Eşimle evleneli üç sene oldu fakat flört zamanıyla birlikte birkaç ay sonra sekizinci yılımız bitecekti. İkimizde yoğun iş temposundan eve geldiğimizde çok yorgun oluyorduk. Benim çalıştığım iş yeri eve daha yakın olduğundan eşimden bir saat önce evde oluyordum. Yemeğimizi hazırlar, yemek masasını her zaman o mutlu olsun diye süsler ve yemek yemek için onun gelmesini beklerdim. İkimizde iyi kazanıyor ve para biriktiriyorduk. Onun işyeri uzaktı, toplu taşıma araçlarından rahatsız olduğu için iki sene önce kredi ile küçük bir araba almıştık, ben de işyerinin aracını kullanıyordum. Oturduğumuz ev çok konforlu ve arkadaş partileri vermek için idealdi. Ona belli etmesem de evden çok memnundum fakat kirada oturmamız beni çok rahatsız ediyordu. İkimizde ev yaşantısını ve evimizde misafir ağırlamayı çok severdik. Arada ona “Bu ev bizim olsa…” veya “İstersen ev satın almak için dolaşalım mı?” diye sorduğumda beni hemen tersler ve konuyu kapatırdı. Fazla riske girmeden yaşamak onun vazgeçilmezlerindendi. Bense tam tersi risk almadan hiçbir şey sahip olamayacağımızın savunucusuydum. Arabamızın kredisinin bitmesine iki yıl gibi kısa bir süre kalmıştı ve ödediğimiz kredi bizi hiç sarsmıyordu. Bir gün işyerinde çok samimi olduğum bir arkadaşıma ev satın almak ve kiradan kurtulmak istediğimi söyledim. Fakat eşimin de bu duruma çok karşı çıktığını ve istemediğini de anlattım. Kafama koyduğum bir şeyi yapamazsam içimin hiç rahat edemeyeceğini de biliyordum. Aylarca düşlerim kendi evimizde yaşamak oldu. Tüm gün çalıştığım ve hafta sonları eşimle vakit geçirdiğim için sadece internetten evlere bakıp, gerekirse telefon edip tüm bilgileri detaylarıyla alırdım.

Bir öğlen tatilinde internette ev bakarken “satılık ev” ilanı gözüme çarptı. Fiyatı çok uygun ve şimdiki yaşadığımız evden de çok büyüktü. Telefon ettim, tüm detaylı bilgileri aldım. Herşey tam istediğim gibi fakat gidip evi görmemiz gerekiyordu. Haftasonu için randevu aldım. Bir şekilde eşimi de ikna eder ve o eve bakmaya birlikte gideriz diye plan yapmıştım. O haftanın pazar günü eşime “Hadi çıkıp biraz dolaşalım belki bir kaç ev gezip görürüz” diye şakayla karışık söylediğimde “Hiç çıkmak istemiyorum. Bu soğukta nereye gideceğiz? Hâlâ kafandan atamadın şu ev alma saplantını!” diyerek beni susturmuştu. O kadar inat etmiştim ki almış olduğum randevuyu iptal etmek istemiyordum. Bir şekilde bugün o evi görmek, beğenmezsem de aklımdan çıkartmak istiyordum. Eşimin önünde artık diz çöküp yalvarmayı bile göze almıştım. Birden “Hadi çıkalım, ne yapmak istiyorsan yapalım” dedim. Sanırım o da içinde bulunduğum sıkılgan durumu anlamış ve isteğime olumlu yanıt vermişti. Birbirimizi o kadar çok seviyorduk ve o kadar iyi anlıyorduk ki bazen içimden Allah’a şükrederdim onunla birlikte olduğum için. Randevusunu aldığım eve doğru gidiyorduk fakat eşime randevu aldığımı söylemeden geziyormuş gibi rol yapıyordum. “Gel şu emlak ofisine girip satılık ev var mı?” diye soralım dediğimde eşim “Anlamalıydım niyetinin bu olduğunu” diyerek “Sen gir, ben dışarıda seni bekliyorum” demişti. Emlak ofisine girdim, kendimi tanıttım, randevumun olduğunu ve internette beğendiğim daireyi görmek istediğimi söyledim. Ofis çalışanı ile dışarı çıktık, eşim bıraktığım yerde beni bekliyor ve bir arkadaşıyla telefonda konuşuyordu. Bizi görünce telefonu kapadı ve bizimle birlikte yürümeye başladı. Anlamıştı bir ev görmeye gittiğimizi. Hiç konuşmuyor sadece yere bakarak yürüyordu. Görmek istediğim evin önüne gelmiştik. Ev binanın en üst katındaydı. Çok merak ediyor ve heyecanlanıyordum. Asansöre bindik ve en üst kata çıktık. Ofis çalışanı kapıyı açtığında içerden havasız kalmış ve buram buram rutubet kokan kötü bir koku etrafımızı sarıyordu. Ev binanın en üst katında olmasına rağmen çok karanlık ve tüm oda kapıları kapalıydı. Bu ev iki kişinin yaşaması için çok büyük ve fiyatı çok uygundu. Evi gezmeye başladık. Eşim evin bir odasına girerken ben de başka odasına girip bakıyordum. Bu evi satın alacak kişinin içine çok fazla masraf ederek yaşanacak bir şekle sokması gerekecekti. Evin içini gezdikçe evden hoşlanmaya başlamıştım. İçerideki rutubet kokusunu bile almıyordum. Kendi kendime bu evi alırsam nerelerini yaptırmam gerekiyor diye plan yapıyordum. Eşim evi hiç beğenmemiş sürekli söylenip duruyordu. Bir an önce bu evden kendisini dışarı atmak istiyordu. “Biraz daha kalalım.” dememe rağmen kendisi kapının dışına çıkmış, bulunduğumuz kata asansörü bile çağırmıştı. Evle ilgili yapabileceklerimi kafamda oturtmadan kendimi dışarıda buldum ben de.

