Evet, sevgili dostlar geçmişten beri gelen önemli bir teşkilat olan ‘’Tapınak Şövalyeleri’’ hakkında maalesef birçok kişi yanlış bilgiye sahiptir.
Oysa araştırıldığında Tapınakçıların felsefesinden, kuruluş amacına ve bugün ise var olup olmadığına kadar birçok soru az da olsa bazı bilgilerin netleşmesini sağlamaktadır. Haçlı seferleri sırasında ortaya çıkan bu gizli teşkilatın adının da bir manidarlığı vardır.
Mescid-i Aksa’da toplanıp yemin ettikleri için Tapınak Şövalyeleri adını almışlardır. Çünkü Mescid-i Aksa bir ibadet yeri yani onlara göre ‘’Tapınak’’ olduğu için bu isimle anılmışlardır. Da Vinci’nin kitabında Tapınak Şövalyelerinden ‘’Kutsal bilginin muhafızları’’ diye anılmaktadır.
Tapınak Şövalyeleri veya Mabet Şövalyeleri, resmî olarak iki yüzyıl boyunca faaliyette bulunmuşlardır. Fransız Soylusu Hugues de Payen tarafından 1119 civarında Kudüs'te Hıristiyan hacıları korumak için 9 şövalyeden oluşan bir grup kurdu.
Katolik Kilisesi tarafından resmî olarak 1129 yılında tanınan tarikat kısa zamanda güçlenmiştir. En güçlü zamanlarında askerî varlıkları 20.000'i bulmuştur, fakat bunların sadece % 10'u tarikata bağlı şövalyelerdir.
Tarikatın ömrü neredeyse Haçlı Seferleri'yle eş olmuştur. Beyaz renkteki eşyaları üzerindeki kırmızı haçlarıyla Tapınak Şövalyeleri zamanlarının en korkulan savaşçılarından olmuşlardır.
Günümüzde de varlıklarını ve Sırlarını koruyarak amaçlarına devam etmektedirler. Tarikatın askerî kanadı savaşlarda ün kazanırken tarikata bağlı diğer gruplar Avrupa genelinde ve Topraklarda geniş ölçekte yapılanmışlardır.
Kutsal Topraklarda ve Avrupa'da birçok mevzi inşa eden tarikat, bankacılık ve para transferinin ilkel bir formunu bularak Hıristiyan hacılara büyük kolaylıklar sağlamıştır.
Haçlı Savaşları'nın ardından tarikata büyük borçları olan Fransa Kralı IV. Philippe'in kâfirlik ("Katolik olmayan" anlamında) ve eşcinsellik gibi suçlamalarla, Tapınak Şövalyeleri'nin ortadan kaldırılması için Papa V. Clemens'e yaptığı baskıların neticesinde 1312'de tarikat ortadan kaldırılıp tüm mal varlığına el koyulmuş ve Tapınakçılar cadı avında olduğu gibi yakılarak öldürülmüşlerdir.
Son olarak 19 Mart 1314'te Jacques de Molay ve beraberindeki tarikat üyeleri kazığa bağlanarak yakılmak suretiyle idam edilmişlerdir.
Clairvaux'lu Bernard, kurucu şövalyelerden birinin yeğeniydi, Troyes kentinde toplanan konseyde tarikatı Papa'ya anlattı ve Papa tarafından resmî olarak onaylandılar.
Bundan sonra Papa II. İnnocentius tarafından yayınlanan özel bir fermanla tarikat mensupları bütün ülke sınırlarından serbestçe geçme, vergi ödememe ve Papa dışında hiçbir otoriteye karşı hesap vermeme gibi geniş haklara sahip oldu.
Papa'dan gördükleri bu destek sonrasında Avrupa genelinde soylulardan para, arazi ve askerî destek gördüler.
Tarikat kazandığı bu güçle kısa zamanda gelişti. Haçlıların Kutsal Topraklarda kazandıkları savaşlarda büyük etkileri oldu.
Ayrıca ellerine geçen mali güçle ilk çek sistemi sayılabilecek sistemi geliştirdiler. Kutsal Topraklara gidecek kişi Avrupa'daki bir tarikat mensubuna parasını yatırıp sadece tarikata üye kişilerin çözebileceği kodlama ile yazılmış bir mektup alırdı.
Daha sonra gideceği yere vardığında oradaki üyeden yatırdığı parayı alırdı. Böylece soygunlarda can ve mal kaybı önlenmesi amaçlanmıştı.
Tarikat bağışlar ve kendi yatırımlarıyla elde ettiği gelirlerle Avrupa'nın ve Ortadoğu'nun birçok yerinde kiliseler ve kaleler kurdu.
En güçlü zamanlarında Kıbrıs Adası, tarikatın yönetimi altındaydı.
Günümüzde çokça duyduğumuz bir söylem vardır; ‘’Faiz Lobisi’’ işte o zamanın en etkili faiz lobisi Tapınakçılardı.
