Avrupa Ordusu (PESCO) konusu yeni bir konu değil, 2013’ten bu yana ABD ile AB arasında süren, perde arkasından, başta Rothschild Ailesi olmak üzere, başka küresel aktörlerin de desteklediği bir başkaldırı süreci. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana süregelen ABD’nin baskılarından bunalan Avrupa kendi ordusunu, kendi savunma sistemini kurmak için hazırlılar yapıyor. ABD de, her fırsatta, bu hazırlıkları dinamitlemek için elinden geleni yapıyor.

ABD’nin Avrupa Ordusu’nun kurulmasını önleme operasyonlarını, 2013’ten bu yana, eski CIA direktörü John Brennan yürütüyordu. Brennan, Obama’nın İç Güvenlik Danışmanı olduğu dönemde kaleme aldığı “Avrupa Ordusu” konulu raporunda, bu silahlı gücün ancak Türkiye’nin NATO’dan ayrılarak katılması sonucunda başarılı olabileceğini belirtmişti. O günden bugüne Brennan, katıldığı her toplantıda, Pentagon’un Türkiye’yi kontrol altında ve ABD yörüngesinde tutmasını öneriyor. 

Avrupa Ordusu (PESCO) konusu yeni bir konu değil, 2013’ten bu yana ABD ile AB arasında süren, perde arkasından, başta Rothschild Ailesi olmak üzere, başka küresel aktörlerin de desteklediği bir başkaldırı süreci. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana süregelen ABD’nin baskılarından bunalan Avrupa kendi ordusunu, kendi savunma sistemini kurmak için hazırlılar yapıyor. ABD de, her fırsatta, bu hazırlıkları dinamitlemek için elinden geleni yapıyor. 

ABD’nin Avrupa Ordusu’nu engelleme girişimlerinin en bilineni, İngiltere’nin bir referandum oyunuyla Avrupa Birliği’nden çıkma kararı alması. Referandum öncesinde yoğun bir şekilde uygulanan “Avrupa Birliği üyeliği yüzünden İngiltere’nin geleceğini ülkeye akan yabancı işçiler belirleyecek” temalı algı operasyonu özellikle yaşlı seçmeni etkilemiş ve sandıktan Brexit kararı çıkmıştı. İngiliz gençler bu sonuca karşı büyük tepki göstermişler, referandumun yenilenmesini istemişler, fakat sonuç değişmemişti. 

Dışardan bakıldığında, İngilizlerin özgür iradeleri ile Avrupa Birliği’nde kalıp kalmama konusunu oyladıkları bir referandum gibi görünse de, bu referandumun aslında, İngiltere’yi Avrupa Birliği’nden koparma, Avrupa Birliği’ni çökertme operasyonu olduğu artık herkesin bildiği bir “sır”. ABD ile Avrupa arasında, Avrupa Ordusu eksenli bir gizli savaş bütün hızıyla sürmektedir. Bu konuya ana hatlarıyla değindiğimiz “Avrupa Ordusu” başlıklı yazımızda (17.11.2018) özete şu vurgulamayı yapmıştık:

“Avrupa Ordusu’nun gündeme gelmesinden bu yana, AB, Türkiye’yi yıllardır kapıda bekletmenin, ABD de, 15 Temmuz tezgahına destek olmanın, Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuşatma girişimlerinin, Arap Birliği Ordusu’na Türkiye’yi tedirgin edecek şekilde destek vermenin pişmanlığını yaşamakta.. 

Türkiye, 23 AB ülkesinin ‘evet’ dediği Rothschild kurgusu Avrupa Ordusu konusunda kesin kararını vermiş değil. 

ABD de, AB de Türkiye’yi yanına çekebilme çabasında. Washington’ın, Pentagon’un gücünü temsil eden NATO’ya karşı bir PESCO’nun kurulabilmesi Türkiye’nin kararına bağlı.”

Türkiye’nin Avrupa Ordusu’na ilişkin kararı, küresel dengeleri altüst edeceğinden, çok önemli. Türkiye’nin nefes alışları bile izleniyor. Türkiye’nin Avrupa Ordusu’na “evet” demesi, ABD’nin “küresel lider” sıfatının sonu demek. Türkiye yakından izleniyor, gücüne güç katacak adımlar atması engellenmeye çalışılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Yeni bir Skykes-Picot paylaşımına izin vermeyiz” çıkışına karşılık, her fırsatta “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız” diyen ABD’nin Savunma Bakanı Mattis, “Türkiye’nin operasyonlarını önlemek için sınır bölgelerine konuşlanacağız” diyor.

