Hepimizin üzerinde türlü ağırlıklar, önünde bir sürü bilinmezlik, hatta bilinip de bilinmezden gelinen irili ufaklı mücadeleler varmış gibi geliyor bu ara. Kaderi bir türlü değişmeyen coğrafyalar ve kökü bir türlü kurumayan salgınlar arasında sıkıştık kaldık. Moral bozmak için yazmıyorum bunları gerçi, daha ziyade bambaşka hayatların da mümkün olduğu gerçeği yüzüme daha çok çarpıyor böyle zamanlarda. Sakin, gürültüsüz, günlük hayatı sadece ilgilenmek istediğimiz insanların, sanatın kollarının doldurduğu ve ‘’nasılsa hallolur his’’li.

Nasıl olur da her şey ‘’nasılsa hallolur’’ bilemiyorum. Belki uzak hayal, belki yakında gerçek. Bildiğim önümüzdeki aylar ve yıllar içinde tam da böyle açmak, açılmak istediğim. Bu özgürlükle, renklerle, bu kendine güven, kendi gibi’likle. Belki uzak hayal, belki yakında gerçek.

Sonrasını çok düşünmüyorum şimdilik, çok düşünürsem belki büyüsü bozulur. Hem zaten oraya kadar varmışsam, varmışsak bir şekilde, sonrası ‘’nasılsa hallolur.’

Türkiye Yayıncılar Birliği İmdat Çağrısı Yaptı

Sevdiğiniz yazarın geçen yıl satın aldığınız yeni romanını düşünün. İşte o kitabın kağıt, baskı, dağıtım gibi kalemleri içeren maliyeti son altı ayda yaklaşık yüzde 53 arttı. Küçük yayıncılar, bağımsız kitapevleri kepenk indiriyor. Kitap üretimi durma noktasına geldi, herkes çözüm arıyor. Yayıncılar Birliği bu durumu herkese anlatmak ve harekete geçilmesi için öncü olmak üzere Acil 2022 Çağrısı yapıyor. Kulak verin!

‘’Hadrianus’un Anıları’’, MargueriteYourcenar

Buna ne demeli şimdi? Uzun, çok uzun zamandır okuduğum en güzel ‘’şey’’ unvanını kendisine bahşedeyim evvela.

Geçen gece salonda sabaha karşı 5’te elimde bu kitapla uyuyakalmışım; içinde Hadrian’ın şehirleri, su kemerleri, heykelleri, izleri olan garip, ele avuca sığmaz, tuhaf rüyalardan uyandım bir süre sonra. Sabah 9’da kendiliğinden, kitabı bitirmek arzusuyla açıldı gözlerim. Büyülendim, çarpıldım.

Bundan yaklaşık 20 sene önce bir gece vakti Bizans Tarihi dersim için elime AnnaKomnene’ninAlexiad’ını alıp okumaya başladığım o geceyi hatırladım; üzerinde yaşadığımız toprakların olağanüstü çekici ve büyülü tarihini hissedip tüylerimin ürperdiği bir diğer geceydi o da.

Bu kitap bir tarih kitabı değil fakat, bir roman, fakat olağanüstü güzel bir roman. MargueriteYourcenarHadrian’ı yazmamış, onlarca yıl onunla hemhâl olduktan sonra Hadrian’ın kendisi olmuş. Nasıl örtülü, zarif bir bilgelik var bu kitapta, nasıl ele geçmesi zor bir sihir, ne çok ders, ne çok gerçeklik. Kitabı okurken kendimi bıraktım, tarihsel gerçekliği kovalamaya çalışan zihnimi susturdum, imparatorun el yazmalarını okuduğumu, zihninde, kalbinde gezdiğimi hayal ettim.

Batı sanatında büyük iz bırakan ve eşcinsel aşkın sembolü haline gelen Antinous’uHadrian’ın kendisinden dinledim, Pessoa’nın yüzyıllar sonra bu güzel genç çocuk ve bu aşk için yazacağı şiirleri biliyor olmanın ayrıcalığıyla gülümsedim. Bu kitabın beni bunca etkilemesinde Roma tarihine duyduğum özel ilginin payı vardır muhakkak, ama herkesin, özellikle bu coğrafyada yaşayan herkesin mutlaka okumasını isterim bu kitabı.

İçinde hayata, aşka, yöneticiliğe, adalete, hayallere ve asa dair çok, çok, çok şey var -ama bunun da ötesinde edebi bir mücevher bence. Bana özellikle değen şu cümleyi de bırakıp bu kitaba dair susuyorum: ‘’İnsanların pek çoğunun bellekleri, sevmekten vazgeçtikleri ölülerinin sessiz sedasız yattıkları terk edilmiş mezarlıklardır. Unutulmayan acı, unutkanlıklarına yönelen bir küfürdür.’’