Haftabaşı işyerindeki arkadaşıma bahsettim bu evden ve bu akşam iş çıkışı birlikte gidip bakma teklifinde bulundum. “Tamam dedi” ve mesai sonrasında arkadaşımla tekrar eşimle dün gezdiğimiz eve geldik. Arkadaşım da pek beğenmemişti. Bense evi alırsam içinde neler yaptıracağımı tek tek ona anlatmaya çalışıyordum. O da pek hayal edemese de beni kırmamak için önerilerimi destekler gibi başını sallıyordu. Aradan bir hafta geçmişti. Eşime “Geçen hafta gezdiğimiz evi satın almak istiyorum” dediğimde eşimin “Eğer o evi alırsan senden boşanırım” cümlesi beni çok kızdırmış ve o evi almam için gerekli kapıları açmıştı.

Aralık ayında olduğumuzdan havalar çok soğuktu bu nedenletüm hafta sonunu evde geçiriyorduk. Eşimden gizli gizliplanlar yapıp o evi satın almak için banka kredilerini araştırıyordum. Bir hafta sonra artık kesin kararımı vermiş ve o evi satın almak için gerekli işlemlere başlamıştım. Bu durumdan sadece işyerindeki arkadaşıma bahsetmiştim. İki gün sonra satın alacağım ev için banka kredisi onaylanmış tapu işlemlerine başlamıştım bile. İşyerinden öğleden sonra izin alıp tapu dairesine tapuyu almaya gittiğim o anı ve yaşadığım mutluluğu hala tarif edemiyorum. Tapu dairesine gittim biraz bekledikten sonra evimin tapusu elimdeydi. Çok mutluydum. Sadece işyerindeki arkadaşımı arayıp mutluluğumu paylaşabiliyordum. Bu mutluluğumu eşimle paylaşmayı çok istiyordum fakat bana böyle bir durumda boşanacağımızı söylediğinden dolayı söyleyemiyordum, o yüzden de içimin bir yanı buruktu. Yine de eşime telefon etmek istedim söyleyemesem de sesimdeki mutluluğu ona hissettirmek istiyordum. Aradım “İki hafta önce birlikte baktığımız evi bir başkası satın almış” dedim. O evi unutmuştu bile “Boş ver zaten çok kötü bir ev biz orada yaşayamayız” diyince bütün hevesim kırıldı, hiçbir şey söyleyemeden telefonu kapattık. Halbuki o evi ben satın almıştım. Bizimdi o ev. Nasıl anlatacağım, nasıl ikna edeceğim diye düşünüyordum. Bir iki gün sonra evin onarımı için bir kaç usta ile anlaşmış tadilata başlattırmıştım. Ustaların dediğine göre evin onarımı dört beş ay sürecekti. Devamlı hesap yapıyordum. Araba kredisi, ev kredisi, ev kirası, ev onarım masrafları, aylık sabit giderlerimiz toplandığında bir hayli para tutuyordu. Bu işin içinden nasıl çıkacaktım. Tek amacım ustaların iki ayda tadilatı bitirmesi ve yeni evimizde eşimle birlikte yaşamamızdı. Aralık ayında evi satın almıştım ve 14 Şubat Sevgililer Günü’nde evin onarımını bitirtip eşime büyük bir sürpriz yapmak istiyordum. 

Ustalar gece gündüz çalışmalarına rağmen istediğim tarihte evi bitiremediler.