İngiltere’yi AB’den koparan Brexit referandumu da, Macron’un Fransa Cumhurbaşkanlığı koltuğuna taşınması da, Fransa’yı Afrika’dan, Ortadoğu’dan uzaklaştırma operasyonları da, Trump’ın Macron’a karşı sergilediği tavırlar da, Almanya’nın Başbakanlık koltuğuna, Merkel’in yerine, amansız rakibi Friedrich Merz’i oturtma hazırlıkları da, YPG/PYD’nin eğitilip donatılarak ordulaştırılması da, Rus Büyükelçisi Karlov’un öldürülmesi de, Rus savaş uçağının düşürülmesi de, 15 Temmuz darbe girişimi de,  Arap Birliği Ordusu da, Kaşıkçı’nın İstanbul’da katledilmesi de Avrupa Ordusu’nun kurulmasını engelleme girişiminden bağımsız gelişmeler değildir. Bu sıraladığımız başlıkların herbirini açtığımızda, arka planda, ABD’nin Avrupa Ordusu’nun kurulmasını önleme çabalarını görüyoruz. 

ABD’nin Avrupa Ordusu’nun kurulmasını önleme operasyonlarını, 2013’ten bu yana, eski CIA direktörü John Brennan yürütüyordu. Brennan, Obama’nın İç Güvenlik Danışmanı olduğu dönemde kaleme aldığı “Avrupa Ordusu” konulu raporunda, bu silahlı gücün ancak Türkiye’nin NATO’dan ayrılarak katılması sonucunda başarılı olabileceğini belirtmişti. O günden bugüne Brennan, katıldığı her toplantıda, Pentagon’un Türkiye’yi kontrol altında ve ABD yörüngesinde tutmasını öneriyor. 

Çünkü, ABD’nin öncelikle kendi çıkarlarını ön planda tutması nedeniyle giderek NATO’dan uzaklaşan Avrupa Birliği’nin, yıllardır kapıda beklettiği Türkiye’yi en kısa yoldan AB üyesi yapma ve Arap Birliği Ordusu’na karşılık bir Avrupa Ordusu kurma hazırlığında biliniyor. 

TÜRKİYE AB ÜYESİ Mİ OLUYOR?

1.5 yıl aradan sonra Ankara’da yapılan Türkiye-AB toplantısı sonrasında konuşan AB Yüksek Temsilcisi Mogherini, “AB güçlü bir Türkiye ve Türkiye ile güçlü bir işbirliği istiyor” derken, Avrupa Ordusu’ndan da söz etmediğini söylemek mümkün mü? 

Avrupa Ordusu hazırlıklardan haberdar olan ABD rahatsızlığını gizlemiyor. I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 100. Yıldönümü dolayısıyla Paris’te düzenlenen törene katılan ABD Başkanı Trump, Elysee Sarayı önünde kendisini karşılayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un elini sıkmamış, NATO çatısı altından çıkma, Avrupa Ordusu kurma hazırlıklarını ima ederek, “Biz gelmeseydik, Almanca konuşuyor olacaktınız” demişti.

Paris’teki tören öncesinde Trump’ın Macron’a karşı sergilediği küçük düşürücü davranışları değerlendiren yorumcular, ABD’nin, nükleer bir güç olan Fransa önderliğinde bir Avrupa Ordusu’nun kurulması hazırlıklarından son derece rahatsız olduğunu dile getiriyorlar.  PKKK uzantısı YPG/PYD’yi eğitip donatarak ordulaştırması yetmiyormuş gibi, Suudi Arabistan önderliğinde bir Arap Birliği Ordusu oluşturma çalışmalarının da, Avrupa Ordusu’nu ve Türkiye’nin bu oluşuma katılmasını engellemeye yönelik gelişmeler olarak değerlendiriyorlar

BRENNAN, “AVRUPA ORDUSU MUTLAKA ENGELLENMELİ” DİYOR

Pentagon, görevden alınmış olsa da, eski CIA direktörü John Brennan’ın Avrupa Ordusu’nun kurulmasını önleme konusundaki önerilerine değer veriyor. Pentagon, bir taraftan Avrupa Ordusu’nun kurulmasını engellemeye, Avrupa Birliği’ni parçalamaya çalışırken, diğer yandan, Avrupa Ordusu’nun omurgasını oluşturabilecek Türkiye’nin Avrupa Ordusu’na “evet” demesini önlemek için, bir dizi operasyon yapıyor. Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuşatacak bir Terör Koridoru oluşturmak, YPG’yi eğitip donatarak ordulaştırmak, Arap Birliği Ordusu’nu oluşturmak Türkiye’yi çevreleme, yalnızlaştırma operasyonlarıdır. 

