NSU cinayetleri önlenebilir miydi?

2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren Neonazi terör hücresi NSU hakkında ortaya atılan yeni bir iddia “Cinayetler önlenebilir miydi?” sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.

NSU cinayetleri önlenebilir miydi?

2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren Neonazi terör hücresi NSU hakkında ortaya atılan yeni bir iddia “Cinayetler önlenebilir miydi?” sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.

23 Şubat 2014 Pazar 17:43
488 Okunma
NSU cinayetleri önlenebilir miydi?
BERLİN

Almanya’da 1994-2002 yıllarında iç istihbarat için muhbirlik yapan Michael von Dolsperg, sekizi Türk 10 kişiyi öldüren Neonazi terör hücresi NSU hakkında çarpıcı iddialarda bulundu.  

Der Spiegel dergisine konuşan Dolsperg, 1998 yılında NSU üyeleri Uwe Mundlos, Uwe Böhnhartd ve Beate Zschaepe'nin saklanacak yer aradıklarını öğrendiğini ve iç istihbarat konumundaki Anayasayı Koruma Teşkilatı’na ilettiğini, ancak onlarla irtibata geçme konusunda kendisine olumsuz yanıt verildiğini açıkladı.

1990’lı yılların sonunda aşırı sağcı çevreleri daha yakından izlemek için iç istihbarat teşkilatının isteğiyle dergi çıkardığını ve şiir akşamları düzenlediğini anlatan Dolsperg, bu şekilde tanıştığı Andre Kapke’nin 1998 yılında kendisine, üç arkadaşının gizlenmesine yardımcı olup olamayacağını sorduğunu aktardı. “Düşünmek için süre istedim ve muhbirlerden sorumlu olan yetkili Alex’i aradım” diyen Dolsperg, kendisini telefonla arayan Alex’in olumsuz yanıt verdiğini açıkladı.

39 yaşındaki "Tarif" kod adlı eski muhbir, üçlünün kendisi sayesinde yakalanması durumunda deşifre olabileceği endişesiyle, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın kendisine olumsuz yanıt verdiğini düşündüğünü kaydetti.

Der Spiegel dergisi, Dolsperg’in o dönem verdiği istihbaratın değerlendirilmesi durumunda, NSU üyeleri Uwe Mundlos, Uwe Böhnhartd ve Beate Zschaepe'nin 1998 yılında yakalanabileceğini ve cinayetlerin önlenmiş olacağını yazdı.

Neonazi zanlılar Uwe Böhnhardt, Uwe Mundlos ve Beate Zchaepe, 1998 yılında patlayıcı yapma şüphesiyle Jena kentinde haklarında başlatılan soruşturma üzerine izlerini kaybettirmiş, bu tarihten sonra polisten kaçarak sahte kimliklerle yaşamaya başlamıştı. Zanlıların NSU terör örgütünü kurdukları, sekizi Türk 10 kişinin öldürüldüğü cinayetleri işledikleri ise 2011 yılı kasım ayında ortaya çıkarılabilmişti. Polis ve istihbarat tarafından 1990’ların sonundan bu yana şüpheli olarak görülen zanlıların yıllar boyunca yakalanamamaları ve cinayetlerin arkasında Neonazilerin olduğunun ancak 2011 yılında ortaya çıkarılabilmesi, Alman kamuoyunda büyük tartışmalara yol açmıştı.

İç istihbarat iddiaları doğrulamadı

Eski istihbarat muhbiri Dolsperg’in Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamalar, iç istihbarat konumundaki Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından doğrulanmadı.

Alman haber ajansı DPA’ya açıklamalarda bulunan Anayasayı Koruma Teşkilatı sözcüsü, o dönem muhbir olan Dolsperg’ten yeraltına çekilen aşırı sağcı üç şüpheli hakkında bilgi istendiğini ancak kendisinden bu yönde herhangi bir bilgi alınmadığını, eldeki dosyalar ve çalışanların ifadelerinin de bunu doğruladığını öne sürdü.

Ancak Der Spiegel’in haberinde, eski muhbir Dolsperg hakkındaki dosyanın, NSU skandalı sonrasında Anayasayı Koruma Teşkilatı’nda imha edildiği ortaya çıkan dosyalar arasında bulunduğuna dikkat çekilerek, bunun kuşkuları artırdığına işaret edildi.

Anayasayı Koruma Teşkilatı sözcüsü ise ellerindeki tüm belgeleri ve imha edilmiş dosyalardan kurtarılan bilgileri Federal Meclis NSU Cinayetleri Araştırma Komisyonu’na ilettiklerini, bunlar arasında iddiaları destekleyecek unsurlar bulunmadığını kaydetti.

Der Spiegel’e NSU konusunda ilk kez çok geniş açıklamalarda bulunan eski muhbir Michael von Dolsperg, bir süredir yaşadığı İsveç’te aşırı sağcılar tarafından tehdit telefonları aldığını, bu nedenle endişeli olduğunu da anlattı.  

AA

Son Güncelleme: 23.02.2014 17:44
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.