Birinci bölüm

ÖNSÖZ

Yeşil Divriği: Sivas’ın Yeşil Divriği ilçesi,tarihte Selçuklu hanlarının gözde şehri ve kültür sanat merkezi olmakla birlikte, birçok hüzünlü kara sevdanın da yaşandığı beldelerimizdendir. Örnek,(Kesdoğan Efsanesi; Kale komutanı Şahin Şahın oğlu Ertuğrul beyle ,Ermeni papazının kızı Belkıs’ın dillere destan aşkı)’

Kara sevdalar Kerem ile Aslı’dan Leyla ile Mecnun’dan bu güne destanlarla,türkülerle şiirlerle günümüze ulaşmışsa da bir çoğu yaşandığı zamanda sevenlerin- sevilenlerin gönlünde giz olup gitmiş.

1915’li yıllar; savaşların,sürgünlerin,yoksulluk kıtlık ve depremlerin olduğu zamanlar.O zorlu yıllarda; hısımlarımızdan iki gencin yaşadığı ve törenin katı yasaklarıyla hırpalanmış kutsal aşkını (AŞKINA KURBAN)’ı burada yörenin şivesiyle babaannemden dinlediğim kadarıyla anlatmaya çalışacağım. Saygılarımla 

GARA GADİR(Kara Kadir): Memleketin ileri gelen ailelerinden birinin tek evladıdır,uzun boylu, sırım gibi karayağız bir delikanlıdır.Lakabı da renginden dolayı Gara Gadir(Kara Kadir)’dir . Doğduğun da babası O’nu beşik kertmesi olarak amcası kızına söz kesmiştir. Asker dönüşü hemen evlendirilecektir. Kadirin amcası tek evladı kızı Saniye’yi - Kadire vererek, soylarının devam etmesi ve mülklerinin sülale içinde kalmasını sağlamak istemektedir.Ancak Kadir askerlik dönüşü muhtar Mehmet Efendinin evine gitmiş ve muhtarın kızı Periza’yı gördüğünde yıldırım aşkına tutulmuştur.

PERİZA:Muhtar Mehmet efendinin biricik nazlı kızı ,yedi erkek kardeşin kıymetli bacısıdır.Yeşile bakan ela gözleri,beline kadar inen örgülü sarı saçlarıyla, güneş gibi sımsıcak bakışlarıyla güzeldir.Aile Perizayı çok sevmektedir, gerek sarışınlığı gerekse her sabah dut pestili ile cevizi dürüm yapıp yemesi; Periza’ya bastık kız lakabının takılmasına sebep olmuş ailesi onu bastık kız diye sevmeye başlamıştır. Periza’nın bir dediği iki olmaz ilkokula gitmek istemiş ağabeyleri muhafazakâr dindar olmalarına rağmen yaz tatillerinde kuran kursuna gitmesi şartıyla ilkokula yazdırmışlardır. Periza ilkokul beşi bitirdiğinde başını kapalı, kuranı hatmetmiş hatun bir genç kız olarak,düğünlerde,gor mevlütlerinde bindallısını giyerek bir afeti-devran gibi salınmaktadır.

MUHTAR MEHMET EFENDİ :Memlekette hatırı sayılır,namazında -niyazında halim selim biri , geniş bahçelerle çevrili yedi köşeli konağında yaşlı kayınvalidesi Hatice nine , eşi vahide hatun ve sekiz çocuğuyla mütevazii mutlu bir hayat sürdürmektedir.

HAFIZ HALİL:Perizanın ağabeyi yedi erkek kardeşin en küçüğüdür. Hafızdır, Halilin nefesi kuvvetlidir, dualarla okumaya başladığında bir nohut tanesini duvarın yüzünde yürütecek kadar tesirlidir,Perizayla aralarında az yaş farkı olduğundan, Perizaya diğer ağabeylerinden daha çok yakındır.Babalar en son duyar anlamında Perizanın bir derdi olsa hemen abisi Halile anlatır.Ayrıca paylaştıkları önemli bir sır daha vardır. Halil komşu kızı Naciye’yi sevmekte Periza’nında bu sevgiye aracılık edip Halil’in yazdığı dualarla karışık güzel, latif sevda sözlerini mektuplarla Naciye’ye götürmesidir.

AHMET :Kadirin asker arkadaşı,sırdaşı ,kapı komşu oğlu, can dostudur.

Güneşli bir öğlen vakti iki asker arkadaşı Kara Kadir ve Ahmet Ulucami de Cuma namazına yetişmek için adımlarını hızlandırıp acele ediyorlar..

Ahmet-Una gardaş yolu niye uzatıysın ki ? zaten vahıt dar,hoca minareye çıktı-çıkacak bögünde bu yoldan gideydük.

