Rusya Bilimler Akademisi’den Dr. Miroslava Derenko liderliğinde uzman bir ekibin yaptığı son araştırmada, bugünkü Moğolistan ve çevresinde yaşayan 1437 erkeğin DNA’ları incelendi. Uzmanlar, insanın genetik bilgilerini taşıyan DNA’nın, babadan oğula geçen Y kromozomlarını mercek altına aldılar. Şaşırtıcı sonuca göre Asya’da yaşayan yaklaşık 16 milyon erkeğin soyu, 800 yıl önce yaşamış ortak bir dededen geliyordu. Bu kişinin yüzlerce, hatta belki binlerce çocuğu olması gerekiyordu.

Bilim adamları, o dönemde bu kadar fazla çocuk sahibi olma imkânına sahip tek kişinin, 1165’te doğan 1227’deki ölümüne dek Kore’den İran’a uzanan devasa bir imparatorluğa hükmeden Cengiz Han olduğunda hemfikir. “Cengiz Han kromozomu’nun” en çok Kazaklar’da görüldüğünü belirten uzmanlar, bu güçlü hükümdarın Asya dışında tespit edilen ilk torununun da, kuzeybatı İngiltere’de yaşayan bir muhasebe profesörü olduğunu buldular. Bilimsel olarak hesaplanan torun sayısı sonucu; Cengiz Han’a Asya ve Avrupa’nın babası yakıştırması çok da yanlış olmasa gerek. 

Peki kimdir bu güçlü hükümdar?

Cengiz Han’a Cengiz Han ya da doğum adıyla demirci anlamına gelen Temuçin, 1162 yılında doğdu. Cengiz Han, 13. Yüzyılın başında Orta Asya'daki tüm göçebe bozkır kavimlerini birleştirerek bir ulus haline getirdi ve o ulusu Moğol siyasi kimliği çatısı altında topladı. Dünya tarihinin en büyük askeri dehalarından biri olarak kabul edilen Cengiz Han hükümdarlığı döneminde Pasifik Okyanusu'ndan Hazar Denizi’ne ve Karadeniz'in kuzeyine kadar uzanan bir imparatorluk kurdu.

Bozkır geleneğinden gelen “onlu” teşkilatı kullanarak Meritokratik (liyâkata bağlı) bir ordu meydana getiren Cengiz Han’ın büyük bir asker olarak ün kazanmasının temelinde, kurduğu posta teşkilatı ve casus ağı ile istihbarat sanatına verdiği büyük değer önemli bir yer tutar. Seferleri sonucunda, pek çok şehir tahrip olmuş ve milyonlarca insan da katledilmişti. Ancak Cengiz Han Yasası adı ile metinleştirilen kurallar ile işkenceyi yasaklayıp, zanaatkârlar, doktorlar, belli bilgi becerisi olan eğitimli kişiler ve her dinden din adamlarına, hangi milletten olursa olsun aralarında bir ayrım yapılmaksızın saygı gösterilmesi ve vergiden muaf tutulmalarını kanunlaştırmıştır. Cengiz Han, halkının yazıya sahip olmasını sağlamak için Uygurlardan önemli şahısları başkenti Karakurum’a çağırmış ve Moğolca için Uygur alfabesini uyarlatarak bunu çocuklarına da öğretmesini istemiştir. Cengiz Han'ın, düşmanlarına ve kendisine ihanet edenlere karşı acımasız ve sert bir tavır sergilerken kendisine sadakat gösterenleri de o derecede mükâfatlandırdığı görülmektedir. Küçük yaştan itibaren zorluklar ve yok olma tehlikesi içinde yaşamış bu nedenle kendine yardım eden herkesi kardeşi ve babası gibi görmüş ve davranmıştır. Hükümdar olduğu zaman gençlik yıllarında verdiği mücadele esnasında yanında olan herkesi mükâfatlandırmıştı. 

Tayciutlara esir düştüğü zaman kaçarken onu evinde saklayan Sorhan Şira ve çocukları, çalınan atlarını bulmak için at hırsızlarının peşindeyken tanıştığı ve çok iyi dost olduğu Bughurçi, Camuka ile savaşı esnasında yaralandığı zaman onun yarasını iyileştiren ve karnını doyuran Celme ile yine Camuka ile savaşında atını öldüren oku atmasına rağmen gelip bağlılığını bildiren Cebe’yi en yüksek mevkide rütbelerle mükâfatlandırmıştır. En karakteristik vasıflarından biri de hainlere karşı duyduğu nefretti. Kötü duruma düşen efendilerine ihanet ederek kendisine yaranacaklarını sananları derhal idam ettirir, düşmanı olan hükümdarlara sonuna kadar sadık kalanları da hizmetine alarak mükâfatlandırmıştır. 