Faizcilik ve bankacılıkta çok ilerlemişlerdir. Tapınakçıların kendilerini başarılı birer banker olarak kanıtlamalarında tuttukları titiz kayıtların ve müşterileriyle girdikleri tarafsız ilişkilerin büyük rolü vardır.  
Kayıtlar Paris Tapınağı’nın bir banka olarak ne kadar meşgul olduğunun açık bir kanıtıdır. Kayıtlarda -sekiz sayfalık parşömen- tarih, görevdeki Tapınakçı’nın ismi, yatırılan miktarın yanı sıra, kim tarafından, hangi hesaba yatırıldığı ve paranın nereden geldiği belirtilmiştir.
Her günün sonunda, toplanan paralar saklanmak üzere sağlam odalara götürülürler. Bu süreçte Paris Tapınağı’nda aktif 60 hesap vardı ve hesap sahipleri arasında saraylılar, din adamları, önemli soylular ve Tapınak çalışanları bulunuyordu.
Noel'de, Paskalyada, Ascension’da ve ayrıca birlik için özel önemi olan Vaftizci Yuhanna gibi azizlerin günlerinde çalışılmazlardı.
Bu tarihlerin dışında, Tapınak temelde müşterilerin ihtiyacına bağlı olarak iş yapardı. Papalık da finansal ihtiyaçları için Tapınakçılar’a güvenir hale gelmişti.
Tapınakçılar 1163 gibi erken bir tarihte bile Papa III.Alexander'in (1159-1181) bankacılığını yapıyorlardı. Aynı zamanda II. Philip'in başında olduğu Capetian hanedanının finansal işleriyle de ilgileniyorlardı.
Günümüz dünyasındaki Finans yapılanmasında da hala Tapınakçıların sözü geçmektedir. Bu kadim teşkilat, bu işlerin ustası haline dönüşmüştür.
Dünya siyasi arenasında Tapınak Şovalyeleri büyük yer tutuyor. Özellikle eskiden de olduğu gibi Ortadoğu onlar için sürekli önemli ve bize bırakılmayacak kadar değerli. Yani biz Müslümanlara…
Bu arada Vatikan’da Türkiye’de çok önemli işler yapıyor ama maalesef tam olarak diğer teşkilatlar gibi önemsenmiyor. Belki de bilerek…
Hatta geçmişte büyük bir Katolik teşkilat olan Vatikan’ın en önemli teşkilatı Malta Şövalyeleri Merhum Turgut Özal’a da üyelik takdim ettiler. Tabii Turgut Özal Müslüman olduğu için kabul etmiyor.
Amaç zaten Türkiye’de Turgut Özal’a şirin görünmek ve Türkiye’de rahat hareket etmektir. Yine baktığımız zaman geçmişte Saadettin Tantan’da ‘’Bu Ülkede Tapınak Şövalyeleri var’’ dedi.
Daha sonra başına gelmeyen kalmadı. Önemli makamda olan bir kişinin bu tarz bir söylemde bulunması büyük bir cesaret örneği idi.
Zaten bu söylemden sonra Saadettin Tantan ismi silinip gitmişti.
Görüldüğü gibi Tapınak Şövalyelerinin siyasi gücü de ekonomik gücü gibi epey fazladır. Tapınakçıların en önemli özelliklerinden biri de çok iyi gizlenmeleridir.
Ülkemizde de bunların uzantısı epey mevcuttur. İlla ki doğrudan o yapının devamı olmasına da gerek yoktur.
Yeni kurulmuş bir teşekkül bile bu ismi taşıyıp bu hedefleri sürdürebilir.
Yazıda da bahsettiğim gibi ismen olmasa da cismen tapınakçıları aratmayan oluşumlar ve faaliyetler söz konusudur. Onlara dokunanın sonu hiçte iyi olmuyor. Psikolojik Harbide iyi uyguluyorlar.
Türkiye’de de bazı devşirme siyasilerin çoğu bunlara hizmet etmektedir. Bu siyasilerin bazıları bellidir. Ayrıca bazı iş adamları da önemli hizmetkârlarındandır.
Bu Teşkilatın Masonik bağlantısına da başka bir yazıda değineceğim, çünkü bu yolla Türkiye’de önemli yerlere gelmiş isimler vardır.
Bu önemli siyasilerin bazıları şimdi ki Papa I.Francis, 2004 yılında Kardinal iken Türkiye’de bir konferansa katılmış ve burada, şuanda da aktif olan bazı siyasilere ‘’Vatikan Nişanı’’ vermiştir.
Bu siyasiler kimdir? Bu aralar hangi görevdedirler? Hepsini bir başka yazımda yazacağım. Şimdilik yazımı geleneksel hale gelen ve son söz ile bitiriyorum…
Ve son söz: ‘’Düşmanın görüneni değil, görünmeyeni tehlikelidir’’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.