Ukrayna konusundaki söylemler yetersiz

Ukrayna'da gerilim devam ederken, İngiltere'deki Ukraynalı ve İngiliz düşünce kuruluşlarının yetkilileri, Batılı ülkelerin Rusya karşısındaki yaptırım gücünün ve söylemlerinin yetersizliğine dikkati çekiyor

Ukrayna konusundaki söylemler yetersiz

Ukrayna'da gerilim devam ederken, İngiltere'deki Ukraynalı ve İngiliz düşünce kuruluşlarının yetkilileri, Batılı ülkelerin Rusya karşısındaki yaptırım gücünün ve söylemlerinin yetersizliğine dikkati çekiyor

04 Mart 2014 Salı 11:57
452 Okunma
Ukrayna konusundaki söylemler yetersiz

LONDRA  - Ukrayna'da Rusya'nın askeri unsurları devreye sokmasıyla tırmanan gerilim devam ederken, İngiltere'deki Ukraynalı ve İngiliz düşünce kuruluşlarının yetkilileri, Batılı ülkelerin Rusya karşısındaki yaptırım gücünün ve söylemlerinin yetersizliğine dikkati çekiyor.

İngiltere'nin başkenti Londra'daki Ukrayna Enstitüsü Direktörü Andy Hunder, Anadolu Ajansı'nın Londra ofisinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, Batılı garantör devletlerin 1994 tarihli Budapeşte Memorandumu çerçevesinde Ukrayna'ya ilişkin verdikleri güvenceyi sağlamalarını ve adım atmalarını beklediklerini söyledi. Hunder, şöyle konuştu:

“1991 yılında Ukrayna bağımsız olduğunda dünyadaki en büyük üçüncü nükleer silah stokuna sahipti. Ukrayna’nın elinden bulunan nükleer madde Çin, Fransa ve İngiltere’nin toplamından daha fazlaydı. Fakat Ukrayna tüm bunları gönüllü olarak verdi. Neyin karşılığında? ABD, İngiltere ve Rusya’nın güvencesi karşılığında verdi. Şimdi bu güvenceyle ilgili olarak ne yapılacak sorusunu soruyoruz.”

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin bugün Ukrayna'nın başkent Kiev’i ziyaret etmesinin planlandığını belirten Hunder, "Tansiyon tırmanıyor. Merkel, Obama ile yaptığı telefon görüşmesinde Putin'in gerçek bir dünyada yaşamadığını söyledi. Gerçeklikten çok uzakta yaşıyor. Putin’in 21'inci yüzyıl Avrupa'sında yaptıkları şok edici” dedi.

Hunder, bölgede tansiyonun daha da artabileceğine dikkkati çekerek, “Taraflardan birinin ilk silahı ateşlemesi için bir takım provakasyonlar olabilir. Bu ciddi bir risk. İlk silah ateşlendiğinde, ilk asker ya da sivil öldürüldüğünde tansiyon daha da artacaktır” ifadelerini kullandı.

Andy Hunder ayrıca, “NATO güçlerinin Ukrayna’ya geldiğini görecek miyiz? Şu anda bu durum pek olası görünmüyor. Eğer durum daha da gerginleşirse burada NATO’nun pozisyonu ne olacak? Çünkü Ukrayna Avrupalı bir ülke. Bu ülkeye ABD ve İngiltere tarafından güvence verilmiş. Eğer Rusya bugün Ukrayna’yı ele geçirirse yarın da Polonya’yı ele geçirir. Asıl mesele bu. Ukrayna’da insanlar bir diktatörden kurtuldular, yeni bir diktatöre sahip olmak istemiyorlar” diye konuştu.

"Türkiye, yapıcı bir rol oynayabilir"

Hunder açıklamasında, Türkiye'nin oynayabileceği role de değindi. Yaklaşık 300 bin Tatarın anayurdu olan Kırım’da gerilimin uluslararası boyuta ulaştığını belirten Hunder, Türkiye'nin yapıcı bir rol oynayabileceğini kaydetti. Hunder, Türkiye'nin, Ukrayna’nın önemli ekonomik ortaklarından biri olduğuna ve NATO üslerinin Türkiye'de bulunduğuna da dikkati çekti.

Kırım Tatarlarının son yıllarda vatanlarına döndüğünü ve eski huzurlarına kavuşmaktan mutlu olduğunu belirten Hunder, Tatarlar'ın Moskova yönetimini istemediklerini, Ukrayna yönetimine bağlı kalmak istediklerini vurguladı.

Hunder, "Şu anda kimin Tatarların sesi olacağı konusu önemli. Mesele artık dünyanın önde gelen oyuncularının dahil olduğu bir hale dönüştü. Bu yüzden Rusya , ABD, İngiltere bu işin bir parçası. Türkiye’nin de bu sürecin bir şekilde parçası olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

“Putin doğalgaz kartını oynayabilir”

AA muhabirinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in önümüzdeki dönemde Ukrayna ve Avrupa’ya karşı doğalgaz kartını kullanıp kullanmayacağını sorması üzerine Hunder, “Evet kullanabilir. Gaz konusunun Ukrayna ekonomisinin şimdiden etkilemeye başladığını görüyoruz. Rusya borsası ciddi düşüş yaşadı. Gazprom hisseleri değer kaybetti. Bu durumun Rusya ekonomisine de zarar verdiğini görüyoruz” yanıtını verdi.

