AŞKIMIN GÜLÜ
Şiir: Hülya ASLAN


Sevdanı serimde bildim bileli
Mecnun’un çölünde delinim- deli
Saklan yüreğimde dermesin biri
Aç gönül bahçemde aşkımın gülü 

Törenin kuralları ile yüreği arasında kalan Kadir çok sıkıntılı günler yaşamaktadır,düğün günü gelmiş çatmış, Kadir hâlâ Periza’ya yüreğini açamamıştır,Periza’nın duyduğun da  ne tepki vereceğinden çok korkmaktadır. Allah korusun sevdiğine inme falan gelirse, ya aklını oynatırsa , Kadir çok uzun zamandır namazda ve dualarında Rabbinden çare ve aydınlıklar dilemektedir ,ancak  söylemelidir ,Kadir  Palangada pancar tarlasında Perizayla  buluşmaya ve ailesinin; O’nu beşik kertmesi olduğu amcası kızıyla evlendirmek istediğini anlatmaya karar verir.
Kadir- Ahmet  benim Palanga  da tarlada bir işim çıktı, kavaklığa gidip  bakmam lazım sende gelirsen barabar gidek.
Ahmet –Yine ne düşündün  gardaş dalıp dalıp gediysin valla halını begenmiyim haberin ola.
Kadir-Perizayla  onların tarlada buluşup görüşecem,böyük anamın alaca çadırınıda yanıma alıp tarlaya yaklaşınca başıma örteceğim .
Ahmet-Yav sen ne dedigünü duyuymusun olum alaca çadır örtünüp  garımı olacan? nedir senin bu romantik işlerin? Perizamıdır,perimidir ,melekmidir!  saçından duttuğun gibi  at atın terkisine,  zati  bir gün duyulacak bari erkekliğin şanına zeval getirme.
Kadir-Irgatların beni tanımalarını istemem Periza için dikkatli olmam lazım gızın adını çıkarırsam bana tüh olsun.
Harman  zamanı altın başaklar arasında  tırpan çeken,orak sallayan,pancar toplayan ırgatlar  arı gibi çalışmaktadırlar, sulak bir ova olan Palanga’ya tabiat ana cömert davranmış, dereler  sularıyla ovayı bereketlendirip,yemyeşil cennetten bahçelere çevirmiş. Güneş  buğday başaklarını sarartmış şifalı nimetlere dönüştürmüş. Fakat böylesi güzel bir ovada,tarlanın şeker pancarından daha tatlı olan bir şey varsa oda Kadirle Perizanın sevdasıdır.
  Periza- Ninesini ırgatların gölgelendiği mola yerine götürüp; Ninem sen dinlen, ben biraz yemlik toplayıp gelecem .
Hatice Nine-Bastık  gızım sen aluşuk degülsün gün vurur başına güneş geçer, aha şo benim alaca çadırımı başına ört önlüğümüde beline bağlada eyle get.Tarlanın tumbundan yeriyesin ekinlerin arasında yılan çıyan olur dikkatli ol bir hışırtı duyarsan hemene oradan gaçasın .
Periza da alaca çadır denilen yöreye ait beyaz kareli çarşafa bürünmüştür,Kadirde aşkı uğruna aynı çarşafa bürünmüştür,ikiside henüz biçilmemiş ekin tarlasına doğru yürür buğday başakları arasında kaybolurlar .
Kadir_ Yaşadığım sürece sen benim yüreğimde yaşayacaksın, kavuşamazsak bilki ben ölmüşüm, yada ölüm kadar uzaktayımdır. Eğer beni seviyorsan sabret ,dua et seni çok sevdiğimi bil.
Periza’nın dili varmaz, yüreği dayanmaz sormaya çekinir bu konuşma vedamıdır,elvedamıdır? sımsıcak Ağustos gününde ılık- ılık esen rüzgar birdenbire  karadağdan esen karayel gibi  ikisinide  üşütür.Ekin başakları dalga- dalga salınırken, gelincikler boyun büker, pancar tarlası acı biber gibi gönlünü yakar kavurur.
Periza- Yoksa askere gerimi çağrıldın bu kadar ümitsiz konuşman neden halbusaki beni isteteceğin günü dört gözle beklemekteyim.Zaman  hızla geçmiş bize geldiğin gün daha  dün gibi, bu gözler senden başkasını görmez, her yerde hayalin karşımda,bu eller senden başka el tutamaz.Allah şahittir ben seninim ,senin helalinim  hemen şimdi al beni  ister  dağlara kaçır ,ister bilinmez uzak köylere götür, kimseler bulamasın izimizi.
Kadir- Teslimiyetini  aldım kabul ettim  Allahın huzurunda yemin olsun ki helalim olarak kalbimde kalacaksın sonsuza kadar, ancak ben seni telinle duvağınla atlas yorgan, ipek çarşaf içinde rüya gibi bir gecede  sarmak isterim, sen en güzeline layıksın Perigülüm.
Periza kimi zaman derin hülyalara dalarak eline batan iğnenin acısını duymamış parmağından damlayan kan demse ipliği kıpkırmızı  boyamış, adeta kanayan kalbini  mendilin köşesine kızıl bir gül gibi  nakşetmiştir.işte günlerdir lamba ışığında işlediği o  ipek mendili Kadire uzatır.
   Kadir mendili koklayıp, gömleğinin cebine ,yüreğine saklar..Sırtını toprağa yaslamışken  masmavi gökyüzüne dalar, asker arkadaşı Ahmet’in  sözleri  şimşek gibi beyninde çakar . ‘’Kadir ne dert ediyorsun arkadaşım seni zorla evlendiriyorlarsa ,bir zaman sabret,sevdiğini kuma getir,böyle kavuşamamaktan iyi değilmi?demişti.
 Kadir beşik kertmesi olduğu  amca kızıyla hemen evlenmesi gerektiğini,ailesinin  onu zorladığını   Perizaya nasıl söylemelidir ki,kızcağız törenin katı kurallarını anlayamayacak kadar kendisine aşıktır, sevgisini paylaşamaz. Perizanın da gözleri enginlere dalmış bulutlanmış içten içe  gönülleri  yağmurlanmıştır,  fakat ikiside ağlayamazlar.Aşkları ; sinelerine  düşen yağmurlarca berrak,gönüllerine düşen gözyaşlarınca edeplidir Kadir’in yüreği daralır, hemen Perizanın elini tutar,’’ellerine sağlık canım,bu mendil senin  kokunu ,yüreğini  bana getirecek  aşkımın gülü ‘ demekle yetinir.