Sevgililer Günü geldi çattı. Ev hala inşaat halindeydi. Ne olursa olsun bugün eşimi bu eve getirip büyük sürprizi vermek istiyordum. İnşaatın içine çok şık bir yemek masası hazırladım, masayı özenle seçtiğim yemek takımı ve yiyeceklerle süsledim. Bu işleri eşim evde uyurken yapmıştım. Evden çıkarken “Biraz yürüyüş yapıp hemen geleceğim” demiştim. Eve gelmem iki saati bulmuştu. Duşa girdim, eşim hala uyuyor ve hiçbir şeyin farkında değildi. Uyandırdım. “Bugün Sevgililer Günü ve seni dışarı çıkarmak istiyorum. Hadi hazırlan.” dedim. Evden çıktık. Yeni evimize doğru gidiyorduk fakat eşim buraları hiç hatırlamıyor ve bana “Nereye gidiyoruz? Kaybolduk galiba.” diyordu. “Hayır, arkadaşıma uğrayıp bir evrak vermek istiyorum” dedim. Yeni evimizin önüne geldik. Arabadan indik. Çok heyecanlıydım. Nasıl açıklayacaktım. Belki çok hoşlanacak belki de çok kızacaktı. Belki de yarın beni terk edecekti. Her şeyi göze alarak asansöre bindim. O sırada eşim buraya ev bakmaya geldiğimiz bina olduğunu anladı. “Ne tesadüf, arkadaşında mı burada oturuyor” dedi. Sessiz kaldım. Binanın son katına çıktık. Evimizin önüne geldik ve evimizin anahtarını ona verirken “Seni seviyorum, Sevgililer Günümüz kutlu olsun” dedim. Çok şaşırdı. Ben de çok heyecanlandım. Tepkisiz birşekilde bir evin kapsına, bir avucundaki anahtarlara, bir de yüzüme boş bakıyordu. “Aç hadi kapıyı.” derken sesimin titrediğini fark ettim. Kapıyı açtı ve karşısında bambaşka birev fakat inşaat halindeydi. “Çok istedim bugün tamamen bitmesini fakat ustalar yetiştiremedi. Birkaç ay daha sürecek ama bu ev bizim” derken hiç nefes almadan konuşuyordum. Eşimin hem çok şaşkın hem de çok öfkeli olduğunu gözlerinden okuyordum. Salonun ortasında tek başıma kalakalmıştım. Eşim tüm evi geziyor ve içinden yavaş yava şşarkı mırıldanıyordu. Yanıma geldi, sadece gözlerime bakıp “Seni seviyorum” dedi. Sarıldık  çok mutlu olmuştum. Artık çok rahatlamıştım ve evimizin onarımıyla birlikte ilgilenecektik.

Evimize taşınalı bir sene kadar olmuştu. Evimiz çok güzel ve iki kişinin yaşaması için standartların üzerinde lüks bir ev olmuştu. İkimiz de evimizi çok seviyor ve sık sıkark adaşlarımızı evimize davet edip partiler veriyorduk. Bu mutluluğumuz eşimin beni aldatmasını öğrenmeme kadar sürdü. Sekiz yıllık ilişkimiz bitmek üzereydi. Kendisi açıkça hayatında başka biri olduğunu ve benden ayrılmak istediğini söyledi. Bir gün işe giderken ona “Eve geldiğimde seni burada görmek istemiyorum, her şeyini topla ve istediğin eşyaları da götür” dedim. Akşam olup eve geldiğimde ev bomboştu onsuz. Sanki bir odadan çıkıp “Hoş geldin aşkım” diyecekti. Evi dolaştım, boş olan evde onu arıyordum ama yoktu. Yalnızdım, ağlıyordum, kızıyordum, çaresizdim… Başka birini seviyordu. Eşim evden ayrıldıktan üç ay sonra boşandık. Bu durumu atlatmam ve kendime gelmem altı yedi ay kadar sürdü. Bu koskoca evde tek başıma ve mutsuz yaşıyordum. Evi satma kararını çok zor olsa da aldım. Birkaç ay sonra evimi, evimizi tüm eşyalarıyla, anılarıyla sattım. Daha küçük bir eve geçtim, yeni yaşam alanımda eşimle ilgili hiçbir şey görmek istemiyordum.

Şimdi küçük bir evde, tek ama mutlu bir şekilde yaşıyorum...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Pınar doğruyol 2017-02-21 10:25:48

selamlar..güzel bi yazı gerçek bi yaşam..güzel kaleme almışsınız ..bu kadar verici olmamalı insan diye düşünüyorum ..

Avatar
Ayşegül 2017-02-22 00:59:46

Koca başından beri onu aldatıyormuş ve evi bahane etmiş gerçekten sevmiş olsaydı her halükarda eşinin yanında olur ve onun fedakarlığını karşılık ona minnettar olurdu