Toplumsal dayanışma ile millet olma şuurunun sergilendiğini örnek bir  tarih olayıdır. (Türeyiş ve Göç destanlarında da olduğu gibi) Şayet Türkler’in milliyetlerini koruma ve yeni nesillere aktarma şuuru olmasa idi Ergenekon Destanı olmazdı

Ergenekon'daki; ergene “sarp,dik”, kon ”geçit” demektir.

Ergenekon, Türkler için kutsaldır; çünkü Türkler’in yeniden ortaya çıkışının bir dönüm noktasıdır.

Bozkurt Destanı’nın bittiği yerde Ergenekon Destanı başlar.

Göktürkler'in en büyük destanıdır. Hala Anadolu’nun bazı dağlık köylerinde, bazı örf ve adetler Ergenekon Destanı’nın izlerini taşımaktadır.

ERGENEKON DESTANI

Göktürkler çok güçlü olduğu, her yere hakim oldukları için diğer kavimler tarafından kıskanılıyordu. Bir araya gelip güç birliği yapıp, Türklerden intikam almaya karar verdiler ve Göktürkler’e saldırdılar. On gün boyunca süren savaşın sonunda Göktürkler’in yine zaferi elde etmesi, diğer kavimleri daha çok hiddetlendirdi. Toplanıp bu kez Göktürkler’e tuzak kurma planı yaptılar. Tan yerine ağardığında, kendilerine baskını uğramış süsü verdiler. İşe yaramayan mallarını bırakıp kaçtılar. 

“Düşmanlarımız iyice güçsüz düşmüş, kaçıyorlar” diye düşünen Göktürkler, kaçanların arkasına düştüklerinde , düşmanları Göktürkler’i gafil avladılar, yendiler.

Büyük bir hırsla tüm mallarını yağmaladılar, yıkılmadık tek bir çadırlarını bile bırakmadılar. Herkesi kılıçtan geçirip öldürdüler.

Türkler'in başındaki İl Kağan’ın Kayı (Kayan) adlı oğlu ve Tokuz Oğuz(Dokuz Oğuz) adlı yeğeni ise esir alınmışlardı. Eşlerini de alarak,  atları ile kaçıp yurtlarına döndüler. Buldukları develeri, öküzleri, atları, koyunları da yanlarına alarak güvenli bir yere kaçmaya karar verdiler. İlerledikleri yolun sonunda başka yolu olmayan, tek yolu sarp, güçlükle yürünen bir dağa ulaştılar. Bu çok tehlikeli yolu aştıklarında, karşılarında akarsuların, bitkilerin, meyvelerin olduğu bir yere vardılar. Buraya yerleştiler ve buraya “Ergenekon” dediler. Aradan 400 yıl kadar geçtikten sonra nüfusları o kadar çok çoğaldı ki, Ergenekon’a sığamaz hale geldiler.

Kurultay’da aldıkları karar ile Ergenekon’dan çıkıp, Ataları’nın yurtlarına gitmeye karar verdiler fakat Ergenekon’dan çıkacak yol bulamadılar.
Bir demirci, dağın demir kısmını eritir iseler buradan yol bulabileceklerini söyledi. Demirin bulunduğu yerlere bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler ve ateşe verdiler. 70 yerinden, 70 büyük körük yapıp, 70 yere koydular. Demir dağ, kızıp, eridi ve aktı, yol açıldı. Nereden, nasıl geldiği bilinmeyen gök yeleli bir Bozkurt ortaya çıktı Türkler çıkış yolunun bu Bozkurt’un göstereceğini anladılar ve onu takip ettiler. Türkler, Bozkurt’un önderliğinde, Ergenekon’dan çıktılar. Türkler’in Kağanı Börteçine tüm illere elçiler gönderdi. Buyruğuna gönüllü girenlerin olduğu gibi karşı çıkanlarda oldu. Karşı çıkanlar ile savaştılar ve hepsini yendiler. Atalarının intikamını aldılar.

Ergenekon’dan çıktıkları gün olan 21 Mart’ta her yıl kutlamalar yapılır.

ATATÜRK’ÜN “TAŞ KIRILIR, TUNÇ ERİR; FAKAT TÜRKLÜK EBEDİDİR” SÖZÜ BU DESTANI İŞARET ETMEKTEDİR. 

SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNARIM. ESEN KALIN.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.