Kadir-Olmaz ağam Periza merak eder , şimdi pencerede beni gözlüyordur,geçenlerde babamla ,amcam cumayı birlikte kılalım dedi onların yanında muhtarın evin önünden geçemedim,Periza beni görmezse gece uyuyamıyormuş.

Ahmet-Yav gardaş eyide sen emmin gızıyla evlenmeyecekmiydin nerden çıktı bu sevdalık?

Kadir-Ne sen sor ne ben söyleyim,muhtar Mehmet amcaya babamın bir işi düştü, evlerine gittim,kızıymış ayran özeme getirdi ,bardağı elime aldım başımı kaldırmamla beynimden vurulmuşa döndüm ,bir çift ela göz beni benden etti gardaş.

O günden beri çarşıya da dükkana da,camiye de nere gitsem, Perizayı görmek için evlerinin önünden geçiyim

Ahmet-Heee heyırlı olsun O’da saaa gayıtlimi bariii?

Kadir-Her pencereye bakışımda perdeyi kaldırıp bana gülümsüyor,yollarımı gözlüyor mektuplaştık.Dayımların arka bağ onlarınkine bitüşük ,ben dayımlara gittim yengemde gidip Perizayı çağırdı orda cövüz ağacının altında görüştük.

Ahmet- Vallahamı deyisin, peki gız senin amcan kızıyla evleneceğini bülüymü?

Kadir-Hayır bir türlü tumbuna getirip söyleyemedim,söyleyebilecekmiyim onuda bilemiyorum namazda duaları şaşırır oldum,kafam hep bu sıkıntıyla meşgul.Allahtan bana bir kolaylık vermesini diliyorum.

Ahmet- Bak hele! Gardaşımaaa! üzme tatlı canını biz ne güneyiz Kadirim, emret aga yaaa sana peri gızları feda olsun , aile seni zorla evlendiriyorsa bir zaman sonra sevdiğini, Perizanı kuma getirirsin böyle gönlü yarda, canı harda olmaktan eyidür.

Kadir-Ah canını yediğim gardaşım sana kolay geliyor tabiii ,ben nasıl evin tek nazlı kızını, yedi gardaşın bir bacısını, goskoca Muhtar Mehmed efendinin kızını kuma isteyeyim memleket tu lanet eder bana yahu.

Ahmet- Haklısın galiba kızın küçük kardeşi hafız Halil de benim eyi dostumdur,doğru sözlü mert , kıyak adamdır yanlış yapamazuh.

Kadir-Ben de onu deyim ya ,kövden olsa gaçur getür.

Ahmet-Olum ben sana kıyamıyom, gara sevdanın sonu daşlı tarla(mezarlık) derler, ona göre artık ya gaçırırsın, ya da babasından istedürsün. Sen önden camiye gir , benim abdest almam lazım,namazda buluşak hele bir yol dualara sarılalım Allah kerimdür.

Perizanın hayatı mahalleden kız arkadaşları Şükriye ve , Naciye ile bahçede oturup nakış işlemek, mani söylemek ,Kuran kursu’na gidip hoca hanımın ve caminin işlerini görmekle ve tabiki de kendi konaklarının işleri arasında geçmektedir.Gençliğinin ilkbaharı onaltı yaşında Halil’i görünce O’nunda yüreciği hop etmiş bu sevginin kara sevda olacağını bilmeden aşk deryasına kapılmış gece gündüz hayalinde Halil’i yaşatmaktadır.Artık o günden beridir namaz vakti toyhanenin caddeye bakan penceresi önünde yerini almakta Halil’in camiye geçişini izlemektedir, anasının gızım her ezan vakti nereye gayboluysun demesi Periza’nın ana başım ağrıyı birez başımı yastuğa goyamda gelem demesine yol açmıştır.

Periza arka bahçede kullanılmayan kör kuyunun başında dolanıp duruyor acaba gece Kadir kuyuya mektup salladımı ki? heyecanla etrafına komşu pencerelere bir göz atıp kuyuyu kapatan büyük taşın kırık tarafındaki küçük taşa bağlanmış ipi çekiyor, ucunda bağlı zarfı özenle katlayıp göğsüne sakladıktan sonra yere dökülmüş aluçarları(yeşil erik) ‘ın çürüklerini ineğe vermek için tenekeye toplamaya başlıyor.Sırada avluyu süpürmek var,ondan sonra da abdesthaneyi temizlemeli diye düşünürken. O arada mektubu da okumalı nasılsa anası onu hâlâ temizlik yapıyor sanacak .