AŞKIMIN GÜLÜ

Sevdanı serimde bildim bileli
Mecnun’un çölünde delinim- deli
Saklan yüreğimde dermesin biri
Aç gönül bahçemde aşkımın gülü

Uyutup sinende göğsüne sarıp
Yağmur ikliminde benle ıslanıp
Mevsimler geçse de ,baharda kalıp
Aç gönül bahçemde aşkımın gülü.....

Gün doğmaz günüme gittin gideli
Değmesin elime yabancı eli
Yalnızım neyime bu dünya evi
Aç gönül bahçemde aşkımın gülü

Düşmesin dillere kalbimde sevgi
Taşmasın göllere gözyaşım seli
Yazdım şiirlere Ömrümce seni
Aç gönül bahçemde aşkımın gülü
Hülya ASLAN

 O hafta Kadir evlilik arafesindedir ,Periza günlerce  pencerenin önünden ayrılmaz fakat Kadir  evlenmiş cami ve çarşı güzegahı da değişmiştir. Periza ayrılık rüzgarları estiğini anlar  ancak kimselere soramaz,haber alamaz,gizli sevda, karasevdaya dönüşür yakar yüreğini de hasta olur zavallı , artık Kadir’i göremeyecektir,geceleri uyku tutmaz,gündüzler zaman geçmez, olmuştur.Periza Leyla olur geceleri bahçelerde,sokaklarda gezer durur. Adı da deli Perizaya çıkmıştır, geceyarısı evden çıkıp herkes kan uykudayken o Kadir'in konağının önünden geçip kapalı cumbaların gölgesinde Kadir'i arar.
Periza’nın sevda hastalığını; komşu kızları Nahide ile Naciye ve Hatice ninesi birde küçük ağabeyi Hafız Halil bilmektedir,zaten bu aşk  dört kişi arasında saklanıp unutturulmaya çalışılıyorsa da kara sevda yüreğe sığmamış taşmış ve ayan beyan olup gün yüzüne çıkmıştır..
Yine bugün Periza hasta, ninesi'' Soğuk suyla yıkayın, Arap babaya (Yatır) götürün,ağzına yüzüne o mübaregin toprağından sürün gız nazara geldi'' diye çırpınıyor.
Hatice Nine- Evde tütsü yakın, sadaka dağıtın, haber edin yoharı mahlede bir dul avrat varmış , o gelse de gurşun döktürseydük.
 Periza’nın annesi kocasından çok çekinmektedir,her ne kadar Periza  evin tek kızıysa da sonuçta eksik etek, kız çocuğudur. Törelere karşı gelinemeyeceğine ve olmayacak işe âmiin denmeyeceğine göre, bu iş ört bas edilmelidir. Memleketteki itibarları malum kocası muhtar, oğulları hafız, hemi de Kuran okuyarak, bir nohut tanesini duvarın yüzünde tavana doğru yürütecek kadar derin hafızlar, nefesleri tesirli.
Hemen Periza'ya musga yazdurmalı hamayliyi boynuna takmalı diye karar verir kadıncağız.
Hatic nineyle ,perizanın annesinin tüm bu yaptıklarına rağmen Periza günden güne sararmakta solmakta  geceleri kendini dışarı atmaktadır. Periza'nın annesi bu durumu yardımsız halledemeyeceğini anlar komşunun yaşlı kadınlarından yardım ister, kimisi ;
Safiye hala_Vah vah zavallı çocuk geceleyin bir gören olsa içeri çekerler başına çökerler, bacım kızına sahap çık, gardaşlarına söyle, bağlayın gece dışarı çıkamasın.
Periza’nın ağabeyi hafız Halil bu işi yapacaktır. Periza ‘nın gece dışarı fırlayıp, Kadir'in evinin önünden geçmesine engel olacaktır,Kendir denilen ince ipi(sicim) alır bacısının ayak bileğine kördüğümle bağlar ,ucunu da kendi sağ koluna bağlayıp yatarlar.