Uluslararası Para Fonu’ndan bir heyetin bu hafta içerisinde Kiev’i ziyaret edeceğini ve hali hazırda Ukrayna Ekonomi Bakanı ve Maliye Bakanı’nın gerekli mali hesaplamalar üzerinde çalıştığını belirten Hunder, “Daha önce ilan edilen rakamlar derin araştırmalar olmaksızın son derece hızlı hesaplanmıştı. Ukrayna, IMF paketine kesinlikle ihtiyaç duyuyor. Biz yaklaşık 20 milyar avro civarında bir yardımın yapılmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

“Batı tek bir sesle konuşamıyor”

İngiltere’deki Ukraynalılar Kuruluşu’nun Başkanı Zenko Lastowiecki ise bu hafta içerisinde İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ile görüşmeyi planladıkların belirtti. Gündemde birkaç senaryo bulunduğunu kaydeden Lastowiecki, "En iyi senaryo tabi ki Putin’in yolundan vazgeçmesi. Kırım’ı işgali için herhangi bir gerekçesi yok. Ama ben bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum. Diğer seçenek de bu durumun kısıtlı bir savaşa neden olması. Batının asker göndermek gibi isteği ise yok" diye konuştu.

Batıyı, Ukrayna için gereken adımları atmamakla eleştiren Lastowiecki, Batının Rusya'ya uygulayabileceği yaptırımların ise etkisiz olacağını savundu. Lastowiecki, şunları kaydetti:

“Rusya’nın G8’den çıkarılması Putin’in umurunda bile değil. Putin’in elinde doğalgaz var. Elinde gaz olduğu müddetçe, Batı her zaman Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde olmak isteyecektir. Putin, Napolyon gibi en iyi savunmanın saldırmak olduğuna inanıyor. İngiltere ve Avrupa için de tehlikeli bir durum. Batınınki sadece kelime savaşı. Putin, bu meselede hep bir adım önde. Batı onu hep geriden takip ediyor. Batı tek bir sesle konuşamıyor. Somut bir çözümle gelemiyorlar."

"Batı'nın yaptırım gücü kısıtlı"

İngiltere'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Chatham House üyesi Keir Giles de konuya ilişkin kaleme aldığı makalede, Rusya'nın, 2008'de Gürcistan'la yaşanan askeri krizden, komşularına karşı askeri güç kullanmanın uzun vadede getirisi olduğunu öğrendiğini kaydetti.

Batı'nın Kırım'da olanlarla ilgili Rusya'ya yaptırım gücünün kısıtlı olduğuna dikkati çeken Giles, "ABD Başkanı Obama, İngiltere Başbakanı Cameron ve Batılı liderler, Rusya'yı askeri bir müdahalenin bedelleri olacağı konusunda uyardı. Ancak Moskova olası cezaları ciddiye almıyor. Rusya ayrıca, bu cezaların kısa sürede sona erdiğini geçmiş tecrübelerinden biliyor. 2008'de Batı, Gürcistan'daki krizden endişe duymuştu. Ancak bir yıl sonra Rusya'nın ABD ve NATO ile ilişkileri düzelmişti" ifadelerini kullandı.

Giles, Ukrayna'nın Rusya'ya karşı mücadele kapasitesinin sınırlı olduğunu belirterek, "Kiev'deki geçici hükümetin yavaş tepkileri dolayısıyla, Kırım'daki kriz tırmandı. Batı'nın Ukrayna'yı korumak için askeri müdahalede bulunması ise muhtemel gözükmüyor" dedi.

Budapeşte Memorandumu nedir?

Batı'nın Rusya'ya sıklıkla uyması çağrısında bulunduğu, tam adı "Güvenlik Teminatlarına ilişkin Budapeşte Memorandumu" olan memorandum, Ukrayna, Rusya, ABD ve Birleşik Krallık tarafından 1994 yılının Aralık ayında imzalanan resmi bir anlaşmadan çok, diplomatik belge niteliği taşıyor.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından eski Sovyet bloku ülkelerinin nükleer silahlardan arınmasına ilişkin imza koyan ülkelerin taahüdlerde bulunduğu diplomatik belgeyle Ukrayna, Sovyetler döneminden topraklarında bulunan tüm nükleer silahlardan arınma sözü verdi. Ukrayna'nın tuttuğu bu söze karşılık da memoranduma imza koyan Rusya ve Batı ülkeleri Ukrayna'nın bağımsız bir ülke olarak egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstereceği taahhüdünde bulundu.

Bazı uluslararası hukuk uzmanları, Budapeşte Memorandumu’nun uluslararası hukuk anlamında bağlayıcılığı olduğunu söylese de yaptırımın bulunmadığına dikkati çekiyor.

AA

Son Güncelleme: 04.03.2014 11:57
Anahtar Kelimeler:
Ukrayna
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.