‘’Değişim’’ deyince hepimiz çok havalı cevaplar veriyoruz ama aslında hiçbirimiz değişmeye o kadar da hazır değiliz. Her yeni yıl başladığında, her sorun için çözüm ararken, ‘’Değişmek’’ masaya geliyor, konuşuluyor, sonra unutuluyor. 

Hepimiz rutinlerimize bağlıyız, alıştığımız, konfor alanı belirlediğimiz adacıklarımızda, ‘’huzur’’ diye tanımladığımız yerde durmak istiyoruz; tanımadığımız, merak etsek de çekindiğimiz o başka kıyılara, bir türlü gidemiyoruz. Sonra bizim değiştiremediklerimizi hayat bir anda değiştiriveriyor ve bir bakıyoruz ki ona da alışmışız!

Bence 2022’nin en önemli mesajı daha yıl başlamadan kendini gösteriyordu: Ne kadar değişebileceğiz? Ne kadar hazırız? İşe yaramadığını bildiğimiz rutinlerimizi, ezberlerimizi, ilişkilerimizi, alışkanlıklarımızı, değiştirmeye cesaretimiz ve isteğimiz var mı? Hayatın ‘’yeniden başlat’’ düğmesine basmaya var mıyız?

Oldukça zorlu bir aralık ayından sonra bence durup düşünme, karar verme zamanı. Değişmeye varsak, bir yerden başlamalı. Hem kişisel, hem de toplumsal olarak elimizi taşın altına koyma vakti. Üstelik bunu hiçkimse için değil, sadece kendimiz için yapmalı.

Biz değişirken mevsimde yavaş yavaş değişecek: Anneannemin deyişiyle, ‘’Önümüz yaz’’!

7. Tepedeki Şato: ‘’Bulgur Palas’’

Zamanla kaderine terk edilmesine rağmen görkeminden hiçbir şey kaybetmeyen tarihi yapılar hangimizin içini acıtmıyor ki…

İstanbul’un gizemli şatosu ‘’Bulgur Palas’’ bunlardan biriydi.

Yedi tepeli İstanbul, çarpık kentleşme ve mülklerinin çeşitli eller arasında dağılıp durması nedeniyle; ‘’yedi tepe’’ imajını uzun süredir yitirmiş durumdaydı. 

Son iki senedir İstanbul’daki tarihi bina ve eserlerin restorasyon çalışmalarında seri ve başarılı işlere imza atan İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, sevindirici bir haberi daha geçtiğimiz bahar ayında duyurmuştu.

Marmara’dan bakıldığında şehrin siluetinin önemli bir görüntüsünü teşkil eden, heybetli bir şatoyu andıran, uzun süredir atıl vaziyetteki tarihi ve gizemli Bulgur Palas binasını kültür kompleksine dönüştürmek üzere satın aldı.

100 yılı aşkın tanıklığına inişli çıkışlı dönemler sığdıran Bolulu Habib Bey Konağı olarak da bilinen tarihi yapının hikâyesi; 2. Meşrutiyet’ten Milli Mücadele yıllarına, görkemli yıllardan ödenemeyen borçlara, Boğaz’dan Cerrahpaşa’ya uzanıyor.

Şimdi ise kütüphane, arşiv, bilgi – belge merkezi, sergi salonu oluşturularak şehri yedinci tepesinden izleyebileceğimiz tarihi seyir terası da yeniden şehir hayatına katılmak üzere gün sayıyor.

Kentin ‘’Alternatif Vizyon Mekanları’’

Sinematek

Kadıköy’ün çekim noktası olmasında kültürel mekanlar elbette önemli yer tutuyor. Yoğurtçu Parkı civarında yürürken bembeyaz tarihi bir köşk dikkatinizi mutlaka çekecektir. Burası Jak Şalom öncülüğünde ve Kadıköy Belediyesi katkısıyla kurulan  Sinematek / Sinema Evi. 

Yıllar öncesinin Sinematek Derneği’nin mirasını yaşatırken, izleyenlere belirli bir perspektif sunarak sinema tarihine yön veren akımlara yer veriyorlar. 

Randevuyla hizmet verecek olan sinema arşivinin erişime açılması için hazırlıklar ise sürüyor. Sinematek, ocak ayı sonuna kadar Alman Dışavurumculuğu üzerine film gösterimlerine devam edecek. 

Programların tüm detaylarına sinematek.kadikoy.bel.tr adresinden, biletlere ise bilet.kadikoy.bel.tr internet adresinden ve Sinematek gişesinden ulaşabilirsiniz.

Podcast

Bir şarkının hikâyesi, bir müzisyenin mücadelesi, bir döneme damga vuran melodiler, her şeyi değiştirme gücüne sahip notalar. Latin, hip – hop, pop, caz, rock. Podcast seçenekleri çok zengin.

Rolling Stone – Music Now

Müzik tarihinin en saygın dergilerinden biri olan Rolling Stone, yeni medyaya da en hızlı uyum sağlayan mecralardan biri. Derginin editörleri ve yazarlarının hazırladığı yayınlarda, müzik piyasasına dair son haberleri ilk kaynaktan öğrenebilmenin yanında, özel röportajları da dinlemek mümkün. 

Caz Karavanı

Temel soru: ‘’Caz Müziği Nedir?’’ müzik yazarı Eray Aytimur bu sorudan yola çıkarak, türün dikkat çeken müzisyenleri ve konuklarıyla her yönüyle caz dünyasını konuşuyor. 

Amin Maalouf, Fransız Akademisi’ne Kabul Konuşması

Ya bayıldım, ben böyle şeylere çok duygulanıyorum. İnsanın tüm hayatını vakfettiği bir uğraşın meyvesini bu biçimde alması, böyle onurlandırılması ne kadar güzel. 