Periza gece yarısı ağabeyine yalvarır beraberce dışarı çıkıp Kadirin evinin önünden geçmelidirler. Halil tüm duaları okumakta kız kardeşinin sakinleşip uyumasını sağlamak için çaba göstermektedir. Ve Periza  peri kızı ,Kadirin ceylan gözlüsü artık  geceleri ayak bileğine prangalar vurulmuş bir sevda mahkumesidir.
  Gündüzleri evde  Perizaya kocakarı tedavileri devam etmektedir ,mahallenin yaşlı kadınlarından (Gavur Bedriye) lakaplı Ermeni dönmesi  nine Periza için çok ilginç ve o kadarda acımasız bir yol göstermektedir.
Gavur Bedriye -‘' Bu kızı PERİLİĞE(Peri Kayalıkları) götürüp bırakın, bir gece orada kalsın ya korkar ödü patlar ölür, yada düzelir sabahtan gider alursuuz'' demektedir.
Peri Kayalıkları(şeytan şehri) olarak adlandırılan bu yer kasabanın uzak köylerinden Maltepe köyünde  olup,eski  zamanlarda kasabanın ermeni papazının kızını  bir Türk beyine aşık olması sebebiyle buraya hapsettiği etrafına da muhafızlar diktiği söylenmektedir.O hikayede ki kız periler şehrinde ölmüş, fakat ruhu geceleri hep o kayalıklarda kendisini bekleyen muhafızların ruhuyla beraber gezerlermiş.Zaten geceleri kasaba halkı o peri kayalıklarından geçerken hep o gölgeleri görürlermiş.İşte yaşlı komşu teyze de ; çivi çiviyi söker misali Periza o şehirde ya ölür ya da iyi olur diyerek kızı bu sevda mezarlığına sürgün etmektedir.
Hatice Nine-Oğul otu çek köküne bak,boşuna söylememiş böyüklerimiz  herkes aslına çeker  bunlar papaz soyundan helbet bunların dini imanı para sevgüden ne anlarlar bu Ermenilerde kadın gısmına günahkar olarak bakarlar , ya  rahibe olacak, ya melek insan olarak degeri yok. Ben çağamı oralara şeytanlıklara atduramam gendileri getsinler.Haydı şurdan gancık govur!
Ailesi evin kıymetlisi Periza'yı şeytan şehrine atmaz fakat bir başkasıyla evlendirirlerse, kızın düzelebileceğini ,Kadiri unutacağını ümid ederler. Ancak bu aşkı duymayan kalmamıştır. geceler, sokağa çıkıp deli ,divane mecnun gezen. Aşık bir kızı kim alır ki. Çevre köylerden iç güveysi aranmaktadır..Bu duruma karşı çıkan küçük kardeş Halil aileden tepki almakta Periza'ya verdiği destek yüzünden horlanmaktadır.
Periza-Gönül halımdan bilmezler,Gardaşımı hoş görmezler,Her daim dua da dili,Söylesinler hafız gülü ,Oyyy oyyy hafızım Halilim gardaşım….
Periza’ya bir yandan koca aranırken, diğer taraftan da  mahallenin yaşlı bilirkişi hatun ninelerinden derman aranmaya devam ediliyormuş..Ninelerden biri öyle tesirli bir ilaç biliyormuş ki yalnız bulması ve uygulaması çok meşakkatliymiş.
Selvi Hatun- Kızınıza  bu sevdayı unutturacak tek bir ilaç var ki şu bacalara , yüksek  ağaçlara yuva yapan , yavrusunu yiyen, acımasız Leylekler var ya işte kızınızın aşırı sevgisini yok edecek DERMAN bu leyleğin b.....pisliğindedir.
.Periza nın gardaşları bir araya gelip yüksek  ağaçların tepelerinde leylek yuvası aramaya koyulmuşlar, leyleğin  pisliğini getirip hem periye yedircekler, hem banyo suyuna katıp çimdirecekler,ve hemde evde tütsü yapacaklarmış,işte o günlerde Periza'nın dilinden şu ağıt dökülüyormuş.