Bu bağlamda, 15 Temmuz darbe girişiminin de, Türkiye’yi ABD yörüngesinde ve NATO çatısı altında tutabilmek amacıyla düzenlenen bir Pentagon operasyonu olduğuna inanılıyor. Bu operasyonla, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kadrosu belli bir amaca yönelik olarak değiştirilecek ve Türkiye Avrupa Ordusu komutanlığını devraldığında, bu yeni silahlı gücün başında NATO’da eğitim görmüş bir komutan bulunacaktı. Yani, Avrupa Ordusu dolaylı yoldan kontrol altına alınmaya çalışılacaktı.

KRALİÇE HENÜZ SON SÖZÜNÜ SÖYLEMEDİ

İngiltere Brexit çalışmalarını sürdürürken, Avrupa Ordusu’nun fikir babası İngiltere Savunma Bakanı Gavin Williamson, Kraliçe’yi ABD yörüngesine girmekten caydırmaya çalışıyor. Wiliamson, diğer Avrupa ülkelerini de yanına çekebilmek için, Fransa, İtalya ve Türkiye ile bir ortaklık çatısı oluşturmak istiyor. Kraliçe henüz son sözünü söylemedi.. 

Bu konudaki gelişmeleri yakından izleyen ABD, Türkiye’nin bu ortaklık içinde yer almaması için elinden geleni yapıyor. YPG/PYD’nin ordulaştırılması da, Arap Birliği Ordusu’nun kurulması da, Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda katledilmesi de Avrupa Ordusu (PESCO) kapsamında Türkiye’ye verilen uyarı mesajları olarak değerlendirilmelidir.

Macron, “ABD’den bağımsız kendi ordumuzu kurmazsak, güvenliğimiz tehlikede” diyor, ama Avrupa Ordusu’nu Rothschild Ailesi ile Pentagon arasındaki mücadele çerçevesinde değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olur.

Kurulmak istenen Avrupa Ordusu’nun, Avrupa güvenliği için değil, yeni bir küresel bir kapışmada NATO ve Pentagon’u etkisiz kılabilmek için planlandığını savunuluyor. ABD’nin askeri uzmanlarından Daniel Ellsberg, ‘Avrupa Ordusu (PESCO) kesinlikle kurulmamalı. Avrupa Ordusu, ABD’nin sonu olur. Çünkü Washington’ın gücü ABD Silahlı Kuvvetleri ve NATO’nun gücüyle sınırlıdır’ söylemi, ABD’nin Avrupa Ordusu kurulma çalışmalarından duyduğu rahatsızlığın nedenini özetlemektedir.

“Brexit kararına rağmen  İngiltere’nin perde arkasından desteklediği, görünürde, nükleer bir güç olan Fransa’nın başını çektiği Avrupa Ordusu, yalnızca Ortadoğu ve Akdeniz’de değil, Asya’da da etkili olacak. Çünkü, ABD ile çıkar çatışması yaşayan Rusya ve Çin’in de Avrupa Ordusu’na bir şekilde destek vermeleri beklenen bir sonuçtur.”

“Çin’in Avrupa Ordusu’na destek vermesi durumunda, ABD’nin Afganistan’da da, Asya içlerinde de etkili olabilmesi mümkün değildir. Yeni İpek Yolu’nun önünü kesmek için hazırlıklar yapan ABD karşısında Çin’in, Avrupa Ordusu’na ilgisiz kalması beklenemez. 

Suriye’deki kazanımlarını elde tutabilmek için ABD ile mücadele eden Rusya’nın da Avrupa Ordusu’na ilgisiz kalacağı düşünülemez.”

“Avrupa Ordusu, küresel dengeleri altüst edebilecek gelişme; arkasında küresel finans baronları var. Avrupa Ordusu fikri, ünlü para sihirbazı Soros’un Pentagon’un yörüngesine girmesi sonucu doğdu. Pentagon, bütün gücüyle, bu ordunun hayata geçirilmesini engellemeye çalışıyor.”

Görüldüğü gibi, Avrupa Ordusu, yalnızca Avrupa’nın güvenliği ile sınırlı bir gelişme değildir; ABD kadar Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren bir tarihi olaydır.  

Adını ne koyarsanız koyun, küresel çapta bir paylaşım kavgası yaşamaktayız. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.