Podcast

Bazen en yoğun trafiği bile akıcı hale getirecek kadar koyu bir muhabbet bazen ise ocaktaki yemeğin tuzu biberi..

Bibliyoterapi

Aslı Perker ve Tuna Kiremitçi şu çılgın dünyada ruhuna deva arayanlara özel kitaplar öneriyor, iyi gelecek kitaplardan bahsediyorlar. Okumanın iyileştirici gücüne inananlara, şifa niyetinde.

Kaldığın Yerden

Netflix Türkiye’nin yayına yeni başlayan resmi kanalı. Yerlisiyle yabancısıyla çok sevdiğin  Netflixdizilerininve filmlerinin dünyasını hiç böyle duymamıştın. Her bölüm farklı sesler ağırlıyor; filmlerin kahramanları konuk oluyor, farklı moderatörler sunuyor.

Ortamlarda Satılacak Bilgi

Çalışkan ve pragmatik bir kadının podcast serisi. Kültür, sanat, edebiyat, felsefe, psikoloji, belgesel, film gibi birçok alanda çeşitli bilgileri hap gibi veriyor.Gayet doyurucu.

Ağlatırken Düşündüren Dizi ‘’After Life’’

Modern dünya, bize sürekli bir şeyleri başarmayı ya da başımıza gelen kötü olayları anlatmaya çalışmayı dikte ediyor. Oysa insan olmak böyle bir şey değil. Hepimiz yaşadığımız acılarla ve kayıplarla bir bütünüz aslında. Ve tüm bu olanlar hiç olmamış gibi yapmak yaşananların değerini hiçe saymak gibi geliyor bana. Ancak aynı olayları kafada tekrar tekrar çevirmek de çok sağlıklı bir davranış değil.

Peki ne yapmak gerek? Bu sorunun yanıtı kişiden kişiye ve olaylara göre değişir elbette çünkü hayatta tek bir yanıt verilemez hiçbir soruya ama After Life üçüncü sezonda Tony’ninhikayesini tamamlarken bu soruya yanıtı kabullenmek olmuş.

Komedyen RickyGervais’in hayli kişisel düşüncelerden yola çıkarak, melankoliyi damardan veren dizi haline getirdiği projesi Netflix dizisi AfterLife’ın 3. ve son sezonu.

Samimi ve içgörüsü yüksek diyalogları; yalnızlık, sevgi, hayat ve aşk konusunda çok şey öğreten ama didaktik olmayan anları ve birbirinden garip ancak içlerinde çocuksu bir umut taşıyan karakterleri ile izleyende güzel, buruk, hüzünlü ama yine de iyi ki izlemişim diye düşündürecek bir hava bırakan mühim bir dizi oldu.

Bitmesin diye hepsini birden izlemeye kıyamadım, kana kana tadına vardım. Hüngür hüngür ağladım, RickyGervais şu dünyaya gelmiş en güzel ruhlardan birisi. After Life hayatımın sonuna kadar tekrar tekrar izleyeceğim müthiş, terapi gibi bir dizi.

RickyGervais iyi ki hayat hakkındaki görüşlerini bu kadar samimi bir şekilde bizlere aktardı, üçüncü sezonla birlikte dizi dünyasından bir After Life geldi geçti diyebiliriz.

Yeni bir kültür alanı: Mecidiyeköy Sanat

İstanbul’da trafik keşmekeşinin simgelerinden Mecidiyeköy Meydanı yakın zamanda Mecidiyeköy Sanat Galerisi’ni ağırlamaya başladı. Hem profesyonel sanatçıların sergilerine yer verecek hem de genç sanatçıların işlerine mekan olacak yeni bir kültür alanı olarak İstanbul Kitapçısı ve İBB Ödünç Kütüphane’nin de yer aldığı, yeşil alanlarda desteklenen meydanın sürprizi ise Süleyman Saim Tekcan’ın ‘’Lale Sümbül’’ isimli heykeli. Yolunuz düştüğünde bakmadan geçmeyin.

Mecidiyeköy’ün bu alanı bir boşluktu. Gece yürümekten imtina ettiğimiz, kaosun ve trafiğin iç içe olduğu bir yerin bu denli kapsayıcı bir mekana dönüşmesi heyecan verici. Çünkü bir sınırı ve hattı yok. Çerçevelenmiş bir mekan değil. Dolayısıyla bu anlamda gerçekten çok heyecan verici bir yer.