Amin Maalouf’un ünlü Fransız Akademisi’ne kabul konuşması ve aynı törende gelenekler uyarınca bir başka üyenin kendisini takdim konuşmasını içeriyor bu mini kitap, ama içinde Fransız diline, edebiyatına, geleneklerine dair de çok şey var. 

Maalouf gibi göçmen (ve hata belki sürgün) bir yazar için bu törenin ne anlama gelmiş olabileceğini düşünce iyice hislendim okurken. Bazı gelenekler çok güzel bence. ‘’Dinle anıların solumasını…’’

Ben, Tonya: 

Karanlık, komik, canlı, gerçek bir hikaye

2017’de gösterime giren bu filmi ben henüz bu yılın ilk gününde izleme fırsatı buldum. 

Bu nasıl zirvenin kıyısından dönmektir Tonya!?

Karakteri oluşturan farklı etmenler vardır. Bunların bir kısmı çevresel etkenler, bireyin ne olmak istediği ve bu konuda harcadığı çaba ile alakalı olsa da bir kısmı ne yapılırsa yapılsın aileden ileri gelir. Birey, ailesinin benzeri ya da zıttı olsa da iş tanımlamaya geldiğinde sıfır noktası genellikle ailedir. 

Artistik buz pateni dünyasına burnundan soluyan bir boğa olarak kapıyı kırarak giren Amerikalı Tonya Harding’in zor kazanılmış yükselişi ve paldır küldür düşüşünün gerçek hikayesini konu alan bir kara komedi I,Tonya. 

Harding, Amerika’da o zamana kadar hiçbir patencinin denemeye bile cesaret edemediği üçlü Axel hareketini çatır çatır yapmaya başlayınca olimpiyatlarda ABD’yi temsil etme seviyesine kadar yükselip Olimpiyat dördüncüsü olur. 

Etkileyici bir biyografik dram

Annesinin psikolojik ve yer yer fiziksel olarak uyguladığı şiddetin sonucunda karakterini buna göre şekillendiren ve yapamayacağı söylenerek aşağılandığında sinirlenerek kendisini daha güçlü hisseden Tonya’nın hayatını mahveden yalnızca istismarcı annesi değil aynı zamanda psikolojik anlamda dengesiz ve aşırı sevgisiyle zarar verebilen bir karakter olan partneri Jeff Gillooly’dur. 

Tüm bu yaşananlar fazlasıyla trajik bir hikayenin basitçe üzerinden geçirilmiş parçaları olsa da ağırlığını hissettirebilecek kadar yoğun olan Tonya Harding’in yaşam öyküsü, Craig Gillespiel’nin ellerinden kurgunun da yetkinliğiyle mizahını adeta dans ettiren ancak yaşananları basitleştirmeyen karanlık, komik ve neresinden tutarsanız yaşayan, capcanlı bir hikaye. 

Yaşadığı trajediyi, bu trajediye sebep olan geçmişini izleyiciye öyle iyi geçiren bir film ki, Amerika’nın nefret etmek üzere konumlandırdığı bir kadından muhteşem bir anti – kahraman yaratmayı başarıyor. 

Margot Robbie’nin performansı muazzam. Film için buz pateni öğrenmesi, gerek karakterinin karanlık yönünü karikatürize etmeden yansıtabilen başarının, gerekse izleyici karşısına çıktığı her sahnede adeta parlaması I, Tonya’nın en büyük artılarından biri. 

Gerçek röportajlardan sahneler, mizansenle iç içe sokulunca, anlatımı röportajlara yıkma işi filme bir yük olmaktan ziyade filmi yükselten değerlerden biri olmuş.

Oyunculukları kadar kurgusuyla da şiir gibi akan film, mizahi tonunun karakterleri ve senaryosu kadar ritmik bir biçimde uyarlanan ve karakterleri perdeye neredeyse birebir yansıtan I, Tonya, kendi fırsatını kendisi yaratan ve bütün ihtimalleri zorlayan Tonya Harding’in skandalla sonlanan kariyerinin aynı anda karanlık ve mizahi olmayı başaran ikircikli bir yansıması.

Rachel Cusk, ‘’Çerçeve’’

Aradığımı bulamadım. Bu üçlemeden emin olamıyorum. Ya çok orijinal bir şey ya da ölümüne sıkıcı, hala karar veremedim. İlk kitabı bitirdim. Sanki hafif bir Javier Marias ya da Julian Barnes tadı alacağım gibi geldi en başta, heyecanlandırdı ancak devamı pek yavan gitti. 

Bana kalırsa bu kitapta eksik bir şeyler var; ilki mizah. Elbette ki mizah şart değil ama bu kitabın donukluğunu biraz alırmış gibi hissediyorum. İkincisi de anlatıcının olayların fazla dışında oluşuydu sanırım. 150 sayfa boyunca ağzından olaylar okuduğumuz anlatıcıya dair bende oluşan fikir çok bulanık, çok silik. Sadece gözlemliyor ve aktarıyor, kendisine dair daha net bir fikir edinebilmek isterdim. Bunun yazarın bilinçli tercihi olduğunun ve aslında cesur bir deneme yaptığının farkındayım ancak bu yöntemin –en azından bu kitapta- iyi çalıştığını düşünmüyorum. 

Özetle, içinde ilişkilere dair bazı zihin açıcı tespitler barındırmakla beraber, donukluğundan ötürü bir türlü içine giremediğim bir kitap oldu kendisi.  Yine de diğer 2 kitabı okuyacağım.

2022 neyi değiştirmek istiyorsanız başardığınız ‘’o yıl’’ olsun! 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.