‘’Perigülüm

İlk bakıştığımız günü,hatırlıyormusun? hani evinize gelmiştim,baban sana seslendi, kızım bize yoğurt özeme yapta getir , gara Gadirim aslanım gelmiş dedi.O gün yüzünü tülbendinle dolamıştın, tepsiyi tutarken örgülü sarı saçların omzundan iki yana dökülüyordu,,göz- göze geldiğimizde bayılır gibi oldum inan.Yüreğim göğsümden fırlayacak gibiydi,o günden beridir gönlümdesin,benimlesin.

Pencerenizin kanadını açık göremediğim gün kaygılanıyorum içim daralıyor, seni o dantel perdeleriniz arasından bana bakarken görmek; tüllü,duvaklı gelin gibi hayalimdesin ceylanım, Câmide rekatları duaları şaşırır oldum.Allahım affetsin ‘’sevmek ibadettir’’ demiş dervişin biri,

Bütün duaların özü sevgidir Periza

Hangi dua anlatmaz ki sevdamızı

Ben doğduğum geceye sığınıyor Ya Kadir diyorum

Rabbimden seni diliyorum

Dualarımdasın ;

Ceylan Gözlüm…..

Periza daha mektubun ilk satırlarını okurken annesi damdan çağırmaktadır ’’- huuu Perizaaaa gız Perizaa.. kime sesleniyim ? gayisileri serdim astarda daha birez yer var erükleri topladıysan getür ki çir dökem.

Periza mektubu acele göğsüne saklar ve hemen anasına koşar,helbet ıssız bir köşe bulacak ve mektubu okuyacaktır.

Devam edecek..


Sözlük-

Hafız : Kur'ân-ı Kerîm'i baştan sona ezbere bilen kişi.

Afeti devran : Devrin en güzel hatunu

Gayitlimi : Gayle alıyormu umursuyormu.

Toyhane : Eski konaklarda düğün,toplantı ve eğlencelerin düzenlendiği genişçe salon

Aluçar : Yeşil erik

Bülüyümü : Biliyormu

Tumbuna getirmek : Fırsatını bulmak ,uygun zamanı denk getirmek anlamında

Canı harda olmak : Gönlü ateşte yanmak anlamında

Taşlı tarla : Mezarlık için kullanılan deyim

Tü lanet etmek : Kınamak yüzüne tükürmek

Abdesthane : yüz numarada denir,genelde avlularda yapılmış tuvaletlerdir, her ne kadar içinde abdest alınmasa da abdestin ön şartı taheretlenmekten dolayı tuvaletlere abdesthane denilmiştir.

Gayisi :Kaysı

Çir :Kaysı ve Erik meyvelerinin kurusu

Astar ;Üzerinde meyve sebze kurutulan,dut silkelenirken altına serilen büyükçe kalın beyaz bez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ela yilmax 2016-11-13 12:52:38

hulya aslani severiz

Avatar
Yusuf YILMAZ 2016-11-14 08:36:55

sevgili hülya hanim yazinizi zevkle okudum kulnmiş olduğunuz divrigi lehçesini ustalikla kullanmişsiniz eksiksiz abartisiz elinize yüreginize sağlik bir aşki sevdayi iki genç arasindaki olanlari ne güzel dile getirmişsiniz okudukca insan kendisini yaşar gibi geçmişe gidiyor çok teşekkürler kalemine sağlik

Avatar
sait cürek 2016-11-16 10:56:44

hikaye o kadar çok dağılmış ki ben bile toparlayamadım :)

Avatar
Hülya Aslan @sait cürek 2016-11-16 19:42:39

sait cürek bey,hikaye de giriş,gelişme(serim) ve sonuç olur siz kendinizi toparlayıp bu kural çerçevesinde tekrar okuyunuz lütfen.dağılma değil gelişme(serim)

Avatar
Murat Güzel 2016-11-16 20:26:24

Şimdiye kadar okuduğum duyduğum en iyi şive ve anlatım. ..Gerçek Divriği dili ve lehçesi çok başarılı. .Bize bu hikayeyi kazandırdığınız için minnet ve teşekkürlerimi bir borç bilirim Hülya hanım.

Avatar
Hülya Aslan @Murat Güzel 2016-11-17 17:14:52

murat bey yorumunz için teşekkür ederim memleketimin dili tatlı insanı hakikatlıdır.hşikaye 100 yıl öncesinde yaşanmış olup artık o şiveyi konuşanlarda gerçek dünyaya göç etmişlerdir biz şöyle tarihe bir göz atıp hatırlayalım istedik ben öncelikle ''önce vatan gazetesine' çok teşekkür ediyorum yer verdikleri ve sizlere ulaşmamı sağladıkları için ayrıca tüm okurlara en derin şükranlarımı sunuyorum selam saygımla