiçbir şey kaybetmeyen Oruç Reis, iyileşince derhal denize açıldı ve kutlu savaşına büyük bir Kahramanlıkla devam etti.  

Bugün, vatan topraklarından binlerce Kilometreler uzaklıkta olan şehadet şerbetini içtikleri topraklarda, ne yazık ki bizler onların mirasına ve mezarını yeterince sahip çıkamamışız. Bugün bu mezarlar unutulmaya yüztutmuş ve neredeyse kaybolmak üzere. Tarihe olan ilgim ve Barboros kardeşlere olan sevgimden dolayı, nacizane yaptığım çalışmalarda, tarih kitapları ve kaynaklardan yola çıkarak yaptığım yöresel araştırmalarla karşılaştırmalar sonucunda çok önemli kanıtlara elde etiğime inanıyorum. 

ORUÇ REİS’İN EL MELAH/AYİN TUMUŞENT’TEKİ MEZARINA NASIL ULAŞTIM?  

13.04.2015 Salı günü Tlımsen Havaalanı’ndan dönüş esnasında karşılaştığım ve yeni tanıştığım, çok değerli arkadaşım Sayın Saayit Megniye (El Melah-Tariga belde halkından)  bana vermiş olduğu, büyüklerinden almış olduğu bilgilerden yola çıkarak El Melah Ovası’nda saha araştırmalarıma başladım. 

El-Malah veya El-Melah beldesinin (Eski Arap Adı Gazzeviye; Rio de Salado eski İspanyol adı) Arapça ve İspanyolca’daki anlamı, Tuzlu veya Tuzlu Dere. Bu bölge eskiden Tlımsen Vilayeti’ne bağlıydı. Sonraları, oluşturulan Ayin Timuşınt Vilayeti’ne dahil edilmiş. Bu bölgenin konumuzdaki önemi ise rahmetli Oruç Reis ve kardeşi İshak Reis ve binlerce ismini bilemediğimiz kahraman Türk yiğitleri buralarda yapılan savaşlarda mezarları unutulmuş. 

Av. Araştırmacı Yazar Ali Öztürkmen

ORUÇ REİS’E BORCUMUZU ÖDEMELİYİZ

Adını en modern sismik araştırma gemimize gururla yazdığımız Oruç Reis, kardeşleri Hızır Reis (Barbaros Hayretti Paşa), ishak Reis ve İlyas Reis ile birlikte Akdeniz’i bir Türk gölü, Cezayir’i bir Türk ili yapmışlardı. 

Oruç Reis 1474 yılında Midilli adasının Bonova köyünde doğmuştu. Babası Yakup Ağa 1462’de Midilli’nin fethinde büyük yararlılıklar gösterdiğinden Bonova kendisine tımar olarak verilmişti. 

Kardeşi Hızır Reis (Barbaros Hayrettin Paşa) ile birlikte, Akdeniz’i bir Türk Gölü’ne, Cezayir’i bir Türk iline dönüştüren Oruç Reis, 1518’de, Cezayir’e büyük bir donanmayla baskın düzenleyen İspanyollar tarafından şehir edilmişti. 

Oruç Reisin mezarını bulma konusunda bugüne kadar yapılan alan araştırmaları bir sonuç vermemişti. Av. Araştırmacı Yazar Ali Öztürkmen, uzun yıllar süren araştırmaları sonucunda, Oruç Reis’in kabrine ilişkin çok önemli delillere ulaştığını açıkladı. 

Mezarının bulunduğu yere, en kısa zamanda, Oruç Reis’imizin şanına layık bir türbe ve anıt yapmak hepimizin görevidir. Önce VATAN gazetesi olarak konunun takipçisi olacağız.  M. KEMAL SALLI

İlgilenenler için :

Tel: (0212) 644 32 07 (Pbx), 

GSM: (0532) 482 28 65

E-Mail: [email protected] 

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 15.07.2021 11:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.