Periza
Gavim gardaş gelsin ilac eylesin
Kara sevdamıza leylek baba neylesin
Zalım sebeplerinde yüzü gülmesin
Oy gara Gadir ay oldu bedir nerdesin.
Duyulmaz sesin düş gördüm uzak yerdesin

Vardım Iğımbat dağına adaklar ettim yoluna
Hayalını yar eyledim gündüz geceler goynuma
Bu ayrılık vebali de olsun hasımlar boynuna
Oy gara Gadir ay oldu bedir nerdesin.
Duyulmaz sesin düş gördüm uzak yerdesin

Periza sevdiğine, sevdasına ağıtlar yaka dursun  abisi Halil de bu duruma çok üzülürmüş,kız kardeşinin sevmediği biriyle zorla evlendirilmesine içi elvermezmiş.

Hafız Halil-
Tırmanırım selvi boyu
Ben istemem gardaş yolu
Töre etti  bacım deli
Bağlı gezer eli golu
Oyyy oyyy Perizam oyyy

Periza-
Hamayli taktım boylama
Kar etmez kara sevdama
Gardaş babama söyleme
Verirler beni yabana
Oyy oyyy Halilim,gardaşım oyy

Kadir, evleneli sekiz ay olmuş,Periza sekiz ayda deli olmuş, yollara düşmüş yapılan ilaçlar kâr etmemiş.Kadir de töreye karşı gelememiş evlenmişse de yüreğindeki sevdasına da söz dinletememiş oda hastalanmış.

KARA SEVDAYA DÜŞENİN, GÖNÜL GÖZÜ YAĞMURLANIR

Çaltı akar çağıl- çağıl
Giden duymaz bağır çağır
Dağlar taşlar yeğni   kalır
Ayrılık  ölümden  ağır
             Kara sevdaya düşenin   bağrı yüregi dağlanır
             Hasret çeken gül,gülşenin  gönül gözü yağmurlanır
Palanga  düzlügü  harman
Bulunmaz  bu derde  derman
Töre vermiş katle   ferman
Gayır  bizi gadir mövlam
             Kara sevdaya düşenin   bağrı yüregi dağlanır
            Hasret çeken gül,gülşenin  gönül gözü yağmurlanır 
Hülya ASLAN   

DEVAM EDECEK

SÖZLÜK


Yeğni                : Hafif
Yemlik  Otu      : Vitamin ve mineral bakımından zengin olan,çiğ yenebilen,yemeği yapılabilen ekin tarlalarında yetişen şifalı  bitki.
Zeval getirmek : Çökertmek, zarar vermek demektir.
Tump                : Tarla kıyılarında ekilmeyerek bırakılan dar yer,toprak yığını, tümsek.
Beşik kertmesi :  Erkek ve kızın daha beşikte bebekken, gelecekte evlenmesine dair verilen karar.
Alaca çadır      :  Bir kumaş türü Manisa alacası, Tire alacası, Kaşan alacası, Dapul (Hint) alacası, alaca basma, divar izarî. Alaca dan bir çok eşya yapılırdı: Alaca kaftan, alaca heybe, iplik alaca kaftan, alaca çarşaf, alaca minder, alaca kilim, alaca atlas, mak ad (minder), alaca peşgir.
Çadır               : Divriği yöresinde kadınların başlarına örtündüğü çarşaf için kullanılan ad.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sait cürek 2016-11-17 10:50:11

bin karakteri aştığı için sanırım yarım kaldı yazım: ben hikayenin kesdoğan üzerine kurulduğunu düşünmüştüm. hülya hanım'a ''konu dağılmış'' diyerek haksızlık ettiğimi düşünüyor kendisinden özür diliyorum.

Avatar
Hülya ASLAN @sait cürek 2016-11-17 16:52:38

değerli hemşehrim sait bey sizi anlıyorum divriği deyince aklımıza kesdoğan kalesi̇ ve hikayesi geliyor kısmetse kesdoğan kalesiyle ilgili o ünlü hikayeyi de büyüklerimden duyduğum kadarıyla yazmaya çalışacağım sizin hatrınıza hoşçakalınız.