Mükâfatlandırılacaklarını umarak Kerayatların lideri Tuğrul'un oğlu Sangum'u yerini söyleyen onun seyisi ile Camuka'yı yakalayıp Cengiz Han'a teslim eden beş arkadaşının da akıbeti felaket olmuş, öz hanlarına ihanet edenleri bütün nesilleri ile yok edin emrini vererek onları infaz ettirmiştir. Pekin'in fethinden sonra ele geçirilen esirler arasında yer alan Jin Hanedanına hizmet etmiş Liyaso Tunglu bir prens te vardı. Ye Liyu Çutsay adındaki âlim Cengiz Han'ın dikkatini çekmiş; asırlarca size düşman kesilmiş bir hanedana niçin hizmet ediyordun diye sorunca Ye Liyu Çutsay'ın:

“Babam ve ailemden birçok kimse onların hizmetinde bulundu benim de başka türlü yapmam münasip olmazdı” şeklinde cevap vermesi Cengiz Han'ın hoşuna gitmiş, demek ki bana da sadıkane hizmet edebilirsin demişti. Ye Liyu Çutsay, Cengiz Han'a sadakat yemini etti ve ölene kadar onu yanından ayırmadı.

Cengiz Han, insanları seçme ve onların yeteneklerini ortaya çıkarma konusunda da oldukça başarılıydı. Mukhuali, Cebe, Subutay her biri ayrı ayrı onunkilerle eş değer askeri zaferler kazansalar da hiçbir zaman bundan kişisel bir çıkar sağlamayı düşünmediler. Onları kendinden kopmayacak şekilde bağlamayı başardı ve hiçbir zaman ihanete uğramadı. 1206'dan sonra ölene kadar 21 yıl boyunca kimse onun hükümdarlığını sorgulamadı. Düşmanı olmayanlara karşı da oldukça lütufkârdı. 

Güney Çin'deki Song hanedanının elçisi Meng-hung yanından ayrılırken, her önemli şehirde birkaç gün durun, ona en güzel şaraplar, en güzel kokulu çaylar ikram edilsin, şerefine güzel yüzlü kadınlar çalgılarını tıngırdatırken yakışıklı gençler flüt çalsın emrini vermişti. Her tür eğlenceyi çok severdi. Büyük tutkusu avın yanı sıra ayak topundan da çok keyif alırdı. Song elçisi Meng-hung'un aktardığına göre bir gün haber yollayarak; bu gün top oynadık niçin gelmedin dedi. Elçi davet edilmedim dedikten sonra her şölende oyun ya da top oynandığında gelip bizimle eğlenmeni bekliyorum demişti. Meng-hung, o gün şölene katılan sekiz kadınının göz kamaştıran beyaz yüzleri var ve çok güzeller diyerek onun zevkini över. İçki içmekle birlikte ayda yalnızca üç kere sarhoş olunmasını öneriyordu. Lüks giysilere ve gösterişe meraklı değildi. Her türlü görkemli unvanı reddetti. Uygurların verdiği şatafatlı unvanları kullanmak istemedi. İranlı bir kâtibin onu tanıtmak için kullandığı süslü ifadeleri gülünç ve çirkin buldu. Cüveynî ve Makrizî, onun eğitimli kişiler ve her dinden din adamlarına saygı duyduğunu, aralarında bir ayrım yapılmasını yasakladığını anlatmaktadırlar. Cengiz Han kurallı yaşamın başarısına inanmış birisi olarak gönümüze kadar gelebilmiş yasalar yapmıştır.  Moğolların yazısı olmadığı için Uygur alfabesi ile yazılan bu yasalar, çok sert maddelerden oluşuyordu. 

Silahla kurduğu devleti kalemle yönetmek isteyen Cengiz Han, bozkır bir kavim olan Moğolları geliştirerek yükseltmeyi hedefliyordu. Bu yasalara bağlı kalındığı sürece devletin ayakta duracağına dair inancı tamdı. Kendisinden sonra da okunup uygulanabilmesi için, yasaları tomarlara yazdırarak prenslerin ve bilgelerin hazinelerine koydurttu. 

Cengiz Kağan'ın hayatını kaplayan bütün gizemlere ek olarak Kağan'ın nasıl öldüğü da belli değil. Yapılan hesaplara göre Cengiz Han 25 Ağustos 1227 yılında büyük bir ihtimalle iç kanamadan öldüğünde 65 yaşında idi. En sık anlatılan hikâyeye göre kendisi 1227 yılında attan düşerek yaralandı ve bu nedenle hayatını kaybetti. Ancak bazı başka kaynaklar kendisinin sıtmadan veya dizine gelen bir oktan öldüğünü de ifade ediyor. Hatta bir kaynakta kendisinin Çinli bir prensesle beraber olmaya çalışırken öldürülmüş olabileceği de iddia ediliyor. Hayatını nasıl kaybetmiş olursa olsun Cengiz Kağan mezarının gizli kalması için çok uğraştı. Efsaneye göre Cengiz Kağan'ın vasiyeti doğrultusunda atlarla mezarının üzerinden defalarca geçilerek toprakta herhangi bir iz kalmaması sağlandı ve daha sonra mezarını gören herkes öldürüldü. Bazıları ise cesedin Karakurum’a getirilerek Onon ve Kerulen nehirlerinin kaynakları civarında bulunan kutsal Burhan-Haldun dağında gizli bir yere gömüldüğünü söylemektedirler. Cengiz Han’ın mezarı bütün arkeolojik aramalara rağmen hâlâ bulunamamıştır.

Cengiz Han’ı gadarlıkla suçlayanlar. Bir de 19. Yüzyıl öncesinde dünyadaki devletlere egemen olan hanedanlıkların hükümdarlığa geçmek veya hükümranlığı elde tutmak için kendi öz evlatlarını, anne ve babalarını nasıl yok ettiklerini bilseler gerek!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.