İkincisi insanların deneyimleyerek ve sadece bu hat üzerinden yürürken bile hissettiği değişim motive edici. Dolayısıyla bunun geri dönüşü çok kıymetli. Mesela korna sesini bastıran bir klasik müzik dinlemek hiçbirimizin hayal ettiği bir şey değildi. İnsanın o günlük sıkıntı ve stresini atabileceği bir mekana sahip olmak, işten sonra sadece orada bir yürümek bile artık çok farklı bir hissiyat.

Julieta, PedroAlmodovar

PedroAlmodovar deyince akan sular duruyor. Renk kullanımları, oyuncu yönetimi, mekan ve en önemlisi de konu seçimleri kendine her defasında biraz daha hayran bırakıyor.

Tabii ki bütün filmlerinde kadınları anlatmayı kendine kutsal bir görev saymış Almodovar’ın üslubuyla Julieta, klasik bir melodramın içindeki rengarenk dokunuşlarla aklımızı başımızdan aldı.

Fırtınalı bir hayat süren Juliet’in etrafında dönen Julieta, başına gelen talihsizlikler sonucunda sessizliğe gömülen bir kadının hikayesi. Anneliğe, aşka ve kayıplara karşı duruşunu, kimi zaman sorgulayarak, kimi zaman da itiraz ederek izleyebilirsiniz. Alışılan hayat koşullarının, beklediğiniz bir anda alt üst olabileceğini en etkili şekilde anlatan hikayelerden biri.

Alice Munro’nun öykülerinden ilham alan Almodovar, kendi büyülü dünyasını mizansenlerinde yansıtmanın gururuyla ayakta alkışlanıyor.

Geçmişten günümüze sofra sohbetleri

Yemek kültürü üzerine yazılmış kitapları kurcalamayı severim. Artun Ünsal ve Beyhan Gence Ünsal’ın kaleminden çıkan ‘’İstanbul’un Lezzet Tarihi’’, İstanbul ve mutfağı konusunda ilgi, sevgi, bilgi ve emek içeren uzun soluklu bir çalışmanın ürünü.. Yazarları ‘’Bu çalışmamızı, bize yemek zevkleri ve damak tatlarını miras bırakan aile büyüklerimizin yanı sıra ünlü yazar, üstat Refik Halit Karay ve onun izinden giden, yemek olayını sadece nefis köreltmek ya da karın doyurmak değil, ortak kültürümüzün ayrılmaz bir parçası gibi gören herkese adıyoruz’’ diyor.

Oto Sanayii’nin ortasında bir vaha HOUSE of EKRIA

Maslak Oto Sanayi’nin içindeki mekan, insan ilişkilerini sanat ve tasarım yoluyla teşvik eden, tecrübeler oluşturan, genel sanat ve tasarım kavramlarına odaklanarak yenilikçi, yaratıcı ve ilham dolu multidisipliner tatlar sunan, beş duyuya hitap eden elektik bir yaşam alanı.

Ekria’da bir gün geçirmek isteyenleri neler bekliyor..

Öncelikle renk teorisinin neler yapabildiğine tanık oluyorsunuz. Girişteki modern ve ferah bahçede karşılandıktan sonra Ekria ruhunun her yerine tezahür ettiği iç alan karşılıyor. Bauhaus akımından esinlenerek tasarlanmış mobilya ve ‘art print’ler son derece zengin ve elektik bir kütüphane ve bunun içerisine keyifli bir şekilde konuşlandırılmış, her biri hikaye anlatımını kendine özgü bir şekilde benimsemiş Ekria takı koleksiyonları, dev bir disko topu!

Zengin ve şık bir bar ve ‘hangisine geçsem acaba’ diye üzerine uzunca düşünmenize sebep olacak renkli ve konforlu masalar..

Son derece keyifli bir tur ve yeme – içme seremonisinden sonra House of  Ekria’da çalışmak, dinlenmek, odaklanmak veya kafa dağıtmak isteyen herkese aradığını vaat eden keyifli bir atölye / çalışma odası; içinde kullanmanız ve verimli vaki geçirmeniz için düzinelerce sanat – tasarım malzemesi, kutu oyunları ve de en az onun kadar keyifli, bir kütüphane ve yaptığınız kitap – kahve (ya da kokteyl) eşleşmesinde sizi ağırlayacak olan bir oturma grubu mevcut.

Menüsünde nasıl bir deneyim vaat ediyor..

HoE mutfağında sıfır atık ve sürdürebilirlik politikası sonuna kadar benimseniyor. Geleneksel Türk mutfağı ve Uzakdoğu mutfağının nüansları şef  Yaren Çapar’ın çarpıcı yorumuyla şekilleniyor.

Maslak Oto Sanayii’nin içindeki bu sanat – tasarım odaklı, bol deneyim vaatli oluşum House Of Ekria keşfe değer.

Duygu DENEYİCİ

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.