Büyüklerin duasından birisidir. "Allah seni iyilerle karşılaştırsın" sözü. 

Benim de, sevdiklerim için  sık kullandığım bir duadır.  İlk bakışta derinliği pek algılanmayan bu dua, hayatı yaşadıkça, dahası insanları tanıdıkça daha bi önem kazanıyor. 

Dün gözüme çarpan ve konumuzla alakalı olan  bir haberi paylaşmak istiyorum sizinle. 

Songül Yalçın (25), daha önce hazırlattıkları gelinliği teslim almak için düğünlerinden bir gün önce 3 yıllık nişanlısı olan Yunus Emre Akar'ın (32) merkez Osmangazi ilçesi Hüdavendigar Mahallesi'ndeki evine gitti.

İkili arasında takı meselesi ve düğünden sonra yaşayacakları şehirle ilgili tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Yunus Emre Akar, nişanlısını evin banyosunda uzun süre darp etti. Yunus Emre Akar, Yalçın'ın baygınlık geçirmesi üzerine evden ayrıldı. Fatura borçlarını ödeyen damat adayı, yaklaşık 20 dakika sonra eve döndü.

Nişanlısının hala aynı yerde baygın yattığını gören şüpheli, 112 Acil Servis'i arayıp Yalçın'ın banyoda kayarak düşüp yaralandığını söyledi.

Olay yerine gelen sağlık görevlileri, birçoğu başında olmak üzere vücudunun birçok yerinde darp izleri bulunan kadını, Çekirge Devlet Hastanesine götürdü.

Yoğun bakımda tedavi altına alınan Songül Yalçın, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Düşünsenize!

Dile kolay, tam 3 yıl. 3 Yıl boyunca  bir adamı seviyorsun, onu tanıdığını düşünüyor, ona güveniyorsun ve hayatını ona adamaya hazırlanıyorsun. Her şeyin yolunda gittiğine inandığın bir anda, o çok güvendiğin adam tarafından öldürülüyorsun. 

Bazen diyorum ki kendi kendime,  insan olanlardan ziyade insanı oynayanların dört nala koştuğu bir dünyada, iyiyi-kötüyü ayırt edebilene aşkolsun. 

Kime sorsam herkes kendini iyi diye tanımlıyor. Ama hep başkaları kötü.

Peki herkes iyiyse bu kötüler kim? 

Sevgilisini paramparça ederek kesen, karısını kurşunlara dizen, bir sokak kedisini tekmelerle öldüren kim? 

Bir sokak köpeğini arabasıyla ezen ve bundan büyük keyif alan, yeni doğmuş bebeği diri diri çöp konteynırına atan kim?

Minicik çocuklara, önce tecavüz eden sonra zulümle öldüren kim?

Annesine-babasına el kaldıran kim? 

Yapılan kötülüklerin sınırı yok. 

Siz bu konuda ne düşünürsünüz bilmem ama ben konuyu merhamet yoksunluğuna, inançsızlığa bağlıyorum. 

Sormak istiyorum. Bir insanda "sefkat ve merhamet" duygusu kalmazsa, o insana kim ne anlatabilir aşktan ve sevdadan, açlıktan ve yoksuluktan. 

Evet biz görmesek de, görmek istemesek de bugün bir yerlerde bizim çocuklarımız hala "din adı altında kedi kesme ayinleri, "eğlence" adı altında uyuşturucu partileri, "gençlil" adı altında fuhuş alemleri yapıyor. 

Ne yazık ki, anneler ve babalar da haberlerle diziler arasında gidip gelirken, yan odada canavarlaşan yitip giden çocuğuna çok iyi bir eğitim verdirdiğine inanıyor. 

"Şu çocukla biraz ilgilen dendiğinde "yediği önünde, yemediği arkasında" zırvasıyla sözüm ona ebeveynlik yapıyor.  

Ayrıa evde yaşanan şiddet, kavga, gürültü çocuğun içinde yeşermesi gereken merhamet duygularını tümden alıp götürüyor. 

Sonrası yine gazetelerde, "benim çocuğum karıncayı ezemezdi" ezberi. 

Şimdi kendi çocuğuna bu kadar ilgi gösteren, senin çocuğunun derdine dertlenir mi?

Bencillik ve vurdumduymazlık, bir toplumun,  damarlarına bu kadar işlerken, o toplumun geleceğini oluşturacak çocuklardan, yarın sefkat ve merhamet beklemek bencillik sayılmaz mı? 

Demem o ki, kötülerde biziz, kötüleri tohum gibi toprağa ekende yine biz. 

Kötülerin olmadığı bir dünya inşaa etmek çok basit! Herkes elindeki tohumları, sevgiyle eksin ve dünya'ya iyi insanlardan oluşan çiçek bahçesine çevirsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.